12. bölüm · FAKO
12-yks
Lise biteli bir yıl olmuştu. 9. sınıfın 18. haftasıyla birlikte YKS hazırlıkları başlamıştı. Artık sadece köy değil, Türkiye çapında bir yarış vardı. 59.000 kişi arasında birinci olma hedefi… ve bu sefer arkadaşlarım tamamen değişmişti.
Elif ve Emir köyde yanımdaydı ama artık büyük şehirdeyim, farklı okulda, farklı sınıfta. Yanımda yeni arkadaşlar vardı. Çoğu tanıdık değildi. Bazıları şimdiden bana baktığında, LGS’deki başarımı konuşuyordu. Ama içimden “Artık kendi savaşımı vermeliyim” diyordum.
Sınav günü geldiğinde kalbim yine deli gibi atıyordu. Büyük salon, sıra sıra masalar, 59.000 kişinin içinde kendimi küçük ama kararlı hissediyordum.
İlk oturum: Matematik.
Sorular zordu. Uzun ve karmaşık. Ama elim alışkındı. Hızlı çözüm tekniklerim vardı. Kağıtları doldurdukça içimde bir güven oluştu. Sınavın sonunda öğretmenler gibi hissediyordum: “Ben bu işi yapabilirim.”
İkinci oturum: Türkçe.
Yeni arkadaşlarım hâlâ panik içindeydi. Kimi derin nefes alıyor, kimi hızlı hızlı paragraf sorularını işaretliyordu. Ben ise eski alışkanlıklarımla dikkatle çözdüm.
Üçüncü oturum: Fen ve Sosyal.
Sorular karmaşık ve stresliydi. Ama içimdeki o küçük ses vardı: “Odaklan Tuna. Sen bunu daha önce başardın.”
Sınav sonunda panoya bakacak bir liste yoktu. Bu sefer tüm Türkiye aynı anda online sonuçları görecekti.
Ve beklenen açıklama geldi. Sonuçlar:
Matematik: 2.
Türkçe: 2.
İçimde karmaşık bir duygu vardı. Bir yandan gururluydum. 59.000 kişi arasında ikinci olmak hiç de küçümsenecek bir şey değildi. Ama diğer yandan, aklım hâlâ o “birinci olma” hırsıyla doluydu.
Tam o sırada Gizem ortaya çıktı.
Yeni okul arkadaşlarımdan biri, sessiz ama keskin zekâlı biriydi. Sınav sonuçlarını gördüğünde bana bakıp gülümsedi.
“Biliyor musun Tuna… gerçek puanını gördüm,” dedi alçak sesle.
Gözlerim büyüdü.
“Ne demek istiyorsun?”
Gizem dosyadan bir şey çıkardı: bir elektronik kayıt, gizli bir liste.
“Bak,” dedi. “Bu sınavda resmi açıklamada ikinci gözüküyorsun. Ama sistem hatası yüzünden sen aslında birincisin.”
Kalbim bir anda durdu.
“Nasıl yani?” diye sordum.
Gizem başını salladı.
“59.000 kişi arasında birinci sensin Tuna. Bunu kimse bilmiyor. Ama ben gördüm. Bu yüzden sana söyledim.”
İçimde hem bir sevinç hem de bir tuhaflık vardı.
Büyük bir yarışta bile bir sır vardı. Ve bu sırrı bilen tek kişi Gizemdi.
O an fark ettim: Başarı bazen sadece rakamlarda değil, doğru insanlarla paylaşmakta da gizlidir.
