Okul

Vaveyla Yazarı: Çiçek Işık

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 4Şu an: Okul

(Kül Ulus)

Yapıyordum onun ellerini tutuyor ona dokunabiliyordum o listeyi bana verdiği satten bu yana gözümü kırpmamış listeyi ezberlemiştim

1. El ele tutuşmak
2. Okulda samimi davranmak
3. Lakap takmak (benim bulmam lazım sen zaten gül diyorsun) doğru söylüyordu onun bulması lazımdı

Dahası vardı ama şuan'ın sarhoşluğundaydım şimdi ben onun elini tutuyordum hemde
İlk önce o tutmuştu sabah uyandığımda Gülbeyaz odasından siyah bir kumaş pantolon beyaz bir cropla çıkmıştı saçlarını dalgalandırmış hafif makyajıyla yine aynı eskisi gibiydi

Bense üzerime krem rengi bir t-shirt kahverengi kumaş pantolon ve kaban giymiştim kahvaltı etmemiş yine beş ay öncesi gibi okulun kantininde edecektik
Gergindim ama kalbimde içime sığmıyordu kalpten gitmezsem iyiydi Allah'ım bana gerçekten onun sevgilisiyim gibi davranıyordu üniversitenin kapısından girerken elimi tutuşu sıklaştı o da gergindi hep yanında olmalı konuşmasını gerektirecek bir durum olursa devreye benim gitmem gerekiyordu sanki bütün gözler üzerimizde gibi hissediyorduk ikimizde dikkat etmemeye çalışarak doğruca okulun binasına girdik eğer ben kontrolü kaybedersem o yıkılırdı şanslıydık ki benim derslerime o da giriyordu ve benim Dersim'in olmadığı zaman bende onunla girebilirdim yukarı çıkarken güle bahsettiğim beni markette darlayan kadının gözleri bizim üzerimizdeydi belli ki ona dikkat etmem gerekiyordu ikinci kata geldiğimizde dolabımı kontrol etmek için dolabın önünde durduk gül de kendi öğrenci dolabın yöneldi benimkinde pek bir şey yoktu almıştım kazadan sonra ama ona bu konuyu açmamıştım işimi bitirip dolabımı kilitledim ve gül'ün yanına geldim çoğu defteri kitabı buradaydı suç ve ceza ve bazı hukuki kitapla beraber bir defter çıkarıp siyah çantasına koydu ağır olduğu için elinden almaya çalışmıştım ama izin vermedi beraber asansörün olduğu yöne ilerledik eli yeniden elimi bulmuştu gözleri birisini arıyor gibiydi ama bize bakan biri var mı diye bakınıyordu gözleri casusu arıyordu suçluyu arıyordu kararlıydı çok net belli ediyordu ama bunu onu tanımayan biri belli ettiğini anlamazdı
Ama ben anlardım ben onun için bir yabancı değildim. Asansör geldiğinde gözlerini bana çevirdi benimde olan baktığımı görünce gözleri önüne döndü asansöre doğru adımladık

Aynı adım aynı yön aynı ruh. Hayır sil. Aynı adım aynı yön aynı iz.

(Gülbeyaz Yalçınkaya)

O hastane odasında sesizliğime bir çığlık bile atamamış gülbeyaz ayağımın altında ezim ezim ezilyordu metrodaydık, sokaktaydık, okuldaydık ama tek bir harf bile yoktu ben çığlıkları ses olmuş o kadın artık çığlık atmanın hayalini dahi kuramıyordum yürüyordum ve ne kadar adım atarsam sırtıma bir hançer yiyiyordum her hançerde kül'ün elimi daha sıkı tutuyor ellerini kızarana kadar sıkıyordum o belki tedirgin olduğumu sanıyordu öyle değildi nedeni sessizliğim değildi nedeni oydu elimi bırakmayan eliydi oysa ben sıkıyordum bıraksam bile tutuyor oluşuydu

Bir keresinde abim beni köşeye çekmiş bir şey soracağını söylemişti gergindi "Kül senin için kim Gülbeyaz?" Yüzüme sorulan sor değil inen bir tokattı "Kül kim Gülbeyaz?" Israrla aynı soruyu yeniliyor bana dokunmadan binlerce darbe indiriyordu gözlerim dolmaya başlamıştı onun yüzünde yaprak kımıldamıyordu başımı sağa çevirdim oradaydı
"Kim o Gülbeyaz?" Elleriyle beni sallıyordu inatla aynı şeyi söylüyordu "O-oo..." Sesim titriyor gözlerimdeki yaşlar sıcak bir kan gibi yere damlıyordu "... benim çocukluğum," tatmin olmamıştı abim ellerini omuzlarımdan çekti alaylı bir gülümseme düştü dudaklarına ve arkasına bakmadan gitti o hep giderdi "Ben gidişlerin adamıyım" der dururdu

O gidişleri adamıydı Kül arkada kalanları toplayan adam mı olmuştu?

Kül kim Gülbeyaz?

Kül senin için kim Gülbeyaz?

Sen kimsin ki Gülbeyaz?

Sen hiçsin Gülbeyaz?

Boşta olan parmaklarımı avuç içime geçirdim
ağlama Gülbeyaz şimdi olmaz, o yanındayken olmaz okulda olmaz seni yaşayan bir ölüye çeviren kişiyi bulamazsın olmaz

Kül kulağıma doğru eğildi nefesi kulaklarımdaydı olmamalıydı o kimdi ki benim için?

"Elini bırak"
Ceketim vardı göremezdi nasıl görmüştü elim ceketin kolunun içindeydi

"Sana elini bırak dedim"

Elimi ceketin içinden çıkardı

"Kendini sıkma gül nefes al iyisin yanındayım Gül güzeli"

Çıkardığı elime kan oturmuştu diğer elimi bırakıp onu tuttu baş parmağı avuç içimde gidip geliyor masaj yapıyordu acımıyordu oysa

"Neden yanımdasın?"Der gibi baktım suratına eli daha sık gidip geldi avuç içimde
Başını omzuna yatırdı

"Olmak istediğim yerdeyim Gül güzeli peki sen orda mısın?"

Olmak istediği yer benim yanımdı
Ben istediğim yerde miydim?
"Bilmiyorum" anlamında omzumu silktim

"Öğreneceksin" dedi ağzının içinde kaşlarımı çattım "Neyi öğreneceğim" diye geçirdim içimden sormaya kalmadan sınıfa gelmiştik
Elimde çantamla buyrun işareti yaptı kapıdan girdiğimizde edebiyat sınıfı olduğunu belli eden bir sürü şiir, roman, türk edebiyatı, Rus edebiyatı' mı barındıran büyük bir kitaplık vardı sınıfta yaklaşık elli altmış kişi vardı bütün gözler üzerimize çevrildi kül umursamayarak beni en öndeki masalardan birine oturttu çantamı yanıma koydu ve öğretmen masasına ilerledi

"Evet herkes yerine arkadaşlar kapıyı kapatalım başlıyoruz "
Ses tonu yine edebiyat öğretmeni Kül Ulus oluvermişti samimiyet sevmezdi öğrencilerle kayırma olmasından korkar hepsiyle öğretmen-öğrenci ilişkisinden ileri adım atmazdı adım atmaya yeltenen öğrenci olmuştu ama ertesi gün okula gelemeyecek derecede utandırır yaptığının çok yanlış bir şey olduğunu net bir şekilde gösterirdi

Öğrenciler hala bize bakıyor olacak ki "Tiyatro mu oynuyor hanımlar beyler derse katılacak öğrenciler kalsın diğerleri çıksın" bağırmıyordu ama şoka giren öğrencilerden en az yirmi tanesi dersten çıkmıştı kalanlardan defter kalem sesleri geliyordu arkama döndüğüm anda tuğçeyle bakıştık yüzü bembeyazdı ona karşılık yüzümde bir gülümseme oluştu ve önüme küle çevirdim yüzümü o da bana gülümsedi sonrasında derse geçtik

-

"Hocam neden beş aydır yoktunuz?" Diye soran tek salak Tuğçe olurdu kül masadan defter ve bilgisayar çantasını almaya yeltenmişti ki başını ona doğru çevirdi

Anlamıştı marketteki yalancının bu olduğunu

"Sizleri ilgilendiren bir durum değil o yüzden kendi işinize baksanız iyi edersiniz"

Net.Temiz.Basit

Kahkaha atmak istediğim anlardaydık. Nereden geliyordu bu özgüven, merak ediyordum. Evine gittiğinde kafasını yastığına gömüp ağlayacağını bilmesem hayran falan olabilirdim ama biliyordum.

Kül eşyalarını toplamış, benim başımda bekliyordu. Ben de defterimi çantama koyup ayağa kalktım. Merdivenlerden çıkmaya başladık. Kül önden ilerliyordu. Tuğçe'yi fırsat bilerek yeniden elini tutmuştum Kül'ün. Çünkü biliyordum, bu kız herkese yayardı. O casus da bizden haber aldığı anda damlardı. Şimdilik şüphe duyduğum kimse yoktu.

Kül alışamamıştı bu hâllerime. Bu denli bir yakınlık kurmamıştık ki biz. Anormaldi bizim için. Kantine doğru ilerlerken sabah yaptığı gibi bir yola, bir de ellerimize bakıyordu. Her yerde mutlaka öğrencileriyle bakışıyorduk ama onlar bir baş selamıyla geçip gidiyordu. Tabii benim de öğretmenlerim görecekti. Kül, hâlinden oldukça memnun görünüyordu.

Kantine girer girmez ilk masaya oturdum. Kül yiyeceğimiz yemekleri almaya gitmişti. Artık gocunmuyordum. İkimizin de tek ailesi bizdik, yani öyle umuyordum. Benimkinden geriye o kalmıştı. Onunkinden belki vardı, belki yoktu. Arama çabasına bile girmemişti.

Alnımda bir el hissettiğimde başımı geriye attım. Kül'ü beklerken derin düşüncelere dalmıştım. Onun olduğunu anlardım ama ani bir refleksle başımı geriye attım. Elinde iki tost ve iki ayranla gelmişti. Onunki sade, çift kaşarlı; benimki muhtemelen sucukluydu.

"Neden kaşların çatık?" bakışı attı.

"Yok bir şey." anlamında omzumu silktim.

Gözleri üzerimdeyken masaya tepsiyi bırakıp oturdu. Boş gözlerle ona bakıyordum. Ayranları çalkaladı, benimkine pipeti yerleştirip önüme koydu.

İyi ilerliyordu.

Tüm dikkat bizim üzerimizdeydi ama bana ne oluyordu? Güçlü kalmalıydım. Hep ona muhtaç gibi davranmamalıydım.

Elimi kaldırıp yanağına yasladım. İyi olduğumu kanıtlamaktı niyetim. Gözleri, hâlinden memnun olduğunu ama bir o kadar da heyecan içinde bulunduğunu belli ediyordu. Korkuyordu, ondan uzaklaşmamdan.

Başını avucuma yasladı. Usulca yanağını okşadım. Ela hareleri daha parlak bakıyordu. Dudakları sola doğru kıvrılmıştı. Daha yakından parfümünün kokusunu kendi üzerimden alabiliyordum. Hoş bir kokuydu. Balı anımsatıyordu, insanı hafifleten bir yetiye sahipti.

Elimi usulca yanağından çektim. Kül sanki bir rüyadan uyanmıştı. Boğazını temizleyip önüne döndü. Tostundan bir ısırık almışken gözlerini kantinde gezdirdi.

Görünürde kimse yoktu ama çoğu öğrenci bize bakıp bakıp fısıldaşıyordu. Ne konuştuklarını bilmek için dahi olmaya gerek yok

Konu bizdik.
Biz
O ve Ben
Kül ve Gül

Tostlarımızı bitirip kantinden çıktık elim yine elinden ayrılmıyor bana yön gösteriyordu her zaman olduğu gibi pusulam oluyordu bir süre yürüdükten sonra matamatik sınıfındaydık tanıtığım bir kaç kişinin gözleri üzerime yöneldiği anda külü kendime çekip arkasında durdum dersimizin hocası aynı zamanda ilk okul öğretmenim olan sedef hanımın da gözlerini üzerimde hissettim merakla Kül'ün arkasındaki bana bakıyordu ellerimizi görmüştü ona bakarsam konuşmak zorunda kalacaktım ama ben konuşamıyordum ki bana alfabeyi öğreten ilk okul öğretmenime artık harfleri bile unuttuğumu nasıl söylerdim?

Kül başını bana doğru çevirdi elimi tutan elini serbest bıraktı ve omuzuma yerleştirdi

"Yanlız değilsin gül ben burdayım utanacak bir şey yok" vâr oluşuna minnettardım

"Dersinize ben de katılabilirim değil mi Sedef hocam?" Diye sordu tatlı kıvırcık saçlarından bir tutamını kulağının arkasına alarak gülümsemeye çalıştı ama bir hayli şaşırmış görünüyordu
"Ta-tabii buyurun Kül hocam" yakinen tamışmıyorlardı ama aynı okula gittiğimiz için o da tanıyordu kül'ü okuldan şimdiyse okulun içerisinde saygı göstergesi olarak birbirlerine hocam diye hitap ediyorlardı

Kül omuzumdaki elini sağa doğru masaların olduğu tarafa yönlendirdi bende Sedef hocaya bir baş selamı verdim gözlerimi kaçırarak da olsa ortalarda bir yerlere oturduk çantamdan bir defter ve kalem çıkardım not almak için kül ise bilgisayarını çıkarıp öğrenciler için hazırladığı notları düzenlemeye koyuldu

Önümdeki sayfa bomboştu bu beni rahatsız etmişti sanki zihnimdeki beyaz görmemi engelleyen ışıklar karşımdaki boş kağıdın üzerine yansıyordu hayatım koca boşluktan ibaretti önümdeki kağıdı karalamaya başladım tıpkı ruhum gibi karanlık olmalıydı o da bir kaç dakika içinde kağıt yırtılacak dereceye gelmişti görüntü bulanıklaşmıştı sanırım gözlerim dolmuştu yere damlalar halinde kırmızı bir su akıyordu gözlerim kül'ün bilgisayar ekranına kaydı kaşları çatık bir halde önündeki işe odaklanmıştı ta ki gözleri gözlerimi bulanadek.

(Kül Ulus)

Hata yapmıştım daha erkendi onun için ona engel olmalıydım hata yaptım bedeni kollarımın arasındayken tek bildiğim hata yaptığımdı o gözlerini açmıyordu hata yapmıştım elinden kanlar akıyordu hata yapmıştım onu kucağıma alıp koşar adımlarla sınıftan çıkmıştım Sedef hoca'nın arkamdan seslendiği mi duyabiliyordum ama durmamın imkanı yoktu koridordaki herkesin bize bakması umrumda değildi herkesin arkamdan koşuyor oluşu da umrumda değildi tek önemsediğim kişiyi şuan kucağımda taşıyordum hızlı adımlarla karşıma çıkan ilk taksiye bindim arka koltuğa oturmuş kucağımda ölü bir neden taşıyordum sanki nefes almıyor damarları atmıyordu omzundaki elimi sırtına yanık izine yaklaştırdı yanık izi tişörtünün üzerinden belli olacak derecede değildi ama ordaydı işte biliyordum elim alev aldı o günkü gibi o baygındı ben yanıyordum o yanıyordu biz yanıyorduk eline bakmakta zorlanıyordum güzel elleri kanlar içerisindeydi sol elimi avucuna doğru götürsem de ona dokunamıyordum saatler öncesine kadar tuttuğum ellere hala dokunamıyor oluşum beni mahvediyordu elimi eline bastırdım varlığımı hissetmeliydi serçe parmağını onunkine doladım tepki yoktu ses yoktu o nefes almıyordu ona ne olduğunu bile bilmiyordum ama gitmesi fikri bile beni öldürüyordu o ölemezdi daha ona borcumu ödeyemedim ki ben olmaz ölemezdi ölmeyecekti ben varken olmaz onu yaktığım doğruydu ama onu öldüren de olmayacaktım

-

(Hastane)

Yazarın anlatımıyla;

Kül kollarında gülbeyaz ile Acilden giriş yapmış kollarındaki güzelliği onu mahveden kadını doktorlara emanet etmişti hemşireler zar zor kül'ü ameliyathaneden uzaklaştırıp bir sandalyeye oturtmuşlardı ellerinin titrediğinin yeni farkına varıyordu kül o günde titremişti o günde gül'ü kanlar içindeydi bu sefer zihninde dönenlere engel olamıyordu o zaman etmişti belkide edecek takati kalmamıştı hayatı boyunca hep sessiz kalan o adam bir gün patlayacaktı elbette ama onun bunu kendine layık bile görmediğini içerdeki canını bile vereceği kadın bilmiyordu bilse ki ona canını vereceğini gülbeyaz da istemezdi böyle bir şey olsun zaten gülbeyaz da istemiyordu onu bu kadar sevmesini onu sevmek gidişleri getiriyordu hayır gidişler değildi korktuğu terk edişlerdi bir kere terkeden gelmiyordu ama o kül onu terk etsin de istemiyordu sahi gülbeyaz kimdi ki kül için arkadaşının küçük kız kardeşi mi? Hayır hiç bir zaman ona öyle bakmamıştı peki arkadaşı mıydı? Hayır onu arkadaşı gibi de görmüyordu aslında kül gülbeyaz'ın ta içini görüyordu ama bu yüzden de kendine kör kalıyor ruhunu içine bastırıp yaşıyordu o sandalyede otururken hayatı gözlerinin önünden geçti

( 18 yıl önce )

İstanbul...

Sokakta koşuşturan pek çok çocuk vardı ama saçları rüzgar dans eden küçük bedeniyle ellerinde renk renk boyalar boy boy fırçalar taşıyan bembeyaz tenine bulaşan boyalarla koşuşturan tek gül kül'ün en yakın arkadaşı Ömer'in küçük tatlı kız kardeşinden başkası değildi nefes nefese ellerindeki boyaları kül'e uzatmış nefesini düzene sokmaya çalışıyordu kül'ün ona öğrettiği gibi derin derin nefesler alıp veriyordu küçük kız "Bak aldım boyaları hadi bana da öyle resimler yapalım ama ben prenses pamuk istiyorum " tatlıydı falan ama başının belasıydı kül okuldaki resim dersinden tam puan alan bir resim yapmıştı ama gülbeyaz'ın o derse girmemesine rağmen onun ki kadar güzel bir resim yapmak istiyordu ela gözlerini küçük kızın üzerinde gezdirdi çocuk hayrandı bu kızın güzelliğine bembeyaz teninde boyalar bir şaheserdi onun için siyah kocaman gözleri parıldıyor ara sıra doluyor ama sonra tekrardan parlamaya devam ediyordu beyaz tenine zıt siyah saçları rüzgarda savruluyor dalga dalga uçuşuyordu "T-tamam yaparız bir dur nefes al bakalım," gülbeyazla derin derin nefeslerini alıp verdikten bir kaç dakika sonra boyaları tekrardan kül'e uzattı gülbeyaz boyaları alan küçük çocuk onları sırayla kaldırıma dizdi "Ama benim tablom yok ki..." diye mırıldandı gülbeyaz boynunu büktü hemen o da istiyordu ki prenses pamuk'u olsun ama olmuyordu işte her yerden eksiğim ben diye düşünür dururdu annesini babasına sormuştu ama aldığı cevap kanını dondurmuştu "Öldürüldü senin annen kızım" Demir kızına doğruyu söylediğini düşünüyordu ama bilmiyordu ki kızının gerçeklere değil yalanlara ihtiyacı vardı

Bir anneye ihtiyaçı vardı
Bir babaya ihtiyacı vardı
Onun sevgiye ihtiyacı vardı
Çoktan ağlamaya başlamıştı küçük kız gözlerinden yaşlar eksik olmamıştı bunca zaman annesizliğine o küçük yaşta ağlayamayan gülbeyaz bulduğu her şeye ağlıyordu nedenini ise daha kendi bile bilmiyordu küçük elini kızın omzuna koydu kül "Ağlama gül sen ağlayınca kalbim yanıyor" ıslak kirpiklerinin arasından siyah harelerini küle çevirdi gülbeyaz "Aynı sırtımızdaki gibi mi yanıyor kalbin" bu iki çocuğun kaderleri o mutfakta yazılmıştı aslında onlar birbirlerine sırtlarını dayamışlardı onlar o yanık izinden birbirlerine bağlıydı "Evet gül sırtımızdaki gibi" bebekti gülbeyaz ama canının acısının tarifi yoktu hissetmişti inim inim inlemişti mahalle "İki çocuğu kundaklayan anne" diye gazeteler feryat etmişti "Yanmasın kalbin kül ağlamayacağım bak sildim ağlamıyorum" avuçlarıyla sildi gözyaşlarını "Yanmıyor değil mi artık yanmasın yanma kül biz yandık bitmedi mi hakkımız bizim?" Bunun normal bir oyun sırası olduğunu düşünüyordu öyle değildi nedeni annesiydi
"Gel bak yere yapalım gül orası senin tuvalin olsun tamam mı?" Elinden tutmuş küçük kızı kaldırımın kenarına oturtmuştu "Bana neden gül diyorsun benim adım Gülbeyaz bir kere kaç kere diyeceğim sana?" Sinirleniyordu gülbeyaz neden sadece gül diyordu ki ona sevmiyor muydu adını? "Tenin yeterince beyaz sen sadece gül" derken bir yandan da gülbeyaz'ın yanağındaki yaşları sildi kül o prenses pamuk'u gül'üyle çizmiş ve boyamıştı ve yeniden onu yaktığı için içindeki suçluluk duygusunu biraz olsun dindirmeye çalışmıştı

(Hastane)

Yazarın anlatımıyla;

Tam dört saattir burdaydı kül nefret ediyordu onun için burda olmaktan ona prenses pamuk'u çizdiği anı binlerce defa döndü zihninde öyle ki gözlerinden akan yaşlardan haberi bile yoktu "Beyfendi iyi misiniz beni duyuyor musunuz?" Yanındaki hemşire beş dakikadır başında dikiliyor bu soruyu soruyordu ama ne cevap vardı ne tepki omuzunda bir el hissettiği an irkildi kül "gül..." Aklı da kalbi de içerde canı olan kadınlaydı "Beyfendi Gülbeyaz hanımın yakını sizsiniz öyle değil mi?" Sesin sahibine bakmakta zorluk çekiyordu kül "E-evet be-enim iyi mi o " tek istediği cevap iyi olduğuydu "Şuan uyuyor ama odaya aldık doktorlarımız sizlere bilgi verecektir oda numarası 551 geçmiş olsun" kül ona söylenen oda numarasının olduğu yöne doğru ilerledi ayakları ondan bağımsız ilerliyor gibiydi aklı başında değildi koridorun sonuna geldiğinde oda numarasını bulmuştu elini kapı koluna götürdü ve kapıyı açtı ama karşılaştığı manzara onu yeniden yerle bir etmeye yetmişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 154

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk AşkıDark RomancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanplatonikpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYarı TextingYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18