CİNERİUS kitap kapağı

2. bölüm / 5

CİNERİUS

2.AMAÇLAR İÇİN KATLANILAN BEDEL

Vaveyla Yazarı: Nazz ★

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 2.AMAÇLAR İÇİN KATLANILAN BEDEL

Nefes sesleri kar yağışına karışırken, kan beyaz zemini kaplamaya başlar. Genç çocuk dehşetle önündeki sahneyi izlerken, titreyen ellerindeki balta karın üstüne düşer. Eliyle sertçe ağzını kapatırken esen soğuk rüzgâr canını yakar ancak şu an bunu hissedecek durumda değildir.

Yerdeki küçük kardeşi bir hafta sonra 7 yaşına girecek minik Fuyuko, yerde karnı tamamen açılmışken organları çıkarılıp başında oturan ağzı diklemesine açılan bir ayı tarafından yenilmektedir.

Ayı her ağzını açtığında gözleri de ağzı ile birlikte ayrılıyordur. Ayının ağzından çıkan buhar yere damlayan kan sesi ile karışırken genç çocuk kaskatı kesilmiştir. Sadece biraz yemiş toplayacaklardı, annelerine sürpriz yapmak için biraz uzaklaşmışlardı.

Karşısında duran neydi? Küçük kız kardeşini yiyen, onu parçalara ayıran ve kanını kara bulaştıran neydi? Neden bu oluyordu? Sadece annesini mutlu etmek istemişti! Ne yapmalıydı? Gitmeli miydi? Sonuçta şu an dikkati dağınıktı ve kaçarsa belki kurtulurdu, belki de babasını çağırmaydı sonuçta o bu canavarı öldürebilirdi değilmi?

Birkaç adım geri atarken ayağı taşa takılıp yere düşmesi ile ayı başını kaldırır ve ona döner. Gözlerinde hiçbir yaşam belirtisi barındırmadan ona bakarken, ağzından kız kardeşinin bağırsağı karın üzerine düşer.

Genç çocuk ağzını sıkıca kapatırken ayının ağzı açılır ve bir ayıya kıyasla çok daha yüksek sesli bir şekilde kükrer. Anın dehşeti ile hızla ayağa kalkmaya çalışırken koşa bildiği kadar hızlı koşmaya başlar.

Ayı yemeğini bırakıp çocuğun peşinden koşmaya başladığında ceset öylece karın üstünde duruyordur.

“Kar yağışı şiddetlenecek gibi ne dersin?”

“Abim neden koşuyor? O koşmayı sevmez”

“Ölmekten korkuyor”

“Ama o hiçbir şeyden korkmaz, her zaman çok cesurdur, benim de onun gibi cesur olmamı isterdi”

“Bu yüzden mi seni önden gönderdi?”

“...”

“Ne hissediyorsun?”

“Kızgın, neden beni hep bırakıyor?”

“Belki de seni senin onu sevdiğin kadar sevmiyordur”

“Sence abimi yakalarmı?”

“Onu yakalamasını istermisin?”

“Evet”

★

Güneş dağların ardından kendini belli ederken, rüzgâr sakura yapraklarını gök yüzüne doğru uçurur. Dağın tepesine çıkan merdivenlerde bulunan fenerler, güneşin üzerlerine düşmesi ile birer birer sönmeye başlarlar.
Dağın tepesindeki tapınak tıpkı birçok sabah olduğu gibi ufak bir koşuşturmaca ile başlar. Hikari No Kitsune tapınağı, Baki evreni ve Fani evreninde farklı görünmektedir.
Fani evrenindeki tapınak tek katlı imparatorluk döneminden kalma tapınaklardan iken, Baki evrenindeki hali çok daha ihtişamlıdır.
Tapınak üç katlı ve bir yan binası bulunan oldukça büyük ve görkemli bir yapıdır. Tapınağa giden yolda bulunan göldeki su, direkt olarak dağın içinden akar ve içinde koi balıkları yüzmektedi. Göletin üstünden bir köprü geçerken diğer tarafında ise örümcek zambaklarından oluşan bir bahçe bulunur.
Tapınağın çevresinde yer yer sakura ağaçları ve ağaçlara asılmış rüzgâr gülleri atmosferi yumuşatır. Dağın çevresindeki bulunan bariyer tapınağın sahibi olan ruh, yani Sirius’dan izinsiz kimsenin geçmesine izin vermez.
Bariyer varken tapınak tek katlı ve Fani evrenindeki hali gibi dururken, bariyerden girebilenler ise gerçek hali ile yüz yüze gelir.
Tapınağın hizmetkarları olan Mokusei ler tıpkı her sabah olduğu gibi koşturmaca için dedirler. Mokusei ler Hikari No Kitsune tapınağının hizmetkar ruhlarıdırlar, kendileri yaklaşık 1.20 boylarında olup, sakura ve örümcek zambağı desenli kimonolar giyerler.
Yüzlerinde her biri farklı desenli olan tilki maskeleri vardır ve tapınağa bağlıdırlar. Tapınak ruhları sabah temizliği ve kahvaltı ile ilgilenirken, odaların birinde ise farklı bir manzara vardır.
Sirius üzerindeki rahat pijamaları çıkarırken huysuz bir nefes verir. Doğrusu bu durumdan memnun olmadığını her türlü belli ediyordur.
Kiana’ya Akademiye katılacağını söylediğinde risklerin elbet farkındaydı. Geçmişte yaşanan birkaç olaydan sonra üzerinde yüklü miktarda bir ödül ve ödülün sonucunda ise yok edilme cezası vardı. Aslında bunca zaman saklana bilmesine yardım eden en büyük etken ise Kitsunelerin şekil değiştire bilme yeteneğiydi.
Sorunda tam burada başlıyordu, yeteneğine güvenmemesinden değil, hayır kusursuz bir şekilde şekil değiştire biliyordu. Üstelik sadece bununla da sınırlı değil, sadece şekil değil sesini de değiştire biliyordu.
Ancak elbette bunun sonuçları da vardı. Sirius’un kendi ürettiği enerji miktarı üzerindeki mühür yüzünden oldukça kısıtlı. Aslında üzerindeki mühür onun birçok gücünü kullanmasını engelliyor, bu yüzden de en iyi çözüm olarak varlık enerjilerini kullanıyor.
Akademide de şekil değiştirmesi gerektiği için bu düzenli olarak enerji tüketmesi anlamına geliyor. Kendi ürettiği enerji buna yetse de en basitinden her zaman kullandığı Kitsune ateşi için enerji depolaması gerek.
2 gün önce mahkemede çaldığı 8.seviye enerji küresi ona bir süre daha yetse de şu an canını sıkan şey bu konu değildi. Lanet olacası kulakları ve kuyrukları.
Bu belki de herhangi bir varlık için fazla sorun yaratacak bir sorun değildi ancak, İnari’nin kutsal götü adına! Kuyruksuz gezmenin ne kadar tuhaf olduğu hakkında kimsenin bir fikri yok! Sonuçta o bu şekilde var oldu.
Kulakları huzursuzluğunu belli edecek şekilde aşağı doğru inerken gözlerini kapatır -amınakodumun hayatında kulağın olsa dert olmasa dert- ve bir sonraki an açtığında, aynada bam başka birisi vardır.
Uzun beyaz saçları bu sefer beline gelecek kadar kısalmış ve açık bir lacivert rengindedir. Normal şartlarda beyaz olan kirpikleri ve kaşları da saçlarıyla aynı ton mavi rengindedir. Gözleri zaten mavi iken onları değiştirmeye ihtiyaç duymaz.
Kulak ve kuyruklarının olduğu yer boşken bir an için kalçasına dokunup orayı yoklamadan edemez. Masanın üzerinde Kiana’nın dün gece onun için getirdiği daha normal kıyafetlere bakar. -kimonoyu tercih etse de elbette amacı dikkat çekmek olmadığı için onları giyemez-
Üzerine sıfır kol boğazlı bir badi giyer ve altına bol griye kaçan lacivert bir pantolon giyer. Masanın üzerindeki tarağı alır ve saçlarını büyük ve gevşek bir fiyonk modeli verir. Fiyonku ise asla yanından ayırmadığı örümcek zambağı ve sakura şeklindeki Kanzahi¹ ile sabitler.
Aynadaki görünümüne bakarken bir ıslık sesi odada yankılanır. Sirius bakışlarını ayna üzerinden kapıya doğru çevirdiğinde, üzerinde bol bir tişört ve şort ile kapı pervazına yaslanmış onu izleyen Kiana’yı görür.
Kiana ona yaklaşır ve bir an saçına bakarken “doğrusu saçlarını neden ve nasıl hediye paketi gibi kocaman bir fiyonk yaptığın konusunda birkaç sorum var ancak bu sonranın konusu” der. Sirius ona aynanın karşısında sinir olduğunu belli eden bir bakış atar.
Kiana yaklaşır ve mavi saçlı kadının tam arkasında durup masanın üstündeki beyaz ceketi alıp giymesine yardım eder. “işte şimdi daha normal görünüyorsun, tabi denizin boku kadar mavi renkte olmanı görmezden gelirsek” deyince Sirius “biraz daha görünüşüm hakkında laf etmeye devam ederken götüne alev sokup içerden yakıcam seni”
Siyah saçlının yüzünde keyifli bir sırıtış olurken ellerini masum olduğunu belirten bir tavır ile havaya kaldırır ve “sakin ol Siri böyle fantezilerin olduğunu bilmiyordum” der. Sirius gözlerini devirirken yanına gelen Mokusei’ye bakar.
Mokusei eğilirken yumuşak bir sesle “kahvaltı hazır Sirius-sama” der. Sirius kafa sallayıp gitmesini belirtirken, Kiana gerinir ve “bende hazırlansam iyi olacak istersen seni Akademiye kadar bırakabilirim” der. Mavi saçlı kadın arkadaşına bakıp “sanırım toplu taşıma kullanmaya alışsam daha iyi olacak” der.
Kiana eğlendiği bariz belli olan bir tavırla sırıtıp “koskoca Hikari No Kitsune tapınağının sahibi dokuz kuyruklu kitsune Sirius Megumi diğer bakiler gibi toplu taşımamı kullanacak? Bu günleridemi görecektim?” diyerek dramatik bir takınırken, Sirius’un elindeki ateşi görünce arkasına bakmadan odadan çıkar.

★

Sirius bir iki ufak kazalı aktarma sonrasında Akademiye vardığında bu fikirden şimdiden nefret etmişti. Lanet olsun her gün bu yolumu çekecekti? Kesinlikle araba kullanmayı öğrenmesi gerekiyor. Akademi’nin bulunduğu bölgeye doğru ilerlerken etrafına bakınır, doğrusu bu yer hakkında daha önce birkaç şey okumuştu.
Akademi 17.yüzyıl Barok mimarisini taşıyan oldukça büyük ve görkemli bir yerdir. Normalde kullanılan altın ve beyaz detayların aksine, siyah ve gri etrafa daha hakimdir.
Bir ana ve iki ek binadan oluşan yapı, yaklaşık iki bin yıldan fazladır bulunan köklü bir geçmişe sahiptir. Akademi ilk başta vampirlerin kullandığı bir şatoydu -ki bu mimarinin büyük bir bölümünü açıklıyor- ancak Akademinin kurucusu olan Marta Frost yaptığı anlaşma ile şatoyu kendi üstüne almıştı.
Frost mimarisinden o kadar etkilenmiş tiki şatoda belirli şeyler haricinde hiçbir değişiklik yapmamış ve yapıyı korumak için birçok büyü kullanmıştı. Kurulumundan yaklaşık 400 yıl sonra eklenen ek binalar ise ana şatoya kıyasla daha sönük kalıyordu.
Akademi büyük bir arazisi, dövüş eğitimlerinden belirli yetenekleri kullanmak için birçok alanı vardı. Girenlerin ilk dikkatini çeken şey ise genellikle girişteki ve arazinin birçok yerindeki heykeller oluyordu.
Bu heykellerin hepsi aslında gerçek bakilerden oluşuyordu ancak buradaki taşlaşmış kişiler hakkında hiçbir bilgi yoktu. Herkesin bildiği tek şey, bu varlıkların bir zamanlar Akademiye karşı gelen veya zarar vermeye çalışan kişiler olduğu yönündeydi.
Sirius aslında buranın atmosferini pek sevdiği söylenemezdi. Ona göre çok basıktı, sonuçta tapınak dağın üstündeydi ve buradaki her şey fazla kasvetliydi.
Mavi saçlı kadın büyük girişten girip koridorda yürürken etrafa bakınır, açıkçası iç mimarisi onun çok daha ilgisini çeker. Hareket eden tablolar ve resimli camlar oldukça güzel görünüyordur. Şuradan bir tablo alıp tapınağa götürse kim fark ederki?
O düşüncelere dalmışken kendisine çarpan birisi ile bir an sendeler. “aklın bir karış havada yürümeye devam edersen yere yapışırsın süs balığı” Sirius bir an duraklayıp ona çarpan kişiye bakar. Ona süs balığımı demişti bu pezevenk kılıklı herif?
“asıl bana çarpan sendin boyası bitmiş herif” der. Adam bir an ona anlamazca bakarken Sirius gözlerini devirip yarısı beyaz yarısı siyah olan saçlarını işaret ederek “saçlarını boyarken, ucuz boyan bitip yarım kalmış gibi duruyor” diyerek açıklar.
Adam kaşlarını çatıp “bana bak lan cüce, bana hakaret edeceğine kendine bak afrika papağını seni” diyince Sirius onun paltosunun yakasını tutar ve bir elini yanında tutup her an ateş çıkarmaya hazır hale getirir “seni-“ diyecekken “Zain!” diyen bir ses onları böler.
İkisinin de bakışları onların şuan ki durumuna kıyasla oldukça rahat bir şekilde gelen kadına kayar. Kadın saçları omuzlarına kadar gelen siyah ve uçları kırmızı olan saçları ve hazel gözleri ile oldukça güzeldir. Üstünde gevşek beyaz gömlek ve zinzirli bir kemerle süslenmiş bol bir pantolon giymektedir.
Sirius ona bir süre daha uzun bakar ve kollarından eline doğru uzanan dövmeleri dikkatini çeker. Ayrıca kemerine tutturulmuş şey bir katanamı? Kadın onlara yaklaşıp bıkkın bir ifade ile “Yine birileriyle mi tartışıyorsun?” der. Zain denen adam huysuz bir ifade ile “şu dağ porsuğu bana çarpmasaydı oldukça sakindim” der
Sirius bununla daha çok sinirlenirken kadın bir nefes verip ona döner ve “kusura bakma profesörümüz oldukça alıngandır” der. Sirius adamın yakasını bırakırken onu incelemek için fırsat bulur.
Yarısı beyaz yarısı siyah olan saçlarının yanı sıra sağ gözü sarı, sol gözü ise mordur. Sirius emin olmamakla birlikte gözlerinde saat motifi olduğunu düşünür. Uzun siyah bir palto, altında ise siyah boğazlı bir kazak ve siyah bir pantolon giymektedir. Ellerindeki siyah eldivenler ile Sirius onun hakkındaki ilk düşüncelerini onaylar.
Tam bir kundakçı havası var, ki bunu onun söylemesi ironik. Kadın Zain’e dönüp “üçüncü takım yine kavga etmiş” der. Zain bıkkın bir ifade ile onun başka bir şey demesine izin vermeden kadın ile birlikte yanından geçip gider. Ne kadarda kaba.

★

Sirius artık kaçıncı olduğunu saymadığı koridorlarda yürürken bıkkın bir şekilde inler. Buranın büyük olduğunu biliyordu ancak koridorların birbiri arkası kesilmiyordu. Buraya asıl geliş amacı olan yere ulaştığında meşe kapıları önünde durur.
Mavi saçlı kadın normalden daha uzun bir süre kapıların önünde bekler. Araf kütüphanesi, bilgelik tanrısının kanından ve bilincinden yapılan yer. Sana en önemli bilgileri verebileceği gibi en önemsizini de verebilir.
Akademiyi bu kadar önemli yapan şeylerden birisi de tam olarak bu yer. Araf kütüphanesine sadece tanrıların gözünden düşmeyenler girebilir. Tüm bilgilerin bulunduğu bir yer olduğunu düşünürsek aslında bu bir bakım mantıklı, ancak baki evreni gibi bir yerde nerden baksan yarısı buraya giremiyor.
Derin bir nefes alırken kapı kolunu tutar ve çekip kapı açılınca bir an duraklar. Dudaklarından rahatlamış bir nefes dökülür ve kütüphaneye girince kapı arkasından kapanır.
Etrafa bakınır ve burası için ilk izlenimi rahatlatıcı olduğu yönündedir. Etrafta uçuşan parşömenler ve durmaksızın o parşömenlere yazı yazan fırçalar dikkatini çeker. Şuan ki zamanı yazıyorlar. Diye düşünür ancak bunu pek umursamaz.
Rafların arasında dolaşırken bir kitabı eline alır. Güneşin Düştüğü Gün Sirius bir an gözlerini kısar ve omuz silkip yerine geri koyarken, kitabın muhtemelen fani dünyasındaki Hiroshima olayını anlattığını tahmin eder.
Yaklaşık iki saat boyunca kütüphanede dolanır ancak ihtiyacı olan kayıtların hiç birine ulaşamaz.Bu lanet yerden nefret ediyor.
Kitaplardan birini daha incelemek için eline aldığında APOYU SİKME SANATLARI başlığı dikkatini çeker ve bunu daha sonra okumayı aklına not eder.

★

Genç kadın kucağındaki bir deste kağıdını daha masaya bırakırken hiç oralı olmayan adama bakar. Bıkkın bir nefes verirken “dinle evrak işlerinden nefret ettiğini biliyorum ancak bunu bitirmen gerek” der.
Adam sanki onu duymuyormuş gibi okuduğu kitaba gülerken kırmızı saçlı kadın bulduğu ilk şeyi ona fırlatır. Zain son anda yüzüne doğru gelen biblodan kurtulurken “hadi ama Daren bunlara ayıracak kadar vaktim yok.” Kadın tek kaşını kaldırırken “ve bunu sabahtan beri romantik kitapları okuyup yan gelip yatan birimi diyor?”
Adam omuz silkerken “sikmişim evraklarını kim uğraşacak o kadar kâğıt ile?” derken Daren “sen gerizekalı, hatırlatırım ki bu evrakları gün sonuna kadar teslim etmen gerekiyor yoksa müdür Shu bu sefer kesin olarak uzaklaştırma verecek sana”
Adam tam “aslında işime geli-’’ derken kırmızı saçlı kadın “Zain!” deyince kitabı bırakır ve “aman iyibe!” Diye söylenir.
Oturduğu sandalyeden kalkıp masasına doğru ilerler ve yeni gelenlerin listesi ile bilgilerine göz gezdirir. Bıkkın bir nefes verirken “çoğu ya 3.ya da 4.seviye, hiç 5. Seviye yok mu gerçekten?” Der. Daren omuz silkerken “biliyorsun 5.seviyeler genelde yeterince güçlü olduklarına inanıp gelişmeyi pek umursamıyorlar” der.
Zain bu cevaba homurdanırken evraklarla ilgilenmeye devam eder ve birkaç sayfa sonrasında biri ilgisini çeker.
Sirius Megumi
Resme baktığında bunun sabah ona çarpan kız olduğunu fark eder -ona lanet olası boyası bitmiş diyen kişi- Daren onun bir kâğıda gereğinden uzun baktığını görünce yaklaşır ve göz gezdirir “bu senin sabah tartıştığın kişi değilmi?” diye sorar.
Zain biraz da huysuz bir şekilde “evet bana boyası bitmiş herif demişti” der. Bir an sessizlik olurken Daren bir süre Zain’e bakar ve ardından kahkaha atmaya başlar “siktir bu kesinlikle favorilerimden olacak” der.
Heterokromi gözlü adam başına geleceklerin farkına bıkkın bir nefes verir. Daren sonunda gülmeyi kesince keyifle yanındakine bakar ve “peki ala sana kolay gelsin ben gidip başka yerlerde takılıcam”
Zain ona sanki ihanete uğramış gibi bakarken “hey! Asistanımsın sen benim! Gel ve yardım et!” der. Daren ise adımlarını hızlandırıp “sana kolay gelsin profesör!” diyerek odadan çıkar ve arkasından kapıyı sertçe kapatır. Genç adam ise bir an için acaba camdan atlasa müdür Shu onu rahat bırakır mı diye düşünür.

★

1.Kanzahi: Japonya'daki geleneksel saç aksesuarlarının tamamını kapsar. Ahşap, metal, reçine veya lake malzemeden yapılabilir ve çiçek, kelebek, püskül gibi süslemeleri olabilir.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

29okunma 4beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18