2: Yarış

Vaveyla Yazarı: Uykumvar👻😴 Uyumakistiom

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 2: Yarış

Sonunda yarışmak için bir arazi bulduğumuzda saat gece 01.22'ydi.
Yani bu tür yasa dışı yapılan yarışlar için en uygun saat. Çünkü hem trafiğe kapalı hem de kamera, radar gibi şeyler yoktu ve zaten karanlık olduğu için kimse bizi tespit edemezdi.
Bu arada yarış için bir kaç arkadaşımızı daha çağırmıştık ve şu anda toplam 6 kişiydik. Ben, Miray, Beril, Uras, Ege ve Kılıç. Ben, Miray ve Ege'yi zaten biliyorsunuz. Beril, Uras, Ege ve Kılıç ise bizim daha önceden, daha doğrusu liseden arkadaşlarımızdı.
Motorlardan inip arazide hayvan vesaire var mı diye kontrol ettik. Yoktu.
Gerçi geldiğimiz arazi de zaten öyle çok halka açık bir yer değildi, e böyle yerlerde sokak hayvanı falan ne arasın zaten, değil mi?
Neyse işte, hayvan olmadığından da emin olduktan sonra başlangıç olarak belirlediğimiz noktaya geldik hepimiz.
Ege 3'den geriye saymaya başladığında herkes pozisyonunu aldı.
"Üçç, ikii vee bir!" dediğinde hepimiz aynı anda gaza yüklendik.
Aşırı hırs yapmıştım. Bir sebebi yoktu, zaten normal hayatımda da hırslı bir insandım.
Gaza olabildiğince sert basıyordum ama buna rağmen önümde Kılıç ve Beril vardı. Hatta sanki sadece ikisi yarışıyor gibi görünüyordu çünkü biz onlardan baya bir geride gibi duruyorduk. Tabii ben onları geçene kadar.
Şu an en önde ben vardım. Beril ve Kılıç'ı arkamda bırakmış, bitiş çizgisine ilerliyordum.
Gözlerim biraz sağ tarafıma kaydığında bana yetişmek üzere olan Miray ve Ege'yi gördüm. Miray Ege'den biraz daha öndeydi.
Bunu fark etmekle biraz daha bastım gaza. Bu yarışı kazanacaktım, kazanmalıydım.
Şimdi bu düşüncelerimi bir başkası duysa ödül olduğunu, hatta benim için çok önemli bir ödül olduğunu falan düşünürdü. Ama benim bu hırsımın bir sebebi yoktu. Ne bir ödül vardı bu yolun sonunda ne de bir istediğim herhangi bir şey. Dedim ya, benimki sadece hırstı.
Ben tam bitiş çizgisinden geçiyordum ki benden hemen önce çok, çok kısacık bir farkla beni geçen Kılıç'ı gördüğümde köpürdüğümü hissettim.
Eveettt, hazırsanız çirkef Dolunay modu aktif. Hihihiihi
Herkes Kılıç'ı tebrik etmeye başlarken ben bir anda bağırdım, zaten çizgiyi çoktan geçmiştim. " YA NİYE ONU KUTLUYORSUNUZ BEN KAZANDIM??? KÖR MÜSÜNÜZ?? " anında bizimkilerden "Aynen aynen. " sesleri yükselmeye başladı.
Öfkeyle Kılıç'a baktığımda bana gıcıkça sırttığını gördüm. Ya yanına gidip saçını başını yolmak istiyordum şu an!!
Ege alaylı bir sırıtmayla yanıma geldi ve "Ağlayacaksan oynamayalım Dolunay'cığım" benim lafımı bana çarpıtıyordu, şerefsiz.
"Ya bir kes Ege. Şu an seninle uğraşamam. " salak, güldü.
Göz devirdim ve Kılıç'a doğru yürümeye başladım. Adımlarım sert, bakışlarım tehlikeli derecede öfkeliydi. Bunu fark eden Kılıçdaroğlu, geriye doğru adımlamaya başlamıştı çünkü tersimin pis olduğunu hepsi çok iyi biliyorlardı.
Kılıç 'sıçtım' bakışlarıyla olabildiğince gerilerken ben, onun üzerine yürüyor ve aramızda onun gerileyerek açtığı mesafeyi azaltıyordum. Bir anda adımlarım daha da hızlandı ve Kılıç'ın üzerine atladım.
Ben anında saçlarını yolmaya başlarken o, sadece bağırarak beni engellemeye çalışıyordu. Eğer bana karşılık verirse olması muhtemel şeyleri biliyordu. Kısaca sıçardı.
Birisi tarafından geri çekilmemle ellerim Kılıç'ın saçlarından ayrıldı. Sinirle çığlık attım.
Ne kadar hırslı olduğumu söylemiş miydim?
Şaka bir yana neden bu kadar kudurduğumu ben de bilmiyordum. Sinirlerim bozuktu bu aralar kesin ondandı, kesin kesin.
Beni tutanlar her zamanki gibi Uras ve Miray ikilisiydi. Biri kolumdan tutmuş, diğeri benimle konuşmaya çalışıyordu. Sanırım sakinleşmem gerekiyordu.
Derin bir nefes aldım. Nevrim dönmüştü. Yine, yine, yine ve yine.
Bıkmıştım bu krizlerden. Arkadaşlarım psikoloğa gitmem gerektiğini söylüyordu ama umurumda değildi. Gitmezdim. Gidemezdim.
Ailem beni umursamazlardı. Ama gerçekten umursamazlardı. Eve çok fena bir şekilde dövülmüş halde giderdim mesela, umursamaz hatta 'ne oldu?' diye bile sormazlardı.
Bu yüzden çok fazla başıma buyruk büyümüştüm. Şimdi kuralcı, baskıcı ailede büyüyenler bunu güzel bir şey gibi görecekler ama aslında sandığınız kadar güzel bir şey değildi sizi dünyaya getiren insanlar tarafından görülmemek.
Tabi ki güzel yanları vardı. Mesela eve istediğim saatte girebilirim. Kimse sormaz 'Bu saate kadar nerdeydin?' diye. Ya da bir sınavdan düşük not alsam kimse 'Neden çalışmadın?' demezdi ama 'A, bu dersin kötü gelmiş madem o zaman sen bu dersten özel ders al.' falan da demezdi.
Ailem dediğim insanların bırakın yüzümü, adını bile bildiklerinden emin değilim.
Yani kısaca beni önemseyen sadece arkadaşlarım vardı. Ailem dediğim arkadaşlar.
Ha sorarsanız 'Ailenin seni görmemesi seni kırıyor mu? ' diye, aslında hayır. Küçükken çok üzülürdüm. İlkokulda gösteri yapardık mesela, kimse beni temsilen gelmezdi. Hatta bir ara kimse gelmedi diye gidip öğretmenime söylemiş, 'Bir de siz arasanız, belki o zaman gelirler. ' bile demiştim. Ona rağmen gelmemişlerdi. Hatta aramayı cevapladıklarından bile emin değilim.
Derin bir nefes vererek düşüncelerimden sıyrılmaya çalıştım. Güzel anılarımı, eğlendiğim anılarımı düşündüm.
Sakin, sakin onlar seni umursamıyorlar da sen sanki onları çok mu umursuyorsun. Senin zaten bir ailen var, onlara ihtiyacımız yok. Boş veeerrr.
İç sesim, daha 12 yaşındayken aklıma kazıdığı m cümleleri bana hatırlattığında bakışlarımın karardığına eminim.
Tekrar derin bir nefes verdim. Gözlerimi yavaşça açtım.
"Tamam, sakinim. Özür dilerim Kılıç. Bir an kendimi kaybettim. Ama sen de benim sinirlerime oynadın!
" Biliyorum, önemli değil. Ama yine de ben kazandım haberin olsun. Ve kel kaldığımda saç ektirme parasını senden alacağım. "
Güldüm ve "Aynen ondan. Ayrıca ben kendimi kazanmış sayıyorum. Bir milisaniye beni ilgilendirmiyor."
Bana sadece göz devirdi.
"Neyse, gidelim artık. Saat 3 olmuş."
Beril'in uyarısıyla saate bakmak aklıma geldi. Gerçekten saat neredeyse üçtü.
"Tamam, evlere dağılalım o zaman."
Miray'ın dediğiyle herkes motorlara bindi.
Kaskı takmadan önce Kılıç'a döndüm ve "Seninle sonraki yarışta görüşeceğiz." dedim. O ise sadece gıcık gülümsemesini atıp "Evet, seni orada da yeneceğim." dedi. Ben de "Göreceğiz." diyerek kaskımı taktım.
Gaza bastım ve eve doğru yola koyuldum.
•~~~~~~~~~~~\~~~~~~~~~~~•
Bittiii çok şükürr
Şunu iki günde yazdım
Kontrol etmeden atıyorum çok üşendim.
Dolunay ne abarttın be kankaa
çirkefperen "başka bir bedende tekrar geleceğim" Dolunay "hihihi"
OCJZPKXPZLCĞS
Ne diyeceğimi unuttum ya.
Neyse bayyss

Derin bir nefes vererevererel

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

52okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.