5. bölüm · Derin Bir Okyanus
EN PARLAK YILDIZIM
Derinlerde_Mark Eliyahu , Cem Adrian
ALAZ
Gözleri
Gözlerinin maviliği okyanus
Gözlerinin bir kısmı kaplayan yeşil leke okyanusun ortasındaki ulaşılmaz bir adaya benziyordu
Uzan zamandır o gözlere olan hasretimi fotoğrafla geciştiriyordum, yetmiyordu , yetinemiyordum, belkide bencilceydi. Ama bencillik olamazdı bu o gözlere fazlaca hasret kalmıştım. Hiç bir bakışının anlamını bilmiyordum , sadece gülerken çekilen bir fotoğraftaki kısılan gözleriyle yetiyordum bunca zamandır , kalbi kırıldığında nasıl bakıyordu mesale , ya da korkutuğunda, çaresiz kaldığında nasıl bakıyordu. Allah kahretsinki hiç birini bilmiyordum. En zoruma giden de buydu zaten onun bakışları hakkında hiç bir şey bilmememe ragmen en çok ta bakışlarına bağımlı olmak.
Bana ifadesiz , sadece bana hasta gibi bakıyordu. Hafif gülümseyip konuşmaya başladı "Geçmiş olsun Alaz Bey. Büyük bir kaza atlattınız ama şu an gayet iyisiniz. Yoğun bakımdan çıktınız ve durumunuz stabil. Vücudunuz biraz yorgun hissedebilir, bu çok normal çünkü zor bir ameliyat geçirdiniz. Zaman zaman sizi kontrole geleceğim. Şu anda tek yapmanız gereken şey, dinlenmek. Tekrar geçmiş olsun" diyip tekrar gülümseyip odadan sakin adımlarla çıktı. Hiç değişmemişti gülümsemesi aynıydı , aynı naiflikte , paha bicilmez bir gülüşe sahipti Gece.
Kapı kapanma sesi geldiğinde tuttuğumdan haberim dahi olmayan nefesi verip Gökhana dönüp "bu doktor kim biliyormusun Gökhan?" dedi.mGökhan bana dönüp "Beyaz önlüklü, bu meslek için 6 yılını veren , senin yaşamını sağlayan doktor" diyip omuz silkti. Derin bir nefes verip "Gökhan benim her yerde aradığım , gözlerine nerdeyse bağımlı olduğum bir kadın var hatırlıyormusun?" Dedim Gökhan sanki aydınlanmış gibi "He ee evet , şimdi hatırladım hatta şey diyordun 'O benim okyanusuntaki ulaşılmaz adam' filan diyordun demi " diyip kahkaha attı , derin bir nefes alıp "Bu... o kadın Gökhan" dedim. Gökhan hâlâ gülmeye devam ediyor. Ama bir anda , sanki beyni kısa devre yapmış gibi gülüşü dondu. Jeton o an düştü. Gözlerini iri iri actı , bana dönüp bogazını temizliyerek mırıldandı "Af buyur abi" diyip kapınan kapının arkasından bakamaya başladı.
Bir kaç dakika sonra bana dönüp ciddi ciddi baktı "Sen bunu nerden anladın abi?" diyip , benden mantıklı bir cevap beklemeye başladı. Verceğim cevaba sadece dalga gecicekti biliyordum çünkü bu şefesizin huyunu biliyordum sakin bir sesle " gözlerinden tanıdım Gökhan" dedim , demez olaydım ama , neredeyse hasteyi inleticek bir şekilde gür bir kahkaha attı , kahkahlarının arasından " vay be , bak sen abime , iki cift gözle soy agacını okudu , helal be" diyip. Tekrar kahkaha atmaya devam etti.
Sinirli , gür bir sesle "ne dalga geçiyorsun lan pezeveng" diyip sephanın üstünde duran bardağı , kafasına attım . Şerefsiz son anda kafasını kacırıp , bardaktan kurtuldu , bardak duvara carpıp yere düşüp Tuzla buz oldu.
Kapının önünde duran korumalar sesi duymuş olacak ki kapıyı hızla acıp içeriye silahla girdiler. Bir bana, bir Gökhana bakarak , " ne oldu patron , o ses neydi ? " Diyip anlamsız bakışlarını üstümüzde gezdirmeye devam ettiler , başımı yukarıya kaldırıp artık bu kaçıncı yaradandan sabır isememdi bilmiyordum ama bir kez daha istedim. Yaradan sabır gönderene kadar , korumalara dönüp "ebenizin sesiydi , siktirin gidin lan şu odadan" diyip derin bir şekilde nefes alamaya başladım.
Korumalar cıktıktan sonra Şerefsiz Gökhana dönüp "Bana bak Gökhan, sırdaki ameliyat masasına seni yatırır ses tellerini götüne sokarım , anladın mı lan" dedim
Gökhan artık kahkaha atmıyor , ellerini önünede bağlı şekilde bekliyordu. Bir kaç dakika sonra boğazını temizleyip konuşmaya başladı "abi o kadın doktoru ne zaman araştırmaya başlayım ?"
Gözlerimi tavandan ayırmayarak "Hemen şimdi Gökhan. Eğer oysa ben daha fazla o gözlerden , çocukluğumun aynasını kaybetmek istemiyorum" diyip gözlerimi yumdum. Gökhan "araştırmaya hemen başlıyorum abi" diyip odadan cıktı.
Gökhanın kapı kapatma sesinin ardından oda sesizleşti ama ruhumun derinlerden gelen uğultusunu kimse susturmadı. Belkide ruhumun uğultusu , çığlıga dönerdi.
O muydu , çocukluğum , geçmişim belkide geleceğim olacak kadın. Bulmuşmuydum ?
Gece benim her şeyimdi , gökteki en parlak yıldızım benim için her zaman Geceydi , okyonusun ortasındaki ulaşılmaz ada benim için Gece demekti , Çocukluğum benim için Gece demekti , Kalbimi tek ev olarak görmesini istediğim kişiydi Gece , Gece benim derinlerde kaybolan ama en derinlerde uğultusu gelen ruhumdu , Gece benim hem en güclü yönüm , hem de en zayıf noktamdı. Gece benim her şeyimdi.
Gece, benim kaybolduğum yolda ışığına güveneceğim tek kişiydi
Eğer oysa napıcaktım ? Direk söylicekmiydim ? Hayır bunu yapamazdım , zaten inanmazdı. Beni öldü olarak biliyordu , Napıcaktım ? Karşısına geçip 'ben senin öldü olarak bildigin çocukluk arkadaşınım' mı dicektim Hayır bunu ne ben yapabilirdim hadi ben yapsam Gece bile inanmazdı.
Eğer o değilse o zaman formül çok basitti her yerde onu aramaya devam edicektim. Yanılmak istemiyordum artık. Yanılmaktan korkuyordum , ona bir kez olsun dokunamadan ölmek en büyük korkumdu .
Kafam hiç olmadığı karışıktı.
Ama ilk defa kalbimi bu kadar ferah ve iyileşmiş hissediyordum.
