55. bölüm · Devil's Eat All Dream Felsefesi

Biz ölmek için doğduk.

ZDI 06

Bölümler
1 Devil's Eat All Dream 2 D.E.A.D 1 — Adrian Vale’in Felsefesi 3 D.E.A.D 1 — Adrian Vale Felsefi Manifestosu 4 İnkar 5 Alkol 6 Öfke 7 Kaçış 8 Pişmanlık 9 Kendinden nefret 10 Hakikat 11 Eve ve Adrian: Kayıp, Pişmanlık ve Cezalandırmanın Felsefesi. 12 Adrian & Eve — Kırılma Anı 13 Adrian — Sessizlikten Sonraki Hayat. 14 Devil's Eat All Dream 2 - Elisa Mathilda Crowe'un felsefesi. 15 Pazartesi 16 Salı 17 Çarşamba 18 Perşembe 19 Cuma 20 Cumartesi 21 Pazar 22 Elisa Mathilda Crowe'un felsefesi 2. 23 NEX VERA - Çatlama felsesi 24 2. Gün - Yabancılaşma 25 3. GÜN — BOZULMA 26 4. GÜN — PARANOYA 27 5. GÜN — ÇÖKÜŞ 28 6. GÜN — KABUL 29 7. GÜN — DÖNÜŞÜM 30 Elisa Mathilda Crowe – D.E.A.D Felsefi Manifestosu 31 DEVIL’S EAT ALL DREAM 3 — Felsefesi 32 Jagwar Valmont — Felsefesi 33 Rosalie Valmont — Felsefesi 34 Margaret ve Arthur Valmont -Felsefesi 35 Blackthrone ailesi - Felsefesi 36 Jagwar ve Rosalie manifestosu 37 7 GÜN - 7 SAVAŞ 38 Devil's Eat All Dream 4 - Felsefesi 39 Axel – Karanlık ve Kaderin Manifestosu 40 Devlet – Gölge Otoritenin Manifestosu 41 20 İşkence 42 Devil’s Eat All Dream 5: Abyss Awakening – Felsefi 43 İYİ SON – Uzun Felsefi 44 KÖTÜ SON - Uzun felsefi özet 45 DOĞRU SON – Uzun Felsefi Özet 46 Evan Kade – Kırılmanın ve Taşımanın Felsefesi 47 CLARA VIREL-İNSANLIĞIN TUTMANIN ÇAĞRISI Felsefesi 48 Evan & Clara – Bağ ve Aşkın Felsefesi 49 Devil's Eat All Dream 6 - Felsefesi 50 Erix’in Felsefesi ve Manifestosu – Devil’s Eat All Dream 6 51 Iris Calantha'nın Felsefesi ve Manifestosu – Devil’s Eat All Dream 6 52 Elisa ve Iris arasındaki ilişki. 53 Erix & Axel 54 Biz ölmek için doğduk. 55 Bir haftanın anlamı: 56 Genel Mesaj: 57 Bu Benim.

Gökyüzü kararmış, rüzgâr durmaksızın uğuldayordu. Tepedeki taşlar soğuk, dünya sessizdi. Axel ve Elisa birbirine sarılmış, elleri sıkıca kenetlenmişti. Etraflarında savaşın, kanın ve kayıpların yankısı hâlâ sürüyordu, ama artık başka kaçacak bir yer yoktu. Zaman, o an için durmuş gibiydi; sadece ikisinin nefesleri ve kalplerinin attığı sessiz ritim vardı.
Axel, gözlerindeki kan kırmızısı parıltıyla Elisa’ya baktı, ve onun gözlerinde yılların acısı, özlemi ve dayanılmaz bir sevgi vardı. “Biz… ölmek için doğduk,” dedi, sesi sessiz ama derin bir ağırlıkla taş gibi yere çarpıyordu. “Ama her saniyemizi birlikte yaşadık… her acıyı, her savaşı, her öfkeyi… birlikte göğüsledik.”
Elisa başını hafifçe salladı, gözlerinde biriken yaşlar yanaklarından süzüldü. “Evet… biz ölmek için doğduk… ama bu, seni sevmekten vazgeçmek anlamına gelmez. Bu hayatın, bu dünyanın bize verdiği en büyük ödül sensin… ve senin yanında her saniye, ölümün bile anlamsızlaştığı bir an oldu.”
İkisi birlikte göğe baktı. Şehir, savaşın ve kabusun enkazıyla doluydu, ama o an için sadece birbirlerini gördüler. Axel’in dudaklarından çıkan kelimeler, sanki dünyanın bütün ağırlığını taşıyordu:
“Biz ölmek için doğduk… ve şimdi, bu dünyanın yükünü son kez birlikte taşıyoruz.”
Bir kurşun daha patladı; zaman ağırlaştı, dünya aniden yavaşladı. Axel ve Elisa birbirine daha sıkı sarıldı, gözleri birbirine kilitlenmişti. Birbirlerinin nefesini hissetmek, ellerindeki sıcaklığı bilmek, son anın bütün ağırlığını hafifleten tek şeydi.
Ve sonra, sessizlik.
Taşların üzerine düşen iki beden, rüzgârın uğultusunda birbirine karıştı. Ama elleri hâlâ birbirine kenetlenmişti; ölümsüz bir bağ, zamanın ve ölümün ötesine geçen bir sessizlik içinde. Şehir yavaş yavaş uzaklaşıyor, acı, kan ve kayıp geride kalıyordu… ama onların hikâyesi, gökyüzünün en karanlık köşelerinde, her rüzgârda, her sessizlik anında yankılanıyordu.
Dünya onları kaybetti; ama aşkları, cesaretleri ve birlikte göğüsledikleri her acı, tüm karanlığa rağmen bir ışık gibi duruyordu. Ve herkes biliyordu ki, Axel ve Elisa birlikte ölerek, dünyaya hem acının hem de aşkın en saf halini bırakmışlardı: “Biz ölmek için doğduk…”