4. bölüm / 6
flashes, winxiv - flora
Bölümler 6Şu an: iv - flora
- 1 i - stella1.111 kelime
- 2 ii - bloom648 kelime
- 3 iii - layla646 kelime
- 4 iv - flora1.293 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 v - musa844 kelime
- 6 vi - tecna1.354 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hoparlörlerden yükselen tiz sesten sunucunun mikrofonu açtığı anlaşıldı. Salondaki uğultu birden kesildi. Birazdan başlayacak konferans için herkes gibi Flora da toparlandı. Zaten epeydir elindeki kâğıtlarla tedirgin bir şekilde isminin anons edilmesini bekliyordu.
Bölümden arkadaşı olan ve aynı zamanda konferansta sunuculuk yapacak Roxy, Flora'nın güzel bir sunum yapacağını ve rahat olması gerektiğini söylemişti. Yine de titreyen dizlerine bir türlü söz geçiremiyordu. Topluluk karşısında konuşmak onu hep korkuturdu. Birkaç kötü deneyim, bu duygusunu perçinlemişti. Kendine bir türlü güvenemiyordu. Ya yine başaramazsa? Ya yine herkes onunla alay ederse?
Terlediğini hissetti.
Elindeki kâğıtlara bir kez daha baktı ve gözlerini yumdu. Rahatlaması gerektiğini düşündü. Gören de çok hayati bir meseleyi tartışacağını ya da haksızlığa uğramış da hakkını aramak için çıkıp herkesten hesap soracağını sanırdı. Oysa sadece okuduğu bölüm ile ilgili hocalarının ve arkadaşlarının karşısında bir sunum yapacaktı. Onu, dekan, öğretim görevlileri, çok sevdiği öğretmeni ve yüzden fazla öğrenciden başka kimse dinlemeyecekti. Gözlerini açtı ve salona şöyle bir baktı, "Ne! Yüz kişi mi?"
Roxy, sahnenin ortasına yürüdü ve salona döndü.
"Sayın dekanım, değerli hocalarım ve sevgili arkadaşlar. Düzenlemiş olduğumuz 'Botaniğin Gizemleri' başlıklı konferansa hepiniz hoş geldiniz.
Neden doğanın sunduğu bitkilerle bu kadar derin bir bağ kurarız? Ya da neden bitkilerin ekosistemdeki vazgeçilmez rollerine gerektiği kadar dikkat etmeyiz? Konuşmacımız bu ve benzeri sorular hakkında çalışmalarını yaptı ve şu anda bizi bilgilendirmek için kürsüye çağrılmayı sabırsızlıkla bekliyor.
Değerli konuklar; bitkilerin evrimsel gelişimi ve ekosisteme olan katkılarıyla ilgili sunumunu yapmak üzere Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğrencilerinden Flora'yı kürsüye davet ediyorum."
Böyle bir takdimi hak etmediğini düşünen Flora, tedirgin bir şekilde ayağa kalktı. O anda, bölümün alaycı öğrencilerinden üçüyle göz göze geldi. Ortada oturan, yanındakilere Flora'nın da duyacağı şekilde, "Birazdan gülmeye hazır olun." diyerek muzipçe gülümsedi.
Arkadaşları arasında beceriksiz biri olarak tanınmak Flora'yı çok üzüyordu. Herkesten biraz fazla heyecanlıydı o kadar. Fakat bu heyecanı, elinde olmadan tuhaf tepkiler vermesine sebep olabiliyordu. Hareketleri anlamsızlaşıyor, başladığı cümlenin sonunu getiremeyebiliyordu. Ama bu kez farklı olsun istiyordu. Çıkacak ve güzel bir sunum yapacaktı. Bugüne kadar hakkında oluşmuş kanaatleri yıkmak ve kendine güvenini kazanmak için bundan güzel fırsat olamazdı. Bugün başaracaktı. Flora kürsüye yaklaşırken onun yanından geçen Roxy "Haydi, göster kendini! Mikrofonun düğmesini açmayı unutma." diye fısıldadı.
Flora, elindeki kâğıtları kürsüye yerleştirdi ve göz ucuyla salona bakarak mikrofonu ağzına göre ayarladı. Herkes gözlerini dikmiş kendisine bakıyordu. Bu durum genç kızın kalbinin deli gibi atmasına yetmişti bile.
Derin bir soluk alıp mikrofonun düğmesini açtı.
"Sayın dekanım, saygıdeğer hocalarım ve çok değerli arkadaşlar." dedi titrek bir ses tonuyla. Boğazında düğümlenen kelimeleri yutarcasına yaptığı hareketle giriş cümlesi için önündeki kâğıtlara baktığında, anlam veremediği bir durumla karşılaştı. Kâğıtların üzerindeki harfler birbirine karışmış ve belli belirsiz sayı dizileri sıralanmıştı. Birden heyecanı en üst seviyeye çıktı ve kekelememek için konuşmasına başlayamadı. Bir bombanın üzerinde oturuyormuş da ağzından çıkacak yanlış bir kelime ile paramparça olacakmış hissine kapıldı.
Biri ona şaka mı yapmıştı? Biraz önce otururken göz gezdirdiği notların yerindeki bu rakamlar da neyin nesiydi?
Salondaki konuklara doğru başını ümitsizce kaldırdığı sırada birden flaşlar patladı gözünün önünde.
Çocukluk günlerine dönmüştü o anda. Karşısında duran arkadaşları gülmekten katılıyordu. Öylesine alaycı gülüyorlardı ki Flora, ağlamamak için kendisini zor tutuyordu. Halbuki oyunları çok güzel başlamıştı o gün. Arkadaşları onu parka çağırdığında koşarak gitmişti.
Kullanılmayan meyve kasaları pazar esnafı tarafından parkın bir köşesine yığılırdı. Flora parka gitmeden önce, işte bu meyve kasalarından bazıları üst üste koymuş ve üzerlerine serilen gazetelerle de güzel bir sahne hazırlanmıştı. Herkes sırayla sahneye çıkacak ve bildiği en güzel şarkıyı söyleyip diğerlerinden puan almaya çalışacaktı.
Aslında sürekli oynadıkları bir oyundu bu. Fakat o gün, şarkı yarışmasına ilk önce kimin başlayacağı tartışma konusu olmuştu.
Orada bulunan hiç kimse sahneye ilk çıkan olmak istemiyordu. İçlerinden birinin ortaya attığı öneri kabul edildi, "Herkes, isminin baş harfine göre alfabetik olarak sahneye çıksın."
Önerinin kabul edilmesiyle birlikte bütün gözler Flora'ya dönmüştü.
Flora, utandığını ve ilk olmak istemediğini söylese de arkadaşlarının ısrarına fazla direnememiş ve yerden yaklaşık kırk beş santim yüksekte olan kasaların üzerine çıkmıştı.
Sallanan kasaların üzerinde dengesini korumaya çalışırken "Başlıyorum, hazır mısınız?" diye sormuştu gülümseyerek. Hep bir ağızdan yükselen "Hazırıız!" sesleri ve parkın içinde kopan alkış, Flora'ya güzel duygular yaşatmıştı kısa bir anlığına da olsa. Derin bir soluk alıp şarkıya başlayacağı sırada ise olan olmuştu. Grubun önünde duran biri, en alttaki kasanın ayağına bağlayıp gizlediği ipi çekmiş, kasalarla birlikte Flora'nın yere kapaklanmasına sebep olmuştu. Üstelik Flora'nın bir bacağı devrilen kasalardan birinin içine girmişti.
İşte arkadaşları bu acınası manzaraya katıla katıla gülüyorlardı şimdi. Flora, bileğine kadar giren kasayı çıkartıp yavaşça ayağa kalktı. Sakatlanmadığına mı sevinsin yoksa arkadaşlarının yaptığı kötü şakaya ve alaycı tavırlarına mı üzülsün bilemiyordu. Üzerini temizlerken yanına gelen bir arkadaşı ona yardım ederek "Haberim yoktu inan, iyi misin?" diye sordu.
Flora, üzgün bir yüz ifadesiyle arkadaşına baktı ve hiçbir şey diyemedi. Arkadaşı, Flora'yı omuzlarından tutarak, "Eve götüreyim mi? İyi misin?" diyerek sorusunu tekrarladı. Fakat Flora, cevap veremedi.
Flora'nın gözünün önünde yine flaşlar patladı ve iki elin omuzlarını sıktığını hissetti. Kendine gelmişti. Yanında duran ve endişeli bir yüzle Flora'ya bakan öğretmeniydi.
"Flora, iyi misin?"
Bir an için neler olduğunu anlayamayan Flora "Hocam çok heyecanlandım, özür dilerim." diyerek önündeki kâğıtları topladı ve sahnenin basamaklarından inip salonun kapısına doğru ilerledi. Flora'nın arkasından bakakalan öğretmeni, Roxy'den mikrofonu rica edip konferansın kaldığı yerden devam etmesini sağladı.
"Değerli konuklar, arkadaşımız rahatsızlandı sanırım. Onunla birlikte yürüttüğümüz çalışmalardan kısaca bahsedeyim..."
Roxy, mikrafonu öğretmene bırakıp hızla salondan çıktı. Büyük koridora doğru yürüyen arkadaşını görmek için peşinden gitti. Flora, bir öğrenci dolabının önünde duruyordu. Tam dış kapıya dönecekken arkadaşına yetişen Roxy, Flora'ya dolabın anahtarını göstererek "Bunu mu arıyorsun?" diye sordu. Flora, "Evet!" dedi sinirli bir şekilde.
Anahtarı vermeden önce neler olduğunu öğrenmek istiyordu. "Senin bir derdin var ve söylemiyorsun. İyi misin gerçekten?" diye sordu.
"Bilmiyorum Roxy. Hiçbir şey bilmiyorum." diye cevap verdi Flora, üzgün bir ifadeyle. "Günlerdir bu sunum için çalışıyorum, geceleri uykusuz kalıyorum. Bakmadığım kitap, okumadığım makale, incelemediğim internet sitesi kalmadı. Fakat insanların karşısına ne zaman geçsem heyecanıma yenik düşüyorum, bugün olduğu gibi... Yorgunluğum da üzerine tuz biber ekti galiba hayaller görmeye başladım."
"Bu sene mezun oluyorsun Flora." dedi Roxy ve "Hep istediğin gibi bitki bilimci olmana az kaldı. Böyle şeylere alışman lazım... İş hayatında birçok kişiye sunumlar yapıp bilgi vereceksin." diyerek cesaretlendirmeye çalıştı arkadaşını.
Flora ise çok karamsardı. "Arboretumda karşımda sadece birkaç saksı olsa bile ağzımı açıp konuşamam, emin ol." diye karşılık verdi.
Roxy "Kendine haksızlık ediyorsun." diyerek gülümsedi ve elindeki anahtarla dolabı açtı.
Flora, dolabın içinden çantasını ve üst rafta duran kitapları aldı. "Bunları kütüphaneden almıştım. Birazdan..." derken lafı yarım kaldı.
"Ne oldu?" diye sordu Roxy merakla.
Arkadaşının suratına anlamsız bir ifadeyle bakan Flora "Anlamıyorum." dedi.
Kütüphaneden aldığı dört kitabı sunumundan önce üst üste dolaba yerleştirdiğinden emindi. Şimdi ise eline aldığı kitapların sayısı beşti. Bu sebeple duraksamıştı. Elindeki tüm eşyaları dolaba geri koyup daha önce görmediği beşinci kitabı incelemeye başladı.
"Codex Herbs, vay!" diye gülümsedi Roxy, Flora'nın elindeki kitabın kapağına bakarak. "Neden gündüz vakti hayaller gördüğün şimdi anlaşıldı."
Bu kitabı dolaba Roxy koymuş olamazdı. Dolabı kilitlerken yanındaydı ve konferans salonuna da beraber gitmişlerdi.
Önce kürsüde yaşadıkları ve sonra nereden geldiği belli olmayan bu kitap... Hafızasını biraz daha zorladı. "Hayır! Yanlışlıkla da olsa kütüphaneden getirmedim. Elimde sadece dört kitap vardı." diye mırıldandı.
O bunları düşünürken Roxy kitabı aniden elinden çekti ve Flora'yı kendine getirdi.
"Hmm! İlginç bir kitaba benziyor."
"Onu bana verir misin?" diye atıldı Flora.
Roxy, şirin bir edayla "Yarın veririm canım." dedikten sonra konferans salonuna doğru hızlı adımlarla uzaklaştı.
Flora eşyalarını alıp dolabın kapağını kapatırken, "Roxy, buraya gelir misin lütfen?" diye seslendiyse de arkadaşı, "Program devam ediyor, salonda bulunmalıyım." diyerek arkasına bakmadan el salladı.
Sinirli miydi, heyecanlı mıydı yoksa korkmuş muydu emin değildi. Zihni allak bullak olmuş vaziyette, dolabın önünde elindeki kitaplar ve omzuna asılı çantasıyla ayakta kalakaldı.
⪩⪨
codex herbs diye bi kitap yok bu arada googlea lanetli kitaplar diye yazdım codex gigas(şeytanın incili) diye bi şey çıktı lan dedim çok estetik duruyor ama flora ve şeytanın incili ne alaka??? bende gittim codex'i aldım herbs de biyolojiden aklıma geldi öyle ortaya salladım bir şeyler
Bölüm etkileşimi
