7. bölüm · CAMDAN EV

Özür dilerim…

Hilal Yalçın

Mahru eve doğru sürerken annesi sakin bakışlarıyla dışarıyı izler, senelerdir özgürlük hasreti çekmiş gibi bakışlarıyla tüm manzarayı göz hapsine alır.

—Babamın yanına gittim geçen gün.

—Babanın yanına mı?

Annesi başını hızlıca Mahru’ya çevirir ve şaşkın yüz ifadesiyle Mahru’nun bir an önce konuya açıklık getirmesini bekler.

—Evet, başıma son zamanlarda o kadar ilginç olaylar geldi ki, tıpkı sizin ben küçükken ve siz henüz ayrılmamışken konuştuğunuz konular gibi. Gerçekliğimi, varlığımı sorgulatacak şeyler.

—Ne gibi?

—Semboller, aniden ortadan kaybolan eşyalar, ani ölümler, omzumda oluşan fakat benim yıllardır görmediğim sembol ve daha nicesi.

Annesinin bakışlarını şaşkınlık yerine hüzün alır. Kafasını ileriye doğru çevirdikten sonra boş bakışlarla yolu seyreder.Derin bir sessizlikten sonra:

—Demek sonunda seni de buldular.

—Evet, fakat ben hala nasıl bir şeyin içerisindeyim anlamış değilim anne. Kalabalıklar içinde de yapayalnız hissediyorum, sanki herkes var ama yok gibi. Sırtımı yaslayabileceğim, destek alabileceğim kimsem yok gibi hissediyorum. Evet babam sen oradayken belki destek alabileceğim biriydi fakat yaşanan onca şeyden sonra ona ısınamıyorum. Sana yaşattıklarını sindiremiyorum.

—Yaşanan şeyler onun suçu değildi. O sadece ailemizi korumak istedi, onlardan ayrılmak istedi, izin vermediklerinde de olanlar oldu zaten.

Mahru annesinin kendisinden daha az öfkeli oluşuna sinirlenmişti, ne olursa olsun sonuç kötüydü ve annesi hala babasını paklamaya çalışıyordu.

—Baban nasıldı peki?

—Fena değildi, tüm bahçeyi beyaz güllerle donatmıştı, evin içersinde bir sürü beraber çektiğimiz fotoğraflar vardı, garip hissetmiştim eve girince. Ha bir de Savaş diye biri vardı evde, ona oğlum diyordu başta sinirlendim fakat öz oğlu değilmiş.

—Savaş’ı biliyorum, iyi çocuktu. Baban onu kurtarmıştı. Peki baban beni sordu mu?

—Sormak ne kelime ağladı bile, ama ağlamak bir şeye yarar mı anne bu saatten sonra?

Annesinin Mahru’yu yanıtsız bırakması sonucunda Mahru kafasını annesine çevirdi, ağlıyordu.

—Anne lütfen, lütfen ağlama. Ben sizin aranıza karışacak değilim. Bu senin hayatın, fakat benim babama karşı samimi olmamı ve onu affetmemi bekleme olur mu?

—Seni zorlayamam Mahru, istemediğin bir şeyi sana yaptıramayacağımı çok iyi biliyorum zaten ben senin annenim kızım tanıyorum seni.

—Sevindim.

Evin sokağına daldıklarında hafiften yağmur çiselemeye başladı, Mahru hem kendisinin hem annesinin camını araladı. Küçüklüğünden beri toprak kokusuna bayılırdı. Büyük ağaçları geçtikten sonra evin kapısına geldiler. Arabayla bahçeye girdiklerinde annesi hayranlıkla:

—Mahru burası çok güzel! Tam hayalimdeki gibi bir ev.

—Evet çok güzel, ben de çok beğendim. Sadece şehir merkezine uzak. Bu açıdan biraz korkunç ama alıştım bu duruma da.

Mahru arabayı park ettikten sonra telefonu çalar arayan Korhan’dır. O esnada uzun bir süredir Korhan’la iletişime girmediğini hatırlar.Annesine evin anahtarını uzatır ve bir telefon görüşmesi yapıp geleceğini söyler.Annesi eve girdikten sonra Korhan’ı geri arar.

—Merhaba kusura bakma yetişemedim açmaya.

—Merhaba önemli değil, nasılsın?

—İyiyim, annem yanıma taşındı. Eşyalarını falan almaya gittim yeni geldik sayılır. Sen nasılsın?

—Aaa sevindim adına. Zaten o koca ev sana fazlaydı.Ben de iyiyim teşekkür ederim.Sesin de durgun geliyor bu arada gerçekten iyi misin?

—Çok komiksin. Evet iyiyim bir sorun yok.

—Şaka bir yana müsait olduğunda kahvemi içmeye gel konuşalım biraz, istersen annen de gelebilir.

—Teşekkür ederiz, yerleşelim önce sonra neden olmasın.

—Tamamdır görüşürüz.

—Görüşürüz.

Mahru telefonu kapattıktan sonra eve doğru yürümeye başlar, içindeki dayanılmaz yalnızlık hissi bu emsalsiz duygu hafiflemiştir sanki. Artık yalnız olmadığını bilerek hayatına devam edeceği için, içi huzurludur. Hafiflemiş bedeni eve adımını atar.

—Beğendin mi anne? ( gülümseyerek)

—Beğenmek ne kelime, bana ev hissiyatını gerçek anlamda yaşattı. Hem evde olmayı hem bu hissiyatı, seni… gerçekten çok özlemişim.

Mahru annesinin gözlerinin dolduğunu gördükten sonra yavaşça annesine yaklaşıp kollarını açar, annesinin çelimsiz bedenini sararken içini aniden bir sinir kaplar. Dünyasındaki belki de en değerli varlığını, annesinin bu hale düşmesine göz göre göre izin verdiği için.Mahru’nun siniri annesiyle sarıldıktan bir süre sonra huzura döner, annesinin küçük omuzlarına düşen göz yaşlarını silmek için geri çekilir.

—Özür dilerim anne…

—Kızım, seni her şeye rağmen herkese rağmen çok seviyorum, ben yaşanan tüm kötü şeyleri bugünden itibaren geride bırakmak ve artık onlara üzülmemek istiyorum. Düşünmek istemiyorum. Bu yüzden lütfen bu benden dilediğin son özür olsun olur mu?

Mahru kafasını yavaşça salladıktan sonra gülümser. Anneliğin ne kadar kıymetli bir şey olduğunu, koşulsuz sevginin şefkatin ne kadar mühim olduğunu bir kere daha hatırlar.

İçeriye aniden Miran’ın girmesiyle Mahru’nun annesi de Miran da şaşırır. Miran ve Mahru’nun annesinin bakışmalarını gören Mahru garipser, çünkü birbirlerine duygu dolu bakıyorlardır. Annesinin ani hareketle Miran’a sarılmasıyla Mahru’nun ağzından sesli bir şekilde çıkan sadece “nasıl yani?” Cümlesi olur…