Bölümler 9Şu an: 1. Bölüm-Fatih'in Gelişi
- 1 Tanıtım260 kelime
- 2 1. Bölüm-Fatih'in Gelişi706 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2. Bölüm-Geçmişle Başbaşa581 kelime
- 4 3. Bölüm-Zarf702 kelime
- 5 4. Bölüm-Alo?754 kelime
- 6 5. Bölüm-Ne Oluyor?764 kelime
- 7 6. Bölüm-Eleni mi?745 kelime
- 8 7. Bölüm-Ameliyat700 kelime
- 9 8. Bölüm-Şimdi ne olacak?725 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Esme ve Adil'in Kınasının Olduğu Zaman
Fatih Rusya'daydı. Kardeşleriyle iyi bir hayat kurmak için ülkesine, memleketine hasret kalmış fakat asla ümidini kesmemişti. Her gün azimle çalışıyor, kendini biraz daha geliştiriyordu. Toplantıdayken telefon çalmaya başladı. Fatih toplantıda olduğu için telefonu kapattı. Sonra telefonuna bir mesaj geldi. Sonra 1 tane daha mesaj geldi, sonra bir tane daha, sonra bir tane daha. Fatih göz ucuyla telefona baktığında mesajların Oruç'tan geldiğini görünce endişeyle izin aldı ve toplantıdan çıktı. Mesajları okudukça endişesi artmaya başladı.
Mesajlar;
Oruç:Abi acil Trabzona gelmen lazım.
Oruç:Koçari sırrı öğrenmiş.
Oruç:Abi İso da yok!
Oruç:Abi nolur gel.
Oruç:Abi nolur...
Oruç:Abi İso Koçari'nin elindeymiş nolur gel!
Fatih hemen aceleyle Oruç'u aradı. Kalbi güm güm atıyordu. Telefon açıldı. Fatih panik haliyle telefon açıldığı gibi konuştu. "Oruç! Abim noluyor? Nerdesin sen? Ben geliyorum merka etme. İso nerede?"
Fatih'in bu ani soruları Oruç'un stresini arttırdı. Oruç kendini toplamaya çalışarak "Abi Koçari sırrı öğrenmiş. Bişey planlıyorlar ama ne bilmiyorum. İso yok. Kınası vardı geçen gece abi ya bişey yaptılarsa ben korkuyorum. Koçari bir plan yapmış belli. 2 gün sonra nişan var nolur yetiş nişana bişey yapacak bunlar!"dedi. Fatih'in aklıysa tamamen İso'ya kaymıştı. Can alıcı bir soru vardı ve bu soru onu rahatlata bilirdi fakat gelecek her hangi olumsuz bir cevapta dünyası başına yıkılırdı. Cesaretini topladı ve soruyu sordu.
"İso iyi mi? Yaşıyor değil mi?"
Oruç yutkundu. Cevabı biliyordu fakat konuşamıyordu. Fatih zaten deliye dönmüştü, o sinirle arabasına koşmaya başladı bir yandan bağırıyordu. "YAŞIYOR DEĞİL Mİ ORUÇ!"dedi. Cümlesi Oruç'a bir acımasız bıçak gibi saplandı. Oruç çaresizce "Bilmiyorum... " diyince Fatih telefonu sinirle kapattı ve arabaya atladı. 5 dakikada havalimanına ulaştı. İçinde öfke olduğu kadar korkuda vardı bu koca adamın.
Arabadan indi, havalimanındaki o heybetli jete doğru ilerlemeye başladı. Üstünde büyük harflerle "Atmaca" yazıyordu. Fatih jete atladı. Trabzon'a gitmesi yaklaşık 2 gün sürecekti. Kaptan jeti çalıştırdı ve gitmeye başladı. Fakat Fatih tek değildi. O gittiği anda Türkiye'deki adamları harekete geçti.
Atölye/2 gün sonra...
İso kaçmasın diye nişan başlamadan önce küçücük bir sandalyeye bağlamışlardı onu. İso çaresizdi. Fakat çaresizliğini bastıran bir duygu vardı içinde. Kırgınlık... İso bağlı şekilde otururken birden kapı ani bir tekme darbesiyle açıldı. İso'nun gözleri kapıya döndü. Kapıda gördüğü o kişi onun içine biraz da olsa umut doldurdu. Fatih'di o. İso'nun yıkılması çok zor olan en büyük abisi. İso'nun gözleri parlıyordu mutluluktan. Fatih hemen İso'ya yaklaştı. İso'yu kısıtlayan tümiplerden kurtardı. İso ayağa kalktı. Abisine sarıldı.
"Abi... Abi geldin... " Fatih İso'dan ayrıldı. "Abim gelecem tabi. İyi misin sana bişey yaptılar mı?" İso durdu. Gözleri doldu ama abisi yeni gelmişken yanında ağlamayacaktı. Nefesini düzenledi ve "Sevduğum kalbimi parçaladı abi." dedi. Fatih bu hissi bilmesede kardeşini tanıyordu. Ona bir kez daha sarıldı. Sonra tekrar konuşmaya devam etti.
-Oruç'u bulmamız lazım.
-Abi bugün nişan vardı. Adil a... Koçari'ylen Esme'nin nişanı.
-Oruç orada mıdır?
-Evet abi.
Dışarı çıktılar. İso dışarıdaki arabaları görünce gözlerine inanamadı. 15 tane arabavardı ve 14'ü adamlarla doluydu. Fatih ve İso boş arabaya atladı ve nişan yerine gittiler. Fakat oradaki arabalar yola çıkmıştı bile. Fatih Oruç'u aradı ve nerede olduğunu öğrendi.
Koçari Nişanı...
Herkes nişandaydı. Fakat eksik 3 kişi vardı. Zarife, Şirin ve İso... Oruç içinde kocaman bir korku taşıyordu. Kardeşinin hayatıyla ilgili alamadığı yanıtlar onu çok ama çok strese sokmuştu. Nişan başladı ve bitti. Fakat Oruç'un aklındaki soruların başlangıcı vardı ama sonu yoktu. Bir yanıt alana kadarda o soruların içinde meydana getirdiği gürültü dinmeyecekti.
Sonra Koçari onları limana götürdü. Limanda kocaman bir gemi vardı. Herkes gemiye yaklaştı. Geminin içindekiler Oruç'un acısına acı katsada yapabileceği bir şey yoktu. Geminin içindekiler ona göre anası, babaannesi değildi. Ona göre geminin içindekiler birer günahkar, gemiyse cehenneme giden yoldu.
Beklenmedik bir anda gemiden bir bağırma sesi yükseldi. Bu ses Zarife'ye aitti. "Fadime kocan nerede?" diyordu. Oruç durdu. Sadece cevaba odaklandı.
Fadime umursamaz bir tavırla "Ya öldü ya kayboldu, bilmiyorum."diyince Oruç'un dünyası başına yıkılmıştı. İso Fadime'ye böyle yapmamıştı hiç, yapmazdıda. Fadime ölüm döşeğine geldiğinde İso yememiş, içmemiş Fadime'nin içerisinde yattığı o yoğun bakım kapısında beklemişti. Fadime kaybolduğundaysa Koçari'yi ayağa kaldırmıştı.
İso sevdası, Fadime düşmanlık için mücadele etmişti...
Oruç son gücüyle mücadele etmeye çalıştı, gemiye gitmeye çalıştı, ama Çakır izin vermedi. Çakır vururum dedi, Oruç durmadı. Oruç'un mücadelesi bir silah sesiyle bölündü. Fakat vurulan kimse yoktu. Silah yere sıkmıştı. Sonra gemi hareket etti ve uzaklaştı. Herkes dağıldı. Oruç ise limanda öylece oturuyordu. Sonra limana doğru bir sürü araba gelmeye başladı.
Bölüm etkileşimi
