3. bölüm / 6
GEÇ KALMAKRüzgar Durduğunda
Bölümler 6Şu an: Rüzgar Durduğunda
3. Bölüm
Kapı kapandıktan sonra odada hiçbir şey değişmedi. Işık aynıydı, duvarlar aynıydı, hatta sessizlik bile aynı görünüyordu. Ama içinde bir şey vardı artık; ince, neredeyse fark edilmeyen bir uğultu gibi, kelimelere dökülmeyen ama varlığı inkâr edilemeyen bir şey. Sanki odanın kendisi değil de, algısı yerinden kaymıştı.
Yatağın kenarında otururken yine ellerine baktı. Bu artık bir alışkanlık değildi, daha çok bir kontrol gibiydi. Her sabah olduğu gibi aynıydılar; izsiz, temiz, değişmemiş. Ama bu değişmezlik bir süre sonra güven vermeyi bırakmıştı. Parmaklarını birbirine sürttü. Kuru. Hiçbir şey yoktu. Başparmağını avucuna bastırdı, sanki derinin altında saklanan bir şeyi yoklayacakmış gibi. Çok hafif bir his geçti içinden, var mı yok mu belli olmayan bir şey. Elini çekti, bekledi, sonra tekrar bastırdı. Bu sefer daha sert. Değişen bir şey olmadı, ama nefesi yavaşladı. Sanki bir şeyin eşiğine gelmişti de geçmemeye karar vermiş gibiydi.
Başını kaldırdığında odanın aynı kaldığını gördü, fakat koku farklıydı. Daha önce de oradaydı muhtemelen, ama şimdi belirgindi. Yüzeyde temizlik kokusu vardı; bastırılmış, düzenli, neredeyse steril. Ama altında başka bir şey gizleniyordu. Metal gibi, soğuk bir şey. Bu sefer sadece burnunda kalmadı; dilinin ucuna da geldi. Sebepsiz bir tat. Ağzını kapattı, yutkundu, ama geçmedi.
Ayağa kalkıp pencereye gitti. Cam her zamanki gibi açılmıyordu, ama bu sefer dışarıdan bir ses geldiğini sandı. Rüzgâr değildi. Daha düzensiz, daha mekanik bir şeydi. Kısa aralıklarla sürtünen bir ses. Gözlerini kapattı. Ses kaybolmak yerine netleşti. Bir şey dönüyordu. Başını hızla kaldırdığında her şey kesildi. Oda yine sessizdi, ama bu sessizlik artık boş değildi.
Masaya dönüp bardağı aldı. Suya baktı, sonra içti. Soğuk değildi, ama dili istemsizce geri çekildi. Tadı farklıydı. Bozuk değil, sadece yabancı. Bir an durdu, sonra tekrar içti. Bu sefer zorlamadı. Bardağı yerine koyarken parmak uçlarını masanın yüzeyinde tuttu. Soğukluk hissi vardı, ama bu dışarıdan gelen bir temas değildi. Sanki içinden yayılıyordu.
Kapının altından bir gölge geçti. Sessizce, duraksayarak. Ardından geri çekildi. Bir süre sonra anahtar sesi geldi. Kapı açıldığında hemşire içeri girdi. Elindeki boş tepsiyle hızlıca odayı süzdü, sonra ona baktı.
“İyi misin?” diye sordu.
Cevap vermedi. Sadece baktı. Kadın masadaki bardağa göz attı, yerinde olduğunu görünce bu yeterli geldi. Tepsiyi aldı, çıkmak üzereydi ki durdu.
“Ziyaretçiyle konuştunuz mu?”
Bu sefer sorunun tonu farklıydı. Başını eğmeden cevap verdi.
“Konuştu.”
“Ne dedi?”
Bir an düşündü. Kelimeyi bulmak zor değildi.
“Onlar iyi.”
Kadının yüzünde çok kısa bir değişim oldu. Neredeyse fark edilmeyecek kadar küçük. Sonra kayboldu.
“Öyle dedi,” diye tekrar etti.
Kapıya yöneldi. Tam çıkarken arkasını dönmeden konuştu.
“Bazen insanlar iyidir,” dedi. Kısa bir duraklama oldu. “Bazen de öyle sanmak daha kolaydır.”
Kapı kapandı, anahtar iki kez döndü.
O, hareket etmedi. Cümle odada kaldı. “Onlar iyi.” Aynıydı ama artık aynı gelmiyordu.
Gözlerini kapattı. Bu sefer bir şey daha yaklaştı. Net değildi, ama parçalı da değildi artık. Kısa bir ses. Sert bir çarpma. Ardından boşluk.
Gözlerini açtı. Ellerine baktı. Bu sefer beklemedi. Tırnağını avucuna bastırdı, sürttü. Deri kızardı, ama altı yine temizdi.
Elini çekti. Uzun süre baktı.
Sonra çok yavaş bir şekilde başını salladı. İtiraz eder gibi değil, düzeltir gibi.
Dudakları neredeyse kıpırdamadan bir cümle kurdu:
“Ben sürmedim.”
Ama bu sefer, söylediği şey ilk kez tam olarak yerine oturmadı.
Bölüm etkileşimi
