5. bölüm · Eski bir defterin arasında
5.BÖLÜM=Dikili Kader
Lahdin üzerindeki ismine bakarken parmağındaki Leş Yüzüğü vahşi bir hayvan gibi etini dişlemeye başladı. Küvetin içindeki o simsiyah mürekkep, sanki senin kalp atışınla birlikte dalgalanıyordu. Gözleri bağlı ve ağzı dikilmiş adam, senin tam bir kopyan gibiydi; sadece on yıllarca o karanlık sıvının içinde çürümüş, derisi parşömen kağıdına dönüşmüş bir kopyan.
"O sensin, efendi," diye fısıldadı gölge, merdivenlerin en karanlık köşesine sinerek. "Yüzüğü takan her varis, bir gün bu küvete girmek zorundadır. Sen şu an dışarıdaki elsin, o ise içerideki kalem. O yazıyor, sen yaşıyorsun."
Adamın elindeki defterin sayfaları, senin hiçbir müdahalen olmadan hızla dönmeye başladı. Durduğu sayfada, tam o an yaşadığın sahne kelime kelime belirdi: "...ve Kaan, kendi sonuna bakarken elindeki paslı çakıyı adamın dudaklarına yasladı."
Titreyen elinle çakıyı çıkardın. O siyah, ıslak sicimleri kesmek; aslında kendi kaderinin iplerini koparmak gibiydi. İlk dikişe dokunduğun an, küvetin içindeki mürekkep canlanıp kollarına tırmanmaya başladı. Soğuk değil, aksine kaynar bir acıydı bu.
"Yapma!" diye bağırdı gölge. "Eğer onu uyandırırsan, defterin içindeki tüm o 'ölü sayfalar' bu dünyaya boşalır. Bu ev sadece bir mezar değil, bir baraj! Ve sen kapağı açmak üzeresin!"
Adamın dudakları hafifçe aralandı. İçeriden, sanki binlerce insanın aynı anda can çekiştiği bir hırıltı çıktı. Adamın elindeki defterden siyah bir sıvı sızdı ve yerdeki taşlara şu cümle yayıldı:
"Beni serbest bırak ki, senin hikayeni başkası yazmasın."
