5. bölüm · GERÇEK AİLE?
5. BÖLÜM
"Kamelya, hazır mısın?"
"Birazdan geliyorum."
Hızlıca takılarımı takıp okula gitmek için aşağıya indim.
"Geç kalmadan çıkalım."
Karun tam gidecekken aklıma bir şey takılmıştı.
"Karun."
"Abiciğim?"
"Ee ben şeyi merak ettim de, hani şimdi Barlas abi varya."
"Evet."
Sesi meraklı çıkmıştı.
"Çoğu akşam geliyor, bu akşam da gelir mi?"
Herkes bana dönmüştü.
"Hani şeyden soruyorum, parmağım kesilmişti, yardımcı falan oldu ya teşekkür etmek istemiştim sadece."
"Gelir abiciğim."
Gülümseyerek karşılık verdim.
"Kamelyam."
"Efendim."
"Anneciğim eve geldiğinde seninle şöyle bir oturup konuşalım olur mu?"
"Tabiikide olur."
"Pars arayıp duruyor abi gidelim artık."
Karun Kılıç'a ters bir bakış attıktan sonra evden çıktık.
Okula vardığımızda Kılıç koluma girip okulun bahçesine doğru ilerledi.
Bahçede Aybars, Pars, Mir ve Ayberk bizi bekliyordu.
"Günaydın gençler."
"Günaydın."
"Sınıfa geçelim, ders birazdan başlar."
Sınıfa girdiğimiz gibi çoğunluk kendi arasında konuşmaya başlamıştı.
Biz girdikten hemen sonra hoca sınıfa girmiş ben ise ayakta kalmıştım.
Hoca güler yüzlü, orta yaşlarda tatlı bir kadına benziyordu.
"Gençler günaydın, aramıza yeni bir arkadaşımız katıldı. Kendini kısaca tanıtmak ister misin?"
Sınıfa doğru dönüp,
"Merhaba ben Kamelya Balın Karaca, 16 yaşındayım, x okulundan geldim."
"Tamamdır, sen Ege'nin yanına geçebilirsin."
Ege kim diye bakarken kumral bir çocuk bana doğru hafifçe el salladı.
Yanına gidip oturduğumda hoca ders anlatmaya hazırlanıyordu.
Ege elini uzattı.
"Merhaba, ben Ege Şanlı."
Uzattığı elini tutup "Kamelya Karaca." Dedim.
Uzun soluklu bir matematik dersinden sonra zil çalmıştı.
Kılıç yanıma gelip
"Kantine gideceğiz, sen de gelsene." Dedi.
"Biraz karnım ağrıyor, siz gitseniz. Şey birde kahve alsanız olur mu?"
"Tabiikide birtanem."
Kılıç ve diğerleri sınıftan çıkıp kantine gittiğinde başka sınıftan bir kız grubu yanıma geldi.
"Kamelya hanginiz?"
"Benim."
Kahretsin, keşke Kılıç ile gitseydim.
Kızlar yanıma doğru geldiğinde Ege hızla ayağa kalktı.
"Tuğçe, sınıftan defolup gidin. Kızı rahat bırakın."
"Merak etme, sadece kuralları anlatacağız."
"Pardon!"
Sesim aşağılayıcı çıkmıştı ve bu kızları rahatsız etmişti.
Yıllar sonra aileme kavuştuğuma ve tüm ailem sonuna kadar arkamada durduğuna göre ileri gidebilirdim.
"Bana bak yeni kız, Kılıç ve diğerlerinden uzak duracaksın, bana her sabah kahve getireceksi-"
"Nesin sen? Prenses falan mı. Hayalindeki şatondan çıkmanı öneririm, yoksa fazlasıyla üzülürsün."
Sımıftan sesler yükselmeye başlamıştı.
Tam o anda Kılıç ve diğerleri kapıda belirdi.
"Bana bak sürtük, benimle konuşurken dikkat edeceksin."
"Sen kimsin ki dikkat edeyim, ama sen dikkat edeceksin çünkü ben Karaca'yım."
Kızların gözü açılmıştı. Muhtemelen onlar için ezik ve sadece yeni kızdım.
Ancak bilmedikleri şey ben Karaca ailesinin yıllarca aradığı o değerli kızdım.
Kılıç hızla sınıfa girip kızın kolundan sürüklemeye başladı.
"Ne yapıyorsun, bırak kolumu."
"Bana bak Tuğçe, o küçücük beyninle bir daha ikizime bulaşırsan bütün Karaca ailesine bulaştın sayarım. Ve Karaca ailesine bulaşırsan ne bu okulda ne bu şehirde bir itibarın kalmaz."
Normalde bir kızla asla böyle konuşulmasına müsaade etmem.
Ancak bazıları bu durumu fazlasıyla suistimal ediyor.
Ve onlar bir dersi gerçekten hakkediyor.
💐
Eve döndüğümde annemin yanına gittin.
Birlikte atıştırmalık hazırlayıp odama çıktık.
"Evet anlat bakalım küçük hanım."
"Neyi?"
Ne anlatacaktım ki?
"Ne zamandan beri Barlas'dan hoşlandığını."
"Y-yok öyle bir şey."
Annem gülümsedi.
"Bak birtanem, aşk çok normal bir duygu. Bunu belki daha kendine itiraf edemedin ama ismini duyduğunda dahi gözlerin parlıyor."
"Sanırım.."
Duraksadıkdan sonra
"Haklısın."
"O zaman hazırlan bakalım prensesim çünkü Barlas ve ailesi seni yemeğe bekliyor."
"Ne!"
"Hadi hadi."
"Senin için bir kaç kıyafet seçtim. İstersen onları da dene."
Annem gülümseyerek odadan çıktığında hızla ayağa fırlayıp koltuktaki elbiselere baktım.
Pembe olan elbise o kadar güzel duruyordu ki.
Toz pembe rengi göğüs dekolteli ama bıcır bıcır bir elbiseydi.
Elbiseyi giydikten sonra hafif bir topuklu giyip saçımı ve makyajımı yaptım.
Koyu renk olan rujumu da sürüp odadan çıktım.
Bütün ailem hazır bir şekilde kapının önünde duruyorlardı.
"Prensesimiz de geldiğine göre artık gidebiliriz."
Kısa bir yolculuktan sonra Barlas'ın evine gelmiştik.
Barlas ve ailesi bizi kapıda karşıladıktan sonra adı ev olan ama görünürde basbayağı saray olan yere girdik.
Biraz sohbetin ardından yemek masasına oturmuştuk.
Ve bu süre içersininde Barlas sürekli bana bakıyordu.
İtiraf etmek gerekirse ben Barlas cidden aşıktım sanırım.
Hani nereden anladın derseniz heyecanlanıyorum, kokusu, sesi herşeyi fazlasıyla güzel geliyor.
Kalbim onu görünce kıpır kıpır oluyor.
Aşık olan bir insan ne hissediyorsa öyle hissediyorum kısacası.
Yemek yenirken biraz midem bulandığı için lavabonun yerini sordum.
Barlas yanıma gelip beni üst kata çıkarttı.
Üst katta bir odaya girdik, oda aynı Barlas kokuyordu.
Kapıyı kapadığında Barlas bana doğru yaklaşmaya başladı.
Ben ise geri geri kaçmaya.
"Bu kadar." Kendini zor tuttuğu sesinden belliydi.
"Güzel olmak zorunda mısın?"
İkimizinde gözleri dudaklarımıza kayıyordu.
Barlas yavaş yavaş yaklaşırken gözlerim refleks olarak kapandı ve o an Barlas beni öpmüştü.
Evet gerçekten ilk öpücüğüm ilk aşkım tarafından olmuştu.
Öpüşlerimiz yavaş yavaş derinleşirken bir anda kapı açıldı.
Siktir!
İşte asıl şimdi ne yapacaktık biz?
(Bölüm Sonu💐)
