7. bölüm · GECEYİ DİNLEYEN GÖZLER
Son Fısıltı
Ece, taş koridordan hızla ilerliyordu. Elleri kanlı deftere sıkıca sarılıydı; defterin sayfalarında Dinleyici’nin kurbanlarının isimleri birer birer kayboluyordu. Her isim yok olduğunda, Ece’nin kulaklarında çınlayan bir fısıltı daha net duyuluyordu:
> “Sonuncusu sensin…”
Koridorun sonunda bir kapı vardı. Bu kapı diğerlerinden farklıydı; siyah alev gibi bir ışık içinden sızıyordu. Ece cesaretini toplayıp kapıyı itti.
İçeride… Mert duruyordu. Ama yüzü solgun, gözleri boş bir şekilde parlıyordu.
> “Ece… bana yardım et…”
diye fısıldadı.
Ece adım attığında fark etti: odanın zemini aynaydı. Aynaya baktığında kendi yansımasını gördü… ama kendi yüzü yoktu. Boşlukta sadece siyah bir gölge duruyordu.
Ve o anda Dinleyici, birden bire ortaya çıktı: insan mı, hayalet mi, yoksa zihninden bir korku mu, anlaşılmıyordu. Ses derin ve tüyler ürperticiydi:
> “Beni çözebilecek tek kişi sendin… ama şimdi sen de bizim parçamız olacaksın.”
Ece çığlık attı, defteri yere düşürdü. Defter açıldı ve sayfalardaki tüm isimler, aniden birleşip bir gölgeye dönüştü. Gölge Mert’i içine çekti, sonra Ece’ye doğru yöneldi.
Tam gözleri kapanmak üzereyken… bir fısıltı duydu:
> “Gerçekte hiçbir kurban yoktu. Hepsi senin zihnindeydi. Kasaba, okul, Dinleyici… sadece senin yarattığın bir kabustu.”
Ece gözlerini açtığında kendi odasında olduğunu gördü. Yere düşen defterin yerine, masasında eski bir günlük vardı. Günlükte tek bir not vardı:
> “Karanlığın en derini, kendi korkularındadır.”
Ama tam rahatladığını düşündüğü anda, aynada boş göz çukurları belirdi. Fısıltı tekrar yankılandı:
> “Dinleyici, hep seninle…”
Ve böylece, Ece’nin kabusu hiç bitmemişti.
