3. bölüm · GECEYİ DİNLEYEN GÖZLER
Çürüyen Sesler
Rüzgar, kasabanın eski sokaklarında çığlık gibi esiyordu. Ece’nin odasının penceresi gece yarısı kendi kendine açıldı.
Odanın içine soğuk bir hava doldu, perde sessizce kıpırdadı.
Ece, gözlerini açtığında saatin tam 03.03 olduğunu gördü. O an, duvarda asılı olan aynadan fısıltılar yükseldi.
İlk başta kendi hayal gücü sandı ama ses gittikçe belirginleşti:
> “Onu buldular… kanı hâlâ sıcak…”
Ece’nin nefesi kesildi. Aynaya yaklaştığında, buharın içinde beliren bir el izi gördü — ama o el, aynanın içindeydi.
El yavaşça hareket etti, parmakları aynayı içten tırmalıyordu.
O sırada telefon titredi. Mert’ten bir mesajdı:
> “Ece… okulun arkasında biri var. Gelmen lazım. Şimdi.”
Ece, titreyen elleriyle kapüşonunu geçirdi ve dışarı çıktı. Sokak lambaları sönüktü, gölgeler uzun ve hareketsizdi. Okula vardığında Mert’in telefonu yerdeydi, ekran hâlâ yanıyordu.
Ekranda sadece bir not:
> “Sessiz ol. Dinliyorlar.”
Ve o anda Ece, okulun duvarında Mert’in isminin kanla yazıldığını gördü. Harfler hâlâ taze, hâlâ damlıyordu.
Karanlıkta bir fısıltı duyuldu, bu kez daha yakından:
> “Bir sonraki sensin.”
Ece koşmak istedi ama ayakları kıpırdamıyordu. Arkasından, bir nefes…
Soğuk. Nemli. Ve insana ait olmayan bir nefes.
