9. bölüm · Cinayetin Sesi

9. Bölüm

Justme Justme

Saat 07.05
Elimizde pankartlar bahçede hep birlikte bağırıyorduk. Öğretmenlerin endişeli bakışları üzerimizdeydi.
"Cinayetin Sesi Burada Susturulamaz"
Kiminin pankartında "Şimdi Melis Öldü, Sonra İçimizden Biri!" kimininkinde ise "Susma, Sustukça Sıra Sana Gelecek!" yazıyordu. Herkes çığlık çığlığa bağırıyor, sesini çıkarıyordu. Aramıza yeni kişiler bile katılmıştı. Burada Melis'e ve ailesine sağlanamayan adaleti biz sağlamaya çalışıyorduk. Haber kanalları bahçe kapasına dayanmış çekim yapmaya çalışıyordu. Güvenlikler onları uzaklaştırmaya çalışıyordu. Utku yanımda çok yüksek sesle bağırıyordu. Öğretmenler bizi susturmaya çalışıyor, ama biz son ses devam ediyorduk. Utku bir anda kalabalığın önünde durdu, derin bir nefes aldı ve sesini yükseltti:
"Biliyoruz ki bu okulun karanlık sırları var! Biliyoruz ki gerçekler örtbas edilmeye çalışılıyor!
Ama bugün buradayız, sesimizi duyurmak için!
Cinayetin sesi burada susturulamaz!"
Kalabalık hep bir ağızdan tekrar etti:
"Cinayetin sesi burada susturulamaz!"
Devam eden eylememiz müdürün gür sesli bağırışıyla son buldu. Güvenlik görevlileri öğrencileri kollarından tutarak zorla okula sokuyordu. O kadar direnmeme rağmen benide okula sokmuşlardı. Müdür boğazını temizledi ve sert sesiyle;
-Bu yaptığınızın aklı hesabı yoktuBu okulun düzenini bozan, huzurumuzu bozan her türlü davranışın ciddi sonuçları olacaktır! Yaşanan talihsiz olayın ardından bu eylemi anlamıyorum; bunun ‘adalet arayışı’yla ilgisi yok, sadece kaos çıkarmaktır!

Size söylüyorum, böyle toplu hareketlerle okulumuzu karıştırmaya devam ederseniz, disiplin yönetmeliğine göre ağır cezalarla karşılaşacaksınız. Size vereceğim uzaklaştırma cezası haricinde, okuldan atılmaya kadar gidebilecek başka yaptırımlar da masamızda hazır bekliyor!

Bu okulda kurallar vardır ve herkes onlara uymak zorundadır. Sessizliği bozup ortalığı karıştırmak isteyenlere asla izin vermeyeceğiz!
Arkadaşınız bir kaza sonucu hayatını kaybetti. Bu mevzunun kesinlikle cinayetle hiçbir ilgisi yoktur.

Şimdi derhal dağılın, aksi takdirde bu tehdidi ciddiye almak zorunda kalacağım!”

Ben yüksek sesle karşılık verdim:
“Bize verdiğiniz bu ceza bizi susturmaya yetmeyecek. Bizi sustursanız bile cinayeti susturamayacaksınız!”

Alkış sesleri yükseldi. Utku gurur duyan gözlerle bana bakıyordu.

Müdürün kaşları daha da çatıldı:
“Demek öyle ha? Madem öyle, Eylül, beni yetkilerimi kullanmak zorunda bırakma! Şükret babanla arkadaşım. Bende müdürsem bu yoldan dönmem, hodri meydan! Şimdi evlere dağılın, bir hafta okula adım bile atamazsınız!”