Creator kitap kapağı

3. bölüm / 5

Creator

3*Gerçekler*

Vaveyla Yazarı: Nehir Şen

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 3*Gerçekler*

"Geri dönmek zorundayız." dedi Alistar bana bakarak. Kafam karışmış bir şekilde ona bakmaya devam ettim. Penny ve ben yan yana oturmuş tartışan iki devasa cübbeli adamları izliyorduk. Gözlerimi kıstım. "İkinizin de burada durması yeterince korkutucu zaten!"dedim arkama yaslanırken. "Gücünü kullan." dedi Alistar hızlıca. "Ne gücü?" dedim şaşkınlıkla.

Matteo gülümsedi. "Yıllardır Aden'ı arıyorlar Alistar. Ne olduğunu bilmeden." dedi. Penny öne doğru eğilip ellerini birleştirdi. "O halde Aden ne Matteo?" diye sordu.

Matteo dern bir nefes aldı. Duvara doğru yürüdü ve kenarıya çöküp bıçağıyla oynamaya başladı. Gözlerim onun üzerinde duraksadı. Onu buraya kadar yakından görmek çok tuhaf hissettiriyordu. "Aden." diye başladı sözlerine.

"Aden....Aslında küçük iki çocuk. Güçleri açığa çıktığı andan itibaren insanlar tarafından kullanılmak istenen iki çocuk." diye devam etti. Kaşlarımı çattım. "Benim görevim onu korumaktı." şimdi yüzü üzgün ve yorgun görünüyordu.

"İlk doğan çocuğun güçleri kontrolsüz ve dirençsizdi. Ezip geçiyordu." diye mırıldandı. Dediklerini anlamakta güçlük çekiyordum. Alistar derin bir nefes alıp köşedeki sandalyeye oturdu. "Sonra bir kız doğdu." dedi gülümsemeye çalışarak. "İkisinin tek ortak noktası Aden'ın kusursuz iki parçası olmalarıydı. Farklı iki beden. Ama tek bir amaç için beraberlerdi. Benim görevim onu korumaktı." Kaşlarımı çattım. Penny şaşkınlıkla ayağa fırladı. Elini kaldırıp Matteo'yu işaret ederek bağırdı. "Aden sensin!"

Matteo cılız bir gülümseme gönderdi. "Ben sadece onun koruyucusu ve anahtarıyım. Kız o kadar güçlüydü ki. Beraberken yapamayacağımız hiç bir şey yoktu. İnsanlığın ötesinde bir güç. James Sforza bu durumdan korktu. Ona ve bana aynı anda ulaşma şanslarındaki durumdan. Çünkü o ve ben Aden'ı oluşturan şeydik. O olmadan ben gücümü kullanamam."

Kafasını kaldırıp bana baktı. "O da bensiz gücünü kullanamaz."

"Onu bulmak için size yardım mı edeceğiz?" dedi Penny. Alistar derin bir nefes aldı. "Aden'ın diğer parçası o." dedi elini kaldırıp beni işaret ederek. "Ben mi?" diye mırıldandım. "Babanın tek çaresi gücümü kullanarak seni benden çok uzağa götürmekti. Aynı dünya ama farklı zamanlar."

Gözlerimi şaşkınlıkla ona çevirdim. "Biz birbirimize aitiz. Sen benim kilidimsin. Ben senin anahtarınım. Yaptıklarımı ve yapacağımız her şey bizi birbirimize yakınlaştırmak içindi. Kim olduğunu biliyorlar. İkimiz aynı anda aynı zaman dilimindeyiz. Sonunda seni görüyorum." Ayağa kalktı. Bana doğru eminsiz bir kaç adım attı. Sonra elini kaldırdı. Parmakları sarılıydı. Olmayan parmağına gözüm takıldı. Parmakları yüzüme yaklaştı. "Seni görüyorum." diye fısıldadı.

"Sonunda seni buldum." ve yüzüme dokundu. "Tüm çocukluğum. Gençliğim. Hayatım. Hepsi senin üzerine kurulu. Sen benim projemsin." dedi gülümsemeye çalışarak. İçinde buruk bir özlem olduğunu hissediyordum. Ona sarılmak ve ben bulduğu için teşekkür etmek istedim. Derin bir nefes alıp ağzımı açtığımda sırada kapımız çalındı. Gözlerim korkuyla Penny'e kaydı.

"Penny?Alessia?" Penny korkuyla bana bakıp öksürmeye başladı. "Geliyorum. Bir dakika lütfen?" dediği sırada Matteo ve Alistar'ı odamızdaki küçük banyoya sıkıştırmaya çalışıyorduk. Matteo gözlerini devirdi. "Ben ölümcül bir silahım." diye fısıldadı. Alistar onu itekleyerek rahat bir pozisyon almaya çalıştı. "Ben de sağ koluyum."

Kapıyı hızla yüzlerine kapattım. Penny kapıyı açıp gelen kişiyi karşıladı. "Alessia? Burda mı?" kapıya yürüyüp gelen kişiye baktım. "Benim?" diye mırıldandım. Adam sırıttı. "Çocuklar?" diye bağırdı. Bir anda koridorda 10'a yakın adam belirdi. Her biri koridora bir uçtan giriyorlardı. Penny'i çekip hızla kapıyı kapattım. "Ne olursa olsun kıza zarar vermeyin! Bize canlı lazım!" dedi adam kapının ardından. Penny banyonun kapısını açarken ben kapının yanında duran dolabı kapıya doğru itekliyordum. Matteo koşarak yanıma geldi ve dolabı tek hamlede kapıya dayadı. Alistar pencereyi açıp dışarıya doğru çıktığında Matteo kolumu yakaladı. "Bundan bahsediyordum." dedi beni cama doğru çekiştirirken. Alistar elini uzattı. Matteo Penny'i cama itekledi. "İnmemiz lazım vaktimiz yok!" dedi.

"Burası 5. kat." dedi Penny camdan aşağı bakarken. "Seni öldürebileceğimi söylerken korkusuzca baş kaldırıyordun ne oldu?" dedi Matteo onu camdan aşağı doğru sarkıtmaya çalışırken. Matteo hemen arkasından camdan çıkıp elini uzattı. "Bana güvenmek zorundasın." dedi.

Derin bir nefes aldım. Elimi ona uzattım ve bana söylediği direktifleri yapmaya çalıştım.
'Sola bacağını elimi koyduğum yere koy.' 'Sağ elini camın kenarındaki boşluğa daya.'
Kaya tırmanışı yapıyor gibi hissediyordum. Sadece bu daha tehlikeli ve emniyetsizdi. Aşağı indiğimizde derin bir nefes aldım. Alistar Penny'i yakaladı ve orman tarafına doğru koşmaya başladı. Onları takip ettik. Arkama doğru bakma isteğiyle doldum.

Ama buna gerek yoktu. Arkamızdan geldiklerini duyabiliyordum. Adımı bağırıyorlardı. Ormanın içindeki harabe kulübeye girdik. Matteo beni köşeye itekledi. Alistar önümüzde bir barikat gibi duruyordu. "Alessia?!" dedi kalın bir ses.
"Sana o pislikten uzak durmanı söylemiştim." dedi Penny. Bay Lansor'un sesi ormanda yankılandı. "Alessia sorun yok onlara güvenebilirsin." dedi başka bir ses. Bu Luke'un sesiydi.

Titrek bir nefes aldım. Kanım tüm vücuduma pompalanıyor gibi hissetmiyordum. Bayılacakmışım gibi hissediyordum. "Kendini tutma." dedi Alistar. "Gücün dışarıya çıkmak istiyor."

"Hayır. Burada olmaz." dedi Matteo bana dönerek. Elindeki hançerler bir anda ortaya çıktı. "Fazla zamanımız yok." diye mırıldandı. Olmayan kapıdan içeriye giren adama korkuyla baktım. "Dikkat et!" diye bağırdığım sırada Matteo içeriye giren adama elini savurdu. Bıçak adamın boğazını delip geçti.

"Hepimizi götüremezsin. Bu çok tehlikeli! Seni öldürebilir." dedi Alistar. Matteo elindeki hançerleri yerine sokup bana hızla yaklaştı.

"Elimi bırakma." diye fısıldadı. Derin bir nefes aldı. Ayaklarımın bastığı taşlar titremeye ve derin bir sessizlik oluşmaya başladı.

"Matteo. Yapma!" dedi Alistar. "Onu bir kez daha kaybedemem." dedi Matteo arkadaşına bakarken. "Onu yeni buldum All. Yeniden kaybetmeyeceğim."

Etrafımızda sarı bir ışık yayılmaya başladı. Işık halkası bizi içine aldı ve bulunduğumuz alan yavaş yavaş değişmeye başladı. Sanki yepyeni bir odaya girmiş gibi hissettim. Gözlerim bu yeni odaya alışmaya çalışırken elimde hissettiğim boşluk hissiyle sağıma döndüm. Matteo dizlerinin üzerine çökmüş bir eliyle burnunu tutuyordu.

Alistar masaya yöneldi. Elindeki koca peçeteyi Matteo'ya uzattı. Matteo peçeteye uzandı. İçimde çok kuvvetli bir ses onu tutmam gerektiğini fısıldıyordu. İyi olmadığını düşünerek onun koluna yapıştım. Peçeteye uzanan kolu kendiyle beraber yere doğru savruldu.

Alistar hemen benimle beraber eğildi. "Matteo?!" dedim endişeyle. Alistar onun kolunu omzuna atıp yerden kaldırırken canımın acısıyla Penny'e tutundum.

"Alessia?"dedi Penny korkuyla. Etrafımızda sarı bir ışık süzmesi yayılıyordu. Işık gözle görülemeyecek kadar silikti. Ama oradaydı. "Onu hissediyorum Penny." dedim. İçimdeki bir şey acıyordu. Onun da canı mı yanıyordu? Alistar Matteo'yu koltuğa bıraktı.

"Matteo!" dedi korkuyla. Penny beni onun yanına oturttu. Işık ikimizin arasında görünmez bir ipi takip ediyor gibi sallanıyordu. O haklıydı. Biz birbirimiz için doğmuştuk.

Canımın acısı artmaya devam etti. Kendimi tutamayarak çığlık attım. Işık kendini biraz daha belli etmeye başladı.

"Biri baygın. Diğeri can çekişiyor!" dedi Alistar sinirle. "Doktor bulmamız lazım!" dedi Penny kolumu tutarken. "Sence doktor onlara yardım edebilir mi?"dedi Alistar ukalaca. "O zaman yardımcı olacak birini bul!" dedi nefretle Penny. Alistar onu kapıya doğru çekti. İkisi odadan çıktıkları zaman acıyla ayağa kalktım. Alistar bana döndü. "Burada kalın." dedi. Kapıyı ardından kapatıp kilitlediğinde olduğum yerde kaldım. Zaten başka şansım yoktu!
Derin bir nefes aldım. Ona yaklaşıp elimle nabzını konrol ettim. Düzenli şekilde atması içimi rahatlamıştı.

İçimdeki acı dinmek bilmiyordu. Bu yüzden kendimi oyalamak için odayı gezmeye başladım. Büyük bir masa. Şömine. Küçük bir masa. Mona Lisa tablosu. Şamdanlar.
Gözlerimi kocaman açarak tabloya döndüm. "Bu gerçek mi?" dedim baygın şekilde yatan Matteo'ya.

Küçük masaya yaklaşıp üzerinde duran defteri elime alıp sandalyeye oturdum.

Sayfaların ortasına gelip ne olduğunu anlamaya çalıştım. Fakat her şey İtalyanca yazıyordu. Sayfaları geçip okuyabildiğim herhangi bir şey aradım. Sonunda pes edip defteri kenarıya ittim. İçinden küçük bir kağıt parçası düştü.

Eski püskü bir kağıttı. Yırtılmasından korkarak yavaşça açtım ve okumaya başladım.

'Sevgili Matteo.

Oğlum.

Bu mektubu okuduğuna göre ölmüş olmalıyım. Bu da görevimde başarısız olduğum anlamına geliyor. Bu görevi senin elinden alıp tekrar sana verdiğim için beni affet. Onu bulmak zorunda olduğunu biliyorsun. Biz Aden'ı korumak için doğduk. Sen ise diğer parçanı korumak için. Onu bul Matteo. Olması gereken yere getir. İkiniz bu dünyayı değiştirecek tek kişilersiniz. Hiç bir şey bilmeyen kızıma öğretmen olacak tek kişi sensin. Güvendiğim tek kişi.

Sevgili oğlum Matteo. İçindeki durmak bilmeyen acıya onunla son ver. Her şeyin anahtarı da kilidi de sensin.

Sevgilerle.
Ustan.'

Mektubu tekrar katlayıp olmas gereken yere sıkıştırdım. Gelen öksürük sesiyle hızla yerimden fırlayıp koltuktaki yarı cansız bedene koştum. Elimi onun boğazına koyup yeniden nabzını kontrol etmeye çalıştım. Matteo hızlıca elimi kavradı. Kolumu sağa doğru büküp beni koltuğa dayadı.

Gözlerini daha açmamıştı bile. Canımın acısına aldırmadım. Diğer elimi kaldırıp boğazına dayadım. Nabzını bir kaç saniye de olsa hissetmek ve düzenli olduğundan emin olmak istiyordum. Fakat o iki elimi de tutup beni çıkmaz bir işin içine sokmuştu. Kurtulmak için ellerimi ondan çekmeye çalıştım.

Ben direndikçe elimdeki gücü artıyordu. "Canımı acıtıyorsun." dedim sonuna. "İçindeki güçte tıpkı böyle hissettirmiyor mu?" diye sordu. "Sen direndikçe canını acıtmıyor mu?" diyerek devam etti. Unutmaya çalıştığım acı hala oradaydı. Elini kalbinin altına götürdü. Canımın acıdığı yere. "Acı verici bir şey olsa gerek." diye fısıldadı.

"Korkmak bir işe yaramıyor. Kabullenmek zorundasın. İçimizde uyuyan canavarı...kabul etmek zorundayız." dedi ellerimi bırakırken. "İyi misin?" diyebildim sadece. Kafasını kaldırıp bana baktı. "Sayılır." Önünde geçip yanına çöktüm. Kedimi koltuğa bırakıp elimi tıpkı onun yaptığı gibi acıyan yerime koydum. "Senin de canın acıyor mu?" diye sordum. "Senin de canının acıdığını düşünüyorum." gülümsedi.

"Daha çok kendinde emin gibisin." dedi. Kafamı salladım. "Haklıydın. Seni hissediyorum. Varlığını. Belirgin bir şekilde. Çevrende oluşan ışığı görebiliyorum." gülümsedim. "Seni görüyorum." dedim. Ne demek istediğini şimdi daha iyi anlamıştım. Varlığı güneşin önüne geçen ay gibiydi. Sanki uzun bir süredir karanlıktaydım ve ilk kez güneşi görüyordum.

"Seni görüyorum." diye fısıldadım. Kafasını koltuğa dayadı. Sağ elini havaya kaldırdı. Elinin parmak olmayan kısmından çıkan ışığı takip ettim. Işık elimin aynı noktasına ulaştığında ona döndüm. "Bazen bu odada saatlerce oturup bunu yapardım. Işık etrafımda döner dururdu. Tüm benliğiyle seni arardı. Zamanın içinde sıkışıp kalmış o diğer yarısını. Ama hiç bulamamıştı." dedi. Işık bir yüzük gibi parmağıma dolandı. "Sonunda nefes alabilirim." diye mırıldandı. Gözlerini kapatıp kendini bıraktığını gördüm. "İyi olacak mısın?" diye sordum. Omuzlarını silkti. "Sen söyle." diye fısıldadı.

Derin bir nefes aldım. Elimdeki ışığı rengini inceledim. Cılız ama güçlü hissettiriyordu.

"Evet." dedim. "İyi olacaksın." gülümsedi. "Çünkü buradasın."diye devam etti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

16okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18