11. bölüm · First Love

BÖLÜM 11 – Yağmurlu Akşam (“Yemek Var”)

Nova Takasugi

Akşam, yağmurla geldi.
Camdan gelen ses ilk başta hafifti. Sonra ritmini buldu. Düzenli, kararlı, kaçınılmaz. Sokak lambalarının ışığı ıslak zeminde uzayıp parçalanıyordu. Ev, dış dünyadan kopmuş gibiydi.
Arin kapıyı açtığında üstü hafif ıslanmıştı. Saçlarının uçlarından damlalar düşüyordu. Ayakkabılarını çıkardı, montunu askıya asarken durdu.
Mutfaktan ses geliyordu.
Bakugou.
Tencerenin kapağı kapandı. Ocak kısıldı. Bir şeyler pişiriyordu—sessizce, özenle. Arin bunu fark edince kaşlarını çattı. Bu, onun bildiği Bakugou değildi. Gürültüsüzdü. Acele etmiyordu.
“Yağmur bastırdı,” dedi Arin salona geçerken.
“Gördüm,” dedi Bakugou. “Islanmışsın.”
Bu, bir tespit gibiydi. Ama tonunda bir şey vardı. Düzeltmeye çalışmadı.
Arin mutfağın kapısında durdu.
“Yemek mi yapıyorsun?”
Bakugou arkasını dönmeden cevap verdi.
“Evet.”
“Bana mı?”
Bakugou duraksadı.
Sonra omzunun üzerinden baktı.
“Evde iki kişi var,” dedi. “Yemek de var.”
Bu da bir kabul şekliydi.
Arin tezgâha yaslandı. İzledi. Bakugou’nun hareketleri kontrollüydü. Gereksiz tek bir adım yoktu. Sanki mutfak onun sığınağıydı. Yağmurun sesi, tencerenin buharıyla karışıyordu.
“Genelde böyle misin?” diye sordu Arin.
“Nasıl?”
“Bir şey yaparken konuşmayan.”
Bakugou omuz silkti.
“Dikkatim dağılınca sinirleniyorum.”
“Şaşırmadım.”
Bakugou kısa bir homurtu çıkardı.
“Big Guy hakkında yorum yapma.”
Arin gülümsedi ama zorlamadı.
Yemek masaya geldiğinde aralarında iki tabak, bir de sessizlik vardı. Ama bu kez sessizlik boğucu değildi. Yağmur konuşuyordu zaten.
Bir süre sonra Bakugou tabağını kenara itti.
“Yeter,” dedi. “Doydum.”
Arin ona baktı.
“Yalan.”
Bakugou kaşlarını çattı.
“Ne?”
“Yalan,” dedi Arin sakince. “Hâlâ açsın ama bırakıyorsun.”
Bakugou cevap vermedi.
Arin çatalını bıraktı.
“Her şeyi yarıda kesiyorsun,” dedi. “Konuşmaları, geceleri, hatta kendini.”
Bakugou’nun çenesi gerildi.
“Psikolog musun?”
“Hayır,” dedi Arin. “Sadece burada yaşıyorum.”
Bu cümle ikisini de durdurdu.
Bakugou bakışlarını kaçırdı.
“Bu kalıcı değil,” dedi.
“Biliyorum,” dedi Arin. “Ama şu an gerçek.”
İlk Temas – Çok Kısa, Çok Kontrollü
Bir anda ışıklar gitti.
Ev karardı. Yağmur sesi daha belirginleşti. Pencerenin dışındaki şehir silikleşti.
“Elektrik gitti,” dedi Arin.
Bakugou ayağa kalktı.
“Sigortaya bakacağım.”
Karanlıkta mutfaktan çıkarken Arin de ayağa kalktı.
“Ben de geliyorum.”
Koridorda durdular. Alan daraldı. Karanlıkta mesafeyi hesaplamak zordu. Arin bir adım attı—ayağı halıya takıldı.
Düşmedi.
Bakugou refleksle uzandı.
Elini Arin’in bileğine koydu.
Sıkmadı.
Çekmedi.
Sadece tuttu.
Bir saniye.
İki.
Nefesler fark edildi.
Yağmur sustu gibi geldi.
“İyiyim,” dedi Arin fısıltıyla.
Bakugou hemen bırakmadı.
Ama daha ileri de gitmedi.
Sonra elini çekti.
“Dikkat et,” dedi. Sesi normaldi. Fazla normal.
Arin başını salladı.
“Ettim,” dedi.
Işıklar geri geldiğinde ikisi de oldukları yerdeydi.
Ama aralarındaki mesafe…
artık eskisi gibi değildi.
Bakugou sigortaya yöneldi.
Arin arkasından baktı.
Bu temas bir başlangıç değildi.
Ama inkârın sonuydu.