6. bölüm · GECEYİ DİNLEYEN GÖZLER

Geçmişin Gölgesi

Efsa Gülce

Ece, titreyen elleriyle tuğla geçitten içeri girdi. Dar koridor, nefes almakta zorlandığı kadar sessizdi. Duvarlardan damlayan su damlaları, karanlığın içinde kalın bir sessizlik oluşturuyordu.

Koridorun sonunda bir kapı vardı. Kapı eski ve paslıydı. Üzerinde garip semboller kazılıydı; semboller sanki kanla çizilmiş gibiydi. Ece kapıyı açtı.

İçerisi tamamen karanlıktı ama tam ortada taş bir masa duruyordu. Masanın üzerinde eski fotoğraflar, defterler ve kasvetli notlar vardı.

Ece yavaşça masanın yanına yaklaştı ve bir fotoğraf aldı. Fotoğrafta okulun eski halleri, ve yanında 1998’den kaybolmuş çocuklar vardı.
Tam o anda fısıltılar yükseldi:

> “Bizi hatırlıyorsun… Dinle…”

Ece titreyerek defterlerden birini açtı. Sayfalar kan lekeleriyle doluydu ve her sayfada isimler yazılıydı.

> “Mert Aydın — 1998”
“Ali Can — 2001”
“Seda Yılmaz — 1999”

Kalbi hızla attı. Dinleyici’nin geçmiş kurbanları… hepsi bu okulun gizli odalarında saklanmış, ama görünmeyen bir varlık tarafından izleniyordu.

Tam o anda koridorun sonundan bir gölge süzüldü. Gölge insan gibi ama yüzü yoktu; sadece boş göz çukurları vardı.

Ece, nefesini tutarak geriye çekildi. Gölge yaklaştıkça fısıltılar kulaklarında çınladı:

> “Sıra sende… ama önce bize isimlerini söyleyeceksin…”

Ece anladı ki, Dinleyici sadece geçmişte kaybolanları değil, şimdi yaşayanları da izliyordu.
Ve korkunç gerçeği fark etti: Mert hâlâ hayatta değildi.

Karanlık koridorda tek bir seçenek vardı: ya Dinleyici’nin sırrını tamamen çözüp laneti kıracaktı, ya da bir sonraki kurban olacaktı.