7. bölüm · Derin Bir Okyanus
ONUNLA YAŞAYARAK YAPICAKTIM
Adele_Hello
Benimle yaşa
Beynim durmuştu . Bu adam vurulduğunda kafasına filan darbemi almıştı? Ama tomografisi düzgün çıkmıştı , hayatını kurtardığım için bana minnettar olabilirdi ama bu benim görevimdi hem benim Allah'a şükür barıncak bir evimde vardı , bu adam kafayı yemiş olabilir miydi?
Adamın delirdiğini düşünürken cam kenarından gelen erkek sesi düşüncelerimi sesli bir şekilde dile getirdi "Abi delirdin mi ?" Diyip yatakta yatan adama aval aval bakıyordu. O ise gözlerini benden ayrımadan konuşmamı bekliyor gibiydi , en son dayanamayarak konuşmaya başladım "Sebeb? Neden sizinle yaşıcakmışım ben?" diyip , gözlerimi kaçırmadan ona bakmaya devam ettim.
Derin bir nefes alarak konuşmaya başladı "Şey yani demek istediğim şey aslında" sadece geveliyordu , bu adam iyimiydi ? Sözünü kesip "beyefendi ne demek istediğiniz beni ilgilendirmiyor , neden sizinle yaşayım yoksa iki dakika önce biri gelip boğazıma yapıştığı için mi sizinle yaşamamı istiyorsunuz ?" dedim. Cam kenarında oturmuş utanmasa çekirdeğini alıp izliyecek konuma gelen adama dönüp "Siz mi yetişdiniz hemen ? " Dedim , sabrım iyice taşmaya başlamıştı , bana alayla gülüp "doktor hanım ben söylemedim ama siz şuan söylemiş olabilirsiniz" diyip alayla bakmaya devam etti. Nasıl ya şimdi benden mi öğrenmişti? , üstümde hissettiğim siyah gözlere döndüm. Sanki siyah gözlerinin içine her şeyi çekip , yok edecekmiş gibi bakıyordu , yumruk olmuş ellerine kısa bir bakış attıp tekrar siyah gözlerine döndüm.
Cam kenarında oturmuş adama dönüp "Bunu Yamaç şerefsizi mi yaptı?" Diyip siyah gözlerini Gökhan denen adama dikti. Demek ismi Gökhandı. Gökhan "Evet abi , Yamaç yaptı" dedi. Siyah gözlerini sıkı bir şekilde yumup , ellerini daha çok sıkmaya başladı "Peki bana ne zaman söylemeyi düşünüyordun Gökhan?" Dedi , sabrı taşcak gibi duruyordu. Gökhan denen adamın alaycı tarafı gitmişti , ellerini önünde baglayıp kafasını öne eğmisti "abi söylicektim ama doktor hanım benden hızlı cıktı napayım?" Diyip daha çok başını eğdi.
Araya girip "Niye söylicekti , Alaz bey?" Diyip siyah gözlerinin bana dönmesini sağladım konuşmasına izin vermeden "Her şeyi size söylemek zorunda mı ? Hadi tamam , sizi etkilicek bir şey olsun söylesin ama sizi hiç bir şekilde etkilemicek olayı niye söylesin ve şuan söylemedi diye üzerinde baskı yapılıyo?" Diyip gözlerimi ona diktim. Odadaki sesizlik sadece beni değil herkesi geriyordu.
Siyah gözlerinden bir çok duygu geçmişti ama tek anladığım şey öfkeydi. Gözlerini gözlerimden bir saniye dahi ayırmadan konusmaya başladı , sesi daha sakin cıkıyordu "beni etkilemediğini nerden biliyorsunuz?" Dedi. Öfkeli sesini kullansa daha mı iyiydi sanki? Sakin ses tonuyla konuşmak çok zordu , niye cevap vermiyordum bir süre sesiz kaldıktan sonra "niye etkilesin?" Dedim onun kadar sakin bir ses tonu kullanmaya çalışmıştım ama ne kadar başarmıştım orası bilinmiyordu.
İkimizde sesizce bekliyorduk , sesizce anlaşmaya mı calışıyorduk ; Hayır bu kadar karmaşık duygular içeren gözlerle sesizce anlaşamazdım. Onun ne düşündüğünü kestiremiyordum peki o benim ne düşündüğümü kestiriyor muydu? Onun kadar karmaşık bakıyormuydum gözlerine?
Aramızdaki sesizlik bıraksak bir ömür sürecek gibiydi.Odadaki bütün sessizliği bıçak gibi kesip atan bir erkek sesi yankıladı , bu sesin sahibi Gökhandı "Abi doktor hanıma cevap versene , niye etkilicek seni ?" Diyip haylaz gözlerle bakmaya başladı. Alaz denen adam siyah gözlerini Gökhana çevirdi , Gökahnın gözlerindeki haylaz bakış kaybolmuş onun yerine korku geçmişti. Cümlesinde ima vardı bunun farkındaydım, bu adam benden hoşlanmış olabilirmiydi? Şimdi Allah vardı güzeldim , Maşallahım vardı. Daha fazla dayanamayarak Alaz denen adama dönüp "Benden mi hoşlandınız siz?" Diyip odaya bomba etkisi yaratmıştım , söylediğim cümle büyük bir etki yaratmış olmuş olmalıydiki , Gökhan denen adam içtiği suyu yüksek sesle püskürtü , Alaz denen adamın şaşkınlıkla bakan gözleri bana dönmüştü , odadaki korumalar gülmemek için şekilden şekle girmişti. Ben cevap beklerken hepsi gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Şaşkınlığı üstünden atmayı en sonda başarıp Alaz konuşmaya başlamıştı "Doktor hanım konumuzla ne ilgisi var?" Diyip anlamayan bakışlarını yüzümde gezdirmeye başladı.
"Ne biliyim Gökhan beyin cümlesinden öyle bir ima aldım. Hem siz niye benim sorularıma cevap vermiyorsunuz Alaz Bey?" Dedim. Gerçekten bu adam niye benim sorularıma cevap vermiyor?. Benimle yaşa dedi nedeni söylemedi , benden hoşalandınızmı dedim onada cevap vermedi.
Gökhana öldürücü bakışlarını gönderdikten sonra bakışları tekrardan benimle buluştu. Konuşmaya başlıcakken kapı gürültülü bir şekilde açılıp. Odanın içinde gür bir ses yayıldı "En sevdiğim düşmanımı benden başka kim vurdu lan!" Diyip görüş açıma ; ortalama 1,88 boyunda , takım elbiseli , yeşil gözlü ve koyu kahverengi saçlı biri girdi , onun arkasından ise keskin yüz hatlarına sahip , yapılı takım elbiseli bir adam girmişti.
Alaz , sesi duyduğu an görmesine bile gerek kalmadan kısık sesle küfretti. Sinirli gözlerle dönüp "senin ne işin var lan burda?" Dedi. Ayakta duran adam omuz silkip " Yıldırım böyle yapma üzülüyorum, sen vurulunca kendim vurulmuş gibi hissettim. Dedim bir hasta ziyareti yapayım , kötü mü yapmışım?" Diyip küçük koltuğa yayılarak oturdu. Gökhan ayakta duran yapılı adama dönüp "Kapıdan sığdın mı Tunç?" Diyip gülmeye başladı , bu adam aklına gelen herşeyi söylüyor muydu? , Bu Tunç denen adam Gökhanın üstüne otursa , biz Gökhanı fayans diye kullanırdık. Cesarete gel , Tunç denen adam ölümcül bakışlarını Gökhana dönüp "sığdım Gökhan sığdım. Sen mezara sığarmısın bilmiyorum. Deneyelimi?" Diyip kaşlarını hayava kaldırdı . Gökhan sevimsiz bir şekilde gülümsedi.
Alaz koltukta oturan adama dönüp "Hasta ziyareti kısa olur hadi gidin." Dedi. Koltukta oturan adam Alazı takmadan , bana dönüp "Doktor hanım , benim bu en sevdiğim düşmanım ne zaman taburcu olacak, bilgi verirmisiniz ? Diyip yeşil gözlerini bana dikti , konuşucakken Alaz araya girip "Lan sanane ne zaman taburcu olcağımdan , koynunamı alcaksın?" Dedi. Söyliceğim her kelimeyi bogazıma tıkamıştı. Yeşil gözlerini benden çekip Alaza dönüp "koynum sana her zaman açık Yıldırım" diyip devam etti "sen istersen koynuma soyadına yakışır bir şekilde Yıldırım gibi düş , ben seni sararım" diyip göz devirdi. Ben fazla kalmıstım burda en iyisi cıkamalıydım , aralarındaki romantizimi bozarak "Tekrardan geçmiş olsun Alaz bey , bir sıkıntı olursa çagırmaktan çekinmeyin " dedim. Tam çıkacakken yeşil gözlü adama dönüp "Lütfen hastayı çok falza yormayalım bir de lütfen odayı çok kalabalık yapmayalım, hastamazın dinlenmesi gerekiyor" diyip odadan çıkıp ardımdan kapıyı kapatıp , odama yürüdüm.
Odama uğrmadan önce bir kaç hastayı kontrol edip tekrar odama döndüm. Odama girip kapıyı kapatıktan sonra bir kaç saniye duraksayıp kapıyı kilitmeyi düşündüm , hemen bu düşüncemden vazgeçip masama yürüdüm.
Sandalyeye oturduktan sonra derin bir nefes verdim , gözüm masamın üstündeki fotoğrafa değdi , fotoğrafta Annem , babam , Alaz ve Alazım ailesiyle cekindiğimiz fotoğraf vardı. Her gün unutuğum yüzlerini bir fotoğrafla hatırlayabiliyordum.Ama seslerini bir kez unutmuştum ve bir daha hatırlamamıştım...
Fotoğrafa bakarken , Alaz denen adamın gözleri aklıma gelmişti. Alazımın gözlerine çok benziyordu , isimlerinde aynıydı ama soyadları aynı değildi gerçi bir insan soyadını değiştime hakkına sahipti yani bunu yapabilirdi.
Peki o olabilir miydi ? Mezarı bile gelmemişti , ölü bedenini cıkarmamışlardı o enkazın altından , yaşıyor olabilirmiydi ? Kafam allak bullak olmuştu. Ama içimde sebebsiz bir umut filizlenmişti. Eğer o bile değilse hayatıma devam ederdim ölü olarak bildiğim Alazımın öldüğünü kabul ederdim , Peki ya yaşıyorsa napardım bilmiyordum. Bunu ögrenmenin tek yolu vardı bu adamın benim Alazımı yoksa başka Alaz olup olmadığını ögrencektim.
Bunuda onunla yaşayarak yapıcaktım.
Hızlıca odamdan cıkıp , Alaz denen adamın odasına koşar adımlarla gittim. Kapının önüne geldiğimde duraksadım , ne diceğimi düşündüm , daha fazla zaman kaybetmeden kapıyı çalıp kapıyı açıp içeri girdim. Beni gördüğü an gözlerini diktiği duvardan çekip bana dikti. Yine aynı şey olmuştu aynı sesizlik ama bu sefer bu sesizliği ben bozucaktım.
Derin bir nefes alarak konuşmaya basladım "Alaz bey , siz bana 'benimle yaşayın' demiştiniz ya " diyip duraksadım tepkisini ölcmeye calışıyordum ama bu adam bir o kadar şefaf bir o kadarda gizli bir kutu gibi duruyordu. Kelimelerimi zar zor seçip "sizinle yaşayabilir miyim Alaz bey ?" Diyip bu kaçıncı odaya bomba etkisi yaratmışlığımdı saymayı bırkmıştım , Alaz kaşlarını kaldırıp dudaklarına belli belirsiz bir tebessüm ekleyip konuşmaya başladı "Emin misiniz biraz önce istemiyordunuz diye bile biliyordum " diyip yüzüme bakmaya başladı.
Adam haklıydı , on dakika önce redettiğim şeyi şimdi gelip kabul ediyorum diyordum. Kekelemeye dikkat ederek "Peki , lütfen bunları unutalım , tekrardan gecmiş olsun" diyip arkamı dönüp cıkıcakken arkamdan gelen "Yaşayın" diyen bir ses durdurmuştu , desin sahibine yani Alaza döndüğümde anlamayan bakışlarımla gözlerine bakmaya basladım. Alaz tekrar konuşarak "Benimle yaşayabilirsiniz , istediğiniz kadar benimle yaşayın." Diyip bu sefer belirgin bir gülümsemeyi dudaklarına kondurdu.
Kabul etmişti. Artın onla yaşıcaktım.
