1. Bölüm — Dönenler

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 1. Bölüm — Dönenler

Karadeniz o sabah öfkeliydi.

Dalgalar kıyıya vurdukça köpükler taşların üzerine sıçrıyor, gökyüzünden ince ince yağan yağmur denizin üzerine gri bir perde indiriyordu. Yalıdere'nin dar sokakları daha gün doğmadan ıslanmıştı.

Kasabanın üst tarafındaki evlerin bacalarından çıkan duman, dağların yamacında ağır ağır yükseliyor; denizden gelen tuz kokusuna ıslak toprak ve odun ateşi karışıyordu.

Yalıdere'de insanlar yağmura alışkındı.

Fırtınaya da.

Ama bazı dönüşlere alışılmazdı.

Siyah araba sahil yolundan kasabaya girdiğinde saat henüz yediyi biraz geçiyordu.

Arabanın camından dışarı bakan Duru Karahan, yıllardır görmediği evleri birer birer geride bırakıyordu.

Bir zamanlar gözlerinin önünden hiç gitmeyeceğini düşündüğü manzaralar şimdi tuhaf biçimde yabancı geliyordu.

Eski fırın.

Kapanmış bakkal.

Denize bakan kahvehane.

Sonra yolun kıvrıldığı yerde, çocukken arkadaşlarıyla koştuğu taş duvar.

Duru'nun eli istemsizce camın kenarına gitti.

Parmaklarını soğuk cama yasladı.

"Hiç değişmemiş."

Kendi söylediği sözün ardından hafifçe gülümsedi.

Sonra başını çevirdi.

"Değişmiş."

Şoför aynadan ona baktı.

"Efendim?"

Duru başını iki yana salladı.

"Bir şey yok."

Aslında çok şey vardı.

On iki yıl önce Yalıdere'den ayrılırken on iki yaşındaydı.

Şimdi yirmi dört.

On iki yıl.

İnsan on iki yılda başka birine dönüşebilirdi.

Duru da dönüşmüştü.

En azından İstanbul'da öyle sanıyordu.

Orada kimse ona Karahanların kızı diye bakmıyordu.

Kimse babasının kim olduğunu sormuyordu.

Kimse Dumanlılarla neden konuşmadıklarını merak etmiyordu.

Kimse ona çocukken yaşanan o geceyi anlatmıyordu.

Yalıdere'de ise daha arabadan inmeden geçmişin insanın peşinden geleceğini anlamıştı.

Araba yavaşladı.

Duru ilerideki büyük demir kapıyı görünce doğruldu.

Karahan Konağı.

Çocukluğunun evi.

Bir zamanlar ona dünyanın en büyük yeri gibi gelen ev, şimdi yolun kenarında sessiz ve ağır görünüyordu.

Koyu renk taş duvarlar yağmurdan kararmıştı.

Bahçedeki çınar ağacı eskisinden de büyüktü.

Ama kapının yanında duran adam hiç değişmemişti.

Rauf Karahan.

Duru'nun babası.

Arabanın durmasını beklemeden birkaç adım öne çıktı.

Şoför bagajı açarken Duru kapıyı kendi eliyle açtı.

Ayağı yere değdiği anda denizden gelen sert rüzgâr saçlarını yüzüne savurdu.

Duru gözlerini kıstı.

Rauf hiçbir şey söylemeden kızına baktı.

Duru da babasına.

Aralarında on iki yıllık bir sessizlik duruyordu.

Sonunda Rauf'un dudaklarından tek bir cümle çıktı.

"Hoş geldin."

Duru'nun boğazı düğümlendi.

"Hoş buldum."

Rauf ona sarılmadı.

Duru da beklemedi.

İkisinin de gururu, özleminden daha büyüktü.

Rauf bagaja yöneldi.

"Valizleri içeri taşıtırım."

"Ben taşırım."

"Misafir değilsin."

Duru babasına baktı.

"Misafir gibi davranıyorsun."

Rauf durdu.

Bir an boyunca ikisi de birbirine baktı.

Sonra Rauf yüzünü çevirdi.

"İçeri gir."

Duru cevap vermedi.

Valizini aldı ve konağın kapısına doğru yürüdü.

Tam o sırada uzaktan bir motor sesi duyuldu.

Duru durdu.

Sahile giden yoldan koyu renkli bir kamyonet geçiyordu.

Arabanın arkasında balık kasaları vardı.

Kamyonet yavaşlarken Duru'nun bakışları sürücüye takıldı.

Adamın yüzünü tam seçemedi.

Ama o an Rauf'un yüzündeki değişimi gördü.

Babası bir anda sertleşmişti.

Kamyonet uzaklaşınca Duru sordu:

"Kimdi?"

Rauf cevap vermedi.

"Kimdi baba?"

Rauf'un çenesi sıkıldı.

"Dumanlı."

Tek kelime.

Duru'nun içindeki eski bir kapı sanki yeniden açıldı.

Dumanlı.

Çocukluğundan beri bu soyadını nefretle duymuştu.

"Burada mı yaşıyorlar hâlâ?"

"Hiç gitmediler."

Duru başını eğdi.

"Ben de gitmemiş olsaydım?"

Rauf ona baktı.

"Senin gitmen gerekiyordu."

"Niye?"

Rauf cevap vermedi.

Duru birkaç saniye bekledi.

"Babamdan bir cevap bekliyorum."

"Şimdi değil."

"Ne zaman?"

Rauf konağın kapısını açtı.

"Geçmişi kurcalamak için dönmediysen iyi edersin."

Duru'nun gözleri babasının sırtına kilitlendi.

"Ben geçmişi kurcalamaya dönmedim."

Rauf içeri girdi.

Duru arkasından yürüdü.

"Geçmiş zaten beni buraya getirdi."

---

Konağın içi aynı kokuyordu.

Tahta.

Kahve.

Eski kitaplar.

Ve annesinin yıllar önce kullandığı lavanta sabunu.

Duru merdivenlerin başında durdu.

Annesinin sesi zihninde yankılandı.

Duru, koşma kızım. Düşeceksin.

Gözlerini kapattı.

Bir anlığına on iki yaşındaki haline döndü.

Saçları iki örgülü.

Dizleri çamur içinde.

Elinde kırmızı bir yağmurluk.

Ve annesi kapının önünde.

Gülümseyerek ona bakıyor.

Duru gözlerini açtı.

Annesi artık yoktu.

On iki yıldır yoktu.

Onu hatırladığı son gece de yağmur yağıyordu.

Tıpkı bugün olduğu gibi.

"Odana çık."

Rauf'un sesi onu düşüncelerinden kopardı.

Duru babasına döndü.

"Annemin odası hâlâ aynı mı?"

Rauf'un yüzündeki ifade değişti.

"Oraya girme."

"Niye?"

"Çünkü öyle istiyorum."

Duru'nun kaşları çatıldı.

"Ben çocuk değilim."

"Biliyorum."

"Öyle davranıyorsun."

Rauf bir şey söyleyecek gibi oldu.

Sonra vazgeçti.

"Akşam yemek yiyeceğiz."

"Kimler olacak?"

"Biz."

Duru hafifçe güldü.

"Biz dediğin kim?"

Rauf'un yüzü sertleşti.

"Karahanlar."

Duru o an babasının ne demek istediğini anladı.

Bu evde hâlâ herkes soyadıyla anılıyordu.

Ve Duru'nun eve dönüşü, sadece onun dönüşü değildi.

Bir ailenin yeniden toplanmasıydı.

Belki de yıllardır beklenen bir hesaplaşmanın başlangıcıydı.

---

Aynı saatlerde Yalıdere'nin diğer ucunda başka bir evde telefon çaldı.

Kaan Dumanlı telefonu masanın üzerinden aldı.

Arayan annesiydi.

"Efendim?"

Nermin Dumanlı'nın sesi sakindi.

"Karahanların kızı dönmüş."

Kaan birkaç saniye cevap vermedi.

"Kim?"

"Duru."

Kaan sandalyesinden kalktı.

Pencereye doğru yürüdü.

Dışarıda yağmur vardı.

"Ne zaman?"

"Bu sabah."

Kaan perdeyi araladı.

"Kesin mi?"

"Ben gözümle gördüm."

Kaan'ın yüzünde anlaşılması güç bir ifade belirdi.

On iki yıl.

Duru Karahan.

Çocukken bir kez görmüştü onu.

Belki iki kez.

Ama bazı yüzler hafızaya yaşından bağımsız kazınırdı.

Duru'nunki de öyleydi.

Nermin konuşmaya devam etti.

"Onu görürsen uzak dur."

Kaan'ın kaşları çatıldı.

"Neden?"

"Çünkü bazı insanlar geri döndüğünde sadece kendilerini getirmez."

Kaan sustu.

Annesinin ne demek istediğini anlamıştı.

"Yine aynı mesele mi?"

Nermin'in sesi sertleşti.

"Bu mesele hiç bitmedi."

"Anne..."

"Ne olursa olsun Karahanlarla yakınlaşmayacaksın."

Kaan pencerenin önünden çekildi.

"Ben çocuk değilim."

"Ben de sana çocukmuşsun gibi davranmıyorum."

Kaan'ın yüzü ciddileşti.

"O zaman gerçeği anlat."

Telefonun diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu.

Nermin sonunda konuştu.

"Gerçeği bilmek istediğini sanıyorsun."

"İstiyorum."

"Hayır."

"Neden?"

"Çünkü bazı gerçekler insanın hayatını düzeltmez."

Nermin telefonu kapattı.

Kaan birkaç saniye ekrana baktı.

Sonra telefonu masaya bıraktı.

Tam o sırada kapı açıldı.

İçeri küçük kardeşi Mert girdi.

"Abi."

Kaan ona baktı.

"Ne oldu?"

"Karahanların kızı gelmiş."

Kaan istemsizce güldü.

"Kasabada senden hızlı haber yayıyorlar."

Mert omuz silkti.

"Burada herkes her şeyi bilir."

Kaan pencereye döndü.

"Her şeyi bildiklerini sanıyorlar."

Mert abisine baktı.

"Sen onu tanıyor musun?"

Kaan cevap vermedi.

Mert biraz daha yaklaştı.

"Abi?"

Kaan gözlerini kapattı.

"Hayır."

Ama söylediği yalanı kendisi bile sevmedi.

Çünkü Duru Karahan'ın dönüşünün tesadüf olmadığını hissediyordu.

Ve asıl korktuğu şey Duru'nun dönmüş olması değildi.

Asıl korktuğu, onun neden döndüğünü öğrenmekti.

---

Akşam olduğunda yağmur dinmemişti.

Karahan Konağı'nın yemek odasında uzun masa hazırlanmıştı.

Rauf masanın başındaydı.

Yanında Duru'nun amcası Cemil ve halası Neriman oturuyordu.

Duru ise karşı tarafta sessizce bekliyordu.

Kimse İstanbul'dan bahsetmiyordu.

Kimse Duru'nun hayatını sormuyordu.

Sanki yıllar boyunca yokluğu hiç konuşulmamış gibi davranıyorlardı.

Sonunda Duru dayanamadı.

"Bir şey soracağım."

Cemil başını kaldırdı.

"Sor kızım."

"Dumanlılarla hâlâ düşman mıyız?"

Masadaki herkes sustu.

Çatalın tabağa değme sesi bile kesildi.

Rauf yavaşça başını kaldırdı.

"Bu ne biçim soru?"

"Gayet basit."

"Düşmanlık böyle sorulmaz."

"Nasıl sorulur?"

Neriman araya girdi.

"Duru..."

"Hayır hala. Ben yıllardır bunu anlamaya çalışıyorum."

Rauf'un sesi yükseldi.

"Anlaman gereken tek şey, o aileden uzak durman."

Duru sandalyesinde doğruldu.

"Ben onlara ne yaptım?"

"Sen bir şey yapmadın."

"Öyleyse?"

Rauf sustu.

Duru gözlerini tek tek herkesin üzerinde gezdirdi.

"Annem ne yaptı?"

Bu kez sessizlik daha ağırdı.

Cemil'in yüzü düştü.

Neriman gözlerini kaçırdı.

Rauf ise çatalını masaya bıraktı.

"Yeter."

Duru'nun kalbi hızlandı.

"Annemle ilgili neden kimse konuşmuyor?"

"Çünkü annen öldü."

"Ölmesinin nedenini soruyorum."

Rauf ayağa kalktı.

"Odana çık."

"Hayır."

"Duru."

"Hayır!"

Kızının sesi konağın içinde yankılandı.

"On iki yıldır bana çocukmuşum gibi davranıyorsunuz. Annemin ölümünü konuşmuyorsunuz. Dumanlılardan nefret etmem gerektiğini söylüyorsunuz ama nedenini anlatmıyorsunuz."

Gözleri dolmuştu.

"Ama ben artık on iki yaşında değilim."

Rauf'un yüzünde bir anlık kırılma oldu.

Sonra yeniden sertleşti.

"Bu evde bazı soruların cevabı yok."

Duru ayağa kalktı.

"Hayır."

Rauf'a doğru bir adım attı.

"Var."

Sonra cebinden eski, katlanmış bir kâğıt çıkardı.

Masaya bıraktı.

Rauf'un gözleri kâğıda takıldı.

"Bu ne?"

Duru'nun sesi titriyordu.

"Bugün odamda buldum."

Rauf kâğıdı aldı.

Açtı.

Yüzündeki kan çekildi.

Duru onun tepkisini görünce nefesini tuttu.

"Ne yazıyor?"

Rauf cevap vermedi.

Duru kâğıdı elinden çekip aldı.

Kâğıtta yalnızca bir cümle vardı.

“O gece teknede üç kişi vardı.”

Duru'nun gözleri büyüdü.

Rauf bir anda kâğıdı yeniden aldı.

"Sen bunu nereden buldun?"

"Annemin eski sandığından."

Rauf'un eli titredi.

Duru bunu ilk kez görüyordu.

Babası korkmuştu.

Gerçekten korkmuştu.

"Kim yazmış?"

Rauf cevap vermedi.

Duru fısıldadı:

"Baba..."

Rauf başını kaldırdı.

Ve yıllardır sakladığı sırrın ilk kelimesini söyledi.

"Annen."

Duru'nun nefesi kesildi.

"Annem mi?"

Rauf gözlerini kapattı.

"Bu geceyi unut."

Duru'nun gözlerinden yaş süzüldü.

"On iki yıldır zaten unutmamı istiyorsunuz."

Kâğıdı babasının elinden aldı.

"Ama artık unutmayacağım."

Duru odadan çıkarken kimse onu durdurmadı.

Koridorda yalnız kaldığında kâğıda tekrar baktı.

O gece teknede üç kişi vardı.

Birinci kişi annesiydi.

İkinci kişi...

Duru'nun zihninde tek bir soyadı belirdi.

Dumanlı.

Peki üçüncü kişi kimdi?

Ve neden annesi bunu ölümünden önce yazmıştı?

Duru pencerenin önüne geldi.

Dışarıda Karadeniz hâlâ kabarıyordu.

Uzakta bir şimşek çaktı.

O anda denizin üzerinde, yıllardır kimsenin konuşmadığı o gece yeniden başladı.

Ve Duru henüz bilmiyordu.

Kaan Dumanlı da aynı geceye ait başka bir mektubu yıllardır saklıyordu.

İki mektup.

Aynı gece.

İki aile.

Ve denizin sakladığı üçüncü kişi.

Hikâye şimdi başlıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

21okunma 10beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18