3. bölüm / 5
Bridge To Terabithia | Another UniverseDoğruluk mu Cesaretlik mi?
Bölümler 5Şu an: Doğruluk mu Cesaretlik mi?
"Ne!", "Nereye gittiler?"
"Jessica Teyzen'i ziyarete gittiler"
"Beni unuttular mı yoksa?"
Leslie kıkırdadı, "Hayır şapşal, ben ısrar ettim, sadece seninle biraz zaman geçirmek için seni götürmemelerini istedim"
Evde tek başımıza kaldık ah kafam yine cinselliğe gitti, bunu Leslie'yi düşünerek yapmak güzel ama bir yandanda utanç verici, Leslie yanımda olmasa kendime tokat atıcaktım ama durdum
"Ne yani, bana bakıcılık mı yapıcaksın?"
"Öyle gözüküyor Jess", "Hadi simdi kahvaltı hazırlamamız gerekiyor"
"Tamam sen in ben geliyorum"
"Hayır, beraber inicez"
"Olmaz sen önden git"
"Asla!"
Utanmaya ve kızarmaya başladım, "Leslie söylemek zorunda bırakma ben arkadan gelicem dedim"
"Bende burda beklerim" ellerini göğsünde birleştirdi
"Leslie altımda sadece iç çamaşırım var"
Leslie şaşırmıştı ve pembe yanakları kızarıyordu,
"Eee... çıkıcak mısın? Yoksa battaniyemi kaldırayım mı?"
"Tamam, tamam dur çıkıyorum"
"Kapıyı ört ama"
"Peki"
Yavaşça odadan çıktı ve kapıyı örttü, lütfen kızmayın dün gece çok sıcaktı, hem nerden bileyim sabah gözümü açtığımda Leslie ile karşılaşacağımı, battaniyemi üzerime örttüm ve elbise dolabından kıyafetlerimi aldım ve banyoya doğru gittim, elimi, yüzümü yıkadıktan sonra dişlerimi fırçaladım ve aşağı Leslie'nin yanına indim mutfak dolaplarında birşey arıyordu
"Ah Jess tam zamanında, Nesquik ve süt nerede?"
"Sondan 2. Dolapta, dur bi dakika bunları sevdiğimi nerden biliyosun?"
"Eee... şeyy"
"Leslie günlüğü mü mü okudun yoksa?"
"Hayır, yani evet, sadece merak ettim"
"Kaçıncı sayfaya kadar okudun"
"Sadece ilk sayfayı yemin ederim"
Derin bi iç çektim, çünkü ilk sayfada Leslie ile ilgili hiçbirşey yoktu
"Bu yaptığın, Özel Hayatın Gizliliği Kanununa aykırı Kraliçem"
"Ama Kral ve Kraliçe arasında saklı birşey olmaz Kralım"
"Maden öyle Kraliçem, yemekten sonra senin günlüğünü okuyabilirim, nede olsa aramızda saklı birşey olmaz değil mi?"
"NE HAYIR!, bazen istisnalar olabilir"
"Benim günlüğümü okurken bu istisna neden yoktu"
"Özür dilerim Jess, sadece merak ettim"
O kadar masum ki ona kızamıyorum bile
"Tamam, sorun değil, ama birdaha yapmak yok, şimdi şu yemeği hazırlayalım, yoksa açlıktan seni yicem"
Leslie'ye baktığımda kızarmış ve sırıtıyordu
"Merak etme, Seni yemicem" Leslie daha da kızardı ve kıkırdadı, yemeklerimizi hazırladık ve salonda ki uzun kanepede yan yana oturup, The Universe programı seyrederek Nesquik'imizi yedik, program çok güzeldi, Leslie böyle şeyleri nadiren izliyordu, onun şaşkın bakışlarını gördükçe mutlu oluyordum. Leslie'nin tabağını ve benimkini alıp mutfağa doğru gidiyordum
"Jess nereye?"
"Bulaşıkları yıkicam"
"Dur ben kendiminkini yıkarım"
"Hayır, sen benim misafirimsin sana bulaşık yıkatacağımı düşünüyorsan çok beklersin"
Leslie durdu ve içten bir sırıtışla karşılık verdi, "Teşekkürler Jess"
İçten bir sırıtışıyla mutfağa doğru gittim, 5 dakika sonra bulaşıklar bitti ve salona doğru gittim, beni fark etmedi telefonunda birisiyle mesajlaşıyordu, arkasından korkutmak istedim, yakına vardığımda istemsizce mesajlarını okudum, Bethany ile mesajlaşıyordu, kimden bahsettiklerini göremedim, ama Leslie'nin yazdığı son şey, "Onu çok seviyorum" doğrusu çok şaşırdım biraz daha bekleyip kimden bahsettiği görmek istedim, ama bir anda arkasını döndü
"JESS, NE YAPIYORSUN?"
"Özür dilerim sadece korkutmak istedim, ama mesajlarını görünce durdum"
"Jess, ne kadarını gördün?"
"En son attığın mesajı sadece"
Derin bir iç çekti, "kim o?" Dedim
"Kimden bahsediyoruz?"
"Onu çok seviyorum yazdın, kime dedin bunu?"
"Ş-şey Jess... ben, yapamam"
"Neyi?"
"Korkuyorum... sana söyleyemem"
"Benden mi korkuyorsun?"
"Senden değil olacaklardan korkuyorum"
"Tim değil mi?"
"Tim kim?"
"Bilmemezlikten gelme, Tim Dwesth"
"Ona ne olmuş?"
"Onu seviyorsun değil mi?"
"Ne hayır tabikide, onunla konuşmuyorum bile, kim uydurdu bunu?"
"Lily... yani onu sevmiyorsun?"
"Lily mi?, Jess ciddi misin onun dediğine mi inandın?, aramızı bozmak için uydurmuş, onu sevmiyorum!"
Gözlerim doldu ama kendimi tutum, "Özür dilerim Leslie, sadece endişeleniyorum"
"Ah Jess merak etme seni asla bırakmıcam"
Leslie hızlı ve içten bi kucaklama verdi bende karşılık verdim, birbirimize baktık ve sırıttık, kanepeye çöktük ve televizyon programına devam ettik, saat 2 ye yaklaşıyordu, Leslie bana baktı ve
"Jess, biryerlere gidelim sıkıldım"
"Ee... peki nereyi istersin?"
"Bi düşünelim", elime telefonumu aldım ve google maps'e girdim, evimizin olduğu yere baktım, yukarı doğru kaydırdım ve Terabithia dan 9 km kuzeyde küçük bir göl buldum
"Hey Leslie baksana, burda bir göl var, biraz serinlemeye ne dersin?"
"Sen ciddi misin" başımı salladım "çok iyi olur Jess"
"Ama 9 kilometre yukarda"
"Sorun değil, ben eve gidip eşyalarımı alıcam"
Kapıya kadar eşlik ettim, son kez gözüne baktım ve koşarak eve gitti, bende hızlıca çantama, mayomu, sularımı ve diğer eşyaları aldım, ailem akşam üstü eve gelicekti, bu yüzden rahatlayabilirdim, anahtarı saksının altına koydum ve kapıdan çıkıp ayakkabılarımı giydim toprak yolda beni bekleyen Leslie'yle karşılaştım
"Hazır mısın?"
"Hazırım, ya sen?"
"Hiç olmadığım kadar", "3 değince"
"1"
"2"
"3"
Ve fırladım Leslie ile eşit gidiyordum, Terabithia'a ayrılan yoldan düz gitmeye karar verdik çok geçmeden ikimizde sıcaktan bayılacaktık, uzun bi ağacın altında Leslie ile oturup sularımızı yudumluyorduk
"Mayonu almışsındır umarım seninle paylaşamam" dedim
Leslie üstünde ki ince gömleğin düğmelerini açıyordu, hızla başka yöne baktım, Leslie'nin güldüğünü duyabiliyordum
"Jess, merak etme sadece mayomu göstericektim"
"Ah bunu neden baştan söylemedin"
İkizmde güldük ve yolumuza devam ettik, saat 3 buçuğa geliyordu, ikimizde koşmaktan başımız dönmüştü, Leslie'ye baktığımda bana sırıtıyordu, onun gülüşü beni tekrar canlandırıyordu, en sonuna göle geldik, en derin yeri boyumuzu geçmiyordu ve suyun dibi gözüküyordu, güneş yatay gelmeye başlamıştı ağaçlar güneşin çoğunu kapatıyordu, Leslie'ye baktım gözleri kocaman bir şekilde bana bakıyordu
"Başardık Jess"
"Evet Leslie başardık"
"Jess bak şu taştan atlayabilir misin?"
Taş kusursuzdu ve tam yerine göre ayarlanmış gibiydi
"Tabikide atlarım"
"Eee... ne duruyoruz hadi biraz ıslanalım"
Leslie gömleğini çıkardı sonrada altında ki ince eşofmanı çıkardı, bende üstümde ki kıyafetleri çıkardım, ve siyah mayom dışında her yerim dışarıdaydı yüzüm iyice kızarmıştı, Leslie'nin de farkı yoktu iki parçadan oluşan mavi renkte beyaz çizgili, sütyen ve mayodan oluşan iki parça giyiyordu, onu öyle görünce istemsizce alt dudağımı ısırdım,
"Jess, hadi girelim"
"Ah evet önden buyurmaz mısınız?"
"Peki öyle olsun", hızla koştu ve taştan suya atladı, sanki kalbim durmuştu, dejavu yaşıyor gibi hissettim, Leslie'nin sudan çıkmasını beklerken nefes alamadım, en sonunda kafasını sudan dışarı çıkardı ve saçını sağ, sola salladı o kadar seksi ve ateşliydi ki... Gerçekten bu düşünceler kafamın içinden çıkmıyordu, kabul ediyorum Leslie ile cinsel şeyler düşünüyorum, bu çok utanç verici olmaya başladı, gözlerim dalmıştı ve Leslie'nin bana seslendiğini duydum
"Jess, Jess hadi gel"
"Geliyorum Kraliçem, kenara çekil"
Hızla taştan zıplayıp suya atladım, suda dalga oluşmuştu, Leslie ile birbirimize su atıyor, suyun altından karnımızı gıdıklıyorduk, sudan çıkmadan önce son kez Leslie'nin karnını gıdıklamak istedim ama geldiğimi fark etti hızla arkasını döndü ve yanlışlıkla sağ göğsünü tuttum, Leslie ile dudaklarımızın arasında birkaç santim vardı o an onu öpmek istedim... elime baktığımda nerde olduğunu fark ettim, hızla kendimi geri çektim, yüzüm 3 odalı bir evi ısıtıcak kadar kızarmıştı, Leslie'nin de farkı yoktu.
"Leslie, özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim, istemeden oldu" yüzüne dahi bakamıyordum, Leslie omzumdan tutup,
"Hayır Jess, önemli değil bunu bilerek yapmadığını biliyorum"
"Ama kendimi çok kötü hissediyorum"
"Böyle düşünme, kendine bir sor bakalım, bunu isteyerek yaparmıydın?"
Kendimi daha da suçlu hissettim, isteyerek yapabilirdim, ama o benim en yakın arkadaşım ona bunu yapamam, kısa bir sessizliğin ardından,
"Hadi Jess eve gidelim artık"
Başımı tamam mânasına salladım, eşyalarımızı topladık, saat 5 e geliyordu, eve varana kadar çok konuşmadık, hâla üstümde suçluluk hissediyordum, Leslie durumumu anladı,
"Jess hâla kendini suçlu mu hissediyorsun?"
Bir süre sessiz kaldım, "Sana bunu yaptığıma hâla inanamıyorum Leslie, kendimi kontrol edemedim"
"Hayır Jess, bunu bilerek yapmadın, hem sütyenime dokundun başka yere değil"
Daha da kızardım, "Sütyenine dokunmam sorun değil mi yani?"
Leslie'nin yüzü kızarmaya başladı, "H-hayır, yani evet... bunu kastetmemiştim"
Kahkaha atmaya başladım, Leslie de daha fazla tutamadı ve gülmeye başladı.
Eve varana kadar karşılıklı güldük, verandaya çıktığımda saksının altından anahtarı aldım kapıyı açtım, Leslie çantasını soldaki askılığa astı bende yukarı kata çıkıp çantamı koydum, havlumu ve kıyafetlerimi alıp hızla banyoya doğru gittim, Leslie'ye haber etmeyi unuttum göğsünü ellerimde hissettiğim an aklımdan çıkmıyor bana işkence ediyordu, banyoya doğru gittiğimi fark etmedim, kapıyı hızla açtım.
Leslie yerinden sıçrayacak kadar korkmuştu, "JESS, YAVAŞ OL, ICERDE BIRILERI OLABILIR!"
"Ö-Özür dilerim, özür dilerim, Leslie burda olduğunu bilmiyordum"
Ne kadar utandığımı bir ben, birde Tanrı bilir, neyseki üstünde havlu vardı, kafamı hemen başka tarafa çevirdim, kapıyı hızla kapıyıp odama gittim, yatağımın üstüne oturdum. Kalbim hâla deli gibi çarpıyordu
"Salak Jess, salak Jess, insan bir kapıyı tıklatır değil mi?"
20 dakika sonra Leslie çıktı ama karşısına çıkacak yüzüm yoktu, Leslie Kapıyı tıklattı
"Jess, gelebilir miyim?"
"Evet, elbette"
Kapıyı yavaşça açtı, ilk önce ıslak kafası sonrada diğer vücudu çıktı, bu sefer yanında yedek kıyafet getirmişti, usulca yanıma oturdu
"Jess, iyi misin?"
"Bilmiyorum Leslie, bugün sana yaptığım şeyin 2. siydi bu"
"Jess üstümde havlu vardı"
"Biliyorum ama kapıyı tıklatmam gerekiyordu"
"Bunu bu kadar dert etme, sen banyoya girince bende sana aynısını yaparım ödeşmiş oluruz"
Bu kız beni her durumda güldürürdü, bu nasıl bir büyü böyle?, "Ne hayır öyle bir şey yapma!"
Leslie gülmeye başladı bende kendimi tutamadım ikimizde gülmeye başladık, onun yanındayken gülmemek elde değildi, o gülerken inci gibi dişleri masumca dışarı bakıyordu. Ve kısılan gözleri mavi, yeşil gözleri beni büyülüyordu, gülmemiz biraz hafifledi, "Bunu nasıl yapıyorsun?"
"Neyi yapıyorum?"
"Her durumda beni güldürmeyi nasıl başarıyorsun?"
Leslie güzel suratıyla sırıttı, göz bebekleri dipsiz bir çukurdu ve bende onun içinde kaybolan bir çocuktum, duygularını açıklamaya korkan, en yakın arkadaşının göğsünü tutacak kadar pislik, salak bir çocuğun tekiyim!
"Bilemem Jess, bu senin düşündüğün ve kalbin ile alakalı"
Dur ne kalbin mi?, olamaz yoksa onu sevdiğimi anladı mı? Yok be hayır, anlamış olamaz, anlamış olsaydı çoktan arkadaşlığımız bitmişti, yada anladı ve benim gibi aptal çocuğu üzmemek için rol yapıyordu, geceleri kafamı yastığa koyduğumda düşünceler beynimi ele geçiriyordu, benim gibi 5 kuruş parası olmayan ve dersleri bile iyi olmayan birisini neden sevsinki, o zengin ve güzel bir kız. Leslie elini yüzümün etrafında el salladığını ve adımı söylediğini duydum, hızla ona baktım, kıkırdıyordu.
"Jess neye daldın böyle?, sanki dipsiz bir çukurda gibisin"
Aklımı okudu!, bu bir cadı!
"Hayır sadece..."
"Sadece ne Jess?"
"Bilmiyorum Leslie kafam çok karışık"
Leslie, anlayışlı bir şekilde sırıttı, "Jess, bu gece bizimkileri çağıralım mı?, yani bizim evde küçük bir parti yapabiliriz, ne de olsa artık okul bitti, biraz eğlenelim"
"Bizimkiler derken?"
"Ya işte, Bethany, Oscar, Olric, Sen ve ben"
"Amaya ne olcak peki?"
Leslie'nin yüzü bir anda düştü, kin dolu bir bakış attı. "Amaya mı?, onu neden çağıralım ki?"
"Olric sana söylemedi mi?"
Leslie telaşlı bir şekilde cevap verdi, "Neyi?"
"Olric, Amaya'yı seviyor!"
Leslie eli ile hızla ağzını kapadı, "Gerçekten mi?"
Sırıtarak cevap verdim, "Evet!"
"Amaya ona resmen aşık!"
"Evet bunu bugün kü mesajlaşmalarınızdan biliyorum"
Leslie sırıtan yüzü bir anda korku ile kapıldı, "N-n-ne, bana okumadığını söylemiştin"
"Leslie herşeyi biliyorum, saklanama gerek yok!" Tabikide bilmiyordum sadece onun korkmuş suratını görmek için uydurdum.
Leslie, benim kızmadığımı görünce rahatladı, gözleri ışıldıyordu, öne doğru hafifçe eğildi, "Eee... ne düşünüyorsun?"
"Bence duş almayım"
"Dur ne ciddi misin?, ne düşündüğünü söylemicek misin?"
Artık kendimi daha fazla tutamazdım devam etmek istedim ama gülmemek için bastırdığım dudaklarım bir anda patladı ve gülmeye başladım
Leslie'nin gözleri dolmaya başladı, "Jess bu kadar komik olan ne?"
"Komik olan şey hiçbirşey bilmemem ve senin korkmuş suratın"
Leslie derin bi iç çekti ve dirseğinde topladığı tüm gücünü böreğime vurmak için kullandı, ben kıvranırken Leslie tebessüm bile etmedi, bu onu nasıl bu kadar sinirlendirmişti anlamıyorum.
"Leslie seni bu kadar kızdıracak ne yaptım?"
"Sana bir sonraki vuruşumun omzuna olmayacağı söylemiştim"
"Ahgğk Leslie, dersimi aldım ve ne kadar sözü yerinde bir insan olduğunu tekrar hatırlattığın için teşekkürler"
Leslie o ciddi tavrından kurtularak sonunda tebessüm etti, "Tamam bu kadar korku yeter, şimdi çık git banyonu yap bende bizimkileri akşam ki parti için çağırayım"
Hâlâ sol böbreğimi tutuyordum zar zor konuştum, "Nasıl isterseniz Kraliçem, izninizle kıyafetlerimi alabilir miyim"
"Izin verildi asker"
Asker mi?, ben ona Kraliçem diyorum o bana asker diyor, çok aşağılayıcı, "asker mi?, Terabithia'nın Kralı olduğumu sanıyordum"
"Peki Kral Jess, izin verildi şimdi git banyoya!"
Doğruldum, böbreğimin sancısı ile gardırobuma yürüdüm, birkaç kıyafet seçtikten sonra Leslie'nin mavi, yeşil gözleri ile iki eli arkasında yaslanıyordu
"Yine ne oldu?" Dedim
"Hiçbirşey" Leslie hızla doğruldu ve dışarı doğru baktı, sırıttığını fark edebiliyordum, yanına doğru emin adımlarla yaklaştım, sağ elimi omzuna koydum, döndü ve bana baktı. Hâlâ sırıtıyordu,
"Sırıtmanız bittiyse Kraliçem, bizimkileri aramaya başlayın"
Leslie'nin pembe yanaklarının hızla kızardığını hissettim, göz teması kurmuyordu, "Ah doğru hemen arıyorum"
Hızla kapıya doğru gitti arkasına bile bakmadı, sadece arkasından sallanan saçlarına bakarak öylece durdum, merdivenlerden aşağı indiğinde hızla kendime geldim ve elimden düşen kısa kollu mavi kıyafetime uzanıp aldım, yavaş adımlarla ve kafamdaki "acaba seviyor mu?" Düşünceleri ile banyoya doğru gittim.
♤♤♤
15 dakika sonra Leslie'nin güzel gözlerine bakmak için merdivenlerden aşağı indim, elimde küçük saç havlusu ile saçımı kuruluyordum, kanepeye doğru baktım ama kimse yoktu sonra sol tarafa dönüp, kapıdan içeri girdiğimde Leslie'ye baktım, portakal suyu sıkıyordu, her yeri portakal suyu olmuştu, yanaklarından aşağı portakal suyu akıyordu, omzu ile onları silip bir yandan da portakal suyu sıkıyordu, geldiğimi fark etmedi, kapıdan içeri yavaşça girdim ve sağ doğru gittim, eli ile sıktığı için çok fazla ses çıkıyordu, beni göremeyeceği şekilde arkasına geçtim. Yavaş adımlarla ona doğru yaklaştım, ama bir anda hareket etmeye başladı. Korku ile geri çekildim iki eli göğüs hizasında suyu damlatmamaya çalışarak merdivenlere doğru ilerliyordu,
"JESS, JESS NEREDE KALDIN?"
Bir süre sessiz kalıp cevap gelmesini bekledi ama cevap gelmeyince, geri döndü, ben de onun yaptığı meyve suyundan bir yudum aldım. Leslie beni fark ettiğinde neredeyse çığlık atıcaktı.
"Jess, nasıl geldin buraya?"
"Kendini o kadar kaptırmıştın ki beni fark etmedin", ikimizde sırıttık konuşmaya devam ettim, "Sanırım elinin tadı portakala sinmiş, çok lezzetli!"
Leslie utanarak sırıttı, "Beğenmene sevindim"
İçten bir sırıtışla portakal suyu sıkmaya döndük, bir bardak sıkmıştı, ikinciyi sıkmasına yardım ettim. Leslie elindeki portakal suyu ile alnımı ve yanaklarımı yapış, yapış etti, biraz itiraz ettim ama onun sevimli suratını görünce, herşeyi unuttum ve gülmeye başladık.
Portakal sularımızı, odamdayken yudumluyorduk, Leslie yatağımın üstündeydi bende masamın sandalyesine oturuyordum, havadan sudan konuşuyorduk, o konuşurken bazen ne dediğini bile bilmiyordum, gözleri camdan gelen gün batımı ışığı ile parlıyordu, sırıttığımı fark etmedim,
"Jess, neye sırıtıyorsun, yüzümde birşey mi var?"
"Ne... hayır, sadece..."
"Sadece ne Jess?"
"Sadece gözlerin çok güzel!" DUR NE!, bunu istemeden yaptım, ağzımdan kaçmıştı, gözleri beni büyülüyordu, gerçekten büyülüyordu, Leslie'nin yüzü kızardı, yere bakarak sırıtıyordu,
"Senin de öyle Jess"
Şaşırdım, benim gibi fakir ve aptal birisinin gözleri nasıl güzel olabilirdi ve bunu diyen güzellik kraliçesi Leslie'ydi
İkimizde aniden açılan kapıdan irkildik.
"Siz iki aşk kuşları ne yapıyorsunuz?" Evet doğru tahmin ettiniz bu, May'di
"May, sana kaç kere kapıyı çalmanı söyledim!"
May, hızla aşağı kaçtı, Leslie, kızarmış yanakları ile yere bakıyordu, utandığı çok belliydi, "May için üzgünüm Leslie"
"Sorun değil Jess, o bir çocuk"
Sorun değil mi?, yani rahatsız olmamış mıydı?, birbirimize olan bakışlarımız Leslie'nin evine doğru gitmesi gerektiğini haber etmesiyle bitti. Leslie'yi evine kadar bıraktım, döndüğümde herkes bana bakıyordu, May, kulaktan, kulağa sırıtıyordu
Annem, "Jess, Leslie, ile iyi vakit geçirdin mi?"
"E-evet", biraz şüphelendim, "Bunu bu kadar merak etme sebebinizi öğrenebilir miyim?"
Babam ve annem endişeli bakışlarla birbirlerine baktılar, birkaç saniye sonra annem bana tekrar döndü, "Sadece merak ettik Jess"
"Emin misiniz?"
"Elbette Jess"
Birşeyler saklıyordu ama zorlamadım merdivenlere dönen kapıdan çıktığımda onları dinlemek için durdum.
Annem, "Ucuz atlattık Jack"
Babam, "Gerçekten öyle, Jess bunu öğrense ne tepki verir çok merak ediyorum"
Hızla kapıdan içeri girdim, "işte yakaladım sizi birşey sakladığınızı biliyordum"
Annem bir eliyle kalbini tuttu, "Jess bizi mi dinliyodun sen?"
"E-evet ama... konuyu değiştirmeye çalışıyorsun, ne saklıyorsunuz?"
Annem, babama korku dolu bakışıyla baktı, "Jess, bunu öğrenmesen daha iyi olur"
"Ne?, ne demek bu şimdi?"
"Sadece hazır değilsin Jess"
"Neye hazır değilim?"
Babam kanepeden doğruldu ve yanıma yavaş adımlarla düz bir ifadeyle baktı, "Jess, bugünlük bu kadar soru yeter"
"Ama baba..."
"Bu konuyu bir daha açmicaksın, tamam mı?"
İstemesemde başımı salladım, yavaş adımlarla odama doğru çıktım, "harika onlar da benden bir şeyler saklıyorlar, tıpkı en yakın arkadaşlarım gibi"
♤♤♤
Akşam yemeğinde sadece, May, arkadaşı Thomas'dan bahsediyordu galiba ondan hoşlanıyor... ve metalin, porsellende çıkardığı ses rutubet ve derin sessizlik getiriyordu. Yemekten sonra Leslie'nin evinde ki partiye gitmek için üstüme rahat birşeyler giydim, ailemden izin aldıktan sonra Leslie'nin evine doğru hızlı adımlarla gittim. Kapıyı Leslie açtı.
"Hoşgeldin Jess"
Içten bir sırıtışla devam ettim, "Diğerleri geldimi?"
"Ah hayır, 20 dakika içinde geleceklerini söylediler"
"Peki, onları burda mı bekliyim, yoksa içeri geçelim mi?"
Leslie utanarak sırıttı, "Ah özür dilerim, içeri buyur"
Ayakkabılarımı çıkardıktan sonra Bay ve Bayan Burke'e selam verdim ve Leslie'nin odasına doğru merdivenlerden çıktık, aslında alt katta güzel bir odaları vardı, ama Leslie kendi odasında oynamayı tercih etti.
"Jess kendi evindeymiş gibi takıl"
"Peki Kraliçem, bu gece için ne planların var?"
"Hmm... söylersen sıkıcı olur, en iyisi kendin görmen"
"Nasıl isterseniz"
Odası gökyüzü mavisi rengine boyanmıştı, uzun ve büyük rafta okuduğu ve okuyacağı kitaplar vardı, masasının hemen yanında küçük çekmeceli mini bir dolap. Büyülü canavarlardan, ejderhalara. Şövalyelerden, Orta Cağın en ıssız dibine kadar karikatürler vardı. Pencereden bakınca odamın penceresi gayet net gözüküyor, bir de kış aylarında ağaçlarda yaprak olmadığı için tamamen gözüküyor.
"Eee... odam nasıl?, zaten önceden görmüştün ama yine bi fikrini alayım"
"Güzel, ama benim odam daha güzel!"
"Bu bir meydan okuma mı?"
"Aynen öyle Kraliçem"
Leslie'ye neden Kraliçem dediğimi merak ediyorsunuzdur, herşey 6. Sınıfta Leslie'nin bana "Kralım" demesiyle başladı. O zamanlar küçük aşık olduğum için utanıyordum ama sonra alıştım bende ona "Kraliçem" demeye başladım, ilk başlarda ailemizin yanında dediğimizde utanıyorduk, bizi "çift" sanmışlardı, sonra onlar durumun böyle olmadığını anlayınca çokta garipsemediler ama hâlâ Bay ve Bayan Burke'un yanında demeye utanıyorum.
Ben aşk nedir bilmem
Eski kafalıyım.
Bir seni bilirim,
Birde adın geçince sıkışan kalbimi...
Kapı çaldı!
İkimizde hızlı adımlarla kapıya gittik, Leslie benden hızlı davrandı ve kapı kulpudan çekerek açtı,
"Hoşgeldiniz" Leslie ile aynı anda dedik. Birbirimize hafif ve hızlıca baktık, yanaklarım kızarmaya başlamıştı.
Hepsi bize bakıp sırıttı, hep beraber içeri Leslie'nin odasına doğru giderken Bay ve Bayan Burke'e selam verdiler, merdivenlerden ordu gibi çıktıktan sonra Leslie odasının kapısını örttü, bizim geleceğimizi bildiği için 6 tane rahat, kare şeklinde minder sermişti, herkes sevdiği kişi ile yan yana oturdu, Leslie ve ben yan yana oturduk, Amaya ve Olric, Oscarla da Bethany yan yana oturdu.
Ortalıkta savaş sonrası arkada kalan harabeler gibi kimseden ses çıkmıyordu, en sonunda Bethany küstahça konuştu.
"Ee... oturmaya mı geldik yoksa?"
"Bir dakika bekleyin?" Leslie hızla ayağa kalktı, artık güneş neredeyse batmıştı, ışıkları yaktı, çekmecesinden 2 oyun ve bir tane yarısı dolu şişe getirdi.
"Bugün için seçtiğim oyunlar bunlar, aklınıza başka birşey geliyorsa onuda oynayabiliriz" Leslie ev sahibi kibarlığıyla konuştu
Oscar, "Bence bunlar güzel, başka bir şeye gerek yok"
"Peki o zaman, Jess, ben gelene kadar oyunları açar mısın?"
"Elbette" birbirimize sırıttık. Leslie hızlı bir şekilde merdivenlerden indi. Ona bakmaktan kendimi aldığımda, 4 kişinin suç işlemiş gibi bana baktığını gördüm
"Ee... yüzümde bir şey mi var?"
Bethany, "Evet Jess var, Leslie'nin yanındayken parıldayan gözlerin ve kızaran yanakların", daha da kızardım. "Ona söylemedin değil mi?"
Bir yandan oyunları açıyor ve bizimkileri dinliyordum, "Bethany, ben...yapamıyorum, korkuyorum, Leslie beni red etse ne olur sence?"
Amaya, "Ah Jess, korkunu anlıyorum, ama söylemezsen, o başkasına aşık olabilir. O zamanda keşke söyleseydim diyeceksin"
Biraz durdum gözlerim karardı, Leslie başkasına aşık olabilir mi? Kime diyorum ki o beni mi sevicek sanki?
"Bana neden söylemiyorsun diyorsun Amaya, peki sen söyledin mi?"
Amaya, Olric'e bakmaya utanıyordu yere bakarak yanakları kızardığını fark ettim. Birkaç saniye sonra Leslie elinde bir sürahi limonata, kurabiye, patlamış mısır ve olmazsa olmaz "oreo", benim ve Leslie'nin en sevdiğimiz yemeklerde ilk 5'e girerdi. Abartmıyorum. Elinde ki eşyaları zor taşıdığını görünce hızla ayağa kalktım. Elinde ki limonata ve bardakları alıp oturduğumuz yere baktım. İkimizde elimizde ki eşyaları ortaya koyduk ve herkese birer bardak limonata koydum.
İlk oyun Monopoly, sonra ki UNO ve en sonuncusu ise her gece partisinde sırları ortaya çıkarmak için oynanan "doğruluk mu cesaretlik mi?" En çok korktuğum oyunlardan birisi buydu.
♤♤♤
Monopoly bizi bitirmişti, neredeyse gece 22.00'a kadar oynamıştık, UNO oynarken çiftler halinde oynadık, Bethany ve Oscar, Amaya ve Olric, Leslie ve ben, neredeyse her turu Leslie ve ben kazanıyorduk.
Oscar, "bu haksızlık, çok iyi bir çiftsiniz, her turu siz kazanıyorsunuz"
Leslie'ye baktığımda sırıtarak ve kızarmış yanakları ile yere bakıyordu, benimde yanaklarımın ısındığını hissediyorum, ortalık bir an sessizliğe büründü. Bunu daha fazla uzatmadılar ve UNO'ya devam ettik.
Zamanın nasıl geçtiğini anlamazken, göz ucuyla Leslie'ye baktığımda, neşe ile gözleri parlıyordu onu öyle gördükçe mutlu oluyordum. Gözlerim Leslie'nin büyülü gözlerinde kaybolmuşken, düşünceler beynimi istila ediyordu. Acaba evlensek ne olur?, onunla hayaller kurarken herkesin adımı söylediğini duydum, Leslie dışında o sadece parlayan gözleri ile bana sırıtıyordu.
"Jess, Jess, sıra sende at artık şu kartı!"
"Ah, özür dilerim dalmışım"
"Artık neye bu kadar çok odaklanmışsan dediğimizi bile duymadın"
Yüzümün ısındığını hissediyorum, Leslie'ye bakmaya cesaret edemedim.
En fazla 30 dakika daha UNO oynadık
Oscar, "Artık son oyuna başlayalım"
Bethany, "Bencede, birilerimizin söylemesi gereken sırlar olabilir" bunu söylerken gözlerini benden alamadı. Leslie'ye baktığımda şaşırmış gözüküyordu, kalbim hızlanmaya başladı, ya bana sevdiğin kişiyi söyle derlerse o zaman ne yapıcaktım?
Olric ve Amaya şişeyi ilk kendileri çevireceklerini söylerken, şişeyi tutmak isteyen elleri birbirleri ile buluştu, ikiside utanıyordu. Acaba ben böyle mi gözüküyorum?
Oscar, "Siz iki sakar durun, ben çeviririm"
Bethany, Oscar'ın elinde duran şişeyi aldı ve yavaşça Oscar'ın kafasına vurdu, "Önce kadınlar, odun herif"
Hepimizi gülmeye başladık Bethany şişeyi ortaya koydu ve hızlıca çevirdi, ama şişe Olric'in minderine çarptığı için geçersiz sayıldı. Bethany tekrar attı, ve bu sefer Olric, Oscar'a soruyordu.
Olric, "Doğruluk mu cesaretlik mi?"
Oscar, "Doğruluk"
Olric, "En utanç verici anını anlat!"
Oscar utanıyordu. "Ortaokudayken... sevdiğim kız beni sınıfın ortasında korkuttuğu için altıma işemiştim"
Hepimiz birden kahkaha atmaya başladık, Bethany en çok gülen oldu, Oscar sırıtarak kızardı.
Oscar, "Tamam sıra kimde?"
Leslie, "Ben çevrilebilir miyim?"
"Iste yeter" dedim
Leslie şişeyi çevirdi, kalbim hızla atmaya başladı. Bethany, Amaya'ya soruyordu, işte şimdi ortalık kızıştı.
Bethany, "Doğruluk mu cesaretlik mi?"
Amaya, doğruluk dendiğinde ne olacağını bildiği için cesareti seçti.
Bethany, "Emin misin?, sonra kızmak yok ama!"
Amaya, "Eminim, kızmam merak etme"
Bethany, "O zaman, hoşlandığın çocuğu ÖP!, ama merak etme yanaktan, en azından hafif başlayalım"
hepimiz birden kalbi durdu. Leslie ve ben birbirimize baktık, ikimizde Bethany'nin sinsi olduğu biliyorduk ama bu kadarını beklemiyorduk. Amaya'nın yanakları hızla kızardı. Olric'e doğru döndü. Amaya hızlıca yanağına öpücük kondurdu. Olric neye uğradığını şaşırdı sağ eliyle yanağını tuttu. Gözleri hiç olmadığı kadar parlak ve büyüktü.
Olric, "A-amaya, sen benden mi hoşlanıyorsun?"
Amaya daha da kızardı, "Olric, bak biliyorum, tek taraflı bi sevgi ama... seni seviyorum Olric, hemde kimseyi sevmediğim kadar!"
Olric, hızlı bir şekilde Amaya'ya sarıldı, birkaç saniye sonra çekildi, birbirlerine alnılarını yasladılar, Olric'in eli Amaya'nın saçlarındaydı, "Bende seni seviyorum Amaya"
İkiside öpüşmek için hazırlanıyordu, Bethany anı mahvetti.
"Öhm öhm, genç aşıklar, bizde buradayız, sonra mı devam etseniz?"
İkside hızlıca birbirleriden ayrıldılar.
Herkesin ona dik dik baktığı fark etti ve savunmaya geçti. Bethany, "Kusura bakmayın bu gece sevgisini açıklayacak birileri daha var"
Bethany gözlerini benden ayırmadı ve gözlerini kısarak sinsi ve ölümle tehtit eder gibi bakıyordu. Leslie'nin bana baktığını fark ettim ama ona bakacak kadar cesur değildim
Oscar, "Şimdi herkes yerlerini değiştirsin, yoksa ben Bethany'e soru soramıyacağım"
Hepimiz hafifçe kıkırdadık, ve yerlerimizi değiştirdik artık, Leslie ve Oscar, Bethany ve Amaya, Benlede Olric oturuyordu,
"Bu sefer ben çeviricem" dedim
Leslie, "Iste yeter" dedi, o masum gözleriyle bana bakarak
Ortaya koydum ve hızla çevirdim... Olric, Bethany'e soruyordu
Olric, "Doğruluk mu cesaretlik mi?"
Bethany, "Doğruluk"
Olric, "Hmm... O zaman şu anda sakladığın en büyük sırrın ne?"
Bethany, "Ben... sigara kullanıyorum"
Hepimiz şaşırmış bir şekilde Bethany'e bakıyorduk.
Oscar, "Sen ciddi misin?"
Bethany, "öyle değil yemin ederim, sadece üzgün olduğumda, bağımlılık değil yani"
Oscar, Bethany'nin elini tuttu "bana söylemeliydin sevgilim"
Bethany, "Üzgünüm Oscar, benden utanırsın yada eskisi kadar sevmezsin sandım"
Oscar, "Asla öyle düşünme, ben seni ne olursa olsun seveceğim!"
İlk defa onlardan böyle aşk dolu sözcükler duyuyordum, genelde birbirlerine küfür eder, kavga ederlerdi. Demek ki herkes her zaman sevdiğini belli edemezmiş.
Bu sefer Amaya çevirdi... Leslie bana soruyordu, kalbim deli gibi atmaya başladı. Ne sorabilirdi ki herşeyimi biliyordu, onu sevdiğim dışında!
Leslie, "Doğruluk mu cesaretlik mi?"
"Cesaret" doğruluk dersem kimi sevdiğimi sormasından korktum.
Leslie, "hmm... içimizden birini yanağından öp, kız yada erkek fark etmez"
Kalbim sıkıştı, Leslie'yi öpmeliydim ama onu öpersem Leslie, ondan hoşlandığımı anlayacak, Amaya'yı öpemem Olric rahatsız olurdu, Bethany'nin tokat atacağına adım gibi eminim, Olric yada Oscar'ı öpersem adım "Gay"'e çıkar, bu berbat olur.
Tek seçenek Leslie, ama ya izin vermezse... rezil olurum. "Gay" olmaktan iyidir herhalde. Artık kalp ritmim tüm odada yankılanıyordu, yavaşça ayağa kalktım ve Leslie'ye doğru adım attım. Herkesin beni izlediğini biliyordum ama sadece Leslie'ye odaklandım, bana şaşkın ve kızarmış pembe yanakları ile bakıyordu. Yanına diz çöktüm ve narin yanaklarına hızlıca bir öpücük kondurdum. Yerime hızlıca oturdum, Leslie'ye bakamıyordum, sadece yere bakarak ısınmış yanaklarımla annesinden azar yemiş çocuklar gibi usulca oturuyordum, göz ucuyla Leslie'ye baktım. Bana bakıyordu, şuan ne düşündüğünü bilmek için nelerimi vermezdim? Leslie kızarmış yanakları ve parıldayan gözleri ile bana bakıyordu. Olayın şokunu atlattıktan sonra saçının bi kısmını kulağının arkasına koydu ve yere bakarak sırıttı.
Birkaç saniye sessizlikten sonra Olric konuştu, "Tamam bu kadar korku yeter, çeviriyorum"
Hızlıca çevirdi... Bethany, Leslie'ye soruyordu, iste şimdi ayvayı yedim.
Bethany bana baktı ve sırıttı
Bethany, "Merak etme Jess, düşündüğün şeyi sormıyacağım, bugünlük bu kadar heyecan ve korku sana yeter de artar"
Derin bi iç çektim, ya ona sevdiği kişiyi sorsaydı. Beni demiceği kesindi ama onu öptüm başkasından hoşlandığını söylerse kendimden utanırdım.
Bölüm etkileşimi
