4. bölüm / 4
DöngüDöngü 1.4
Bölümler 4Şu an: Döngü 1.4
- 1 Döngü 1.11.301 kelime
- 2 Döngü 1.21.949 kelime
- 3 Döngü 1.3972 kelime
- 4 Döngü 1.4916 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elmeria'nın gözlerinde kısa bir şaşkınlık belirdi.
Bakışları yeniden buluştuğunda Chrysanthé, Elmeria'nın ifadesindeki değişimi fark etti. Kirpiklerinin kenarlarında hâlâ yaşların izleri vardı. Burnunu bir kez daha çekti, ardından elinin tersiyle yanağındaki son damlayı sildi. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
Ardından hiçbir şey olmamış gibi arkasını dönüp salına salına yürümeye başladı.
"Cevabımı beklemiyor muydun?"
Elmeria, şaşkınlığını ele verdiğini fark edince kısa bir an duraksadı. Gülümseyerek toparlamaya çalıştı.
"Şey... evet."
"Hani her şeyim biliniyordu."
"Ama öyle düşünemezsin. Şu an olmaması gereken bir noktadayız. Bu zaman dilimi, seninle konuşabilmem için yaratıldı. Burada her şey, olduğu anda gerçekleşir.
"Yani bir iradem var."
Elmeria'nın gülümsemesi bir anda silindi. Çenesi hafifçe gerildi. Başını azıcık yana çevirerek Chrysanthé'den uzaklaştırdı. Birkaç saniye ne diyeceğini düşündü. Sonunda elini yumruk yapıp gözlerini yere indirdi.
"Bunu nasıl anlayabildin?"
"Zor olmadı."
Chrysanthé, Elmeria'yı dikkatle süzdü.
"En doğal insan özellikleri hakkında bile bir fikrin yok, öyle değil mi? Sadece taklit ediyorsun."
Genç kız, her zamankinden daha soğukkanlı bir tavırla Araf Elçisi'nin üzerine yürüdü.
"Sevilmek... Korkmak... Üzülmek.... İstemek... Empati kurmak.... Sorsam hepsini anlatabilirsin. Ama anlayamazsın."
Birkaç adım sonra yürümeyi kesti. Bakışlarını Araf Elçisi'nden ayırmadı.
"Her neyse..." dedi, sesindeki kararlılığı koruyarak. "Hatırladığım kadarıyla, kendimi bildim bileli insanların niyetlerini gözlerinden okuyabiliyordum. Küçükken bile ailem hakkında kötü şeyler seziyordum. Sonra sezgilerimin doğru olduğu ortaya çıktı. Hepsi bu."
"İnsana benzemeye çalışmak, anlatıldığı kadar sıra dışıymış. Bazen düşünüyorum da... Biz mi sizden ilham alınarak var olduk, yoksa siz mi bize benzetildiniz?"
"Ne fark eder?" diye karşılık verdi Chrysanthé, ters bir tavırla. "Nasıl olsa hepimiz o karanlıkta tükeneceksek."
"Chrysanthé..."
Elmeria yanına kadar gelip elini tuttu.
"Gerçekten bir şansın olsa, söyle bana. Neden yeniden yaşamak istemeyesin ki?"
Chrysanthé'nin bakışları bir anlığına Elmeria'nın eline kaydı. Ardından başını kaldırdı. Sesi yorgun, neredeyse fısıltı hâlindeydi.
"Hayat hakkında... Ne biliyorsun ki sen?"
"Ben yaşamım. Elbette biliyorum. Yaşam tek gerçektir. Tüm kâinat onun etrafında döner. Zaman geçer, hayatlar sona erer. Ama yaşam var olmaya devam eder."
"Çekilen tüm acıları biliyorum. Yine de yaşam, içindeki hiçbir şeyi birbirinden ayırmaz. Sevinci de acıyı da, kaybı da umudu da aynı bütünün içinde taşır. Bir işçinin alnından süzülen ter de hayattır. Bir annenin doğum sancısı da... Sevdiğinden ayrılmak da bir gün yeniden sevmeyi öğrenmek de."
"Düştüğünde yeniden ayağa kalkmak hayattır. Zafer uğruna savaş meydanına dökülen kan bile hayattır. Çünkü yaşam yalnızca nefes almak değildir, Chrysanthé. Yaşadığın her acı, verdiğin her mücadele, kaybettiğin ve yeniden bulduğun her şey... hayatın ta kendisidir."
Chrysanthé'nin dudakları hafifçe titredi. Bakışlarına derin bir hüzün çöktü. Uzun bir sessizliğin ardından kısık bir sesle konuştu.
"Anlamıyorsun," dedi.
Elini Elmeria'nın elinden çekti. Az önce sarsılmaz duruşuyla Araf Elçisi'ne meydan okuyan Chrysanthé'nin içindeki direnç bir kez daha kırıldı. Öfkesine ve cesaretine tutunmaya çalışıyor, fakat her defasında kederine yenik düşüyordu. Duyguları, fırtınaya yakalanmış bir denizin dalgaları gibi, aydınlıkla karanlık arasında savruluyordu.
Dizlerinin üzerine çöktü ve yüzünü ellerinin arasına aldı. Gözyaşları parmaklarının arasından süzülürken omuzları sarsıldı. Hıçkırıklarını bastırmaya çalışsa da nefesi giderek düzensizleşti.
"Bu hayatta... beni düşünen... kimse kalmadı."
"Ah, Chrysanthé..."
Elmeria elini bu kez Chrysanthé'nin sırtına koydu. Ne diyeceğini bilemeden bir süre sessiz kaldı. Sonra hafifçe gülümseyerek Rodhan'dan söz etti.
"Peki ya Rodhan? O seni düşünürdü. Belki hiç teşekkür etmedin ama o seni diğerleri gibi kenara atılmış biri olarak görmedi. Yıllarca onunla omuz omuza mücadele ettiniz. Tüm Akiriler senden uzak dururken o sana kalacak bir yer, paylaşacak bir sofra ve kendini yeniden ait hissedebileceğin bir çevre sundu."
"Biliyorum!" Chrysanthé'nin sesi titredi. "O olmasaydı belki de bu kadar uzun yaşayamazdım. Bana, hak etmediğim hâlde, ne kadar iyi davrandığını biliyorum. Onun yanındayken ne kadar aptalca davrandığımı da..."
"Bana ondan bahsetme. Öldü o... Öldü!"
Dudakları aralandı, fakat söyleyecekleri boğazında düğümlendi. Başını kaldırmadan, güçlükle devam etti:
"Tıpkı ailem gibi... Onlar da öldü."
Yüzündeki keder yerini bir anlığına öfkeye bıraktı. Kaşları çatıldı, dudakları gerildi.
"Beni daha çocukken köle olarak satmaya çalışan ailem... Onlar da öldü."
Chrysanthé oturduğu yerde doğruldu. Ellerini göğsünde kenetleyip parmaklarını sıktı; öfkesi, acısını bir anlığına bastırmıştı.
"Rodhan'ın benim için ne kadar önemli olduğunu anlayamazsın. Bu hayatta bana değer veren tek kişi oydu. O da gitti. Bu yüzden benim için yeniden bir başlangıç yok."
Bakışları bir noktaya takılıp kaldı; ardından acı bir tebessümle başını iki yana salladı.
"Biliyor musun, ben hiçbir zaman ebeveynlerim ya da kardeşlerim kadar bencil, düşüncesiz ve acımasız olmadım. Onları bu hâle getirenin başkaları olduğunu biliyorum. Yine de ailemin bana yaptıklarını hak ettiğimi düşünürdüm. Bana vurduklarında, aç bıraktıklarında ya da günlerce tek kelime etmeden yanımdan geçip gittiklerinde bile suçun bende olduğuna inanırdım. Bana çektirdiklerinin, ödemem gereken bir bedel olduğuna..."
"Onlara o kadar bağlanmıştım ki tenime bir parça gibi yapışan, kızgın demirlerin bıraktığı yara izlerini bile sevmiştim."
Bir an durup elini elbisesinin kolundan içeri soktu ve tenindeki izleri aradı, fakat bulamadı.
"Sonra bir gün her şey değişti."
"Köle olduğum günlerde ilk kez ölümle gerçekten yüzleştim. Sahibim bana istediği her şeyi yapabiliyordu. Neden mi? Çünkü benim bütün değerim, ailemin bir ay daha yetecek erzak ihtiyacından ibaretti. Zayıftım. Elimden hiçbir iş gelmiyordu. Beni satıp yerime başka bir çocuk yapmak onlar için daha kolaydı."
Elmeria'ya döndü.
"Ben hayatta kaldım, Elmeria. Ben yaşamadım."
"Daha çocukken, kan kusup ölümün eşiğine geldiğim o anda bir varlık elimden tuttu. Belki sendin, belki de bir başkası. Ama Akiri gücünün damarlarımda dolaştığı o anı hâlâ unutamıyorum."
"Bana bahşettiği kudret öylesine muazzamdı ki... Uzun süre yatağımda ölümü bekledikten sonra bedenimin bir anda o güçle sarsıldığımı hatırlıyorum. Üşüyordum ama aynı zamanda kendimi hiç olmadığım kadar dinç ve canlı hissediyordum."
"Sonrasıysa zihnimde yalnızca silik anılar ve belli belirsiz hislerden ibaret. Ateş... Kül... Özgürlük... Huzur..."
"Bildiğim tek şey, o gece yeniden doğduğum. Birkaç saat önce bana mezar olması gereken şehrimde, sabaha yalnızca Chrysanthé ulaşabildi. Geriye hayatta kalan hiç kimse olmadı."
Bölüm etkileşimi
