15. bölüm / 57
Devil's Eat All Dream FelsefesiPazartesi
Bölümler 57Şu an: Pazartesi
- 1 Devil's Eat All Dream384 kelime
- 2 D.E.A.D 1 — Adrian Vale’in Felsefesi462 kelime
- 3 D.E.A.D 1 — Adrian Vale Felsefi Manifestosu416 kelime
- 4 İnkar406 kelime
- 5 Alkol369 kelime
- 6 Öfke368 kelime
- 7 Kaçış367 kelime
- 8 Pişmanlık346 kelime
- 9 Kendinden nefret432 kelime
- 10 Hakikat457 kelime
- 11 Eve ve Adrian: Kayıp, Pişmanlık ve Cezalandırmanın Felsefesi.407 kelime
- 12 Adrian & Eve — Kırılma Anı296 kelime
- 13 Adrian — Sessizlikten Sonraki Hayat.295 kelime
- 14 Devil's Eat All Dream 2 - Elisa Mathilda Crowe'un felsefesi.277 kelime
- 15 Pazartesi646 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Salı605 kelime
- 17 Çarşamba627 kelime
- 18 Perşembe627 kelime
- 19 Cuma566 kelime
- 20 Cumartesi666 kelime
- 21 Pazar1.128 kelime
- 22 Elisa Mathilda Crowe'un felsefesi 2.942 kelime
- 23 NEX VERA - Çatlama felsesi397 kelime
- 24 2. Gün - Yabancılaşma165 kelime
- 25 3. GÜN — BOZULMA481 kelime
- 26 4. GÜN — PARANOYA386 kelime
- 27 5. GÜN — ÇÖKÜŞ490 kelime
- 28 6. GÜN — KABUL533 kelime
- 29 7. GÜN — DÖNÜŞÜM497 kelime
- 30 Elisa Mathilda Crowe – D.E.A.D Felsefi Manifestosu281 kelime
- 31 DEVIL’S EAT ALL DREAM 3 — Felsefesi1.164 kelime
- 32 Jagwar Valmont — Felsefesi402 kelime
- 33 Rosalie Valmont — Felsefesi433 kelime
- 34 Margaret ve Arthur Valmont -Felsefesi467 kelime
- 35 Blackthrone ailesi - Felsefesi580 kelime
- 36 Jagwar ve Rosalie manifestosu518 kelime
- 37 7 GÜN - 7 SAVAŞ627 kelime
- 38 Devil's Eat All Dream 4 - Felsefesi460 kelime
- 39 Axel – Karanlık ve Kaderin Manifestosu612 kelime
- 40 Devlet – Gölge Otoritenin Manifestosu562 kelime
- 41 20 İşkence389 kelime
- 42 Devil’s Eat All Dream 5: Abyss Awakening – Felsefi455 kelime
- 43 İYİ SON – Uzun Felsefi564 kelime
- 44 KÖTÜ SON - Uzun felsefi özet470 kelime
- 45 DOĞRU SON – Uzun Felsefi Özet497 kelime
- 46 Evan Kade – Kırılmanın ve Taşımanın Felsefesi874 kelime
- 47 CLARA VIREL-İNSANLIĞIN TUTMANIN ÇAĞRISI Felsefesi757 kelime
- 48 Evan & Clara – Bağ ve Aşkın Felsefesi322 kelime
- 49 Devil's Eat All Dream 6 - Felsefesi623 kelime
- 50 Erix’in Felsefesi ve Manifestosu – Devil’s Eat All Dream 6585 kelime
- 51 Iris Calantha'nın Felsefesi ve Manifestosu – Devil’s Eat All Dream 6612 kelime
- 52 Elisa ve Iris arasındaki ilişki.295 kelime
- 53 Erix & Axel354 kelime
- 54 Biz ölmek için doğduk.299 kelime
- 55 Bir haftanın anlamı:473 kelime
- 56 Genel Mesaj:674 kelime
- 57 Bu Benim.437 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pazartesi günü Elisa için sıradan başlamıştı ama bazı sıradan günler, insanın hayatını fark etmeden ikiye böler. Sabah aynıydı, duvarlar aynıydı, insanların yüzleri aynıydı ama içindeki his farklıydı; açıklayamadığı, adını koyamadığı bir huzursuzluk, sanki bulunduğu yer ona ait değilmiş gibi. Blackthrone malikanesi sadece büyük bir ev değildi, içinde yaşayanların bile fark etmediği bir ağırlık taşıyordu. İnsan bazen bir ortama girdiğinde oranın geçmişini hisseder, Elisa da bunu hissediyordu ama bu bir geçmiş değil, devam eden bir şeydi.
Gün ilerledikçe bu his büyüdü. Diğer hizmetçilerle göz göze geldiğinde bir tuhaflık fark etti; bakışları boştu ama bu boşluk yorgunluk gibi değildi, daha derin, daha kalıcı bir şeydi. Sanki bir şey onlardan alınmıştı ya da onlar bir şeyi çoktan bırakmıştı. Elisa o an şunu düşündü: İnsan ne zaman kendini kaybeder? Bir anda mı yoksa fark etmeden yavaş yavaş mı? Ve eğer insan kendini kaybederse, geriye kalan şey hâlâ insan sayılır mı?
Akşam olduğunda malikâne daha da sessizleşti. Ama bu sessizlik huzur veren bir sessizlik değildi; aksine insanın düşüncelerini büyüten, içindeki sesi daha yüksek duyuran bir boşluktu. Ve tam o anda Elisa ilk sesi duydu. Çok hafifti, neredeyse yok gibiydi ama yeterince dikkat edince inkâr edilemeyecek kadar gerçekti. Ses bodrumdan geliyordu. İnsan korktuğu şeylerden uzak durmak ister ama bazı korkular insanı kendine çeker, sanki cevap oradaymış gibi. Elisa da o sese karşı koyamadı.
Merdivenlerden aşağı indikçe bir şey değişti. Bu fiziksel bir değişim değildi, daha çok algının kayması gibiydi. Aynı yerdi ama aynı hissettirmiyordu. Sanki ev, onu izliyordu. Sanki attığı her adım, daha önce atılmış gibi yankılanıyordu. Bodruma indiğinde ses tekrar geldi, bu sefer daha netti. Bir fısıltı değildi ama bir kelime de değildi; daha çok hatırlanmak isteyen bir şey gibiydi.
Elisa duvara yaklaştığında bir şey fark etti: Bu ses dışarıdan gelmiyordu. Duvarın içinden geliyordu. O an insanın gerçeklikle kurduğu bağ çok ince bir çizgiye dönüşür. Ya gördüğünü reddedersin ya da kabul edip değişirsin. Elisa geri dönmedi. Çünkü bazı sorular, cevabı ne kadar korkutucu olursa olsun insanı ileri iter.
Duvarın kenarında küçük bir kapı buldu. Neredeyse görünmeyen, saklanmış gibi ama aynı zamanda bulunmak ister gibi. Kapıyı açtığında içeride bir ev vardı. Ama bu ev gerçek bir ev gibi değildi. Daha küçük, daha dar, daha sıkışıktı. Sanki birinin zihninde kalmış, tam hatırlanamayan bir yer gibiydi. Koridorlar uzadıkça uzuyor, odalar birbirine benziyor ama hiçbir zaman tam olarak aynı olmuyordu. Bu yer, fiziksel bir mekan değil, bir düşüncenin şekil almış haliydi.
Elisa yürüdükçe içinde bir rahatsızlık büyüdü. Bu korku değildi, daha farklı bir şeydi; sanki kendi zihni ona yabancılaşmıştı. Ve sonra ilk iblisle karşılaştı. Ama bu bir canavar gibi değildi. Net bir şekli yoktu. Sürekli değişiyor, sabit kalmıyordu. Ona baktıkça tanıdık geliyordu ama neye benzediğini söyleyemiyordu. Belki de insan en çok, tanımlayamadığı şeylerden korkar.
İblis saldırmadı. Konuşmadı da. Ama varlığı yeterliydi. Elisa o an şunu hissetti: Bu şey onu korkutmak için değil, ona bir şey göstermek için oradaydı. İnsan bazen kendi içinde sakladığı şeylerle yüzleşmek zorunda kalır ve o yüzleşme, dışarıdan gelen bir tehditten daha ağırdır. Elisa savaştı ama bu bir güç savaşı değildi. Ne kadar karşı koyarsa koysun, iblis yok olmuyordu. Sadece şekil değiştiriyordu. O an şunu anladı: Bazı şeyler yenilmez. Sadece kabul edilir.
İblis geri çekildiğinde Elisa yalnız kalmadı. Çünkü artık yalnız değildi. O yer, onu içine almıştı. Ve daha da önemlisi, o da o yerin bir parçası olmuştu. Bodrumdan çıktığında her şey aynı görünüyordu ama hiçbir şey aynı değildi. İnsan bazen bir gün içinde değişmez ama bir an içinde değişir. Elisa için o an buydu.
Ve o gece, ilk kez şunu düşündü: Eğer gerçeklik bu kadar kolay kırılabiliyorsa, o zaman insanın inandığı şeyler ne kadar gerçekti? Din, ahlak, doğru, yanlış… bunlar gerçekten var mıydı yoksa sadece insanın kendini sakinleştirmek için yarattığı şeyler miydi? Ve eğer öyleyse, insan gerçekten neye tutunuyordu?
Pazartesi günü bittiğinde Elisa bir şey kaybetmemişti. Ama bir şey bulmuştu. Ve bazen bulduğun şey, kaybettiklerinden çok daha tehlikelidir. Çünkü insan gerçeği gördüğünde artık geri dönemez. Sadece ilerler. Ve Elisa da ilerleyecekti.
Bölüm etkileşimi
