5.NEFRET

Vaveyla Yazarı: Aleyna Gül

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 5.NEFRET

"Bu bölümü en çok da benimle neredeyse hiç anısı olmayan canım babama armağan ediyorum.
En çok da bu güçlü kılarmış bazı insanları maalesef bu duyguyu bilmeyerek yazıyorum Rossalina'yı ve de bu hissi biraz bile tadamayarak öleceğimi bilerek yazıyorum bu anıları.-

Buradan çıkacaktım ve bunu yapan kişi Pablo olacaktı. O tek gözlü lanet ihtiyar bizi bıraktığı an; iş tam da o zaman gerçek Rossalina ile karşılaşacaktı.

Seth ve ben sadece birbirimize bakarak yetiniyorduk. Varlığı bile içimde büyük bir öfke patlaması yaşatırken onun da aynı duygular içerisinde olduğunu yüz ifadesinden anlayabiliyordum.

Ama bir şeyi merak ediyordum; o protez parmağı nasıl bu hâle gelmişti?

Bum! Zihnimdeki silahın tetiği çekildi ve tıpkı onun beni vurduğu noktadan vurdum. Geçmişinden.

"Elin neden protez Kinsey? Yoksa acı bir geçmişin mi var?" zar zor sorduğum bu soruyu duyar duymaz yüz ifadesi hırçın bir aslana dönüştü.

Karşımdaki aslanın avı önündeydi ama tek bir hamle bile yapamadığı için yanıp tutuşuyordu.

"Seninki kadar acı değil Chiristina." dedi zor bela sesindeki öfkeyi gizlemeyerek.

Kafamı salladım yavaşca ve bakışlarımı yere indirdim.

Ağzımızdan çıkan laflar pek anlaşılır değildi evet ama çıkan kelimeleri birleştirince ortada bir cümle olmuş bulunuyordu.

Kaç gündür buradaydık bilmiyordum ama üç günü geçtiği belliydi.

Bu yüzden bazı şeylere alışmıştık.

Ağzımdaki lanet beze, bileklerimi yara içerisinde bırakan kelepçelere ve kollarımın git gide gerildiğini hissetiğim o zincirlere. Hepsine biraz da olsa alışmıştım.

Gürültülü bir sesle açılan kapıya artık alıştığımız için kimin geleceğine de alışmıştık. Yüzümü yerden kaldırıp Pablo'nun lanet suratını gördüğümde içimden küçük bir küfür yuvarladım.

"Bugün nasılsınız bakalım?" dedi heyecanla ellerini birbirine sürterek. Sadece bir an Seth ile göz göze geldiğimizde ikimizde aynı şeyi düşündük sanırım.

Bu lanet heyecan da neyin nesi?

"Bugün evinize dönüyorsunuz çocuklar, ne bu suratsızlık!" dedi bize doğru otuz iki diş sırıtarak.

Tekrar birbirimize baktık.

Bu ihtiyar bunamış olabilir miydi?

"Hadi ama, bana güvenmiyor musunuz?" dediğinde şen bir kahkaha atmak isterdim ama ağzımdaki bez yüzünden sadece küçük hırıltılı bir gülüş çıktı ağzımdan.

"Doğru güvenmiyorsunuz ki bence de güvenmeyin ama inanın bu tek seferlik bir güven olacak. Yani," dediğinde yavaş yavaş yere doğru indirdiler bizi. "şimdilik görüşmek üzere."

Ben ne olduğuna anlam vermeye çalışırken Seth dümdüz bir ifadeyle bakıyordu Pablo'ya.

Ağzımdaki bezi yavaşca çıkardıklarında derince bir nefes çektim içime. Sadece bununla kalmadı ve gerçekten de bileklerimdeki kelepçeleri de açıp beni tamamen serbest bıraktı.

Seth'e baktığımda o da benimle aynı şekilde serbestti. Özgürdük. Ama neden?

Ayağa kalktım ve üzerimi yavaşca düzelttim. Mavi harelerimi Pablo'ya çevirdim. "Bizi öylece bırakacaksın yani?" diye sordum inanamıyormuşcasına.

"Evet, bir sorun mu var?" dedi alayla gülerken.

Tamam bizi kendi elleriyle çıkaran kişi o olacaktı ama karşılıksız olacağını hiç düşünmemiştim.

"İyi o zaman aç şu lanet kapıyı da buradan def olup gidelim!" diye sinirle araya giren Seth'in baskın ve erkeksi sesi oldu.

Ona döndüğümde; koyu yeşil gözlerini Pablo'nun harelerinden bir an olsun ayırmadan bakıyordu.

Kapı açıldığında Pablo ve adamları önümüzden çekildi. Gökyüzünü gördüm, içeri ışık sızıyordu ve hava cıvıl cıvıldı.

Siz buradayken zaman durmuyordu çünkü Rossalina dedi iç sesim.

"Özgürsünüz tabii hayatta kalabilirseniz." dediğinde ben ve Seth çoktan kapının eşiğindeydik bile.

Dışarı adım attığımızda önüme bir ayakkabı bırakıldı. Anlam vermeyerek arkamdaki Pablo'ya baktım.

Bana ayakkabı mı vermişti?

"Son iyiliğim bu." dedi ve kapılar yüzümüze kapandı. Bizi bu koskoca yerde tek başımıza bırakıyordu.

Önümdeki ayakkabıları giydim ve bulunduğumuz o konuma baktım, hayır biz yerin altında değildik biz; dağın başındaydık.

Resmen koskocaman bir ormanın ortasındaymışız günlerdir, hızlı adımlarla Seth'in önüne geçtiğimde nereye yürüdüğüm ya da yürüdüğümüz hakkında bir fikrim yoktu.

"Siktiğimin ihtiyarı." diye homurdandığını duydum Seth'in.

Göz devirdim ve duymamazlıktan gelerek daha hızlı ilerledim.

🔱👑

Ne kadar zamandır veya kaç saattir yürüdüğümüz hakkında en ufak bir bilgim yoktu ama ayaklarım artık durmam için isyan ediyordu hatta çığlık atıyordu. Seth hemen benim biraz önümde yürüyor hemde ağzının içinde birşeyler mırıldanıp duruyordu.

Biraz daha ilerlediğimizde karşıda görünen bir ev belirdi. Seth'in durduğu noktaya geldiğimde gerçekten de buranın bir ev olduğunu anladık.

Seth ile aynı anda birbirimize baktık; onun koyu yeşil gözlerinin altları hâlâ mosmordu, hafif sarı saçları dağılmış berbat bir haldeydi. Benimde ondan pek bir farkım yoktu belki ama yinede o daha berbattı.

Gözlerini ilk çeken ben oldum ve hızlıca eve doğru yürüdüm. Arkamdan gelen Seth, kapıya vurdu. Ses yoktu. Bir kez daha vurdu. Ses yoktu.

"Kıralım." diye bir öneride bulunduğumda kaşlarını çattı. "Ya içeride bir tuzak varsa?" diye olası bir ihtimal söylediğinde mantıklı geldi ama yinede onu haklı çıkarmamak vazifemdi.

"Yinede iyi bir fikirdi." diye mırıldandım geri çekilirken.

"Ama tehlikeli bir fikirdi de aynı zamanda." diye araya girdi. Bay çok bilmiş.

Seth kapıyla uğraşırken ben de evin etrafında dolaşmaya başladım. Arka tarafa doğru yürüdüm ve herhangi bir balkon kapısı aradım ama yoktu. Sadece yukarıda bir pencere vardı ama o da çok yüksekti.

Hızlıca geri döndüğümde Seth hâlâ kapıyı açamamıştı. Beceriksiz. "Arka tarafta," dedim ve bana dönmesini sağladım. "Bir pencere var ama biraz yüksek belki yetişebilirisin."

Kapı koluyla uğraşmayı bırakıp yanıma doğru yürüdü ve bir kafa hareketiyle onayladı.

Arka tarafa geldiğimizde bu yüksekliğin Seth için bile fazla olduğu gerçeğiyle karşılaştık.

"Ee, ne yapacağız?" diye sordum ellerimi göğsümde bağlayıp.

"Aslında bir önerim var," dedi ve bir an tereddüt etti. "Neymiş önerin?" sesim fazlasıyla umursamaz çıkarken bir anda söylediği şeyle gözlerimi ona diktim.

"Omuzuma çık."

"Saçmalama elbet başka evlerde vardır." deyip ilerleyecekken Seth hızlıca kolumdan kavrayıp beni geri çekti.

"Eğer biraz daha yürürsek muhtemelen gece olacak eğer kurtlara veya ayılarla yem olmak istiyorsan, durma git." dedi ve kolumu bırakıp gitmek bekledi.

Derin bir nefes verip havaya baktım. Hiç istemesemde onu haklı buluyordum çünkü biz burayı bulana kadar hava zaten kararmaya başlamıştı. Eğer tekrar yola çıkarsak..of Tanrım!

Derin bir nefes daha verdim ve kurumuş dudaklarımı ıslattım. "Nasıl yapacağız?" diye sordum isteksizlik içerisinde yanıp tutuşarak.

"Biraz yaklaşsan iyi olur küçük hanım." dediğinde sert gözlerle ona baktım. Küçük hanımmış. Kız çocuğu bitti küçük hanım başladı hah!

"Bana böyle seslenme, benim bir adım var Rossalina ve bunu en iyi şekilde de ezbere biliyorsun, buna rağmen lakap takıp duruyorsun."

Birkaç adım attım ona doğru. Küçük bir sırıtış belirdi dudaklarının kenarında.

"Adınla ilgilenmiyorum küçük hanım."

"Rossalina." diye bastırdım her bir kelimeyi.

"Küçük hanım." dedi tekrar tekrar beni sinir etmek istercesine üzerine bastırarak.

Göz devirdim ve biraz daha yaklaştım ona, tam önünde durduğumda benden ne kadar uzun olduğunu yeni anlamıştım.

Benden fazla uzundu en az 1.90 küsur vardı.

Arkasını dönüp yavaşca eğildiğinde tarih bir ilke şahit oluyordu sanırım. Seth Kinsey önümde diz çökmüştü.

"Bunu fotoğraflamalıyız." dedim alayla kıkırdarken. Bu sırada bir ayağımı omuzuna attım ve tamamen oturdum.

"Şansını zorlama küçük hanım." dedi rahatsız olmuş bir sesle.

Omuz silktim ama o bunu görmedi.

Beni pencereye yakın olan çatıya yaklaştırdığında yavaşca oraya tutundum ve çıkmaya başladım. En sonunda çıktığımda pencereyi kırmak için Seth elime büyük bir taş attı ve cam tuzla buz olarak içeri girmemi sağladı.

Pencereden içeri girdiğim an içimi bir huzursuzluk kapladı, göğsüm sanki vücuduma ağır geldi. Yüzümü buruşturup ilerlemeye başladım.

Bulunduğum oda vintage tarzında, hoş bir odaydı.

Etrafı incelerken dışarıdan Seth'in lanet sesini duydum.

"Aç kapıyı artık!" diye bağırıyordu.

Göz devirdim ve "Sanki bir saattir bekliyorsun." diye söylendim.

Ama tabiiki o bunu duymadı.

Odadan çıktığımda aşağıya inen merdivenden yavaş adımlarla ilerledim. Kapıya ulaştığımda açıp açmamak konusunda küçük bir çatışmaya girdim içimde.

Açma hem onu yanına almak zorunda değilsin dedi iç sesim. Haklıydı. Zorunda değildim.

"Karar verdin mi?" dedi kapının arkasından.

Aynen seni öldürmeye karar verdim.

"Açma zorunluluğum yok." dedim dürüstçe. Kapınin arkasından bir kahkaha sesi geldi.

"Var." dedi balo gecesinde olduğu gibi senindeki aynı eminlikle.

"Yok, dedim Seth."

"Var, hatta bana bir can borcun var küçük hanım." dediğinde gözlerimi kıstım ve kapıya yapıştım âdeta. Ne diyordu bu?

"Can borcu mu? Açık konuş neyden bahsediyorsun Kinsey." dediğimde küçük mırıltılı bir ses duydum ama anlayamadım.

"İşkence çekmeni engelledim bana bir can borcun var." dedi tek nefeste. Sesi çok yakın geliyordu artık sanırım benim gibi kafasını kapıya yaklaştırmıştı.

"Zırvalık! Hem ne işkencesi? Yalan dilinde yuva yapmış, Tanrı aşkına." diye söylenip kapıya sırtımı döndüm. Yavaş adımlarla içeri girdiğimde bir gürültü koptu.

Korkuyla irkilip geriledim.

Arkama baktığımda kapıyı kırmış koyu yeşil gözlerle bana bakan Seth ile karşılaştım.

Tanrım! Delirmiş olmalıydı!

"Manyak mısın!" diye bağırdığımda yavaş adımlarla bana doğru yaklaştı.

"Biraz." dedi sert ve boğazdan gelen o sesiyle.

Tanrım! Neydi bu şimdi?

Kendimi toparlayıp ona diklendiğimde boyu yüzünden kafamı tamaman yukarı kaldırmak durumunda kaldım.

"Bana bak Kinsey," diye söze girdiğimde lafımı kesti. "Her daim Chiristina." dedi.

Gözlerimi kıstım ve dudaklarımı ıslattım.

"Şu lanet kapıyı onar ve," dediğimde aramıza kocaman bir mesafe koydum. "bana karşı sınırını sakın aşma yoksa bir an bile düşünmem-"

"Beni öldürürsün." dedi sözümü tekrar kesip yarım ağızla gülerken.

Dişlerimi sıktım ve kafamla onayladım. "Bir saniye bile düşünmem."

"Düşünmen için zaman vermem." dedi.

"Güzel."

"Fazlasıyla."

Son söylediğini imâlı bir şekilde dile getirmiş üstüne bir de sırıtarak bakıyordu.

🔱👑

Sanırım gecenin ikisiydi ve ben hâlâ uyuyamamıştım. Sadece kendi yatağımda uyuyabiliyordum küçüklükten kalan berbat bir alışkanlıktı.

Yan oda da uyuyan Seth'in varlığı bile içime bir huzursuzluk kaplamasına yol açıyorken, kapımın önüne koyduğum ağır eşyalara baktım.

Ona güvenmiyordum.

Kim düşmanına güvenirdi ki?

Yatakta dik bir şekilde oturdum ve dişlerimi göğsüme doğru çektim. Kısa saçlarım gün geçtikçe uzuyor ve sanki boynuma dolanan bir urganmış gibi nefesimi kesiyordu.

Saçlarımı -henüz omuzuma zar zor ulaşan saçlarımı- geriye atıp çenemi diz kapaklarımın üzerine koydum.

Babam geldi aklıma.

Siyah gözleri, esmer teni, özlediğim o kokusu. Kokusunu özlemiştim.

Aklıma geçmişten bir hatıra düştü.

Upuzun saçlarımla etrafta koşuşturuyorum babam ise yan tarafta annemle birlikte oturuyor. Henüz 5 yaşındayım ve babam o zamanlar bir sandalyeye mahkum değil.

Koşarak babamın yanına geliyorum ve elimdeki oyuncak bebeği yüzüne tutarak "Bak baba bebeğime güzel mi?" diye soruyorum heyecanla.

Annem ise ensesinde biten kısa saçlarını kulağının arkasına iterek bize gülüyor.

Babam bana doğru eğiliyor ve "Çok güzel prensesim." diyor saçlarımı okşayarak.

Heyecanla tekrar soruyorum.

"Ben mi güzelim yoksa bu bebek mi?"

Hiç beklemeden cevap veriyor babam. "Tabii ki sen güzelsin prensesim benim!"

Fırlayarak babama sarılıyorum.

Ve her şey bir sis bulutuyla ortadan kayboluyor ve ben babamın olmadığı o evreye tekrar dönüyorum.

Özlemiştim onu. Fazlasıyla.

Gözümden küçük bir yaş düştüğünde istemsizce güldüm.

Hayır delirmemiştim. Henüz.

Eğer babam olsaydı bana kızar ve 'Ağlarsan seni yetersiz görürler' derdi. Buna adımın Rossalina olduğu kadar emindim.

Bacaklarımı serbest bıraktığım da ilk kez yorgunluğumu hissettim.

Yorganın altına girdik ve sırtımı kapıya döndüm. Kafamı yastığa koydum gözlerimi kapattım ve gözlerimin önünde babamın vurulduğu zaman hastahane de yoğun bakımdayken ona dolu dolu maviliklere bakan küçük ben belirdi.

Gözümden bir yaş süzüldü ve yastığa düştü. Hayır ağlamamalıydım, güçlüydüm ben. Güçlü bir kızdım ben.

Hayır, güçsüz bir kızdım ben en çok da; içimde ki ağlayan o çocuk çığlıklarını arttırınca.

"Baba," dedim titrek ve kısık sadece kendimin duyacağı bir sesle. "Çok yoruldum ben, gelsen olmaz mı?" bir hıçkırık kaçtı ağzımdan ama yan odada uyuyan Seth aklıma gelince elimle ağzımı kapattım.

Sus, dedi iç sesim. Tut göz yaşlarını Rossalina.

Öyle yaptım. Tuttum göz yaşlarımı.

🔱👑

Seth Kinsey

Gecenin bir vaktiydi Seth ise hâlâ odadaki yatakta oturmuş düşünüyordu.

Rossalina'yı işkenceden kurtarmıştı ama bu ona pahalıya patlamıştı. Sırtında ki izlerin haddi hesabı yoktu. Her yanı kesiklerle ve kapanmamış yaralarla doluydu. Yüzünü buruşturdu sırtındaki izleri hatırlayınca.

Bu da bir plan doğrultusunda yapılan bir eylemdi.

Seth Kinsey, Rossalina'ya aşık adam rolünü oynuyordu. Acımasız olan bu adamın maske taktığını anlamayacak kadar kör olacaktı, bundan emindi.

Hiç beklemediği bir anda olacaktı her şey. Hiç beklemediği bir anda soğuk namluyu dayayacaktı tamda kalbinin ortasına.

Boynunu yana yatırdı ve karşısında oturan o kişiyi hayal etti.

Kardeşi Kelvin.

İçi sızladı, kalbinin ortasına bir yük oturdu. Yüzünü görmeyeli o kadar olmuştu ki neredeyse unutacak raddeye geliyordu.

"Ödeteceğim," dedi Seth belli belirsiz mırıldanarak. Protezli parmağına baktı. "Herşeyin bedelini onlara ödeteceğim." sesindeki tını korkutucu bir biçimdeydi.

Yan odada uyuyan Rossalina düştü aklına. Parmakları yumruk halini aldı ve öyle sert sıktı ki avucu sızladı.

Bu oyun ne kadar sürerse sürsün tek bir kazanan olacaktı o da bu oyunu başlatan kişiydi. Seth Kinsey.

Adı gibiydi Seth; Kötüydü. Kötülük Tanrısıydı.

Ayağa kalkıp odanın içerinde volta atmaya başladı. Lily'i düşündü. Dudaklarını, sonra onları izleyen Rossalina'yı.

Nefretten aşk doğardı; Rossalina'nın nefreti elbet aşka dönüşecekti.

Peki Seth'in nefreti?

Seth'in nefreti yoktu. Seth'in intikam arzusu vardı, intikam alacaktı ve kardeşine olan can borcunu kendi kendine kapatacaktı. Koyu yeşil gözleri âdeta alev alev yanıyor o yangının içerisinde ise Chiristina ailesi yer alıyordu.

Bir cana karşılık bin can alacaktı.

Yatağa oturdu ve bu sefer de Pablo denen o piçi hatırladı.

Ondan kurtulması gerektiğini biliyordu, hemde hemen.

Yorganın üzerine uzandı ve kafasını yastığa koyup gözlerini kapattı.

Seth Kinsey pişman olmayacağından emin olarak yaşamıştı bu yaşına kadar.

Çünkü Seth Kinsey hata yapmazdı; ama bu sefer büyük bir hatası vardı. Çok küçük bir detayı kaçırıyordu.

Ve bu da hayatına bile mâl olacak bir hataydı.

Veee bölüm sonu

Öncelikle lütfen Seth'e karşı olan nefretinizi bu bölümlerde diri tutup sonraki bölümlerde yavaş yavaş o nefreti törpüleyin olur mu🥲

Ross ve babasıyla olan anıları artacak..en sevdiğim şey onların anılarini yazmak zaten..

Bir sonraki bölümde görüşmek üzere

Tiktok: aleyyindunyyasii

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

4okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18