Genç Samuray ve Laneti kitap kapağı

1. bölüm / 5

1-Gri Rölyef ve Gölgeler

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 1-Gri Rölyef ve Gölgeler

Ravenport. Bu şehrin adını yüksek sesle söylemek bile insanın ağzında paslı bir demir tadı bırakırdı. Sürekli griye çalan gökyüzü, asla tamamen kurumayan sokakları ve insanı içine çeken o boğucu rutubetiyle burası, yaşayanlardan çok unutulanların mekânıydı. Haritalarda küçük, sakin bir sahil kenti olarak geçerdi; ama sokaklarında biraz yürürseniz, buranın aslında kuralları çoktan çiğnenmiş, kendi kanununu yazan dev bir mezarlıktan farkı olmadığını anlardınız.
Aşağıdan annemin televizyon izlerken çıkardığı boğuk sesler ve abim Johnny’nin mutfaktaki o sert homurtuları geliyordu. Onlara göre ben, odasında ders çalışan, kendi halinde sessiz bir 10. sınıf lise öğrencisiydim. Akşamları masanın başına oturup kitap açan, kurallara uyan, sıradan bir çocuk...
Ama gerçeğin bundan çok uzakta olduğunu, yatağımın tahta bazasının altındaki o gizli bölmede sakladığım şeyin ağırlığı her saniye omuzlarıma vuruyordu.
Ben Croud. On altı yaşındayım. Bu şehrin sokaklarında herkes birbirinin yüzüne sahte bir gülümsemeyle bakarken, ben insanların arka cebindeki bıçakları, gözlerindeki o karanlık hırsları çok erken yaşta öğrendim. Gün boyunca okul koridorlarında, arka sıralarda silik bir gölge gibi dolaşmamın tek sebebi, içimdeki o öfkeyi ve zihnimdeki o gürültüyü zapt etmeye çalışmaktı.
Çünkü bende, diğer çocukların bilmediği bir dürtü vardı: Keşfetme ve gerçeğin dibine kadar inme tutkusu. Urbex... Ravenport'un mühürlenmiş, terk edilmiş, kimsenin girmeye cesaret edemediği o çürümüş yapıları benim sığınağımdı.
Saat gece yarısını geçerken, evdekilerin derin uykuya daldığından emin oldum.
Sırt çantamı omzuma atıp pencereyi yavaşça araladım ve kendimi sokağın o kirli ayazına bıraktım. Hava keskin bir şekilde soğuyordu; Ravenport’un insanı kemiren sonbahar rüzgarı tenime iğne gibi batıyordu. Adımlarım beni istemsizce şehrin en kör noktasına, liman arkasındaki o uzun süredir kimsenin adım atmadığı terk edilmiş eski depo bölgesine doğru çekti.
Paslanmış demir kapıyı zorlayarak içeri girdim. İçerideki ağır nem, küf ve eski demir kokusu ciğerlerime doldu. El fenerimin sarımtırak ışığı, yıkık dökük duvarların ve çürümüş tahtaların arasında dans ediyordu. Burası uzun yıllardır kilitliydi; ama şehrin unutulmuş katmanlarını aralamak benim bağımlılığım olmuştu.
Deponun en derin köşesine, kimsenin bakmaya bile tenezzül etmeyeceği o karanlık odaya doğru ilerledim.
İşte tam o an, fenerin ışığı odanın köşesindeki duvara yaslanmış duran uzun, siyah bir kılıfın üzerine düştü.
Adımlarım kesildi. Kalbimin atışı kulaklarımı tırmanmaya başladı. Normalde bu tarz yerlerde paslı demirler, çöp veya eski mobilyalar olurdu. Ama bu kılıf... Buraya saklanmamış, adeta birini bekliyormuş gibi duruyordu.
Yavaşça yaklaşıp kılıfa uzandım. Parmaklarımın ucundaki o karıncalanmayı hâlâ hissedebiliyorum. Fermuarı çekip kılıfı sıyırdığım an, deponun loş havası sanki bir anda buz kesti.
Karşımdaydı.
Siyah, mat kınından hafifçe sıyrılan o çelik; sıradan bir demir parçası değildi. Üzerinde insan zihnini zorlayan kadim mühürler kazınmış, etrafa sessiz ama boğucu bir ağırlık yayan lanetli bir katanaydı. Dokunduğum anda damarlarımda dolaşan o soğuk enerjiyi hissettim.
O an zihnimin derinliklerinde, yabancı ama bir o kadar da emredici o sesi duydum: Bu çelik aç. Ve beslenmesi gerekiyor.
Katanayı çantama sıkıca yerleştirip depodan dışarı adım attığımda, artık o on altı yaşında, sadece okulunu düşünen sıradan bir çocuk olmadığını biliyordum.
Ravenport'un gölgelerinde yürüyen bir avcıya dönüşmüştüm. Ve av, henüz yeni başlıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

12okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…