7. bölüm · FAKO
7. Bölüm – English Exam
Sınav haftasının son günüydü.
İngilizce.
Çoğu kişi için zor dersti. Çünkü bizim köyde İngilizce konuşacak kimse yoktu. Televizyonda bile altyazı Türkçeydi. Ama ben kelimeleri seviyordum. Sanki başka bir kapının anahtarı gibiydiler.
Elif defterine son kez kelimelere baktı.
“Environment, responsibility, future…” diye mırıldanıyordu.
Emir iç çekti.
“Ben ‘present perfect’ten hiçbir şey anlamıyorum,” dedi.
Ben sessizdim.
Çünkü aklım başka bir yerdeydi.
Babamın sesi yine kulaklarımdaydı.
“Seni korumak için.”
İngilizce öğretmeni sınıfa girdi. Gözlüğünü düzeltti.
“Bu sınav biraz dikkat istiyor çocuklar,” dedi. “Özellikle paragraf kısmı.”
Kağıtlar dağıtıldı.
İlk bölüm kelime bilgisiydi. Hızlı geçtim.
İkinci bölüm diyalog tamamlama. Mantıklıydı.
Üçüncü bölüm uzun bir okuma parçasıydı.
Metnin başlığı:
“A Letter From a Father”
Kalbim bir an durdu.
Metin, yıllar önce ailesinden ayrılmak zorunda kalan bir babanın, çocuğuna uzaktan yazdığı mektubu anlatıyordu. Çocuğunu korumak için uzak durduğunu söylüyordu.
Ellerim titredi.
Bu tesadüf müydü?
Metni dikkatlice okudum. Sorular anlamaya dayalıydı. Ama her cümlede kendi hayatımı görüyordum.
“Why did the father leave?”
(Neden ayrıldı?)
Metindeki cevap:
“To protect his family.”
Koruma.
Yine aynı kelime.
Derin bir nefes aldım. Bu sadece bir sınavdı. Kendime bunu hatırlattım.
Soruları tek tek işaretledim. Son soruya geldiğimde zaman azalmıştı. Bir anlam sorusuydu. “What is the main idea of the text?”
Bu kez tereddüt etmedim.
Cevap nettı.
Zil çaldı.
Kağıdı teslim ederken içimde garip bir his vardı. Bu sınav diğerlerinden farklıydı. Sanki biri bilerek karşıma bu metni çıkarmıştı.
İki gün sonra sonuçlar açıklandı.
“Elif – 90.”
“Emir – 88.”
Öğretmen kağıdı bana uzattı.
“Tuna – 100.”
Sınıfta sessizlik oldu.
Üç sınav.
Matematik 100.
Türkçe 98.
İngilizce 100.
Öğretmen gülümsedi.
“Bu performansla ilçede derece yaparsın,” dedi.
Ama ben pencereye bakıyordum.
İngilizce sınavındaki metin…
Bu sadece rastlantı mıydı?
Yoksa biri gerçekten beni izliyor muydu?
Tam o anda kapı çaldı.
Müdür içeri girdi.
“Elif, Emir ve Tuna… Sizi biraz alabilir miyim?”
Sınıf bir anda sessizleşti.
Sınav haftası bitmişti.
