5. bölüm · GEÇ KALMAK

Rüzgar Durduğunda

Nuri ÇOBAN

5. Bölüm
Gün ilerlemedi.
Sadece uzadı.
Saatin kaç olduğunu bilmiyordu ama zamanın geçtiğini de hissetmiyordu. Sanki odanın içindeki her şey biraz daha ağırlaşmıştı. Hareket etmek, düşünmek, hatta nefes almak bile.
Yatağın kenarında oturuyordu.
Ellerine bakmıyordu.
Bu yeniydi.
Bakmamak bir tercih değildi. Daha çok, bakarsa bir şey göreceğinden emin olmak gibi bir şeydi. Ve henüz hazır değildi.
Ama beden hazır değildi diye bir şey yoktu.
İlk ağrı çok hafif geldi.
Sağ elinde.
Başparmağının altından başlayıp bileğine doğru yayılan ince bir sızı. Bir şeyin üstüne uzun süre bastırmış gibi.
Elini hareket ettirdi.
Geçmedi.
Parmaklarını açtı, kapattı.
Sızı kaldı.
Diğer eliyle tuttu. Bastırdı. Ovaladı.
Derinin altında bir şey yoktu.
Ama his… vardı.
Yavaşça elini bıraktı.
Nefesini tuttuğunu fark etti.
Bıraktı.
Ağrı biraz daha belirginleşti.
Bu sefer sadece sızı değildi.
Bir baskı.
Bir şey tutuyormuş gibi.
Sıkı.
Kontrolsüz değil.
Ama bırakılmayan bir şey.
Gözlerini kapattı.
Bu bir görüntü değildi.
Ama eksik de değildi.
Ellerinin pozisyonunu fark etti.
Parmakları hafifçe kıvrıldı.
Avuç içi gerildi.
Sanki…
Bir şeyin etrafını sarıyordu.
Gözlerini açtı.
Ellerine baktı.
Boştu.
Ama his… doluydu.
Aniden elini çekti.
Sanki gerçekten bir şey varmış gibi.
Nefesi hızlandı.
Ama panik değildi.
Daha çok… yakalanma hissi.
Ayağa kalktı.
Odanın içinde yürüdü.
Adımlarını saymadı.
Ama saymak ister gibi yürüdü.
Bir ileri.
Bir geri.
Bir ileri.
Bir geri.
Ellerini artık kontrol edemiyordu.
Sağ eli tekrar aynı pozisyona geliyordu.
Fark etmeden.
Sıkıyordu.
Bırakmıyordu.
Sol eliyle zorla açtı.
Parmakları tek tek ayırdı.
Bu sefer sert.
Acıdı.
Ama o acı…
Bu değildi.
Durdu.
Duvara baktı.
Gözleri bir noktaya sabitlendi.
Hiçbir şey yoktu orada.
Ama bakmayı bırakamadı.
Sonra bir ses geldi.
Bu sefer içeriden değil.
Gerçek.
Koridordan.
Bir şey düştü.
Metal.
Kısa.
Keskin.
O an—
Her şey oldu.
Ellerinde bir şey patladı.
Cam.
Görmedi.
Ama hissetti.
Parmaklarının arasına giren keskinlik.
Anlık.
Sıcak.
Sonra yanma.
Elini hızla çekti.
Nefesi kesildi.
Gözlerini kapattı.
Bir an için…
Gerçekti.
Sonra geçti.
Gözlerini açtı.
Ellerine baktı.
Temizdi.
Hiçbir şey yoktu.
Ama artık bu…
rahatlatmadı.
Bu sefer yavaşça dizlerinin üstüne çöktü.
Ellerini yere koydu.
Başını eğdi.
Bir süre öyle kaldı.
Sonra çok yavaş bir şekilde fısıldadı:
“Kaydı…”
Durdu.
Kelime eksikti.
Ama doğruydu.
Başını kaldırmadı.
Ellerine baktı.
Bu sefer kısa.
Çok kısa.
Ve ilk kez…
kendine inanmadı.