-6.BÖLÜM: DESİWA'NIN GEÇMİŞİ-

Vaveyla Yazarı: Zehranur _Torlak

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: -6.BÖLÜM: DESİWA'NIN GEÇMİŞİ-

Akşam olmuştu. Tiara esnedikten sonra ayağı kalkıp ellerini, çocuklarına doğru uzattı. “Hadi çocuklar, yatalım.” Çocuklar hiç ısrar etmeden annelerinin ellerini tuttu. Koltuklara yayılan bize döndüler. “İyi geceler!” diye bağırdı Keira.

Kaion bana döndü. “İyi geceler Mills.” Gülümseyip başımı salladım. “İyi geceler Kaion.” dedim aynı şekilde.

Tiara hemen bize döndü. “Odalarınızı hazırladım.” Thorgan’a döndü. “Sen gösterir misin?” Thorgan yorgun gözlerini ovuşturarak başını salladı. Tiara ve çocuklar yukarı çıktıktan sonra biz bize kalmıştık. İkizlere döndüm. Çoktan birbirlerinin omuzuna yatıp uyumuşlardı.

Theo'nun dizine birkaç kere dokundum. Bir anda irkilerek gözlerini açtı ve hemen bana baktı. Yavaş olmasını ve Vera'ya bakmasını işaret ettim. Göz ucuyla ikizine baktı ve başını salladı. Vera'yı yavaşça kucağına aldı ve merdivenlere doğru ilerledi.

Thorgan ise ayağı kalktı. "Odalarını göstereyim." Başımı salladım. Üçü yukarı çıkarken artık salonda tektim. Mendrik neredeydi hiçbir fikrim yoktu. Tek başıma kaldığımda parmak uçlarımı yere vurarak ritim tutmaya başladım.

Bundan rahatsız olmaya başlayınca ayağı kalktım ve arka bahçeye çıktım. Hava ne soğuktu ne de sıcak. Gökyüzüne baktım. Ay, parlaklığını gökyüzünün üstüne sermişti. Yıldızlar her zamankinden daha fazla parlıyor gibiydi.

Bir anda aklıma Mendrik geldi. Ay çıktığında kontrolünü kaybedip insanlara saldırabilirdi. Ya şu anda öyle olduğu için onun nerede olduğunu bilemiyorsam? Etrafıma bakındım. Burada kimse yoktu. Hemen sol tarafıma döndüm ve ön bahçeye geçmemek için dikilen çiti gördüm.

Koştum ve çitin üstünden atlayarak hemen ön tarafa geçtim. Ağaçlara dikkatlice bakındım. "Mendrik!" diye seslendim ama kimse gelmedi. Sakinleşip etrafımdaki sesleri dinlemeye başladım. Gökyüzünden gelen kanat sesleri duydum.

Ardından bazı inleyişler duydum. Sanki bir şeye direniyormuş gibiydi. Mendrik olduğu gayet belliydi. Hemen sesin geldiği yöne döndüm. Ormandan geliyordu. Etrafıma bakındım ve kimsenin olmadığından emin olduktan sonra ormana doğru koştum.

Çok fazla gitmemeye çalıştım ama sesler uzaktan geliyordu. Biraz daha gitsem zarar olmazdı. "Mendrik!" Daha yüksek sesle seslendim. "Mendrik, burada olduğunu biliyorum!"

Daha dikkatli dinlediğimde kanat çırpma seslerinin azaldığını ama acı dolu inlemelerin arttığını duydum. Onu buraya çekmenin bir yolunu bulmalıydım. Aklıma bir fikir geldi. Yere bakındım ve sivri bir parça buldum.

Sağ eldivenimi çıkardım ve elimi kestim. Kanın kokusunu alacaktı ve buraya gelecekti. Bekledim, gelmedi. Daha çok kanattım. Canım acıyordu ama şu anda önemli olan bu değildi. Kanat sesleri yakından gelmeye başladığında nefesimi tuttum.

Sivri parçayı kenara attım ve hemen eldivenimi giydim. Gökyüzüne baktım ve bana doğru gelen bir yarasa gördüm. Derin bir nefes aldım ve bekledim. Hızla bana doğru geliyordu. Kesinlikle Mendrik'ti.

Kılıcımın kabzasını sıkıca tuttum ve bekledim. Beni gördüğü anda durdu. Kanat çırpmayı bıraktı ve yere düştü. Tam eğilecekken siyah bulutlar çıkmaya başladı. Saniyeler sonra karşımda Mendrik'i gördüm. Telaşlı gözlerle bana bakıyordu.

"Sen, kendine zarar mı verdin?" Sorusuna cevap vermek yerine onu süzdüm. Bedeninde bir yara izi görünmüyordu. "Sen iyi misin?" diye sordum telaşla. "Önemli olan sensin. Kendine zarar mı verdin?" Cevap vermedim.

Telaşlı bakışları yüzümde oyalandı. Bir anda elimden tuttuğunda acıyla inledim. Hemen elini çekti ve yaralı lan elime baktı. "Elini mi kestin?" Cevap vermedim. O iyiydi, tahmin ettiğim kadar kötü bir şey olmamıştı.

Cevap vermeyince bir anda eldivenimi çıkardı ve kesik olan avucuma baktı. Başını iki yana salladı ve elini cebine attı. Bir tane bez çıkardı ve elime sardı. "Neden yaptın bunu?" diye söylendi, elimi sararken.

"Seni bulmanın tek yolu buydu." dedim ve elimi bir anda çekip kendim sardım. Sıkı bir düğüm attıktan sonra eldivenimi geri giydim. "Hadi gidelim." Arkamı dönüp gidecekken bir anda kolumdan tuttu ve beni, kendine doğru çekti.

Ona doğru bir anda yaklaşmayı beklemiyordum. Birbirimize hiç olmadığımız kadar yakındık. Bu yakınlık beni rahatsız etmeye başlayınca hemen kolumu çektim. Ondan uzaklaştım. "Eve gidiyoruz."

"Bir daha sakın böyle bir şey yapma." Sert sesini duyduğum an bakışlarım ciddileşti. "O zaman bir yere gideceğin zaman haber ver ki senin için endişelenmeyelim." Gözlerini kırpıştırdı. Dudağının bir ucu havaya doğru kıvrıldı. "Sen, beni mi merak ettin?"

İşaret parmağımı ona doğru uzattım. "Sakın havalanma Haydut Herif. Seni şu anda öldürmüyorsam yaptığımız anlaşma yüzünden." Elimi indirdim ve eve doğru ilerledim. Bir anda arkamı döndüm. "Ayrıca eve gidene kadar içindeki uçan hayvana hâkim ol." diye uyardıktan sonra önüme döndüm ve yoluma devam ettim.

Lafımın üstüne laf söylemeden arkamdan geldi. Eve gidene kadar delirmemesini umdum ve umduğum gibi olmuştu. Evin önüne geldiğimizde hemen çitin yanına koştum ve tekrar üstünden atladım. Ardından içeri girdim ve salona doğru ilerledim.

Koltuğa oturduğumda Mendrik, yavaş ve temkinli adımlarla geliyordu. Derin bir nefes aldım ve gelmesini bekledim. En sonunda karşımdaki koltuğa oturdu ve başını eğip ellerine baktı.

Sessizlik oluşmuştu. Bunu bozan kişi ise ben oldum. "Bana haber verebilirdin. En azından bu kadar..."

"Özür dilerim." diyerek lafımı kesti. "Böyle zamanlarda tek kalmayı tercih ederim. Kontrolü kaybedersem eğer çevremdeki insanlara zarar vermek istemiyorum." Yarısı doğru olan bu sözleri, beni düşündürüyordu. Zarar vermek istemiyordu, bundan deli gibi korkuyordu.

Kontrolsüz bir insandan daha tehlikelisi yoktu bu dünyada. Mendrik'te öyleydi. Kontrolü kaybederse çevresindeki insanlara zarar vermekten korkuyordu.

Başımı iki yana salladım. "Korkuyorsun." Bakışlarını bir anda bana çevirdi. "Çevrendekilere zarar vermekten korkuyorsun." Cevap vermedi, bakışları donuklaştı. "Ben de korkuyorum." diye itiraf ettim.

"Uyumak istemiyorum, birinin daha ölmesini istemiyorum." Ona içimi dökmek ne kadar doğruydu bilmiyorum ama artık çok geçti. "Buna rağmen yine bu lanet geceyi uyuyarak geçireceğim." Mendrik kendine gelmiş gibi oldu ve doğruldu.

"Sen uyu, ben korurum seni."

"Rüyamdaki kişiden koruyamazsın."

"Gerekirse onu da yaparım."

Sırıttım. Komik bir kelime oyunuydu. Eğer bu mümkün olsaydı, ben bunu önceden yapardım. Fakat bunun bir kurtuluşu yoktu.

Merdivenden adım sesleri duyduğumuz gibi hemen o tarafa döndük. Saniyeler sonra Thorgan, elinde bir kitapla yanımıza geldi. "Size anlatmam gereken bir şey buldum." Kısa bir an Mendrik'le birbirimize baktık.

Tekrar Thorgan'a döndüm. "Nedir?" Yanımıza geldi ve elindeki kitabı masaya koyup açtı. Birkaç sayfa ilerledikten sonra tek bir sayfada durdu. "Burada, Desiwa'nın geçmişi anlatılıyor."

"Yani?" Mednrik'in bu mükemmel tepkisine karşılık bakışlarını sayfaya çevirdi. "İşinize yarar mı bilmiyorum ama... Lanetlerle ilgili de bir şeyler var." Onun yanına çöktüm ve dikkatlice kitaba baktım.

Thorgan bir anda ellerini kaldırdı ve birkaç saniye kitabın üstünde tuttu. Beyaz bulutlar çıkmaya başladıktan sonra ellerini, duvara doğru çevirdi ve beyaz bulutlar ellerini uzattığı yere gitti.

Bir bulut oluşturduktan sonra aniden bir kadın göründü. "Yıllar önce, gerçekten uzun yıllar önce Endora adında bir İmparatoriçe yaşarmış." diye anlatmaya başladı Thorgan. Bulutta beliren kadının saçları koyu kızıldı. Gözleri maviydi. Üstünde siyah ve kırmızının mükemmel uyumunu yakalayan bir elbise vardı. Başındaki görkemli taç ise insanı büyülemeye yeterdi.

"Güzelliği bütün diyarda, dillerden dillere dolanırdı." Bu gayet normaldi çünkü bu kadın, gerçekten çok güzeldi. "Bir sürü talipleri olurmuş."

"İmparatoriçenin aşk hayatını mı anlatacaksın bize?" diye araya girdi Mendrik. "Sussana!" diye karşı çıktım ona.

Thorgan, onu umursamadı ve anlatmaya devam etti. "Bir gün Kral Corvus, Desiwa'ya ayak basmış." Bulutta bir adam belirdi. Üstündeki siyah, altın işlemeli kıyafet ve başındaki taç, onun gerçek bir İmparator olduğunu gösteriyordu. Saçları siyahtı ve mavi gözlüydü.

"İmparatoriçe Endora ve Kral Corvus, bir baloda karşılaşmışlar." Görüntü tekrar değişti. Bu sefer İmparatoriçe Endora ve Kral Corvus'un karşı karşıya durduğu bir görüntü vardı. Açık konuşmak gerekirse, birbirlerine çok yakışıyorlardı.

"Zaman içinde birbirlerine karşı sevgi barındırmaya başlamışlar." Görüntü bir anda karardı. "Fakat bu sevgi, Desiwa için hiç iyi olmayacaktı." Başka bir görüntüde İmparatoriçe Endora, Kral Corvus'u başka bir kadınla yan yanayken izliyordu.

"Kral Corvus, krallığına bir varis vermeliydi ve bunun için evlenmeliydi. Bu yüzden dost krallığın prensesiyle evlenecekti."

Görüntü tekrar değişti. İmparatoriçe Endora, dev bir kazanın önündeydi ve önünde bir kitap vardı. "İmparatoriçe, sevdiği adamı kaybetmemek için bir büyü yapmaya karar vermiş. Böylece Kral asla evlenmeyecekti." İçimde bir huzursuzluk oluşmuştu. "Yaptığı tek bir hata yüzünden yanlış büyü gerçekleşti ve bütün diyar ebediyen lanetlendi."

"Nasıl bir hata?" diye sordu Mendrik. Thorgan kısa bir an durdu. "Lanet iksirini fazla atmıştı. Büyü ters tepti ve bütün diyar lanetlendi." Derin bir nefes aldım. İmparatoriçe Endora, sırf sevdiği adamı kazanmak için bütün diyarı lanetlemişti. Bunu bilerek yapmamış olsa bile yine de kendi elleriyle krallığını ölüme yollamıştı.

Bulutlar bir anda kayboldu, Thorgan ellerini indirdi. Ona döndüm. "Peki bu diğer lanetler nasıl ortaya çıktı?"

"Zaman geçtikçe Desiwa'daki büyülü yakutlar arttı. Lanetler çoğalınca birleştiler. Bazı yakutlar lanetlerle bir bütün olmuş gibiydi. Renkleri değişti ve kırılması imkânsız hale geldiler."

"O zaman işimiz sandığımızdan daha zor. O yakutları bulduğumuz an bir de yok etmek için uğraşacağız." Mendrik'in cevabına karşılık başını salladı Thorgan. "Tek sorun bu değil."

Kaşlarım havalanırken ona baktım. "Ne demek istiyorsun?" Bana döndü. "Lanetleri tamamen ortadan kaldırmanın bir yolu var ama zorlu."

"Nedir?"

Thorgan birkaç sayfa daha çevirdi. Ardından siyah renkli bir yakutun olduğu sayfada durdu ve işaret parmağıyla o yakutu gösterdi. "Bütün lanetleri ortadan kaldırmak için bu yakutu yok etmelisiniz." Mendrik'le aynı anda eğildik ve yakutu incelemeye başladık.

Bunu bulmamız hiç kolay olmayacaktı. Koca diyarda bunu nasıl bulacaktık? Thorgan'a döndüm. "Nerede olduğuna dair bir ipucu yok mu?" Başını iki yana salladı. "Maalesef."

Mendrik derin bir nefes verdi. "Önce kendimizi kurtarmalıyız." Ona baktım. Bakışlarını bana çevirdi. Başımı salladım. "Haklısın. Yarın yola çıkacağız." dedim ve ayağı kalktım.

"Ben arka bahçeye çıkacağım." Başlarını salladılar. Onları ardımda bıraktım ve bahçeye çıktım. Bu gece uyumayacaktım. Uyumamalıydım. Tekrardan biri, benim yüzümden ölemezdi ama uykum gelmeye başlamıştı. Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu. Kendimi çok zor tutuyordum.

"Kraliçe?" Arkamı döndüm. Kapıda durup beni izleyen Mendrik'e baktım. "Uyumadın mı?" Başını iki yana salladı ve bana doğru geldi. "Uyumayacağım, bu akşamki nöbeti ben tutarım." Başımı iki yana salladım. "Düşüncen için teşekkürler ama nöbet ben de."

"Yarın yolculuğa çıkacaksak eğer uyuman lazım. Ben her zaman uyanık kalırım, merak etme."

Kollarımı önümde bağladım ve dik bir şekilde karşısında durdum. "O zaman ikimiz de kalalım." diye bir teklif sundum. Burnundan güldü ve sırıttı. "Ben den daha inatçı birini görmek hoşuma gitti."

Gözlerimi devirdim ve önüme dönüp aya baktım. Yanımda durduğunda kasıldığını hissettim. "Zor, değil mi?"

Kısa bir an sessiz kaldı. "Ne?"

"Olmadığın bir şeye dönüşmemek için direnmek." Cevap veremedi. Bu sefer gülen ben oldum. Tabii ki zordu. Bunu ben den başka kimse anlayamazdı. Rüyalarımda istemediğim kişiye dönüşüyordum ve bunun ne kadar acı verici olduğunu kimse bilmiyordu.

"Sabah dediğim şeyi hatırlıyor musun?" Kaşlarımı çatıp ona döndüm. "Neyi?" Bana bakmadı, bakışlarını aya çevirdi. "Hançerin iki yüzü olduğumuzu söylemiştim." Şimdi hatırladım. "Bizim kaderlerimiz bile aynıyken nasıl birbirimize düşman olabiliriz?"

"Bunun konumuzla ne alakası var?" diye sordum bıkkınlıkla. "Sen, hâlâ beni sevmiyorsun. Korkularını söyleyecek kadar güveniyor ama yoldaşlık edecek kadar sevemiyorsun." Bana döndü. "İzin ver, sana yardım edeyim."

Uzun bir süre kahverengi gözlerine öylece bakakaldım. Bakışlarındaki samimiyet görülürdü. Bana karşı ilk defa bu kadar içten gibiydi. "Ben hayatım boyunca hep tek başıma savaştım Mendrik." Sesim ilk defa birine karşı bu kadar kırılgan çıkmıştı. Bunu fark etmiş olmalı ki bana olan bakışları bir anda yumuşadı.

Kollarımı serbest bıraktım. "Kızını ve karısını sevmeyen bir baba ve sırf kocasını seviyor diye kendisine uygulanan şiddete karşı susan bir anneyle yaşamak ne kadar kötü bilemezsin." Bana doğru tamamen döndü.

Kaşları hafifçe çatıldı. "O adam..."

"O, yabancı bir adam değil." diye lafını kestim. "Benim babamdı." Kendi babam, hayatımı cehenneme çevirmişti. Beni hiç sevmemişti, bugünden sonra sevmeye çalışamayacaktı çünkü artık yoktu. Beni seven bir babam yoktu, hiç olmamıştı ve olmayacaktı.

Mendrik tek kelime etmeden sadece beni dinliyordu. Kendime gelmiş gibi irkildim. "Sen madem buradasın. Ben de ön tarafa gidiyorum." dedim ve çite doğru ilerledim. Üstünden atladım ve ön tarafa geçtim.

Elimi, kılıcımın kabzasında tuttum ve evin bir ucuna gittim. Oradan döndüm ve geldiğim noktaya geri gittim. Bu şekilde devam ederken bir yandan da dikkatlice etrafı dinlemeye çalışıyordum. Kasaba sessizdi. Herkes uykuya dalmıştı, biz hariç.

Gözlerimdeki ağırlık artarken kendimi çok zor tutuyordum. Bugün uyumak istemiyordum. O kadını ve canına kıyılacak olan kişiyi görmek istemiyordum.

Hava soğumaya başlamıştı. Eve baktığımda ışıklar sönmüştü. Thorgan uyumuş olmalıydı. Ben ve Mendrik bu gece uyumamalıydık, burası bizim için yabancıydı ve ne tür tehlikelerle karşılaşacağımızı bilmiyorduk.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18