Genç Samuray ve Laneti kitap kapağı

5. bölüm / 5

5-Yüzyıllık Gölge ve Beş Mühür

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 5-Yüzyıllık Gölge ve Beş Mühür

Ustanın ahşap kokulu odasına girdiğimde, her zamanki gibi yer tatamisinde oturmuş, önündeki demir demlikten fincana yeşil çay dolduruyordu. Kapıyı aralayıp içeri süzüldüğümde başını kaldırmadı ama odadaki varlığımı bildiğini biliyordum. Karşısına geçip bağdaş kurarak oturdum. Çayın buharı havada yavaşça dağılıyordu.
Usta, katanadan doğrudan bahsetmeyeceğimi biliyordu; ben de kelimelerimi büyük bir dikkatle seçerek konuyu tarihe, o eski savaşçılara getirdim.
"Usta," dedim, ellerimi dizlerimin üzerine koyarak. "Tarih kitaplarında ya da eski efsanelerde... Bazı silahların sadece demirden ibaret olmadığı söylenir. Hani, taşıyanın ruhunu ele geçiren türden."
Usta çay fincanını masaya bırakıp gözlerini bana çevirdi. Bakışlarındaki o keskin feraset, sanki içimden geçenleri, odada gizlediğim o siyah kılıfın ağırlığını doğrudan görüyormuş gibi hissettiriyordu.
"Efsaneler masal değildir çocuk," dedi, sesi o odanın sessizliğinde yankılanarak. "İnsanlar unutmak ister ama çelik unutmaz. Yüzyıllar önce, bundan tam iki yüz yıl evvel... Bu coğrafyanın en karanlık döneminde yaşayan bir samuray komutan vardı. Ama o, sarayların koruyucusu ya da bir lordun köpeği değildi."
Nefesimi tutarak dinledim.
"O komutan," diye devam etti usta, sesini hafifçe alçaltarak, "geceleri bu şehrin sokaklarındaki tefecileri, mazlumun kanını emen eşkiyaları, adaletin ellerinden kaçan ne kadar pislik varsa hepsini tek tek avlayan bir gölgeydi. Halk onu bir kurtarıcı sanırdı; ama o adamın asıl savaşı dışarıda değil, kendi içinde veriliyordu."
"Nasıl bir savaş?" diye sordum, sesimdeki o merakı gizleyemeyerek.
"Bedeli ağır bir savaş," dedi usta, fincanından yavaş bir yudum alarak. "Her kötü ruhu temizlediğinde, o karanlık enerji onun zihnine sızdı. Yalanları, ihanetleri, insanların o bencil hırslarını kendi ruhunda barındıra barındıra bedeni ve zihni bu yükü kaldıramaz hale geldi. İşte o tükenişin ve arayışın sonucunda, o kılıcın üzerinde beş mühür mühürlendi. Her biri bir lanet, her biri bir sınavdı."
Usta parmaklarıyla masaya hafifçe vura vura o mühürleri sıralamaya başladı:
"Birincisi; Keskinlik. Her yerde, her an, her olayı sezebilmek... Reflekslerin ölümcül derecede kusursuz olması. Düşmanın nerede nefes aldığını bile hissetmeni sağlar ama zihnini sürekli bir savaş alanında tutar.
İkincisi; Dayanıklılık. Bunca kirli ruhu kendi temiz ruhunda barındırabilmek için hem fiziksel hem de mental olarak çelikten bir iradeye sahip olman gerekir. Yoksa ilk haftada kafayı sıyırırsın.
Üçüncüsü; Közlü Öfke. Öfke artık sıradan bir duygu değildir; mühür kimin cezasını keseceğini, kime patlayacağını seçer. Ama taşıyıcısı için bu bir zayıflık değil, kusursuz bir pusuladır.
Dördüncüsü... En tehlikelisi, ama bir o kadar da güç vadeden mühür: Açgözlülük. Nefsine ne kadar yenilirsen, ruhun o kadar kirlenir. Kötülük ruhu yutar ve bir süre sonra artık sadece bir avcı değil, lanetin bir kölesi olursun.
Ve nihayet beşincisi..." Usta duraksadı, gözlerimin derinliklerine baktı. "...Açık Semalar. Gerçek bilgeliğe ve olgunluğa ulaşmak. Lanetin zincirlerini kırmak ve kılıcınla birlikte özgürleşmek."
Ustanın anlattığı her kelime, kafamın içindeki o yapboz parçalarını yerine oturtuyordu. Evdeki o siyah kılıf, o iki yüz yıllık samurayın taşıdığı yükün ta kendisiydi. Zihnimdeki sesler, o mühürlerin ağırlığı... Hepsi anlam kazanıyordu.
Usta bana doğru biraz daha eğildi. "Neden sordun bunları çocuk? Yoksa o geçmişin hayaletleri kapını mı çaldı?"
Yutkundum. Gözlerimi ondan kaçırmadan hafifçe başımı salladım. "Sadece... Merak ediyordum usta. Bazı yüklerin neden omuzlarımıza bindiğini anlamaya çalışıyorum."
Usta derin bir iç çekti, arkasına yaslandı. "Yükler seçilmez çocuk, yükler seni seçer. Önemli olan o beşinci mühre ulaşana kadar o kılıcın seni yutmasına izin vermemek."
O odadan çıktığımda gece çoktan kararmıştı. Ravenport’un sokaklarına adım attığımda, sırt çantamdaki o çeliğin artık sadece bir silah olmadığını, iki yüz yıllık bir lanet ve bir sınavlar silsilesi olduğunu biliyordum.
Ve o beş mühür, artık benim tenimde yanıyordu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…