Bölüm 5- Karanlığın daha derini

Vaveyla Yazarı: Çiğdem Yılmaz

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: Bölüm 5- Karanlığın daha derini

Gece yarısı çoktan geçmişti. Okulun bahçesinde ağır bir sessizlik hâkimdi. Rüzgâr ağaçların yapraklarını hışırdatıyor, uzaklardan gelen köpek havlamaları uğursuz bir fon gibi yankılanıyordu. Elif, Asya, Baran ve Rıfat, gizli odadan çıkmalarına rağmen içlerindeki kasvetten kurtulamamışlardı. Her adımda sanki görünmez bir şey onları takip ediyordu.

Elif kollarını göğsüne sardı, omuzları titriyordu. Gözlerinde hâlâ korkunun gölgesi vardı. “Bunu yapamayacağım,” diye mırıldandı. “Ben buraya okumaya geldim… doktor olacaktım… neden böyle şeylerin içinde olmak zorundayım?”

Baran ona döndü, elini omzuna koydu. “Elif, bak… biliyorum çok ağır oldu ama biz beraberiz. Sen tek başına değilsin.”

Elif gözlerini kaçırdı, dudaklarını ısırdı. İçinde hem minnet hem de utanç vardı. Çünkü korkularının üstesinden gelemediği için kendini zayıf hissediyordu. Asya ise öne doğru yürüyordu. Sert, kararlı ve neredeyse hiç duygusuz görünüyordu. Elindeki defteri sıkıca kavramıştı.

“Asıl mesele senin ne istediğin değil Elif,” dedi Asya, sesi buz gibiydi. “Biz artık bu işin içindeyiz. Eğer gerçeği ortaya çıkarmazsak o ruh sadece bizi değil, bu okulda okumaya devam edecek herkesi avlayacak. Hâlâ anlamıyor musun?”

Elif birden öfkeyle Asya’ya baktı. “Senin için kolay tabii! Hep güçlüymüşsün gibi davranıyorsun. Ama ben… ben korkuyorum, Asya! Her gün korkuyorum!”

Bu sözler sessizliği bıçak gibi kesti. Baran hemen araya girdi. “Tamam, kavga etmeyin. Şu an birbirimize ihtiyacımız var. Eğer birbirimize düşersek… işte o zaman gerçekten kaybederiz.”

Rıfat başını eğmiş, hâlâ kendi içine gömülmüş gibiydi. Ama birden konuştu. Sesi boğuktu. “Siz onun gitmiş olduğunu sanıyorsunuz değil mi? Hayır… o hâlâ burada. Siz sadece hikâyesini hatırlattınız. Onu güçlendirdiniz. Ve şimdi… başka bir şey istiyor.”

Asya kaşlarını çattı. “Başka bir şey mi? Ne demek istiyorsun?”

Rıfat gözlerini kaldırdı. Yüzünde solgun bir ifade vardı. “Onun bedeni burada değil. Siz sadece ruhunu gördünüz. Ama bedeni… okulun daha derinlerinde, kimsenin bilmediği bir yerde saklı. Eğer onu bulup huzura kavuşturmazsak… bu iş bitmez.”

O an havada bir uğultu dolaştı. Duvardaki floresan lambalar bir kez yanıp söndü, sonra tamamen kapandı. Okulun içi zifiri karanlığa gömüldü. Elif bir çığlık attı, Baran el yordamıyla fenerini açtı.

Koridorun sonunda, ince uzun bir gölge belirdi. Yavaş yavaş kıpırdandı. Asya dişlerini sıktı. “Başlıyor…” dedi.

---

Saat ilerledikçe okulun atmosferi daha da boğucu hâle geldi. Duvarlardan su damlıyor, yerler kayganlaşıyordu. Sanki bina nefes alıyordu. Üçü, Rıfat’ın rehberliğinde bodrum katına inen dar merdivenlerden aşağı indiler.

Elif’in ayakları titriyordu, her basamakta sendeleyerek iniyordu. Baran ona destek oluyordu. Asya ise önde ilerliyor, kararlı adımlarla karanlığa meydan okuyordu. Rıfat ise mırıldanıyordu. Anlamsız, eski bir dilde sözcükler söylüyor gibiydi.

Aşağı indiklerinde dar bir koridorla karşılaştılar. Taş duvarlar nemliydi, üzerlerinde küf lekeleri vardı. Koridorun sonu görünmüyordu. Fener ışığı sadece birkaç adım ötesini aydınlatıyordu.

Baran fısıldadı: “Buradan daha önce geçtin mi, Rıfat?”

Rıfat başını salladı. “Hayır… ama burayı duydum. Okulun en eski temelleri buradaymış. Söylenene göre, 1930’larda yapılan ilk bina buranın üzerine inşa edilmiş. Ve bazı şeyler… burada gömülü kalmış.”

Elif’in kalbi hızla atıyordu. “Burası… mezar gibi,” dedi.

Asya ona döndü. “Korkuyorsan geri dön.”

Elif’in gözleri doldu. “Sen neden böyle olmak zorundasın Asya? Hep mi güçlü görünmek istiyorsun? Hiç mi korkmuyorsun?”

Asya bir an durdu. Gözlerinde anlık bir parıltı belirdi. Sonra sessizce, neredeyse duyulmaz bir sesle, “Korkuyorum,” dedi. “Ama korkuma teslim olursam… hepimiz ölürüz.”

Bu sözler Elif’in içine işledi. Dudaklarını ısırdı, gözyaşlarını sildi ve devam etti.

---

Koridorun sonunda paslı bir kapı buldular. Kapının üzerinde eski, kırık bir asma kilit vardı. Baran cebinden küçük bir demir parçası çıkardı. “Şansımıza, babam hurdacı. Böyle şeyleri açmayı biliyorum,” dedi ve kilidi kurcalamaya başladı.

Elif şaşkınlıkla baktı. “Sen… bayağı profesyonel gibi görünüyorsun.”

Baran gülümsedi. “Hırsız değilim merak etme. Ama birkaç numara bilmek kötü değil.”

Tıkırtılar birkaç dakika sürdü. Sonunda kilit düştü, kapı gıcırtıyla açıldı. İçeriden ağır bir koku yayıldı. Çürük, rutubet ve yanık karışımı. Elif burnunu kapattı, kusmamak için kendini zor tuttu.

İçerisi geniş bir odaydı. Tavan alçaktı, duvarlarda eski dolaplar, kırık masalar vardı. Ortada ise eski bir kürsü devrilmişti. Baran feneri dolaştırdı ve bir köşede yığılmış dosyalar gördü. Toz içindeydiler.

Asya hemen oraya koştu, dosyaları açmaya başladı. “Bakın! Bunlar eski öğrenci kayıtları!”

Elif tereddütle yaklaştı. Bir dosyanın kapağında eski bir isim yazıyordu: Kemal Demir.

Elif’in elleri titredi. “Bu o…” dedi. “Cesedin sahibi.”

Asya dosyayı açtı. İçinde sararmış belgeler, fotoğraflar vardı. Kemal’in siyah-beyaz bir fotoğrafı gözlerinin önüne düştü. Gözlerinde canlı bir bakış vardı, gülümsemesi saf ve masumdu.

Elif fotoğrafı eline aldı. “O sadece bir çocuktu…”

Rıfat ağır ağır konuştu. “Onu öldürenler ceza almadı. Çünkü onların aileleri güçlüydü. Müdür sustu, öğretmenler sustu. Ama okul susmadı. Duvarlar hatırladı. Ve şimdi… biz hatırlıyoruz.”

Birden odanın içi buz gibi oldu. Elif’in nefesi buharlaştı. Baran fenerini hızla sağa sola tuttu. Dolapların arasında bir gölge kıpırdadı.

Elif - (çığlık atarak) “Orada biri var!”

Gölge hızla hareket etti, birden odanın ortasında belirdi. Bu kez daha netti. Kemik elleri vardı, yüzü kısmen görünüyordu. Çürümüş dudaklarından boğuk bir fısıltı çıktı:

“Bedenim…”

Asya defteri kaldırdı. “Ne istiyorsun?”

“Bedenim…”

Baran panikle sordu. “Bedenini nerede bulacağız?”

Gölge, duvardaki eski taşlara doğru işaret etti. Taşların arasında ince bir çatlak vardı. Rıfat gözlerini kocaman açtı. “Burada… gömmüşler.”

Asya taşlara doğru ilerledi. Ellerini sürükleyerek taşlardan birini yerinden oynattı. Arkasından karanlık bir boşluk açıldı.

Koku aniden yoğunlaştı. Elif kusmamak için ağzını kapattı. Baran feneri tuttu ve boşluğun içine ışık tuttu.

Orada, yıllardır hiç kıpırdamamış, siyahlaşmış bir iskelet yatıyordu. Üzerinde parçalanmış bir okul forması vardı.

Elif dizlerinin bağı çözüldü, yere çöktü. Gözlerinden yaşlar aktı. “Gerçekmiş…” diye fısıldadı. “Hepsi… gerçekmiş.”

Gölge, iskeletin üzerine çöktü. O an Elif’in kulaklarında bir ses yankılandı: “Artık hatırlıyorsunuz.”

Asya derin bir nefes aldı. “Onu buradan çıkarmalıyız. Onu hak ettiği şekilde gömmeliyiz.”

Rıfat başını salladı. “Ama dikkat edin… onu çıkarırsanız okulun sessizliği bozulur. Lanet… daha da güçlenebilir.”

Elif gözyaşlarını sildi, gözlerinde beklenmedik bir kararlılık belirdi. “Ona borçluyuz. Huzuru hak ediyor.”

Baran da onayladı. “Doğru söylüyor. Yıllardır burada unutulmuş. En azından biz onu unutmayacağız.”

Asya taşları çekmeye başladı. Baran yardım etti. Elif de titreyen elleriyle katkıda bulundu. Taşlar birer birer açıldıkça iskelet daha net göründü.

Birden, bütün okuldan gelen uğultulu bir çığlık duyuldu. Tüm bina sarsıldı. Duvarlardan tozlar dökülmeye başladı. Elif kulaklarını kapadı.

Rıfat bağırdı: “Durun! Onu uyandırıyorsunuz!”

Ama çok geçti. Gölge, iskeletin üzerine çöktü. Odada karanlık bir enerji dolaşmaya başladı. Fenerin ışığı titredi, neredeyse sönüyordu.

Elif gözlerini kapattı. Asya haykırdı: “Dayanın! Sonuna kadar gideceğiz!”

Ve o an, gölgeyle birlikte bütün okul inledi
Okulun temelleri inliyordu. Sanki yüzlerce ses aynı anda bağırıyordu. Toz bulutları arasında nefes almak imkânsız hâle geldi. Elif öksürerek geri çekildi. Baran onu kolundan tuttu, “Sakın bayılma, şimdi değil!” diye bağırdı.

Asya ise hâlâ taşları sökmeye devam ediyordu. Elleri kanamıştı ama umursamıyordu. Yüzünde öyle bir kararlılık vardı ki, Elif bile onun bu kadar gözü kara olabileceğini ilk kez görüyordu.

Sonunda iskelet tamamen ortaya çıktı. Kuru kafası, boş göz çukurlarıyla onları izliyor gibiydi. Elif’in boğazı düğümlendi. Tanrım, bu bir insan… bir zamanlar yaşayan, gülen bir çocuk…

Gölge bir an kayboldu, sonra iskeletin hemen yanında yeniden belirdi. Sesi boğuk ama anlaşılırdı.
Gölge – “Huzur… verin bana…”

Rıfat dizlerinin üzerine çöktü, başını elleriyle kapattı. “Hayır… hayır… bu bir hata… bu yapılmamalı…”

Asya – “Sus Rıfat! Sen sadece korkuyorsun. Ama biz korkumuzu yenmezsek, bu iş bitmez!”

Elif – (titreyerek) “Peki ama nasıl? Ona huzuru nasıl vereceğiz?”

Birden dosyalardan bir parça düştü. Sararmış kâğıt, yere çarptığında köşesi kırıldı. Baran eğilip aldı. Üzerinde eski bir yazı vardı. Zorlukla okudu:

“Kim bu çocuğu gömerse… onu anarak gömsün. Aksi takdirde lanet sürer.”

Baran kâğıdı Asya’ya verdi. Asya gözlerini kısmıştı. “Demek ki… bir tören yapmamız gerekiyor. Bir nevi anma.”

Elif’in kalbi hızla atmaya başladı. “Ben… yapabilirim. Duaları biliyorum.”

Asya başını salladı. “Öyleyse sen okuyacaksın. Biz de yardımcı olacağız.”

Baran ve Asya iskeleti taşların arasından dikkatlice çıkardılar. Kemikler kırılacakmış gibi çıtırdıyordu. Elif gözlerini kapatmak istedi ama kendini zorladı. Gözyaşlarının arasından iskelete bakarak mırıldanmaya başladı.

Elif – “Allah’ım… ruhunu huzura kavuştur. Onun günahlarını bağışla, acılarını dindir. Onu… ışığına kabul et.”

Sesi titriyordu ama her kelimede güçleniyordu. Baran ve Asya da ona eşlik ettiler, kendi dualarını fısıldadılar.

Birden gölge geri çekildi. Yavaş yavaş solmaya başladı. Çürümüş yüzünde anlık bir gülümseme belirdi. “Teşekkür ederim…” diye fısıldadı.

Ardından gözden kayboldu. Odanın içindeki karanlık dağıldı. Hava biraz olsun hafifledi.

Elif dizlerinin üzerine çöktü, hıçkıra hıçkıra ağladı. Baran hemen yanına geldi, sırtını sıvazladı. “Başardın Elif… sen başardın.”

Asya derin bir nefes aldı. “Hayır… bu sadece başlangıç. Biz bir sırrı çözdük, ama okulun derinlerinde daha fazlası var.”

O sırada Rıfat hâlâ titriyordu. Başını kaldırdı, gözlerinde dehşet vardı. “Siz ne yaptığınızın farkında değilsiniz! Ruhunu özgür bırakmadınız… onu uyandırdınız!”

Hepsi bir anda Rıfat’a döndü. Elif’in kalbi sıkıştı. “Ne demek istiyorsun?”

Rıfat boğuk bir kahkaha attı. Yavaş yavaş ayağa kalktı. “Kemal’in ruhu özgürleşti evet… ama aynı zamanda… okulun en derininde mühürlenen şeyi de uyandırdınız.”

O an yer sallandı. Duvarlardan büyük çatlaklar geçti. Tavandan taş parçaları düştü. Elif çığlık attı, Baran kollarıyla onu korudu.

Koridorun derinliklerinden uğultulu bir ses geldi. İnsan sesine benzemeyen, çok daha karanlık, boğuk bir iniltiydi.

Ses – “Sonunda…”

Elif’in kalbi duracak gibi oldu. “O da neydi?”

Asya fenerini koridora çevirdi ama ışık anında söndü. Karanlık onları yuttu.

---

Dakikalarca kaos sürdü. Toz, çığlık, uğultu birbirine karıştı. Sonunda bina sakinleştiğinde, grup kendini odanın dışında buldu. Taş kapı ardında kapanmıştı.

Asya dişlerini sıktı. “Bu iş burada bitmeyecek. Daha derine inmek zorundayız.”

Baran başını iki yana salladı. “Asya, sen delirdin mi? Az önce neredeyse ölüyorduk! Daha derini mi?!”

Asya gözlerini ona dikti. “Eğer bu işi yarım bırakırsak, o şey bizi bulacak. Nerede olursak olalım. Evimizde, sokakta, rüyamızda…”

Elif’in gözleri kocaman açıldı. “Yani… kurtuluş yok mu?”

Rıfat kahkaha attı. Ama bu kahkahada bir şeyler garipti. İçinde öfke, kin ve… bir tür başka bir ses vardı. “Kurtuluş yok. Siz sadece daha büyük bir kapıyı açtınız. O kapının ardında… ben bile görmeye cesaret edemedim.”

Asya gözlerini kıstı. “Sen… bize yalan mı söyledin, Rıfat?”

Rıfat’ın yüzü karanlıkta gölgelerle kaplanmış gibiydi. Gözleri anlık olarak siyaha büründü. Elif irkildi. “Tanrım… senin içinde… o var!”

Rıfat’ın sesi değişti. Daha kalın, boğuk ve yankılı çıktı.
Rıfat/Diğer Ses – “Ben… uykudaydım. Siz… beni uyandırdınız.”

Asya hızla Elif’in önüne geçti. “Elif, geri çekil!”

Baran cebinden cebinde taşıdığı küçük demiri çıkardı, sanki silahmış gibi savurdu. “Yaklaşma bize!”

Ama Rıfat’ın vücudu kıvrıldı, kemikleri çıtırdadı. Sanki insan formundan çıkıyor gibiydi. Gözleri tamamen siyah oldu, ağzı normalden çok daha fazla açıldı.

Elif korkudan çığlık attı. “O bizim arkadaşımız değil artık!”

Asya dişlerini sıktı. “O zaman savaşmamız gerekecek.”

---

Bodrum katı bir anda savaş alanına döndü. Rıfat’ın bedeninden çıkan gölge kolları, Baran ve Asya’ya saldırdı. Baran son anda yuvarlanarak kaçtı. Asya cebindeki küçük bıçağı çıkardı, gölgeye saplamaya çalıştı.

Ama bıçak gövdesinden geçip gitti. Gölge kahkaha attı.
Rıfat/Gölge – “Beni kesemezsiniz… çünkü ben sizin korkularınızım.”

Elif titreyerek geri geri çekildi. Ama sonra, yerdeki defteri fark etti. Kemal’in defteri. İçinde yazılı olanları hatırladı: “Korkuya boyun eğmeyin. Onu adını söyleyerek bastırabilirsiniz.”

Elif’in gözleri ışıldadı. Ayağa kalktı. “Adını söylemeliyiz! Kim olduğunu söylemeliyiz!”

Asya şaşkınlıkla ona baktı. “Ne?”

Elif defteri açtı, içindeki satırları yüksek sesle okudu:
“Adın karanlığa yazılmış olsa da, biz seni unutmuyoruz: Kemal Demir.”

O an gölge geri çekildi, çığlık attı. Rıfat’ın bedeni titredi. Siyah duman gibi bir şey vücudundan çıktı. Rıfat yere yığıldı.

Oda sessizleşti. Sadece Elif’in nefesleri duyuluyordu.

Baran şaşkınlıkla ona baktı. “Sen… yaptın.”

Elif gözlerinden yaşlar süzülürken fısıldadı. “Ben yapmadım. O… bize yardım etti.”

---

Sabaha karşı okulun bahçesine çıktılar. Gökyüzü griydi, güneş doğmak üzereydi. Kuşlar bile susmuş gibiydi. Üçü, yorgun argın çimenlerin üzerine oturdu. Rıfat hâlâ baygındı.

Asya sessizliği bozdu. “Bununla bitmeyecek. Daha derinlerde başka şeyler var. Kemal sadece ilk adımdı.”

Baran başını iki yana salladı. “Asya, ben yoruldum. Artık korkudan yaşlanacağım. İnsan normal hayatına dönmek ister, biliyor musun?”

Elif gözlerini yere dikti. “Normal hayatımız yok artık.”

Asya gözlerini gökyüzüne çevirdi. “Doğru söylüyor. Normalimiz… bu olacak.”

Rüzgâr ağaçların arasında uğuldadı. Uzaklardan yine o uğursuz köpek havlamaları duyuldu.

Ve hepsi biliyordu: Asıl kabus yeni başlıyordu

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

3okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18