6. bölüm / 6
flashes, winxvi - tecna
Bölümler 6Şu an: vi - tecna
- 1 i - stella1.111 kelime
- 2 ii - bloom648 kelime
- 3 iii - layla646 kelime
- 4 iv - flora1.293 kelime
- 5 v - musa844 kelime
- 6 vi - tecna1.354 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tecna, okulun büyük, kalabalık yemekhanesinde her zamanki yerinde oturmuştu. Masanın köşesinde, etrafındaki kalabalıktan izole bir şekilde, yemeğine odaklanmıştı. Elinde bir tablet vardı; bir yandan hızlıca birkaç veri giriyor, bir yandan çatalıyla tabağındaki yemekle ilgileniyordu. Tablet ekranında, yarım bıraktığı bir projeyi tamamlamaya çalışıyordu. Dışarıdan bakıldığında, bu sessiz an Tecna'nın en huzurlu anlarından biriydi. Sessizlik ve teknoloji arasında kurduğu küçük bir dünya... Okulun karmaşası, yemekhanedeki gürültü, onun için bir perde gibiydi; sadece zayıf bir uğultu halinde arka planda kalıyordu.
Etrafındaki masalar tıka basa doluydu. Gruplar halinde oturan öğrenciler, kahkahalarla birbirlerine bir şeyler anlatıyor, boş tepsileri masalara bırakıp geçiyorlardı. Tecna'nın gözleri ekrana kilitlenmiş gibi görünse de, etrafta olan biteni fark etmiyor değildi. Zaman zaman arada bir kafasını kaldırıp hızlıca çevresine göz gezdiriyordu ama bakışları çoğu zaman çabuk kaçıyordu. Sanki başkalarının onu fark etmesini istemezmiş gibi. Onu kimse görmesin, kimse ona bakmasın istiyordu. Görülmek, her zaman dikkat çekmek demekti. Ve Tecna dikkat çekmek istemiyordu.
Ancak o gün, tam karşı masada oturan birini fark etti. Tanımadığı bir çocuktu bu. Zayıf, sessiz, kendi halinde görünen biri. Çocuk, masada yalnız başına oturuyor, önündeki deftere bir şeyler karalıyordu. Yemeğine bile dokunmamıştı. Tecna gözlerini kısarak ona biraz daha dikkatle baktı. Çocuğun üzerinde hafif yıpranmış, pek de modaya uymayan bir kazak vardı. Diğer çocuklar gibi şık, havalı giyinime sahip biri değildi. Ve en önemlisi, gözlerindeki boşluk Tecna'ya tanıdıktı. Yalnızlık, dışlanmışlık... Bu çocuk da, tıpkı Tecna gibi, okulun sosyal düzeninin dışında bırakılmıştı.
Tecna'nın içinden ona bir şeyler söylemek geldi. Belki yanına gidip oturabilir, ona yalnız olmadığını hissettirebilirdi. Ama ne diyecekti ki? Kendisi bile kimseyle konuşmak istemezken, başkasının yalnızlığına nasıl ortak olabilirdi? Sessizce çatalını elinden bıraktı ve derin bir nefes aldı. Gözlerini yeniden tabletine çevirdi. Etrafı görmezden gelmek, bu anlarda onu koruyan bir kalkan gibiydi.
Tam o sırada birkaç çocuk, karşı masadaki yalnız çocuğun yanına yaklaştı. Seslerini alçaltmışlardı ama Tecna fısıldayarak söyledikleri alaycı sözleri kolayca duyabiliyordu: "Ne yapıyorsun orada? Yine mi o saçma defterinle uğraşıyorsun?" diye fısıldadı sarı kafalı çocuk, yanlız başına oturan çocuğun kulağına doğru. Çocuk kafasını kaldırmadan, bir şey söylemeden sessizce defterini kapatmaya çalıştı. Ama o sırada sarı kafalının yanında duran diğer elemanı defteri elinden kapıp havaya kaldırdı. "Bakın, yeni bir sanatçı daha doğuyor!" diyerek alay ettiler. Tecna, bu sahneyi izlerken içinin daraldığını hissetti. O kadar tanıdıktı ki bu görüntü... Boğazında bir düğüm oluştuğunu hissetti. Tıpkı kendisinin de defalarca yaşadığı türden bir sahneyi izlemek zorunda olmak onun moralini bozmuştu.
Önünde olup bitenlere daha fazla takılıp kalmamak adına tabletiyle ilgilenmeye geri döndü. Ve birden flaşlar patladı gözünde. Boğazındaki düğümün gevşediğini hissetmişti.
Tecna, sırasına doğru yürürken sınıftaki herkesin gözleri yine onun üzerindeydi. Aslında görünmez olmayı tercih ederdi ama bir türlü olamıyordu. Kısa, erkek çocuğu gibi kesilmiş saçları, sade ve fazla dikkat çekmeyen kıyafetleri ve yalnız takılmayı seçmesi, akranları arasında sürekli dikkat çekmesine neden oluyordu. Bilgisayarlara olan merakı, tek başına sessizce vakit geçirmeyi tercih etmesi, onun diğer kızlardan farklı olduğunu bir kez daha açıkça gösteriyordu. Tecna, başkalarının anlamadığı derin bir zeka ve teknoloji bilgisine sahipti. Ancak bu durum, diğer öğrenciler için bir alay konusu haline gelmişti. Onu zeki bulmaktan ziyade "tuhaf" buluyorlardı. Onun hakkında bilinen bir şey varsa o da "erkek gibi" olduğuydu. Sınıftaki diğer kızlar gibi olmak istemişti zaman zaman. Uzun, dalgalı saçları olsun, çiçekli elbiseler giysin... Ama bu Tecna değildi. Tecna gibi hissettirmiyordu.
İçinde bir savaş sürüp gidiyordu. Dışarıda gösterdiği güçlü, bağımsız kimliğiyle, içerideki kırılgan, zorbalıklardan yorulmuş hali arasında bir mücadele vardı. Çocukluğundan beri bilgisayarlara ve teknolojik aletlere ilgisi vardı. Saatlerce bilgisayar başında oturup kod yazmak, yeni projeler üzerinde çalışmak, onun için dünyadaki en keyifli şeylerden biriydi. Ama yaşı ilerledikçe bu ilgi, onu toplumun gözünde farklı biri yapmıştı. Bu farklılık, onun zorbalıkların odağı haline gelmesine neden olmuştu.
Okulda sürekli şakayla karışık alay konusu oluyordu. Ama o şakalar zamanla incitici, acımasız bir hale bürünmüştü. Tecna sınıfa girdiğinde, fısıltılar havada uçuşmaya başlardı;
"Niye bu kadar garip ki? Kız gibi davranmayı unuttu herhalde."
"Bir erkek gibi görünüyor."
"Saçı çok kısa. Neden o kadar kısa saç kestirmiş?"
"Kız olduğunun farkında değil sanırım."
"Erkeklerin ilgisini çekmeye çalışıyor!"
"Üstündeki tişörtün aynısını okula gelirken evsiz bir adamda da görmüştüm."
Bütün bu yalan yanlış cümleler Tecna'nın zihninde yankılanıyordu.
Tedirgin bir halde sırasına gelip oturduğunda utana sıkıla çantasından tabletini çıkardı. Öğretmen gelene kadar tabletiyle vakit geçirmeyi düşünmüştü.
Diğerlerinin onu hakkında söylediği şeyleri hala duyabiliyordu. Aynı sınıftan olduğu bir erkek öğrenci sesini yükseltti o esnada. "Hey Tecna, erkekler gibi takılmaya devam mı?"
Bu soru, Tecna'nın yüzünde donuk bir ifade bırakmıştı. O anda söyleyecek bir şey bulamamıştı, boğazına bir şeyler düğümlenmişti adeta. Ne diyecekti ki? Onlar için hiçbir zaman "kız" olarak görülmemişti. Kısa saçları, sade kıyafetleri ve yalnızlığı ona bu damgayı vurmuştu. Kızlar arasında "sıradan" kabul edilen davranışlar Tecna için bir engel gibiydi. Zorbalık yalnızca saçlarıyla ilgili değildi, tüm tarzı, yaşam tarzı ve kişiliğiyle de dalga geçiyorlardı. Başını öne eğdi. Gözleri dolmuştu. Artık sözler, her zamanki gibi keskin ve acımasızdı. O anda bir şeyin farkına vardı; savunmasızdı.
"Biz erkekler bile senin gibi değiliz. Sen tıpkı bir robot gibisin."
Onu izleyenler, bu kızın aslında derin bir acı yaşadığını fark etmiyordu. Tecna, her gün okulda kendisi olmaya çalışıyordu ama ne yaparsa yapsın, insanların bakışları, söyledikleri sözler, onun içindeki güveni yavaş yavaş eriyip bitiriyordu. Bu bakışlar, bu fısıldaşmalar ona bir süre sonra gerçek dışı gelmeye başlamıştı. Artık kimin Tecna'ya güldüğünü, kimin arkasından konuştuğunu ayırt edemiyordu. Hepsi aynı şekilde yankılanıyordu, "Kız gibi değilsin. Sen farklısın. Sen tuhafsın."
Geceleri yatakta dönerken aklına sürekli aynı sorular geliyordu: "Neden böyleyim? Neden onlar gibi olamıyorum?"
İçindeki çatışma her geçen gün derinleşiyordu. Diğerleriyle aynı şeylerden hoşlanmıyor oluşu, onu dışlanmış hissettiriyordu. Kısacık saçlar, sade kıyafetler ve kendi iç dünyasında kaybolmuş bir kız... Diğerleri ona sürekli "erkek gibi" dediği için kendi kimliğiyle barışık olamıyordu. Dış dünyada gördüğü yansımalar, onun kendisine olan inancını yerle bir ediyordu. Bazen saçlarını uzatmak, makyaj yapmak, kız gibi giyinmek istiyordu. Ama bu sadece zorbalıklar dursun diye miydi, yoksa gerçekten böyle mi hissetmek istiyordu?
Bu ikilem, Tecna'nın hayatını mahvediyordu. Kendi içindeki çatışmalar, dışarıdaki zorbalıklardan çok daha yıkıcıydı. Artık insanlar ona sadece alaycı bakışlar atmıyor, Tecna kendine bakarken bile içten içe kızıyordu. "Neden bu kadar farklıyım?" diye soruyordu. Oysa ki bir zamanlar kendine olan güveni, özgünlüğüne duyduğu saygı tamdı. Şimdi ne olmuştu da bir zamanlar sıkı sıkı sarıldığı özgüveni kaybolmuştu?
Tecna kendine geldiğinde hafifçe titredi. Gözlerini yemekhanede gezdirdi bir süre. Yemek sırası azalmıştı, masalar boş tepsilerle doluydu ve yemekhanede sadece birkaç kişi kalmıştı. Önüne döndüğünde ise o çocuk ve ona sataşan grubun hala burda olduğunu farketti.
Ancak Tecna, o çocuk için ne yapabilirdi? Yıllardır kendi içinde boğuştuğu bu yalnızlık ve zorbalık karşısında hiçbir zaman bir çıkış yolu bulamamışken, başka biri için çözüm üretebilir miydi? Birkaç saniye boyunca ona bakmaya devam etti. İçinden bir ses, "Ayağa kalk, git ve ona yardım et" diyordu. Ama başka bir ses, "Boşuna uğraşma. Eğer karışırsan, seni de aşağı çekerler." diye uyarıyordu.
Sonunda Tecna, kendi köşesinde kalmayı seçti. Zorbalık yapan çocuklar biraz daha alay ettikten sonra defteri yere fırlatıp oradan uzaklaştılar. Çocuk, sessizce eğilip defterini yerden aldı. Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştı, ama gözlerindeki acıyı Tecna net bir şekilde görebiliyordu. O çocuk da, Tecna gibi, sessizce bu dünyaya karşı direnenlerden biriydi.
Tecna, derin bir nefes alarak tabletine geri döndü. O an, yardım etmek istemesine rağmen, yerinden kalkamadığı için içinde bir pişmanlık vardı. Belki bir gün, başka bir zaman, bir şekilde bu döngüyü kırabilirdi. Ama bugün, o gün değildi. Kendi savaşında henüz galip gelememişken, başkası için bir savaş vermeye gücü yoktu.
O sırada tabağının altında katlanmış bir kağıt olduğunu farketti. İlk baktığında peçete olduğunu düşünüp buna takılmamıştı ama birkaç saniye sonra kağıdı kimseye çaktırmamaya çalışarak cebine atmıştı.
Sessizce çalışmaya devam etti. Dışarıdan bakıldığında yalnız ve uzak görünse de, Tecna'nın zihninde birçok duygu ve düşünce birbiriyle çarpışıyordu. O an, belki kendi travmasıyla başa çıkmayı bile tam olarak öğrenememişti. Ama diğerlerini görmek, fark etmek, onun için büyük bir adımdı. Sessizce masada otururken, Tecna bir kez daha fark etti ki, bu okulda yalnız değildi. Zorbalık, sadece ona değil, başka birçok insana da dokunuyordu. Ve bir gün, belki, bu yalnızlar sessizliklerini bozup birbirlerine yardım edebilirlerdi.
⪩⪨
veee the end.
ah be
ben ne kadar işsizim aq😭 winx'e bile fic yazdığım (ve bunu yayınladığım için) çok utanıyorum ama olsun
bu uygulamada çok kaliteli hayran kurgu göremedim varsa da okumadım bu arada o yüzden flashes'ı paylaşmak iyi olur diye düşündüm NE DE OLSA PAYLASMADIGIM YER KALMADI💗 bb
Bölüm etkileşimi
