5. Aile mi?

Vaveyla Yazarı: Uykumvar👻😴 Uyumakistiom

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 5. Aile mi?

Bölüm şarkısı:
Arkama Bakmadan- Barış Yüksekkaya🎼
İyi okumalarr💋💋
Söylenen hastaneye geldiğimde motordan inmeden kaskımı çıkardım ve oturduğum yerden hastaneyi incelemeye başladım.
Klasik bir hastanenin neyini inceliyorsun acaba? Edebiyat yapma da yürü, ne istiyorlarmış onu öğrenelim. Daha yemek yiyeceğiz. Acıktım.
Lan daha yeni yemedik mi?
Bilmem, yedik mi?
Yemedik galiba. Unuttum lan. Yemek yedim mi lan ben?
Ya tm sus artık da kalk ve gir şu hastaneye. Yeter amk.
Küfretme, terbiyesizz.
Yav he he.
Eğer içeri gitmezsem susmayacağını biliyordum o yüzden ayağa kalktım ve kaskımı motorun koltuğuna koydum. Zaten çalınmazdı. Yani umarım.
Telefonumu kotumun cebine atıp saçlarımı olabildiğince düzelterek girişe doğru yürümeye başladım.
Otomatik kapıdan içeri girer girmez burnuma gelen antiseptik kokusuyla burnumu buruşturdum. Hastaneleri sevdiğim söylenemezdi.
Danışmaya vardığımda sekreter kadın bana stresli bir gülümsemeyle baktı ve "Merhaba buyurun, hanımefendi." dedi. Sesi bugün beni arayan kadına benziyordu.
"Iı, merhaba bugün beni sanırım bu hastaneden birisi aradı ve acil gelmem gerektiğini söyledi."
Kadının kaşları hafif çatılır gibi oldu ve "Adınız nedir?" diye sordu.
"Dolunay, Dolunay Bakar."
Kadın rahatlamış gibi gülümsedi ve kendi kendine bir şeyler mırıldandı. Ben de üstelemedim.
"6. Kat, 371. odaya gitmeniz gerekiyor, Dolunay Hanım. Sabahtan beri sizi sorup duruyorlar, gerçekten önemli galiba?" kadına şaşkınca baktım.
"Sabahtan beri mi? Benim de haberim yok ki. Umarım kötü bir şey olmamıştır. Teşekkür ederim bu arada."
Kadın yine gülümseyerek "Rica ederim." demiş, bilgisayarına dönmüştü. Anlamıyorum bunlar bu kadar gülümseyince yanakları, çeneleri falan ağrımıyor mu?
Asansörlerin olduğu tarafa yürüdüm ve çift kat asansörünün düğmesine basıp beklemeye başladım. Henüz 18. kattaydı.
Acaba ne olmuştu? Beni soranlar kimdi ve neden soruyorlardı? Yumurta mı tavuktan çıkardı tavuk mu yumurtadan? Erkeklerin sonu ne zaman gelecekti? Leyla menemene mi aşıktı Aras'a mı? Daha 17 bir anda ters köşe yapıp diziyi bl'ye döndürür müydü? Milan Özüm'le gerçekten sevgili miydi? MilBar gerçek mi? Barış konserde ne zaman Labirent söyleyecek? Acaba Crush buraya da gelir mi? Ege malı Asya'dan hoşlandığını ne zaman kabul edecek? Bir daha ne zaman Kılıç'ı dövebilirim? Miray şimdi nasıl kudurmuştur hee. Acaba Leyla gerçekten domatesin kabuklarını ken- aa asansör gelmiş, dolmuş, üzerine insanlar beni bekliyor.
LAN! İNSANLAR? BENİ? BEKLİYOR?
Hemen telaşla asansöre adımladım, bir yandan da özür diliyordum.
"Özür dilerim, çok özür dilerim fark etmemişim ya. Valla bilerek olmadı."
6. katın tuşuna basarken bir gülme sesi duydum "Merak etme kızım, olur arada öyle şeyler. Söyle bakalım niye bu kadar dalgınsın?" tm anlayışlı çıktın falan da sanane teyze?
Teyzeye gülümsedim ve "Boşver teyzem sen, kafanı yorma böyle şeylere."
Teyzenin bakışları şeytanlaştı. "Sen bana yaşlı mı demeye çalışıyorsun? Ne demek kafanı yorma? Bak bizim eski nesiliz kızım. Öyle kolay kolay geçiştiremezsin bizi. Sağlamım ben, sapasağlam!" ya teyze kafa açma zaten asansör tıklım tıklım.
"Teyze ben öyle mi dedim Allah aşkına? Ayrıca kimse senin eski nesline bir şey demedi sen niye yükseldin şimdi?"
"Sen benimle nasıl konuşuyorsun, terbiyesiz! Anan baban bakamamışlar belli ama terbiye de mi vermedi? Yeni nesil ne kadar terbiyesiz görüyor musunuz? Püü size de yeni anne babalara da. Ben diyorum yenilerden bir bok olmaz diye. Kimse beni dinlemiyor! "
Teyze neye bu kadar kuruldun amk. Ayrıca ailemiz yok ki terbiye versin.
Ya bak niye öyle dedin şimdi moralim bozuldu.
teyzeye cevap veremeden asansör 6. katta durdu. Kapılar açıldı ve ben de teyzeye ters bir bakış atıp indim.
"Yaşlılardan nefret ediyorum."
371. Odayı ararken mırıldandım.
Sonunda odayı bulduğumda aklıma bugünün pazar olduğu, yani çalışmadığım aklıma geldiği için istemsizce gülümsedim. Aynı zamanda kapıyı çalmış ve gelen "Gir!" sesiyle kapıyı açtım.
İçeri girdiğimde tanımadığım bir sürü insanla gülümsemem yerine sorgular ifademin geldiğini hissettim. Çatılı kaşlarımla doktor masasına döndüm.
Bana gülümseyerek bakan bir adam vardı. Daha önce görmemiştim ama önündeki isimlikte yazan 'Anıl Mavi" ile ismini öğrenmiş bulunuyordum.
"Merhaba? Neden beni ısrarla çağırdığınızı sorabilir miyim acaba?" sesim soğuktu. Mesafeliydi, sorguluyordu ve sertti. Biraz da sitem eder gibi çünkü ben bunu tanımıyorum, hatta bu odada bulunan kimseyi tanımıyordum ama bu bana gülümsüyordu. Wtf?
"Merhaba Dolunay'cığım. Ben cerrah Anıl Mavi. Buraya gelmeni ısrarla isteme sebebimiz bizim için gerçekten önemli. Senin için de önemli olabileceğini düşündüğümüz için seni böyle aceleyle çağırmış bulunduk ama kusurumuza bakma lütfen, kardeşlerim biraz sabırsızlardır da." ne cerrahı lan? Organlarımı mı çalacaklardı bunlar? O yüzden mi sırıta sırıta bana bakıyorlardı?
Bunun tereddütüyle az önce oldukları tarafa bakmadığım odadaki diğer insanların üzerinde göz gezdirdim. Ve bu sırada tanıdık iki süliet dikkatimi çekti. Onlar, onlar annem ve babam mıydı?
Kaşlarımı çattım "Anne? Baba? Siz ne alaka?" gerçekten organlarımı alacaklardı galiba.
"Ne demek 'Siz ne alaka?' bir de sana hesap mı vereceğiz? Otur şuraya çok konuşma!" what? Ne yaşıyon anne? Ne bu asilik hayırdır?
Boş bir yere otururken de ona laf yetiştiriyordum. "Ne yaşıyon anne? Ne bu asilik hayırdır?" yanlışlıkla falan dile getirmemiştim bu arada.
Banane be! Aynı evde yaşayan yabancılarız oğlum biz bunlarla. Bir de yüzüme bakmayan insanlara ben niye saygı duyuyorum? Banane. O da bana saygı gösterecek yoksa bok görür benim medeni yanımı.
"Kes sesini terbiyesiz! Bana da anne deme artık. Bak, hissettiklerim doğru çıktı. Benim kızım değilmişsin!"
Sanki bir özürlü ile konuşuyormuş gibi bir gülümseme takındım. Acıma, alay ve biraz da burukluk içerenlerden. "Yine ne saçmalıyorsun acaba canım annem?" kudurmasını izlemek çok eğlenceliydi.
O da alayla gülümsedi "Bilmem, ne saçmalıyorum acaba? İstersen doktora sorabilirsin. Ya da abine mi demeliydim? Pardon, hala tam alışamadım da." kaşlarım çatıldı. Harbiden ne saçmalıyorsun bu bunak?
Sorgularcasına hala oturduğu yerden bizi izleyen adama döndüm.
"Cidden ne diyor bu?" evet, hanımefendi kişiliğim kenarda bana sövüyordu.
Derin bir nefes verdi. "Peki, Dolunay, bak, annen, yani sanırım artık annen değil, haklı. Onlar senin gerçek ailen değil." duraksadı biraz. Sanırım duyduklarımı sindirmemi falan bekliyordu ama bu zaten benim bildiğim bir gerçekti. Sadece benimki psikolojik bir tahmindi, o ise bunun biyolojik olarak da doğru olduğunu söylüyordu. Ne kadar mübarek bir insansam artık.
"Ee, bunu biliyoruz zaten sadede gelin siz." sabrım=0
Adam bana şaşkınlıkla baktı ama umursamadım. Bu arada söylemedim ama orada neredeyse 10 kişiydik. Tabi ben karşı tarafa bakmadığım için yüzlerini yarım yamalak anca görmüştüm.
Kesin 'gerçek ailen biziz. Bizimle gel.' falan diyecek.
Tekrar nefeslendi. Galiba ciğerlerinde sorun vardı. "Ve, tahminimizce senin gerçek ailen biziz."
Doğru tahmin!
Lan bir dakika. Ne? NE DEDİ O?
Burası iyice wattpad kitaplarına döndü ama ya. Belliydi böyle olacağı.
Ay hayatımız kitap gibi şaka mı?
YA AMA BEN 'Kitaplardaki gibi bir hayat istiyorum.' DERKEN BUNDAN BAHSETMİYORDUM!? EVREN BENİ ÇOK YANLIŞ ANLAMIŞSIN CANIM BEN GERİ ALIYORUM DİLEKLERİMİ YOK ET BENİ YA!
Of senin beceremediğin manifestlerin yüzünden stres oldum ve aç kaldım. Ay boş ver bunları hadi yemek yiyelim biz. Bize ne ailemizlerse yani napabiliriz yemek daha önemli şu an.
Canım iç sesime duyuldu attım ve anneme döndüm.
"Mutlu musun? Resmen manifestleyerek beni kendi kızın olmaktan çıkardın. Hayır senin için de temiz değil niyetin de, nasıl tuttu senin duaların anlamadım." evet, hayatımın dönüm noktasını yaşadığım dakikalarda eski anneme laf sokuyordum. Sonuçta artık annem değildi. Mueheheh.
O bana göz devirirken karşın koltuklardan birinde oturan kadın konuştu. "Kızım, DNA testi yapmak ister misin?" istemiyorum abla tşk sg.
"Hayır." sesim netti. Mesafeli, soğuk ama kontrollü ve kendinden emin.
Kadının bakışları titredi.
terbiyesiz! Anan baban bakamamışlar belli ama terbiye de mi vermedi? Yeni nesil ne kadar terbiyesiz görüyor musunuz? Püü size de yeni anne babalara da.
Teyze haklı galiba. Bence de püü yeni anne babalara.
Ayrıca hayırdır lan? Neden durup durup önüme bu kadının lafları geliyor? Ne oluyor yine içerde? Alıp
He ne var?
Sen niye ısıtıp ısıtıp önüme şu bunağın laflarını koyuyorsun? Ne oldu da takıldık buna bu kadar?
He o mu? O şey ya, kadın haklı geldi bize. Biraz da gerçekler yüzümüze vurulunca afalladık falan. Klasik dram olsun diye yani.
Of benim moralimi bozmak için mi varsın sen.
Yoo yalnız kalma diye ama beğenmiyorsan intihar ediyor benden kurtulabilirsin.
Yok ya. Sarmaz. Önce bu sahte annenin ölümünü görmem lazım.
Genciz, güzeliz ama halledebilir miyiz bilmiyorum.
"Dolunay, Dolunay!" ne oluyor lan!
İrkilerek beni dürten şahısa baktım. Bu kimdi amk!
"Ne bağırıyorsun ya! Kulağımı s-" küfür edemeyeceğim bir ortamda olduğumu fark edince sustum. Son anda paçayı kurtardık bence.
"Şey ya, cevap vermeyince ne oldu dedik."
"Dediniz? Siz? Siz kim pardon?"
"Biz işte, annemler annemler, abimler ve ben. Ya kim olacak?"
Boşluğuma geldiği için "Miray?" demiş bulundum.
Yok edin beni. Yarın şu yeri, içine gireceğim! Senin iç sesin olmaktan utanıyorum!
O da benim gibi "Miray?" dedi. "Miray mı? O kim?" ne diyecektim? Kendini annem sanan arkadaşım mı?
"Boşver sen Miray'ı da sen kimsin onu söyle."
"Bir de soruyor musun? Ben tabi ki de senin en çok seveceğin, best abinim. Yani Atlas!"
"Hayal gücünü genişmiş." diyerek ayağa kalktığımda herkesin bakışları bana dönmüştü.
"Beni nereden, nasıl buldunuz bilmiyorum ve merak da etmiyorum. Şu ana kadar biyolojik olan ya da benim öyle sandığım bir ailem olmadı, olmasına ihtiyaç da duymuyorum. DNA testi yaptırmak falan da istemiyorum. Size teşekkür edeceğim tek şey beni şu kadından, " elimle eski annemi gösterdim "kurtarmanız olur. Teşekkür ederim ve mümkünse görüşmeyelim." odadan çıktım.
Ben diyorum yenilerden bir bok olmaz diye!
Of bi' sus teyze. Dram yapıp kendime sövdürteceğim şurada.
Teyze harbi haklı galiba. Kızım ne yapıyorsun?! İnsanların ne suçu var bir dinle amk!
Doğru. Ama lafı koydum artık geri dönemem.
Ya gururuna tükürürüm bak hadi git şunların yanlarına!
Yoo.
Bekle sen beklee. En travmatik travmalarını çıkarayım da gör sen.
Ya bir rahat dur amk. Götünde kurt mu var?
Evet.
Ya of dur bir. Bizimkilere yazacağım.
Ya bulamadım. Ne yaptım ben onları ya?
O söylenirken telefonumu çıkarıp bizimkilere ses kaydı atarken hastaneden çıkmış, motora binmiştim. Çok şükür kaskım çalınmamıştı.
Bizimkilere kısaca özet geçmiş ve kaskın takmadan önce kulaklıklarımı takmıştım. İnşallah düşmezlerdi çünkü bir süre overthinklemek için çok ihtiyacım olacaktı.
Hemen spotify a girip Barış Yüksekkaya'nın çalma listesinden bir şarkı patlattım. Overthinklerken Barış ve depresif şarkıları çok işe yarıyordu.
(I don't know where I've been
And I don't know where I'm going
All I know is I'll be fine)
Gecenin bir saati sokaktayım ve arıyorum gerçeği
Elimde kalem ve kağıtlar var, bak, yazarım her şeyi
Hepsi elimde parçalandı, bütün hayal ve gerçeğim
Elimde bir tek sözlerim var, bak, bu benim her şeyim (Ya, ya)
Bazen gökyüzüne bakıp diyorum "Tanrım duy beni"
İçimde dünyalar yıkılsa bile göstermem seni (Görmezler beni)
İnsanlar bıktı bu halimden, diyorlar "Dön geri"
Olduğun dünyayı unut, beynime hoş geldin
Peki, bak bana söyle, Barış içini kaç kere döksün?
Kalem bu kâğıtta kaç kere ölsün?
Yanan bu mumlar kaç kere sönsün?
Söyle bak, odanda kaç kere öldün?
Tüm bu yalanları kaç kere gördün?Kendini en dibe kaç kere gömdün?
Hayatını ikiye kaç kere böldün?
Arkana bak ve sor bir bu mu ömrün? (Yok)
On yedinde en dibi gördün
Hikâyenin başında söndün
Kendin bile yapamazken kim gelip de senin bu sorununu çözsün?
Niye gördün gece yine dördü?
Tüm sevgin elinde öldü
Verdin yine özgürlüğünü ve
Görmeyecekler öldüğünü İçimde kelimeler, dışarıya söylenmez (Söylenmez)
Sırtımda taşırım bu yükleri, fark etmez
İlerlerim arkama bakmadan
Arkama bakmadan
Arkama bakmadan
Arkama bakmadan
Her sabah odana giren güneş ışığının parlaklığı benim
Geceleri uyumuyorsun, rüyamdasın da haberin yok senin (Aklımda sen)
Kulaklığım son seste, duyduğum tek senin sesin
Gerçeğimde başkasıyla, hayalimdeyse benlesin (Ya, ya, ya)
Bazen gökyüzüne bakıp diyorum "Tanrım gör beni"
İçimde kalmadı umut falan hiç, ölsem tam yeri (Öldürsen beni)
Kayboldum kendi içimde ve de kapandı gözlerim
Öldüğüm bütün akşamlar, hepsini boş verdim
Peki yutmaya alışık olduğum bu hapların hissi?
Görmeliyim daha kaç terapisti?
Hayat bir yarıştı biliyorum da ben dönmeliyim daha kaç kere pisti?
Yıkıldı dünya kaç kere üstüme?
Sebep yokken de yok yere güldüm hep
İlerlerken bu son var gücümle
Karıştığında bu ay gökyüzüne
Keşkelerde kaybolup öldüm
Gözlerimde boşluğu gördüm
Döndüm yine aylarca ben tekrar senin ellerinde söndüm
Bütün hepsini gördü bu ömrüm
Yaşananları almadı gönlüm
Peki her şeyi kaybettiğimde
Gerçekten bitti mi öyküm? İçimde kelimeler, dışarıya söylenmez (Söylenmez)
Sırtımda taşırım bu yükleri, fark etmez
İlerlerim arkama bakmadan
Arkama bakmadan
Arkama bakmadan
Arkama bakmadan

(I don't know where I've been
And I don't know where I'm going
All I know is I'll be fine)
•~~~~~~~~~~~/~~~~~~~~~~~•
Oh çok şükür bittiiiiii.
Nasıldııı???
Kaç saattir şunu yazıyorum.
Yazdığım en uzun bölüm olduu(1937kelime)
Şarkı bayağı uzunmuş sözleri yazıcam diye o kadar fazla cebelleştim kii🥲 ama olsun değerr
Dolunay prob mu??
Dolunay ne yaptın?? Açıkçası ben böyle bir tepki bekliyordum ama bu kadar büyük olmasını beklemiyordum. Dolunay yine şaşırttı.
Sizce işleyiş nasıl gidecekk?
Teyze hakkında ne düşünüyorsunuz??
Size spoiler verem mi? Bu teyzeyle işimiz bitmedi muehejhe.
İç ses??
Anıl??
Teyze??
Dolunay??
Miray??
Ege??
Uras??
Kılıç??
Beril??
Sahte anne??
Anne??
Atlas??
Başka kim vardı yaa unuttum 😔
İstek şarkı butonu 🎼🎼
Neyse değerimi bilin günün 2. bölümünü atıyorum. Ve HASTAYIM.
Eğer bölümü beğenmez ve yorum yapmazsanız sizi sümüklerim🐸🤗
Hadibb!!!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

22okunma 3beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.