CİNERİUS kitap kapağı

4. bölüm / 5

CİNERİUS

4. ARTEMİS ORMANI

Vaveyla Yazarı: Nazz ★

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 4. ARTEMİS ORMANI

Genç adam ajandasına notlar almaya devam ederken gemideki sarsıntılar yüzünden midesinin korkunç şekilde bulanmasını görmezden gelir. Atlantik okyanusunun uçsuz bucaksız suları insanı rahatlatmaktan çok boğmaya çalışıyormuş gibi gelir.

Ki bunun nedeni aslında son yıllarda üstünde çalıştığı araştırması da olabilir. Friedrich Winterson özellikle son yıllarda çıkardığı makaleler, deniz canlıları ve biyolojileri üzerinde yaptığı araştırmalar ile öne açık genç bir akademisyendir.

Yirmilerinin ortasında olmasına rağmen sivri zekası ve hızlı kavrama kabiliyeti ile yaşıtlarına kıyasla mesleğinde hızlıca yükselmiştir. Aslında bu onun ilk deniz seyahati olmasa da yine de onu geren bir şeyler vardır ancak bunu görmezden gelir.

Yanına gelen kirli sakallı ve göbeği önünde adam elindeki rum şişesini kaldırıp gülerken “hala yazmayı bitiremedi mi evlat?” der. Friedrich doğrusu iş için birçok insanla tanışmıştı ancak bu tür elinden alkolü eksik etmeyen ve sadece boş konuşan insanlardan özellikle haz etmiyordu.

“hala varmadık mı?” diye sorar mesafeli bir şekilde. Adam alkol şişesini kafaya dikerken “şimdiki gençler çok sabırsız, sadece birkaç saat kaldı evlat. Sonrasında o ölüm çukuruna varmış olucaz” der.

Friedrich ajandasına kapatıp kalemi ile birlikte uzun paltosunun iç cebine koyarken “aslında bu biraz abartı, çünkü Titaniğin batma sebebi bir buz parçasıydı. Kaptan o gece daha dikkatli olsaydı diğer gemiler gibi yolculuğa devam edebilirlerdi.” Der.

Yaşlı kaptan “hah! Buz parçasıymış tam bir saçmalık! O devasa güzel şeyin bir buz parçasına yenileceğini mi düşünüyorsun? O zaman diğerleri gibi tam bir aptalsın!” der.

Doğrusu Friedrich bu adama cidden katlanamıyor. Titanikten sağ kurtulan birkaç kişiden biri olması onu ilk başta ilginç gösteriyordu, ancak onunla sadece 10 dakika geçirmeniz bu adamın tam bir deli olduğunu görmenizi sağlıyordu.

Kaptan söylenerek bir tabureye çökerken uçsuz bucaksız Atlantis okyanusuna bakar. “o gemi en kaliteli malzemelerden yapıldı, küçük bir biz parçası ilemi delinecekmiş? Hah! Tam bir saçmalık!” der. Bununla birlikte genç adam kaşlarını kaldırır ve kaptana bakıp “Titanic bir buz parçası tarafından delindi” der aslında herkesin bildiği şekilde.

Adam rum insan bir yudum daha alıp dizine yaslarken “dinle beni evlat, insanlar bir şeyler uydurmayı sever özellikle açıklanamayan şeyler için. Titanik gibi bir gemiyi delebilecek kadar büyük bir buz parçasının son dakika fark edileceğini mi düşünüyorsun?” der.

Adam şimdi ilgisini kazanmış bir şekilde “resmi kayıtlarda öyle yazıyor” der. Adam güler ve “elbette tüm kayıtları halka açıklayacaklarını mı sanıyorsun? Bundan daha zekisin evlat.” Der.

Freidrich paltosunun cebinden ajandasını ve kalemini geri çıkarırken “o gece tam olarak ne oldu?” diye sorar. Adam şişeyi iki eliyle tutarken “Titanik tam bir mühendislik harikasıydı, 269 metre uzunluğunda bir gemiydi, 269! Hayatımın en iyi yolculuğu olacağını düşünmüştüm, Gerçi kendi kızımı hiçbir şeye değişmem!” der gülerek geminin korumalarına vurarak.

“Her yerde güvenlik ve ışıklar vardı, öyle bir buzulun fark edilmemesine imkân yok! Ki öyle bir şey yoktu da zaten. Her şey mükemmeldi, yemekler kusursuzdu, canlı müzik her anımıza eşlik ediyordu, birçok soylu ve zengin kişiyle tanışma fırsatım olmuştu” der yüzünde bir gülümseme ile, ancak bu gülümseme belli ki hatırladığı şeyle birlikte soldu.

“hayatın bana kattığı en büyük şey nedir biliyor musun evlat? Eğer bir şey çok güzel gidiyorsa bil ki bu kaderin senin için yaptığı planlardan önce mutluluğu tatmanı istemesidir. Herkes dinlenmeye çekilmişti, gemi resmen sessizliğe gömülmüştü ama Titanik asla uyumazdı. Kuş tüyü yastıklar o kadar yumuşaktı ki bir daha hiç öyle bir yatakta uyuma fırsatım olmadı, bu sessizliğin ortasında büyük bir ses duyulmuştu”

Rum dan bir yudum alırken “pek çok kişi ses ile dışarı çıktı ancak gördüğümüz şey ile nutkumuz tutuldu. Daha az önce camdan bakarken yıldızları görürken çıktığımız an bırak yıldızları, resmen rüzgardan savrulacaktık! Dışarı çıkarken gördüğüm insan kalabalığının nerdeyse yarısının sanki ortadan kaybolmuştu! İnsanlar korkuyordu, sadece bir kaç saniyede bastıran bu fırtınaya anlam veremiyorlardı ve etrafta bir görevli arıyorlardı ancak kimseyi bulamadık.”

“sonra onu gördük, devasa bir dokunaç. Geminin gövdesine öyle şiddetli bir hızla indi ki resmen tepetaklak oluyorduk! Hayatımda daha önce hiç o kadar büyük bir canlı görmedim, o kolların devamı da gelirken biz daha ne olduğunu anlayamadan gemiyi resmen sarmalamıştı. Kırılan demirin sesleri o kadar kulak tırmalayıcıydı ki, gemiyi ortadan ikiye böldüğü anı halı dün gibi hatırlıyorum” der.

Ellerine bakarken “insanların bazıları bir anda sanki görünmez bir şey onarı ezmiş gibi yerde dümdüz oldular ve ikiye ayrılmış geminin diğer tarafı resmen kan gölüne döndü. Benim bulunduğum taraftaki insanlar ise çığlıklar atıp ağlamaya başlamıştı, sadece 2 dakika. 2 dakika önce o insanlar yaşıyordu, ve 2 dakika önce güverteye çıkmıştık. Bazıları gemiden atlayıp kurtulmaya çalışırken bazıları ise sadece dua ediyordu”

Adam şişenin boşaldığını fark edince huysuz bir nefes verir ve boş şişeyi yere bırakır. “Çıkış yolu ararken geminin camlarından içerideki insanların sanki bunu görmüyormuş gibi sakin olduğunu fark ettim. Düşünebiliyor musun? Dev bir kalamar 269 metrelik bir gemiyi ortadan ikiye ayırdı, ama insanlar hala içeride birbirleri ile konuşuyor. Kapıya doğru koştuğumu hatırlıyorum, kalamar geminin bulunduğum tarafını yan çevirirken açık kapıya zar zor tutunmuştum. İnsanlar benim gibi bulundukları ilk şeye tutunmaya çalışırken kendimi var gücümle yukarı geminin içine çektim.” Der.

Bakışları onu dikkatle dinleyen genç adama kayar ve “işin en akıl uçuran kısmı ise o andı. Kendimi yukarı itip geminin içine girdiğim an kendimi yerde buldum. İnsanlar bana sanki bir anda ortaya çıkmışım gibi korkarak bakıyorlardı. Arkama baktığımda ise ne fırtına nede dokunaçlar vardı, sanki az önce yaşanan o birkaç dakikalık anda burada değildim, başka bir boyutta gibiydim. İnsanlara bunu anlattığımda ise bana deli dediler! Ama ne gördüğümü biliyorum ben!” Dedi kaptan bastıramadığı bir öfke ile.

Friedrich insanların bu adam hakkında ki görüşlerini elbette biliyordu. Ancak çoğu zaman insanları adeta bir kitap gibi okuya bilmesi ile övünürdü, kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor bunu oldukça kolay anlardı. Ancak tüm bu yeteneğine rağmen bu adam anlattıkları tamamen yaşamış gibiydi, anlatırken gözlerinde oluşan o korku yalan söylemediğinin en büyük kanıtıydı.

Ancak olaya başka bir gözle bakarsak Titanik kadar büyük bir gemiyi tamamen sarıp ortadan ikiye bölecek güçte ve büyüklükte bir kalamar yoktu. En azından yüzeyde değil. Ancak en garip olan bir iki saniyede çöken bir fırtınamı? Bu kesinlikle mümkün değildi. Resmi kayıtlarda da o gün yağmur veya fırtına olmadığı açıkça belirtilmişti.

Ve son olarak dediği şeyi düşünürken bakışları Atlantik okyanusuna çevirir. O gece gerçekten ne olmuştu?

★

Francis Forever (Mitski)

Doğrusu bazı olaylar ve kişiler dışında hayat cidden umurunda değildi. Kim ölmüş, kim kalmış, kim kimi sikmiş onu ilgilendirmiyor. Bu sonradan oluşan bir durum değil, çocukken bile etrafındaki varlıkların dramlarıyla pek ilgilenmemişti. Ona dokunmayan yılan bin yaşasın.
Ancak elbette bu her zaman takınabildiği bir durum değildi, rütbesi yüzünden etrafındaki dönen olaylara daha açık olması gerekiyor ki bu onun için ekstra zor. Ne? Yani kim onu suçlaya bilir ki? Evli bir adamın hizmetçisi ile yatması cidden onu ilgilendirmiyor.
Arabasını garaja Park eder ve arabadan inip kitler. Bıkkın bir nefes verir ve cidden bu işte neden hala bulunduğunu her sabah olduğu gibi sorgular. Doğrusu Kiana’nın pek bir hayali yok tüm gün yatıp alkol içmekten çok memnun olurdu ancak bazı durumlar elbette buna izin vermiyor.
Asansöre binerken -28.katın düğmesine tıklar. Asansör duvarına yaşlanırsın akıp giden katları izler ve 7.kattan sonra cam asansörün duvarlarından ters binanın manzarası görünür.
Solaris birliği, Baki dünyasında yöneticiler tarafından kurulan düzenin yanlış olduğunu düşünen ve bazı faaliyetlerini engelleyin bir kuruluş. Solaris’in kurulmasının pekâlâ en büyük sebeplerinden biride seviye sınıf farkı. Seviyeleri yüzünden yok edilen, hor görülen ve köle olarak satılan o kadar çok varlık var ki Solaris bunları engellemeye çalışıyor.
Aslında bakıldığında oldukça asil bir amaç gibi duruyor değil mi? Ancak hepsi bu kadarla sınırlı değil. Solaris aynı zamanda Büyücü ve Şövalyelerin görmezden geldiği durumlarda müdahale ediyor. Bunların en başlıca örneği ise Fani dünyasında artan kötücül ruh sorunudur. Şövalyelere göre halkın çoğunluklu olduğu yerlerdeki ruhları temizlemek çok daha kolaydır. Büyücüler için ise eğer ruhun seviyesi çok yüksek değil ise görmezden gelinebilir.
Herkesin bildiğini aksine kötücül ruhlar sadece çoğunluk insanın kötü duygu ve düşüncesi birleşmesi ile oluşmaz. Sadece bir faninin kötü duyguları bile bir kötücül ruhun oluşmasına sebep olur. Ancak o götleri kalkık herifler bunu kolayca görmezden gelebiliyor.
Solaris temelde 4 birimden oluşuyor. En baştaki asıl liderin kimliği kimse tarafından bilinmiyor. Liderden sonra ise vekil liderler geliyor, bunlar ise; Centauri Walley ve Maria Anderson.
4 adet üssü buluyor ve bunlardan ikisini Centauri, diğer ikisini ise Maria yönetiyor. Centauri şu an bulunduğu ana üssün yönetimine sahip ve her ne kadar ikisi de aynı türbeye sahip olsalar da, Centauri’nin ana üsteki kontrolü ona daha fazla yetki veriyor.
4 birimin içinde de kendi mevkileri var. Vekil liderlerden sonra ise subaylar geliyor, Kiana da bu subaylardan biri ve diğer 8 subaya kıyasla daha fazla yetkisi var. Her birimde iki subay ve bu subayların yönettiği takımlar bulunuyor. Kiana’nın ekibi daha çok belirli bir görev harici genel duruma bakıyor, suikastten, bilgi çalmaya, sızmadan fani dünyasındaki olaylara el atmaya kadar her türlü durumla içli dışlılar. -ki aslında daha fazla yetkisinin olmasının temel sebeplerinden biride bu- aynı zamanda ise genel personel var ki aslında onların sayıları daha çok. Genel olarak bir ekipte 5 – 6 kişi bulunuyor.
Şuan bulunduğu ana üs Sol-1 olarak adlandırılıyor ve kendisi yerin altında ters inşa edilmiş devasa bir yapı. Ki aslında bu binanın bu şekilde ayakta kalması ve saklanmasını en büyük sebebi ise Maria. Kendisi 7.seviye büyücü olmasına rağmen kullandığı tılsımlar ile daha güçlü büyüler yapabiliyor. Buda Solaris karargahlarının diğer varlıklar tarafından görülmemesi ve konsey tarafından bulunmamasını sağlıyor.
Kiana’nın bir şekilde öğrendiği bilgiye göre Maria aslında bir kötücül ruhmuş. Kocası tarafından öldürülmüş ve intikamını aldıktan sonra daha fazla kan dökmek yerine seyahat etmeye başlamış. Yıllarca büyücülerden birçok teknik öğrenmiş ve en sonunda Solaris’e katılıp kısa sürede vekil lider olmuş. -aslında bunları bilmemesi gerekiyor ancak neyse-
Centuri hakkında ise direkt vekil lider olarak birliğe girmesi hakkında pek bir şey bilmiyor. Doğrusu Kiana o herifin 5 veya 6.seviye bir varlık olduğunu düşünüyor ancak bazen karşısında öyle bir duruyor ki 8 veya 9.seviye olmasından şüphelenmesine yol açıyor.
Kafasını geriye atıp asansörün cam duvarlarından binayı ve mağarayı izlerken şu an tapınakta olmayı diliyor. Ancak hayır! O lanet olası evraklar ve görevlere gitmesi gerek. Doğrusu parası iyi olmasaydı hayatta bu işi yapmazdı.
Asansör durup kapıları açılırken siyah saçlı artık ezbere bildiği koridorlarda ilerler. Yanından geçen birkaç düşük rütbeli varlık ve genel personel ona selam veriyor. Sonunda kendi ekibine tesis edilen yere vardığında koltukta oturup telefona bakan Jackson ve bir sandviç yiyen Arın’ı görür.
Jackson genel olarak sızma ve suikast görevlerine giden melez. Koyu lacivert ve altları kırmızı olan saçları, kırmızı gözleri ile aslında pek çok kızı etkileyecek türde birisi. Kendisi aynı zamanda bir Kurt ve vampir karışımı -vampirler ve kurtların birbirlerinden nefret ettiğini düşündüğümüz de bu oldukça ironik- kendisi büyük kurt kulakları ve kuyruğu ile aslında Kiana’ya çoğu zaman bir köpeği hatırlatıyor.
Kiana bir kez onun kulaklarını sevmeye çalışmıştı, ancak kuyruğuna dokunduğu an yüzüne gelen yumruktan kıl payı kaçmıştı. Hem nerden bilebilirdi ki kurtların kuyruklarına dokunulmaması gerektiğini? Sirius’un 9 tane kuyruğu vardı ve o tilki kuyruklarının sevilmesine bir şey demiyordu. Kurtlar tam bir prenses.
Jackson onu fark edince bir baş selamı verirken telefonuna bakmaya devam eder. Arın ise onu görünce sırıtıp “vay canına sonunda liderimiz teşrif edebilmişler” der.
Arın aslında nerdeyse bir avuç insanın bildiği kadarıyla bir çin ejderhası. Kendisi klanından atıldı ancak nedeni sorulduğunda her seferinde farklı ve saçma şeyler anlatıyor. Siyah saçlarının arasında bir tutam yeşil ve siyah gözleri ile bir ejderhaya yaraşır bir görüntüsü var.
Arın açık ara Kiana’nın gördüğü en güçlü varlık. Bir keresinde tek bir yumruk ile devasa bir meşe ağacının yıkmıştı. Bunun sebebi muhtemelen ejderha olmasıydı ancak Kiana tüm ejderhaların bu kadar güçlü olup olmadığı hakkında pek bir fikri yok. Ki değillerse bile o ejderha boş vaktinin büyük çoğunda spor salonunda.
Siyah gözlü omuz silkerken “Centauri yine telefonlarımı taciz edince gelmem gerekti diyelim” der. Ortak alanda bulunan buzdolabına yaklaşır ve içinden bir bira çıkarır. İkisine yaklaşırken “Arın kalk göreve gidiyoruz” der.
Arın keyifle sandviçini yerken “daha 1 hafta önce gittim lan ben göreve, kodumun tesisinde başka elemanmı yok da sürekli ben gidiyorum” diye söyler. Jackson ona bakar ve “bebek gibi ağlama, Ashley senden daha çok göreve gidiyor da bir şey söylemiyor ”der.
Arın kaşlarını çatıp “manyak o kadın, boş vaktinde bile rapor inceliyor. Kim rapor incelemeyi sever ki!? Sende nasıl hala onla sevgilisin anlamıyorum” der. Jackson ona bir yastık fırlatırken “sus lan evrimleşememiş kertenkele! Sen kurban ol benim sevgilime ”der. Arın ona tiksinti ile bakıp “ıyyy hanımcı ayrıca ejderhayım lan ben kuduz kurt” der.
Kiana oldukça rahat bir şekilde koltuğa otururken tüm bu didişmelere alışık olduğunu belli eden bir tavırla birasını içer. Arın sandviçini bitirirken “eee nereye gidicez peki?” Diye sorar, “Fani dünyasında bir kasabadan uzaktaki lanetli diye anılan bir ormana” diye cevaplar Kiana.
Bununla ikisinin de ilgisini oldukça çeker. Fani dünyasında gitmek nerdeyse imkansıza yakındır çünkü. Bir Baki kafasına estiği gibi Fanı dünyasına gidemez, gidebilenler ise genelde yöneticiler, şövalye ve bütüncüler, 10.seviye varlıklar (ki bunların bile hepsi gidemiyor) ve belirli ruhlardır. İki dünyanın sınırla kesin bir çizgi ile ayrılmıştır ancak bunun en büyük istisnası sonradan kötü veya koruyucu ruh olan faniler, büyücü olarak doğan faniler ve fani dünyasında oluşan kötü ruhlardır.
Ancak bunun yanı sıra bazı aygıtlarda fanı dünyasına geçmenizi sağlaya bilir. Bu aygıtlara bir bağlayıcılar denir, bağlayıcıların üretimi ve satışı tamamen yasak olsa da karaborsada bulunma ihtimali vardır. Yine de bağlayıcılar bile sonsuz kadar çalışamaz, düzenli olarak bir fani ruhun enerjisine yani fani dünyasına ait olan bir şeye ihtiyaç duyar.
Solaris de ise 3.birimde bulunan bir bağlayıcı 1.birimde fani dünyasına geçmelerini sağlayan bir tılsım var. Bu tılsımın sahibi ve geçidi açan kişi ise Centauri dir. Belki de bu yüzden direkt vekil lider olarak Solaris’e alınmıştır? Neyse.
“Bu aralar fani dünyasındaki ruh sayısı artıyor” der Jackson telefonu kapatıp cebine koyarken. Arın “geçenlerde Ashley şövalyelerin liderinin ve bazı generallerin değiştiğini söylemişti” der ardından “anlaşılan konseyin hoşuna gitmeyen şeyler yaptılar ”diye ekler.
Kiana içtiği birayı kafaya dikip ayağa kalkar “hazırlan Arın, bir saate yola çıkarız” der. Arın kafa sallayıp kapıya doğru ilerlerken Kiana da gerekli evrakları halletmek için ofisine gider.

★

Take A Slice –(Glass Animals)

Kiana arabayı sürerken yan koltukta oturan Arın de camdan dışarıyı izlemektedir. Tünelin turuncu ışıkları yol boyunca yüzlerini aydınlatırken, tünelin sonuna ve karargahın çıkışına yaklaşır.
Tam tünelden çıkacaklarken bir portal belirir ve içinden geçerler. Kiana alışık oldukları dağlık yol yerine daha ‘normal’ ağaçlardan oluşan asfalt yolda sürmeye devam eder.
Bir an için içinde oluşan o sıkışma hissini görmezden gelir, sonuçta başka bir boyuta gidebilmek elbette kolay değildir. Kiana ilk kez başka biriyle fanı dünyasına geçtiği anı dün gibi hatırlıyor. Ekibine yeni giren 5.seviye bir varlık ile portaldan geçtiklerinde ilk başta her şey normaldi, ancak sadece bir saniye sonra varlık göğsünde ani bir acı hissettiğini söyleyip yere yığılmış ve ardından resmen parçalanarak küllere dönüşmüştü, Cinerius.
Sonradan keşfedildi ki her varlık fani dünyasına geçemiyor ve geçse bile Cinerius adı verilen durum yaşanıp yok oluyordu. Bu olaydan sonra ise Solaris de tedbirler çok daha üst düzeye çıkarılmıştı. Fani dünyasına gidebilecek varlıklar özenle seçilmiş ve üstlerinde testler yapılmıştı. Sirius bir keresinde bu durum için ‘her varlık fani dünyasına ait değildir. Ait olmadığın bir boyuta gitmeye çalışırsan varoluşun yanar ve geriye sadece Cinerius yani küllerin kalır’ demişti.
Kiana bu düşünceleri tekrardan zihninin en derinlerine gömerken sadece yola odaklanmaya çalışır. Portal dan geçtikten sonra yaklaşık yarım saatlik bir yolculukları var, bunun en büyük sebebi ise yerel fanileri korkutmamak.
Sonunda koordinatların gösterdiği yere vardıklarında Kiana arabayı yolun kenarına park eder ve ikili arabadan iner. Arın etrafa bakarken “gerçekten bunu gece yapmak zorunda mıyız?” Der.
Kiana ise “gündüzleri bir cin düğünü görebilir misin? Bu yüzden evet bunu gece yapmamız gerek” der. Arabanın içinden iki fener alırken birini Arın’e fırlatır.
İkili fenerlerini yakarlarken ormana doğru ilerlerler. Etrafa bakarlarken hava sonunda o pembeliği de kaybedip gece kendini göstermeye başlar. Arın feneri çevrelerine tutarken “akademiye katılıcam” der.
Kiana bununla bir an duraklar “sakın bana ejderhaların üremeye yöntemleri yüzünden görmek istediğini söyleme” der. Arın bir an ona garip garip bakar ve “ne? Hayır, Centauri akademinin son zamanlarda ki faaliyetlerinden şüpheleniyor ve içeride bir bilgi kaynağının olmasının daha iyi olduğunu söyledi” der.
Kiana bir an için hafifçe kaşlarını çatar. Gerçekçi olmak gerekirse sızma görevlerinde kendisi ve Jackson her halükârda daha iyiydi. Kendisini konumu yüzünden riske atmak istememesini anlayabilir ancak Jackson bilgi toplama ve bir yerlere sızma konusunda uzman. Centauri neden Jackson yerine Arın’ı Akademiye sokuyor?
Arın siyah saçlının yanında yürürken bu konu hakkında fazla sessiz kaldığını fark eder ve tam bir diyecekken duyduğu çıtırtı sesi ile ikisi de oraya döner. Fenerlerini ağaçların arasına doğrulturlarken Arın sesin geldiği yere yürür ve yerde duvara yaslanmış şekilde bir erkek cesedi görür.
Kiana da yanına gelirken cesedi inceler. Muhtemelen 50 li yaşlarında üzerinde bir adam üzerinde oduncu gömleği giymiş, yarışır şekilde uzun bir sakal ve ağzı ve gözleri açık bir şekilde duruyordur. Kiana cesedi tuttuğu yerdeki tüfeğe bakar ve yaklaşıp tam alacakken, cesedin çenesi bir anda açılır ve çığlık atmaya başlar.
Kiana hızla geri çekilirken ceset bir anda havalanmaya başlar. Arın ışığı ağacın arkasına tuttuğunda yaklaşık iki metro boyunda elleri olan ve yüzünün yarısı olmayan bir rengeyiği görünür. Adamın çığlığı durmazken Arın “o şey ölü, ses çıkaramaması gerekiyordu!” der.
Kiana iş sol tarafından bakınca “şu an bunu düşünmek için pekte doğru bir zaman değil, koş!” der. İkisi arkalarını dönüp koşarken adamın çığlığının yanında bozuk bir rengeyiği çığlığı duyulur. İkisini var güçleri ile koşarken sağ ve sollarından gördükleri rengeyiğin benzer şekilde farklı yerleri parçalanmış geyikler onlara doğru koşar.
Arın feneri ağzına sıkıştırıp tutarken belindeki silaha uzanır ve ona doğru yaklaşan birine sıkar. Mermi geyiğin tam karnına isabet ederken onu resmen ortadan deler ancak geyik durmaz. “Sikeyim zombileşme durumunu bu?” der Arın. Kiana da ona fazlası ile yaklaşan geyiğe bakarken birden Tarot kartlarından kılıç onlusunu çıkarır.
Kiana’nın kullandığı Tarot kartları ile 4.seviye bir varlıktır. Tarot kartlarının kendi bilinçleri olsa da her kart tıpkı anlamını ifade edecek şekilde çalışır. Kılıç onlusu kullanıldığında Kiana’nın etrafında 10 adet kılıç oluşmasını ve bu kılıçları istediği gibi kullana bilmesini sağlar. Ancak kartlar kendi bilinçleri olduğu gibi her zaman Kiana’nın istediği gibi çalışmaya bilir.
Kart bir anda küle dönerken başının üstüne 10 adet kılıç belirir. Kiana elini ona doğru yaklaşan geyiğe doğrultur ve kılıçlar geyiği adeta doğrar. Arın ise geyiğin tam alnından vurmasına rağmen geyik tökezlemez bile. Arkalarından gelen geyiklerin sayısı artarken Arın bir küfür savurur ve “ana kaynağı olması gerek bunların, varlıklarını hissediyorum. Enerjilerini yok etmediğimiz sürece ölmeyecekler” der.
“harika! Enerjilerinin yerini bulduğunda haber edersen çok makbule geçer!” der artık koşmaktan yorulurken. Arın ona bakıp “arabaya gidelim” der. Ancak Kiana nefes nefese şekilde “yapamayız ormanda alan var, ne kadar gitsekte onları yok etmediğimiz sürece buradan çıkamayız” der.
Bir an takılıp tökezlediğinde Arın onu hızla omzuna alır ve koşmaya devam eder. Kiana arka tarafı görürken “siktir, Arın koş! Arkandan 10 zenci seni sikmeye geliyormuş gibi koş!” der, Arın ise “hiç yardımcı olmuyorsun! Bir sus!” der.
Kiana elini kaldırıp onlara doğrultur ve kılıçlar onların teker teker içinden geçer veya saplanır. Ancak bu onları durdurmaz ve Kiana bu sefer Kılıç Altılısı kartını çıkarır.
Kılıç altılısı kişiyi iyi veya kötü istediği yere ışınlaya biliyor. Çoğu zaman bu yerler Kiana’nın istediği yerler olsa da kimi zaman kartın en doğru bulduğu yerde olabiliyor. Kart küllere dönüşürken bir anda ikisi de kendini daha seyrek ağaçların olduğu bir yerde bulurlar.
Arın Kiana’yı omzundan indirirken ikisi de nefeslenir. Arın etrafa bakar “neredeyiz biz?” Diye sorar. Kiana ise ayağa kalkarken “bilmiyorum sadece onlardan uzaklaşmayı düşünüyordum” der. Arın bir nefes verirken fenerini tekrar yakar ve “bizi bulmaları uzun sürmez enerjilerini Bir an önce bulmamız gerek” der.
İkili tekrardan yürümeye başlarken iki katlı bir kulübe görürler. Yaklaştıklarında yüksek bir enerji dalgası hissederler ve kapıya dokunduklarında kapı aralanır. “yani götümüzü daha fazla siktiricez öylemi?” der. Arın ise kapıyı iterken kapı büyük bir gıcırtıyla açılır.
Eve girdiklerinde etrafa bakarlar ve Arın şömineye yaklaşıp dokunur “hala sıcak” der. Kiana odaları dolaşmaya başlarken fenerinin kesilmeye başladığını fark eder. Kaşlarını çatar ve bir odaya yaklaştıkça fener tamamen söner. Siyah saçlı kapıyı açmaya çalışır ancak kilitli olduğunu fark edince “Arın” der.
Arın incelediği kitabı bırakırken Kiana’nın seslendiği yere gider. Feneri kesilmeye başlayınca kapıya bakar ve kapı kolunu tutup bir iki kere omuz atarak kapıyı kırar. İkili yavaşça odaya girerken Yaman bir şömine ve şöminenin etrafında duvara asılı oldukça fazla doldurulmuş geyik başı görürler. Yerde tekli koltuğun önünde geyik postundan bir halı ve rafların birinde geyik kalbi olduğunu tahmin ettikleri bir kalp kavanozun içinde durmaktadır.
“Sanırım geyiklerin intikam sebebini bulduk” der Kiana. Arın ise odanın içinde gezip tekli koltuğun yanındaki masada duran deftere bakar. Defteri açar ve yazanları okumaya başlar.

12 Ocak

Bugün birini daha öldürdüm, o canavarlar bir türlü bitmeceklermi? Yetkililere bunu her bildirdiğimde bana geyiklerin Doğal yaşam alanlarına müdahale edemeyeceklerini söylediler. Saçmalık! O şeyler tehlikeden başka bir şey değil!

Benim biricik oğlumu öldüren o canavarları gerçekten rahat bırakacağımı mı düşünüyorlar? Son nefesime kadar hepsini bu ormandan temizleyeceğim, kanının yerde kalmasına izin vermeyeceğim Carlos.

25 Haziran

Dün gece yine o sesleri duydum. Sergi odasından gelen sürekli konuşma sesleri, doktor bunların muhtemelen bir tür yalnızlıktan kaynaklandığını söylüyor. Bilmiyorum, muhtemelen haklıdır ilaçlarımı almam gerek.

7 Eylül

Yine onu gördüm, bana bakıyordu. Artık nerdeyse her gece evimin dışında, yüzünün yarısı parçalanmış deri ve kemikten oluşan o yaratık.

Ne olduğunu bilmiyorum, sergi odasındaki sesler her geçen gün daha da artıyor. Artık tüfeksiz uyuyamıyorum sanki tüm resimlerde bile onu görüyorum. Arka kapıyı kilitledi mi?

Kiana kaşlarını kaldırır ve “anlaşılan birileri oğlunun ölümünü aşamamış” der. Arın ise boş sayfala bakarak “sanırım burası gördüğümüz o cesedin evi” der.
Sadece bir saniye sonra bozuk bir sesle ‘Avcı artık avdan kaçıyor’ sesi duyulur. Kiana ve Arın etraflarına baktıklarında doldurulmuş geyik başlarının Ağzı hareket ederek hep bir ağızdan ‘Avcı artık Avdan kaçıyor’ dediklerini duyarlar.
Geyik başları aynı anda bunu demeye devam ederlerken gözlerinden kan akmaya başlar ve kanlar hızla yere damlayıp lan göletleri oluştururlar. Kiana birkaç adım geri atarken demin kaçtıkları rengeyiğinin bozuk çığlığı duyarlar. Arın siktir derken bu anda kapıda beliren ve odaya girmeye çalışan yaratığa bakar.
Yaratık insan ellerine benzer elini onun bacağına saplarken Arın dişlerini sıkar ve onu yemeye çalışan ağzı iki eliyle tutup engellemeye çalışır.
Kiana küfrederek kılıç onlusunu kullanır ve yaratığa ard arda saplasa da bir şey değişmez. Arın derin bir nefes alıp ejderha ateşini yaratığa üflese de yaratık yine de onu yemeye çalışır. Kiana onu nasıl yeneceklerini düşünüp hızla etrafına bakarken bir an duraklar ve doldurulmuş geyik başlarına bakar. Kılıçları yaratıktan çekip elini geyik başlarına doğrultur ve kılıçlar her bir geyiğin alnına saplanır.
Yaratık Arın’ı bırakıp yerde çığlık atarak kıvranırken sonunda hareket etmeyi bırakır. Arın nefeslenirken Kiana ona doğru koşar ve yanına çöküp duvara yaslanmasına yardım ederek “bacağın nasıl?” der.
Arın akan kanına bakarken “hala yaşıyorum, çok ciddi bir şey değil. En azından o sürtüğü yakabildim der. Kiana nefes verir gibi güler ve ayağa kalkıp “buraya bir ekip çağırıcam, faniler görmeden en azından evi ve etraftaki varlık cesetlerini temizlemeniz gerek” der.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 3beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18