4. Bölüm: Konağın Altındaki Oda

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 4. Bölüm: Konağın Altındaki Oda

Karahan Konağı'nın ışıkları uzaktan bile soğuk görünüyordu.

Duru, arabanın camından konağa bakarken içinde tarif edemediği bir ağırlık vardı.

Çocukluğunun geçtiği evdi burası.

Duvarlarında annesinin sesi yankılanmıştı.

Merdivenlerinde annesiyle birlikte oturmuştu.

Bahçesinde ilk kez bisiklete binmişti.

Ama şimdi aynı ev ona yabancı geliyordu.

Sanki yıllardır kendisinden bir şey saklayan canlı bir varlıktı.

Kaan arabayı durdurdu.

Motor sustu.

Duru elindeki zarfı sıkıca tuttu.

"İçeri girdiğimizde babamı görürsek..."

Kaan ona baktı.

"Ne yapacaksın?"

"Gerçeği soracağım."

"Ya söylemezse?"

Duru kapıyı açtı.

"Bu kez cevap vermek zorunda."

Kaan arabadan indi.

"Yalnız değilsin."

Duru ona baktı.

Bu iki kelime, beklemediği kadar derin dokundu.

Ama belli etmedi.

"Ben yalnız kalmaya alışığım."

Kaan sessizce:

"Ben de."

İkisi birlikte konağa doğru yürüdü.

---

Kapıyı Duru açtı.

İçerisi karanlıktı.

Salonun ışığı yanıyordu ama evde kimse görünmüyordu.

Duru seslendi:

"Baba?"

Cevap yoktu.

"Kaan?"

"Buradayım."

Duru salona girdi.

Masada bir bardak çay duruyordu.

Çay hâlâ sıcaktı.

Duru bardağa dokundu.

"Buradaydı."

Kaan etrafına baktı.

"Belki üst kattadır."

Duru başını salladı.

"Hayır."

"Nereden biliyorsun?"

"Babam çayını hiçbir zaman burada içmez."

Kaan ona baktı.

Duru'nun gözleri masanın üzerindeki bardağa takılmıştı.

"Birisi onunla konuşmuş."

Kaan sessizleşti.

"Kim?"

Duru cevap vermedi.

Çünkü masanın yanında yerde küçük bir şey görmüştü.

Bir düğme.

Siyah.

Üzerinde küçük bir gümüş kuş işareti vardı.

Duru onu yerden aldı.

Kaan'ın yüzü anında değişti.

"Bu..."

Duru:

"Sevda'nın mı?"

Kaan başını sallamadı.

"Hayır."

"Kimindi?"

Kaan düğmeye uzun süre baktı.

"Babamın ceketinde böyle bir düğme vardı."

Duru'nun yüzü gerildi.

"Senin baban burada mıydı?"

"Sanmıyorum."

"Sanmıyorsun?"

Kaan başını kaldırdı.

"Artık hiçbir şeyden emin değilim."

Tam o sırada üst kattan bir ses geldi.

Bir şey devrilmişti.

Duru irkildi.

Kaan hemen önüne geçti.

"Sen burada kal."

Duru kaşlarını çattı.

"Yine mi?"

"Bu sefer gerçekten."

"Hayır."

Duru onun yanından geçip merdivenlere yöneldi.

Kaan istemeden peşinden gitti.

İkinci kata çıktıklarında koridor bomboştu.

Duru babasının odasının kapısını açtı.

Oda dağılmıştı.

Çekmeceler açılmış, bazı belgeler yere saçılmıştı.

Kaan eğilip yerdeki kâğıtlardan birini aldı.

"Buraya biri girmiş."

Duru'nun gözleri büyüdü.

"Bir şey aramış."

Kaan başını kaldırdı.

"Ne?"

Duru yavaşça cevap verdi:

"Babamın sakladığı şey."

---

Duru'nun gözü yatağın başucundaki eski ahşap dolaba takıldı.

Dolabın kapağında küçük bir çizik vardı.

Duru elini çizginin üzerinde gezdirdi.

Sonra durdu.

"Burada gizli bir bölüm var."

Kaan yanına geldi.

"Nereden biliyorsun?"

"Annem bana çocukken bu dolabın içine oyuncaklarımı koydururdu."

Duru dolabın altındaki tahtaya bastırdı.

Klik.

Tahta hafifçe içeri çöktü.

Gizli bir bölme açıldı.

İçinden eski bir anahtar çıktı.

Anahtarın ucunda küçük bir etiket vardı.

B-17

Kaan'ın yüzü değişti.

"17."

Duru ona baktı.

"Fenerdeki anahtarın numarası."

"Demek bağlantılı."

Duru anahtarı eline aldı.

Tam o sırada koridorun sonunda bir kapı gıcırdadı.

İkisi birden döndü.

Kimse yoktu.

Ama koridorun sonundaki eski tablo yerinden biraz kaymıştı.

Duru tabloya yaklaştı.

Arkasında kapı vardı.

Kaan şaşkınlıkla baktı.

"Bu kapı daha önce var mıydı?"

Duru başını salladı.

"Ben çocukken yoktu."

Kaan anahtarı aldı.

Anahtarı kilide soktu.

Bir kez çevirdi.

Kapı açıldı.

İçeriden soğuk hava vurdu.

Duru istemsizce geri çekildi.

Kaan el fenerini açtı.

Dar bir merdiven aşağı doğru uzanıyordu.

Duru fısıldadı:

"Karahan Konağı'nın altında..."

Kaan:

"Bir oda var."

İkisi merdivenlerden inmeye başladı.

---

Merdivenlerin sonunda taş duvarlı küçük bir koridor vardı.

Koridorun sonunda demir bir kapı duruyordu.

Kapının üzerinde yine aynı sembol vardı.

Gümüş kuş.

Duru kapıya dokundu.

"Bu bizim ailemizin sembolü değil."

Kaan:

"Belki de hiç olmadı."

Duru ona baktı.

"Ne demek istiyorsun?"

Kaan cevap vermedi.

Kapının kilidinde ikinci bir yuva vardı.

Duru cebindeki zarfı çıkardı.

Zarfın içinden küçük, ince bir metal parça düştü.

Kaan onu yerden aldı.

"Bu anahtar değil."

Duru:

"Ne?"

"Bir kilit mekanizmasının parçası."

Kaan metal parçayı kapının yanındaki boşluğa yerleştirdi.

Klik.

Demir kapı ağır ağır açıldı.

İçeride küçük bir oda vardı.

Odanın ortasında eski bir masa.

Masada dosyalar.

Bir sandalye.

Ve duvarda...

Büyük bir fotoğraf.

Duru fotoğrafa yaklaştı.

Nefesi kesildi.

Fotoğrafta annesi vardı.

Aylin.

Yanında Rauf.

Nermin.

Kaan'ın babası.

Ve...

Sevda.

Ama fotoğrafın altında bir tarih vardı.

16.10.2008

Duru'nun elleri titremeye başladı.

"Bu fotoğraf..."

Kaan yaklaştı.

"Fenerdeki fotoğraftan iki gün sonra."

Duru başını salladı.

"Hayır."

Masadaki başka bir fotoğrafı aldı.

"Bir gün sonra."

Fotoğrafta yalnızca Aylin vardı.

Elinde aynı gümüş kuş kolyesi.

Arkasında ise Karadeniz.

Fotoğrafın arkasında Aylin'in el yazısı vardı.

Duru okudu:

"Eğer bunu bulduysan, artık babana güvenme."

Duru'nun gözlerinden yaş süzüldü.

"Annem..."

Kaan onun omzuna dokunmak istedi.

Ama Duru geri çekildi.

Tam o sırada odanın diğer köşesinden bir ses geldi.

Bir kasetçaların düğmesine basılmıştı.

Cızırtı.

Sonra Aylin'in sesi duyuldu.

"Duru..."

Duru dondu.

Kaan da şaşkınlıkla teybe baktı.

Aylin'in sesi devam etti:

"Eğer bu kaydı dinliyorsan, baban sana her şeyi anlatmış demektir."

Duru'nun gözleri doldu.

Kayıt birkaç saniye sustu.

Sonra Aylin'in sesi daha da kısıldı.

"Ama sana anlatmadığı bir şey daha var."

Duru nefesini tuttu.

"Kaan'ın babası o gece ölmedi."

Kaan'ın yüzündeki bütün ifade kayboldu.

Duru ona baktı.

Teypte Aylin konuşmaya devam ediyordu.

"Ve eğer hâlâ yaşıyorsa..."

Bir cızırtı.

Sonra tek bir cümle:

"...sizi yıllardır uzaktan izliyor."

Kayıt kesildi.

Oda sessizliğe gömüldü.

Kaan birkaç saniye boyunca kıpırdamadı.

Sonra başını kaldırdı.

"Bu mümkün değil."

Duru'nun sesi titredi.

"Senin baban..."

Kaan gözlerini kapattı.

"Babam öldü."

Tam o anda odanın arkasındaki duvardan üç kez vuruldu.

Tak.

Tak.

Tak.

Duru ile Kaan birbirlerine baktılar.

Kaan yavaşça duvara yaklaştı.

Duru arkasından geldi.

Vuruş yeniden duyuldu.

Bu kez daha net.

Tak.

Kaan duvara elini koydu.

"Burada biri var."

Duru'nun kalbi hızlandı.

Kaan duvarın kenarındaki taşlardan birine bastırdı.

Taş içeri girdi.

Duvarın bir bölümü açıldı.

Arkasında dar, karanlık bir geçit vardı.

Ve geçidin sonunda...

Bir adamın silueti görünüyordu.

Duru nefesini tuttu.

Adam yavaşça ışığa doğru çıktı.

Saçları kırlaşmıştı.

Yüzünün bir tarafında eski bir yara izi vardı.

Ama Kaan'ın gözleri yalnızca onun gözlerine takıldı.

Çünkü o bakışı...

On iki yıl boyunca unutmaya çalışmıştı.

Adam başını kaldırdı.

Kaan'ın dudaklarından tek bir kelime döküldü:

"Baba?"

Adam cevap vermedi.

Sadece Duru'ya baktı.

Sonra cebinden eski bir kolye çıkardı.

Aylin'in kolyesinin aynısıydı.

Ve sessizce:

"Annen sana gerçeğin tamamını anlatmadı."

Duru'nun yüzü bembeyaz oldu.

Adam bir adım daha attı.

"Çünkü beni korumaya çalışıyordu."

Kaan'ın sesi öfkeyle yükseldi.

"On iki yıldır neredeydin?"

Adam gözlerini Kaan'dan ayırmadan cevap verdi:

"Babanızın öldüğüne inanmanızı sağlayan kişi, hâlâ bu kasabada."

Ve o anda üst kattan bir çığlık duyuldu.

Duru'nun gözleri büyüdü.

"Babam..."

Kaan ona baktı.

İkisi aynı anda merdivenlere yöneldi.

Fakat arkalarında bıraktıkları adam yalnızca bir cümle söyledi:

"Rauf'u bulduğunuzda ona sorun... Aylin'i neden öldürdüğünü."

Duru merdivenlerde donup kaldı.

Kaan da durdu.

Karahan Konağı'nın altında, on iki yıldır saklanan gerçek artık yalnızca bir sır değildi.

Bir suçlamaya dönüşmüştü.

Ve bu kez...

Dalgaların sakladığı geçmiş, toprağın altından çıkmıştı.

Duru'nun ayakları merdivenlerde kilitlenmişti.

Kaan birkaç basamak aşağıda durmuş, arkasındaki adama bakıyordu.

Adamın yüzünde yılların yorgunluğu vardı.

Ama gözlerinde hâlâ aynı sertlik duruyordu.

Kaan'ın çocukluğundan hatırladığı gözler...

Bir babanın gözleri.

"Sen..." dedi Kaan.

Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı.

Adam başını hafifçe eğdi.

"Evet."

Kaan'ın çenesi titredi.

"Sen öldün."

Adam acı bir gülümsemeyle:

"Öldüğümü söylediler."

"Kim?"

"Rauf."

Duru'nun kalbi sıkıştı.

"Babam mı?"

Adam Duru'ya baktı.

"Senin baban."

Kaan bir anda adama doğru yürüdü.

"On iki yıl!"

Sesi odada yankılandı.

"On iki yıl boyunca neredeydin?"

Adam geri çekilmedi.

"Kaçıyordum."

"Neden?"

"Çünkü beni öldürmeye çalışanlardan kaçıyordum."

Kaan'ın gözleri doldu.

"Ya ben?"

Adamın yüzü ilk kez değişti.

"Senin yanına dönmek istedim."

"Öyle mi?"

Kaan acı bir kahkaha attı.

"Ben seni bekledim."

Adam sustu.

"Her gece kapıya baktım."

Kaan'ın sesi kırıldı.

"Annem bana öldüğünü söyledi. Rauf bana öldüğünü söyledi. Herkes öldüğünü söyledi."

Adam gözlerini yere indirdi.

"Çünkü dönseydim seni de öldürürlerdi."

Duru araya girdi.

"Kim?"

Adam başını kaldırdı.

"Bu kasabada bazı sırlar vardır. İnsanlar onları saklamak için cinayet bile işler."

Duru'nun aklına hemen annesi geldi.

"Annem ne biliyordu?"

Adam cevap vermeden önce uzun süre ona baktı.

"Aylin gerçeği öğrendi."

"Neyi?"

"Benim ölmediğimi."

Duru'nun nefesi kesildi.

"Annem senin yaşadığını biliyordu."

"Evet."

"Ve beni neden sana hiç götürmedi?"

Adamın gözleri doldu.

"Çünkü seni koruyordu."

Duru başını salladı.

"Hayır."

Sesi titriyordu.

"Hayır, bu cevap yetmez."

Adam sustu.

Duru ona doğru yürüdü.

"Annem neden öldü?"

Adamın yüzündeki ifade ağırlaştı.

"Çünkü o gece Aylin bir karar verdi."

"Ne kararı?"

"Rauf'a her şeyi anlatacaktı."

Duru'nun gözleri doldu.

"Ne anlatacaktı?"

Adam tam cevap verecekken yukarıdan bir ses daha duyuldu.

Bu kez bir kapı sertçe kapandı.

Kaan hemen merdivenlere yöneldi.

"Babam!"

Duru peşinden koştu.

Adam arkalarından seslendi:

"Bekleyin!"

Kaan dönmedi.

---

Üst kata çıktıklarında koridor karanlıktı.

Duru'nun babasının odasının kapısı açıktı.

İçeriden hiçbir ses gelmiyordu.

Kaan kapıya yaklaştı.

Duru kolundan tuttu.

"Dur."

Kaan ona baktı.

"Ne?"

Duru yerdeki izleri gösterdi.

Kan.

Çok azdı.

Ama tazeydi.

Kaan'ın yüzü gerildi.

"Rauf."

Duru'nun kalbi hızlandı.

İkisi birlikte odaya girdiler.

Rauf yoktu.

Pencere açıktı.

Perdeler rüzgârla savruluyordu.

Masada ise tek bir şey vardı.

Bir zarf.

Duru zarfı gördüğü anda tanıdı.

Annesinin el yazısı.

Kaan yanına geldi.

"Bu ne?"

Duru zarfı açtı.

İçinden tek bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta Duru vardı.

Henüz küçük bir çocuktu.

Yaklaşık altı yaşında.

Deniz kenarında annesinin yanında duruyordu.

Fakat fotoğrafın arkasında başka bir tarih vardı.

14.10.2008

Duru fotoğrafa bakakaldı.

"Bu fotoğraf..."

Kaan:

"Senin çocukluk fotoğrafın."

Duru başını salladı.

"Ben o gün burada değildim."

Kaan ona baktı.

"Neredeydin?"

Duru'nun sesi kısıldı.

"İstanbul'daydım."

Kaan fotoğrafı eline aldı.

"Hayır."

Duru şaşkınlıkla:

"Ne?"

Kaan fotoğrafın arkasını çevirdi.

Altında başka bir cümle vardı.

"Duru o gece Yalıdere'deydi."

Duru'nun nefesi kesildi.

"Bu imkânsız."

Kaan:

"Belki de sana yanlış tarih söylendi."

Duru başını salladı.

"Ben hatırlıyorum."

"Ne hatırlıyorsun?"

Duru gözlerini kapattı.

Bir an için yıllar öncesine döndü.

Yağmur.

Deniz.

Annesinin eli.

Bir tekne.

Ve...

Bir adam.

Duru gözlerini açtı.

"Ben..."

Kaan ona yaklaştı.

"Ne oldu?"

Duru'nun yüzü bembeyazdı.

"Ben o geceyi hatırlıyorum."

---

Anılar bir anda parçalar halinde geri gelmişti.

Bir ışık.

Annesinin sesi.

Bir kapının kapanması.

Denizin üzerinde sallanan tekne.

Ve bir erkek sesi.

"Duru'yu götür."

Duru başını tuttu.

"Hayır..."

Kaan endişeyle:

"Duru?"

"Hatırlıyorum."

"Ne hatırlıyorsun?"

Duru'nun gözlerinden yaşlar süzüldü.

"Annem beni bir yere sakladı."

"Nereye?"

"Teknenin alt bölümüne."

Kaan dondu.

"Motor bölümüne mi?"

Duru başını salladı.

"Sonra biri geldi."

"Kim?"

Duru gözlerini kapattı.

Yüzü zihninde belirmeye çalışıyordu.

Ama bulanıktı.

"Bir adam."

"Kimin?"

"Bilmiyorum."

Duru'nun nefesi hızlandı.

"Ama annem ondan korkuyordu."

Kaan'ın yüzü gerildi.

"Adam sana ne yaptı?"

Duru cevap veremedi.

Çünkü bir başka anı ortaya çıkmıştı.

Annesi dizlerinin üzerine çökmüş, küçük Duru'nun yüzünü ellerinin arasına almıştı.

"Ne olursa olsun, o kolyeyi kimseye verme."

Duru gözlerini açtı.

Boynuna dokundu.

"Kolye..."

Kaan hemen sordu:

"Hangi kolye?"

Duru cevap vermedi.

Çocukluğundan beri boynunda taşıdığı küçük zinciri hatırlamaya çalışıyordu.

Ama artık üzerinde değildi.

"Benim kolyem nerede?"

Kaan şaşkınlıkla:

"Hangi kolye?"

"Annemin bana verdiği."

Tam o sırada kapının yanında bir ses duyuldu.

"Bu mu?"

Duru döndü.

Nermin kapıda duruyordu.

Elinde küçük bir kutu vardı.

Kaan'ın annesi.

Yüzü solgundu.

Duru ona baktı.

"Nereden buldun?"

Nermin cevap vermedi.

Kaan annesine doğru yürüdü.

"Sen biliyordun."

Nermin gözlerini oğlundan kaçırdı.

"Ne biliyordum?"

"Babamın yaşadığını."

Nermin'in gözleri doldu.

Sessizlik.

Kaan'ın sesi yükseldi.

"Sen biliyordun!"

Nermin sonunda başını kaldırdı.

"Evet."

Kaan geriye doğru bir adım attı.

"On iki yıldır mı?"

Nermin'in dudakları titredi.

"Evet."

Kaan'ın yüzünde büyük bir kırgınlık oluştu.

"Sen de mi?"

Nermin ağlamaya başladı.

"Başka çarem yoktu."

"Her zaman bir çare vardır."

"Yoktu!"

Nermin ilk kez bağırmıştı.

Sonra sesi kısıldı.

"Çünkü seni de kaybetmekten korkuyordum."

Duru araya girdi.

"Rauf nerede?"

Nermin ona baktı.

"Gitmiş."

"Nereye?"

Nermin'in yüzü bir anda korkuyla değişti.

"Eski limana."

Kaan kaşlarını çattı.

"Neden?"

Nermin cevap vermeden önce Duru'nun elindeki fotoğrafa baktı.

Sonra fısıldadı:

"Çünkü Aylin'in son gecesi orada başlamıştı."

---

Eski liman.

Gece yarısına yaklaşmıştı.

Rüzgâr sertleşmişti.

Duru, Kaan ve Nermin limana geldiklerinde deniz kabarmıştı.

Kaan etrafına baktı.

"Rauf!"

Cevap yoktu.

Bir tekne halata bağlı şekilde sallanıyordu.

Duru kıyıya yaklaştı.

"Burada biri var."

Kaan ona döndü.

"Nerede?"

Duru parmağıyla eski depoyu gösterdi.

Kapısı açıktı.

İçeriden ışık sızıyordu.

Üçü birlikte depoya girdiler.

İçeride Rauf vardı.

Yalnız değildi.

Karşısında Kaan'ın babası duruyordu.

İki adam birbirlerine bakıyordu.

Rauf'un elinde silah vardı.

Duru olduğu yerde kaldı.

"Baba..."

Rauf başını çevirdi.

Gözleri Duru'ya takıldı.

Yüzündeki bütün öfke bir anda korkuya dönüştü.

"Buraya neden geldin?"

Duru bir adım attı.

"Annem neden öldü?"

Rauf sustu.

Duru'nun sesi yükseldi.

"Annem neden öldü?"

Rauf gözlerini kapattı.

Kaan'ın babası sessizce:

"Artık söyle."

Rauf silahı yavaşça indirdi.

Sonra Duru'ya baktı.

"Çünkü annen..."

Bir an sustu.

"Senin için öldü."

Duru'nun gözleri doldu.

"Ne demek bu?"

Rauf'un sesi titredi.

"Çünkü o gece seni kurtarmak için..."

Depoda bir gürültü koptu.

Dışarıdan bir motor sesi duyuldu.

Kaan arkasını döndü.

"Bir tekne geliyor."

Kaan'ın babası pencereye koştu.

Yüzündeki ifade değişti.

"Hayır..."

"Ne oldu?"

Adam karanlık denize baktı.

"Bu imkânsız."

Duru yanına geldi.

Uzakta, fırtınanın içinde eski bir tekne yaklaşıyordu.

Teknenin üzerinde...

gümüş kuş sembolü vardı.

Kaan'ın babası fısıldadı:

"Onu bulmuşlar."

Duru:

"Kimi?"

Adam ona baktı.

"Beşinci kişiyi değil."

Bir an sustu.

"Aylin'in katilini."

Tam o sırada teknenin ışıkları söndü.

Ve depodaki bütün ışıklar bir anda kapandı.

Karanlığın içinden bir kadın sesi duyuldu:

"Geç kaldınız."

Duru'nun nefesi kesildi.

Bu ses...

Aylin'in sesine çok benziyordu.

Devam edecek...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18