3. bölüm · Gerçek Ailem Mi?

Bölüm 3:Kaç abisinin gülü

Gözlüklü Hayalet

Medya: Karaca Turan (İlbilge Karaca AKABEY)

~•~

Benim şaşkınlığımdan istifade bir flaş daha patlamıştı. Bu sefer fotoğrafımızı çeken Çağkan'dı.

"Hadi herkes yemeğe." diyen Bilge Hanım ile yerimden kalktım, Dağhan da ikizleri aldı oturdukları yerden. İkizler hemen babalarına yapışmışlardı. Hep birlikte yemek odasına geçtik ve yerlerimize oturduk. Sağımda Atahan, solumda Balca vardı.

Hizmetli ablalardan biri hepimizin çorbalarını koyunca yemeğe başladık. Bişey eksikti ama ne?

Limon.

Neyin eksik olduğunu bulmuştum, mercimek çorbası hiç limonsuz olur muydu Allah aşkına?

Çorbasını çoktan bitirmiş at ağızlı Atahan'a yemek katan ablaya döndüm.

"Abla limon varsa kesip getirebilir misin?"

"Tabii İlbilge Hanım hemen getiriyorum."

İsmini dahi bilmediğin birine abla derken, kan bağın olduğu iki kadına abla dememek ne kadar garipti değil mi?

Limon gelince gülümseyip teşekkür ettim ve dilimlerden bir tanesini çorbama sıktım, sıkılmış limonun içini elim ile kabuğundan ayırıp ağzıma attım.

Limon dilimlerinden birini daha alıp elimle kabuğundan ayırdım gözüm tuzu aradı, tuz Balamir'e yakın bir yerdeydi.

"Balamir rica etsem tuzu uzatabilir misin?"

"Tabii uzatırım." diyip tuzu uzattı.

"Bu kız bi bize aslan kesiliyor." diye homurdandı yanımdaki Atahan.

Umursamadan limonumu tuzladım ve ağzıma attım. Limon ve portakalı tuzlayıp yemeye bayılırdım. Hele portakal mükemmel olurdu. Çorbamı ve limonları bitirince masadan kalktım ve herkese afiyet olsun diyip odama çıktım.

Annemleri aradım ve yaklaşık yarım saat annem ve babam ile konuştum. Sonra sıcak bir duş alıp kendimi yatağa attım. Bu olanları kesinlikle bizimkilere anlatmam gerekti ama şuan hiç uğraşmak istemiyorum üşenmiştim.

Bende tiktokta gezinmeye başladım. Üstten en sevdiğim youtuberın yeni video bildirimi gelince youtubea girip videoyu izlemeye başladım. Gözlerim ağırlaşmıştı, her ne kadar istemesem de gözlerim kendiliğinden kapandı ve kendimi uykunun kollarına teslim ettim.

~•~

"Uyansana lan eşek."

Sabahın köründe duyduğum sesle yüzümü kırıştırıp diğer tarafa döndüm ve örtüye daha çok gümüldüm.

"Hey yarabbim, ben diyorum uyan sen diyorsun nau nau. Gerçi onu demeye bile tenezzül etmiyorsun anca kıçını dön."

Uyandırılmaktan nefret ederdim, eğer kendiliğimden uyanmazsam o günü çevremdekilere zindan ederdim. Bir insan neden zorla uyandırılırdı ki? Zaten sadece iki gün istediğim saate kadar uyuma hakkım vardı, kalan beş günde ise kargalar daha bokunu yemeden uyanıyordum.

"Heyy, kime diyom lan ben."

Bir anda yattığım yerden doğrulmam ile birinin kafasıyla kafam tokuştu. O biri tabii ki de Atahan'dı!

Elimle kafamı ovuştururken bir taraftan söylendim.

"Eşeğin şeyi mi varda beni sabahın köründe uyandırıyorsun at ağızlı amip!"

"Ne sabahın körü saat sekize bir geçiyor."

"Sana şimdi ben bi geçiricem görcen saat kaça kaç geçiyormuş!"

Kendi kendime söylenerek yatağımdan kalkıp odamdaki lavaboya ilerledim, isterse oda Atahan'ın olabilirdi hiç onu çıkarmayla uğraşamazdım.

Tuvaleti görünceye kadar tuvaletim gelmemişti, hemen işimi halledip ellerimi yıkadım. Tam yüzümü yıkamış aynaya bakıyordum ki yavaş yavaş çıkmaya başlamış bıyıklarımı fark ettim. Zaten zorla uyandırıldığım için olan sinirim bıyıklarımı görmem ile daha da artmıştı. Söylene söylene banyodan çıktım. Dinazorlu pijamalarımı çıkarma gereği duymadan odamdan çıktım ve aşağı kata indim.

Konuşma seslerinin geldiği yemek odasına yönelip içeriye girdim. Gözlerim direkt olarak Atahan'ı buldu. Öküz gayet keyifli bir şekilde kahvaltısını yapıyordu.

İnşallah ekmeğine sürdüğün kaymak bir anda bozulurda mide fesatı geçirirsin Atahan Akabey.

Bilge Hanım ve Dağhan'ın ortasındaki boş sandalyeye geçip oturdum. Odağım şuan karşımdaki Atahan'dan başka kimsede değildi. Olamazdı da.

"Günaydın annem." diyen Bilge Hanım'a yarım ağız bende günaydın dedim.

"Canın bir şeye mi sıkıldı abim?" diye soran bu sefer de Dağhan'dı.

O anlık sinirin boşluğuyla düşünmeden ağzıma geleni söyleyiverdim.

"Abim senin bu öküz kardeşin beni zorla uyandırdı, at ağızlı amip."

Cümlem bitince söylediklerim kafama dank etti. Dağhan'ın cümlesinin sonunda abim demesi yüzünden boşluğuma gelmiş ve ona abi demiştim. Abim gibi görmüyordum onu, zaman ne getirir bilmiyordum da fakat şuan abi diyip onu umutlandırmak ta istemiyordum. Bana yakışmazdı bu.

Dağhan daha bir şey demeden düzeltmem gerekiyordu, o ağzını açmış konuşacaktı ki ondan önce ben konuştum.

"Dağhan yani. Kardeşine bir şey söyle beni bir daha sabahın köründe uyandırmasın."

Hiç bozuntuya vermeden gülerek cevapladı." Azarlarım ben onu abim, sen hiç merak etme."

Kendimi biraz değişik hissetmiştim... Acaba ben Akabey ailesinden alınmasaydım Dağhan ile abi kardeş ilişkimiz nasıl olurdu?

Düşünmenin mânası yoktu. Sonuçta beş ay sonra on sekiz olacak ve bu evden kurtulacaktım, Akabey ailesi ile ilgili hiçbir şey düşünmenin anlamı yoktu.

"Seni Atahan abin ile aynı okula gönderelim diyoruz. Ne dersin babam?" diye sordu Hakan Bey.

Tabii ki de cevabım netti.

Hayır.

Atahan ile aynı evde zor duruyordum bir de aynı okulda onunle günümü geçirmek asla istemiyordum. Ayrıca annem ve babamı görebileceğim tek yer de okulumdu bu yüzden cevabım hayırdı.

"Ben okulumu seviyorum Hakan Bey. Teklifiniz için teşekkürler." diyip kahvaltı yapmaya başladım.

"Eğer endişen Burçin ve Aktan ise merak etme onlarla da konuştum senin için bizim okulumuzda öğretmenlik yapacaklar en kısa zamanda. Biran önve gelebilmeleri için elimden geleni yapacağım."

Israr etmesi ve makul teklifi yüzünden kabul ettim.

Bilge Hanım bana bir dilim tereyağ ve ballı ekmek uzatmıştı. Gülümseyip ekmeği aldım, tam ağzıma götürmüş yiyecektim ki burnuma gelen koku ile ekmeği kendimden uzaklaştırdım.

"Bilge Hanım keçi yağı mı bu?"

"Evet annem, merak etme kendi çiftliğimizden. Organik."

Ekmeği tabağıma bırakıp yanlış anlaşılmamak için açıklama yaptım. "Kusura bakmayın ben bunu yiyemem. Keçi sütü ve etine alerjim var."

"Ne kusuru birtanem? Senin sağlığından önemli değil ya."

Gülümseyip kahvaltıma devam ettim. Tabii arada Atahan'a ölümcül bakışlarımı atıyordum o ayrı.

Doyunca masadan kalkıp herkese afiyet olsun dedikten sonra odama çıkıp elimi ağzımı yıkadım çekmecede bulduğum bir iple bıyıklarımı alıp üstümü değiştirdim. Telefonumu komodinden alıp aşağıya oturma odasına indim. Odada Demirhan, Çağkan ve ikizler hariç herkes vardı.

Hakan Bey'in karşısındaki tekli koltuğa geçip kuruldum. Biran önce bizimkilere başıma gelenleri anlatmam gerekiyordu. Ayrıca sinir bozucu Atahan'a da biraz grupta sövmem ve rahatlamam. Sonuçta nerden görebilirdi ki benim ona sövdüğümü.

🌊

Atın Üstündeki Türk Türk değilse orapsiçocuğudur

gelbirturankuralim
Çabuk bakın başıma neler geldi

tunanehriakmamdiyor
Ne bok yedin acaba yine

gelbirturankuralim
Valla bu sefer ben bi bok yemedim
Bok beni buldu

ATATÜRKveilkeleri
O zaman kesin sen bi bok yedin

altaylardantunaya
Sence başka ihtimal var mı

gelbirturankuralim
Sonco boşko ohtomol vor mo
Salak
Durun da bi anlatayım

dişikurt
Sen onları boşver
Anlat güzelim

gelbirturankuralim
Ben meğersem annem ve babamın
çocuğu değilmişim.
Biyolojik ailemin yanındayım şuan
Dört abim ve iki ablam var
Şaka gibi
Birde iki yeğenlerim

tunanehriakmamdiyor
Oha lan roman olur yazsan
Eee nasıllar?
İyi davranıyorlar mı sana?

gelbirturankuralim
Evet iyi davranıyorlar fakat
En küçük oğulları tam bir veled-i zina
Sabah beni zorla uyandırdı
İzzeti ikramı şerefini siktiğimin
veledi zinası
Takkesine soktuğumun at ağızlısı

Atatürkveilkeleri
Son kelimen kız kardeşimi hatırlattı
JDJSJWJSJWSJWISHEJWJ

tunanehriakmamdiyor
abinin ismi ne?

gelbirturankuralim
Atahan.
Tanımazsınız siz orangutanın teki

altaylardantunaya
öyledir demiyorum ama ve lakin
acaba İlke ve sen birbirinizden bahsediyor olabilir misiniz?

gelbirturankuralim
İlke, Atahan gibi mi salak
Atahan öyle bir it ki
Allah düşmanımın başına versin

Atatürkveilkeleri
İlbilge
Kaç abisinin gülü

🌊

Bu olamazdı değil mi?

Yıllardır konuştuğum sohbet ettiğim kişi aslında benim en küçük abim olamazdı değil mi?

Oturduğu yerden kalkan Atahan ile birlikte bende kalktım ve hemen Hakan Bey'in oturduğu koltuğun arkasına geçtim.

"Gelme üzerime katil!"
"Gel buraya, veled-i zinayı göstericem ben sana!"

"Ya nerden bileyim ben senin meğersem aynı grupta olduğum arkadaşım olduğunu!?"
"Grupta bu kadar gıcık değildin hem sen!"

Herkesin bakışları bize dönmüş, dediklerimizi anlamaya çalışıyorlardı.
"Hadi ordan lan! Hem sen kendini neden Karca olarak tanıtıyon? Ruh hastası mısın kızım sen?"

"O an bir harf eksik yazmışım düzeltmeye üşendim, napiyim Allah Allah? Hem sen ne diye kendini İlke olarak tanıttın?"

"Üşenmişmiş, ikinci ismim İlke olduğu için öyle tanıtmış olabilir miyim acaba bayan ağzı bozuk?"

"Sus be at ağızlı!"

Üstüme koşmaya başlayınca bende ters yönde koşmaya başladım. O hızlanınca bende hızlandım."Oğlum bıraksana kardeşini!"
"Ay koşturmayın çocuklar! Atahan kardeşin zarar görecek şimdi oğlum!"

"Göt herif kardeşime zarar gelsin yıllardır onu bulmak için verdiğim emeği seni dövmek için veririm haberin olsun!"

Tam kafamı arkaya çevirmiş Atahan'a dil çıkarmıştım ki birine çarpmam ile geri savruldum ve popomun ustüne düştüm. Çarptığım kişiye dönünce sinir katsayım daha da arttı.

Çağkan'a çarpmıştım.

Şimdi götüne üç buçuk attırmazsam bende Karaca Turan değildim.
Hemen gözlerimi doldurdum ve dudaklarımı hafif büzdüm.

"Dedim ben işte." diyen Dağhan yanıma geldi ve beni yerden kaldırdı.
"Mahperi'm. Kıyamam abim ben sana."

Sanki küçük bir çocukmuş gibi Atahan ve Çağkan'ı, Dağhan'a şikayet ettim.

"Onlar çok güzel kıyıyorlar ama bana."

"Ben onları hallecime güzelim. Sen otur, gerisini bana bırak."

Şuan kendimi güvenceye alabileceğim tek yer Hakan Bey'in yanı olduğu için onun yanına oturdum. Dağhan'ın sırtı bana dönüktü, Çağkan ve Atahan ise yüzümü gayet net bir şekilde görebiliyordu. Sırıtıp ikisine dil çıkardım.

"Benim küçük tilkim. Kurnazlığını aynı benden almış." diyen Hakan bey kolunu omzuma koydu ve kafamdan öptü. Bunu yapması babamı hatırlattı ve kendimi resmen hüzünün kollarına attım. Orada kalmaya çalıştım fakat sanki boğuluyormuş gibi hissettim.

"Ne oldu babam? İyi misin?"

"İyiyim Hakan Bey, biraz bahçeye çıksam iyi olur."

Bahçeye çıkınca gözüm büyük ve geniş dallara sahip ağaca kaydı. Ağacın altına gidip oturdum ve oturmam ile gözlerimden yaş akması bir oldu.

Benim burada ne işim vardı?

Benim ailemin yanında olmam lazımdı.

Benim omzuma kolunu atıp kafamdan babamın öpmesi lazımdı, Hakan Bey'in değil.

Bana annemin kızım demesi lazımdı, Bilge Hanım'ın değil.

Benim ailem ile gülmem lazımdı, hiç tanımadığım bu insanlar ile değil.

Pişmanlık üzerime çöktükçe çöktü, göz yaşlarım ise hiç kesilmedi.
Takii ağacın altında uyuya kalana kadar.

~•~

Evet bölüm hakkındaki yorumlarınız neler?

Sizden küçük bir ricam olacak lütfen bol bol yorum yapın ve oy vermeden geçmeyin bölümleri. Benim yazma hevesimi getiren siz ve sizlerin güzel yorumları ile oyları.

Şuanlık Karaca'nın Bilge ve Hakan ile pek konuşması yok ama ileriki bölümlerde olacak.

Bir sonraki bölümde görüşmek üzeree