4. bölüm · GERÇEK AİLE?

4. BÖLÜM

Zeynep B.

Sabah gözümü açtığımda neredeyse öğlene kadar uyuduğumu fark ettim.

Hızla yataktan kalkıp banyoya girdim, elimi yüzümü yıkayıp dişlerimi de fırçaladıktan sonra banyodan çıkıp üstümü değiştirdim.

Bugün havuza girecektik o yüzden dolabımdan beyaz bir bikini çıkartıp içime giydim.

Üstüme ise beyaz şortumu ve beyaz tişörtümü giyinip aşağıya indim.

İçeriye girdiğimde mutfakta hazırlık yapılıyordu.

"Oo prenses uyanmış."

"Ya Kılıç!"

"Tamam birtanem tamam birşey demedim. Havuza gidelim mi?"

Heyecanla "Evet." Dedikten sonra Kılıç ile bahçeye gittik.

Bahçede kuzenlerim ve o vardı.

Barlas. Garip şekilde fazla çekici geliyordu gözüme.

Hani, çok yakışıklıydı. Nasıl anlatılır bilmiyorum ama öyleydi işte.

"Günaydın." Dedim neşeli bir sesle.

Herkes aynı şekilde karşılık vermişti.

Kunt yanıma gelip, "Abiciğim hazırlanmamışsın." Dedi

"Hayır hazırım."

Garip şekilde yüzüme baktığında, hani garip değil de nasıl yani der gibi

Tişörtümü çıkarttım.

Kunt beklemiyor olacaktı ki

"Kamelya ne yapıyorsun?" Dedi.

"İçimde zaten bikinim vardı."

Rahatlamış bir nefes verdikten sonra bir şey fark etmiştim.

Hiç kimsenin üstü yoktu, bu tam bir görsel şölendi.

Tamamen bikini ile kaldıktan sonra biri bir anda beni belimden tutup havuza doğru atladı.

Ağzımdan büyük bir çığlık kaçtığında bu kişinin Kılıç olduğunu fark ettim.

"Kılıç!"

Bir anda kafasına adeta ellerimle yapışıp suya batırıyordum.

Kılıç ise bundan zevk alıyor sudan çıktığında kahkaha atıyordu.

Herkes gülmeye başladığımda havuzdan çıkmadan kenara doğru yüzdüm.

Sırtımı kenara yasladığımda Pars hızla suya atlamıştı, ardından Mir, Tan, Doruk, Aybars.

Bir süre sohbet edip yüzdükten sonra Barlas ve Kadem mangalı hazırlıyorlardı.

Havuzdan çıkıp yere damlayan suları umursamadan yanlarına gittim.

Barlas beni fark ettiğinde derin bir nefes verdi.

"Güzelim havlu ister misin?" Bunu soran Kadem'di.

"Olur, bir de bende size yardım edebilir miyim?"

Barlas yanındaki havluyu bana uzattığında hafifçe üstümü kuruladım ve elime aldığım bir tişörtü zaten abilerimden birinindir diye düşünerek giydim.

Dizlerimin hafif üstünde biten tişörtü giydiğimde abime dönüp

"Etleri getireyim mi?"

Diye sordum, Kadem ise bana dönüp

"Olur abiciğim ama fazlasıyla et var Barlas'da gelsin."

Barlas başıyla onayladığında birlikte mutfağa doğru gittik, fark ettim de evde görevli ablalar ve korumalar dışında kimse yoktu.

Barlas etleri ayarlarken farkında olmadan o geniş sırtını izliyodum. Bunlara bu kaslar gökten mi yağıyor?

Hepsinde fazla fazla var, birşey daha fark ettim Barlas'ın altı tane karın kası var.

En sevdiğim.

Düşüncelere dalarken Barlas'ın sırıtarak bana baktığını fark etmemiştim.

Sıçtım.

"Utanmana gerek yok güzelim."

"Utanmıyorum zaten, hem etler bu sıcakta daha fazla beklemez."

Diyip mutfaktan çıktıktan sonra elimde et olmadığını fark ettim.

Mutfağa geri döndüğümde "Şey eti unutmuşum da." Dedim başımı kaldırmayarak.

O sırada çenemde soğuk bir el hissettim.

"Al bakalım." Dedi çenemi kaldırarak gözlerine bakmamı sağlamıştı ve ardından elime bir kaç tane et tutuşturdu.

Merakıma yenik düşerek bir yandan yürürken Barlas'a döndüm.

"Bir şey soracağım."

"Sor bakalım."

"Sen ağa oğlusun ya şimdi."

"Evet?"

"Şimdi buradaki insanlar siz ne derseniz yapıyor mu?"

"Kısmen, o da saygıdan ve biraz da korktukları için."

"Anladım."

"Peki haddime değil ama ben bir şey sorabilir miyim?"

Başımı salladım.

"Konuştuğun biri var mı minik?"

Bunu sormasına şaşırmıştım, ama yüzünde yoğun bir merak da vardı.

"Hayır."

Rahatlamış bir ifadeyle "Tamamdır."

Kadem'in yanına gelmiştik.

"Şükür kavuşturana, nerede kaldınız Allah aşkına."

"Geldik kral sakin."

Kadem'e etleri verdiğimizde Barlas'ın hemen yanındaki şezlonga uzandım.

Üstümdeki tişort çok güzel kokuyordu.

"Kamelya."

"Efendim."

"Kılıçlarla birlikte salataları, tabakları ayarlar mısınız?"

"Kılıçlar oynasın, ben yardım ederim."

Kadem onayladıktan sonra yine Barlas ile baş başa kalmıştık.

"Ben salataları yaparım, sen tabakları ayarlar mısın?"

"Hemen hanımefendi."

Dolaptan malzemeleri çıkartıp doğramaya başladım.

Yine eskilere daldığımda derin bir acıyla inledim.

Elimi kesmiştim.

Afferin sana Kamelya, afferin.

Barlas hemen yanıma geldi.

Bir dolaptan ilk yardım kutusu çıkartıp elimi kendi dizine koydu.

Kesilen yeri dezenfekte edip sardıktan sonra "Bıçak kullanırken ne düşünüyordun acaba minik?"

"Bilmem." Dedim sessizce.

Barlas gözlerime bakıp "Acıyor mu?" Dedi.

Başımı hayır anlamında sallasamda o inanmamıştı.

Beni sandalyeye oturtup alnıma bir öpücük kondurdu.

Öpücüğün etkisiyle sersemlerken Barlas salatayı ve tabakları hazırladı.

Ardından birlikte mutfaktan çıktık. Görevli ablalar geri kalan herşeyi hazırladı ve bahçeye masayı hazırladılar.

Etlerde hazırlandığında herkes yerine oturmuştu ve sadece Barlas'ın yanı boştu.

Neyse Allah'tan diğer yanında Kılıç vardı.

Yerime geçtiğimde herkes yemeğe başlamıştı.

💐

"Rahatsızlık vermiyim ben size."

"Saçmalama kardeşim, itiraz yok bugün bizde kalıyorsun."

"Evet ya kal işte ne olacak ki?"

Kılıç bana imalı bir bakış atmıştı.

Ayağına fark ettirmeden bastığımda acıyla çenesini kapatmak zorunda kalmıştı.

"O zaman yarın çocukları okula bırakır eve geçerim."

"Tamam, öyle olsun bakalım."

Okul mu?

Of ya, tatil ne çabuk bitmişti.

Odama çıkıp duş aldıktan sonra bugün olanları düşünürken uyuya kalmıştım.

Ve ben galiba, Barlas'tan hoşlanıyordum..

(BÖLÜM SONU..💐)