9. bölüm · Bozkırın kızı(Tamamlandı)
9. Bölüm-Ateş hattı(1. Kısım)
Merhabaa 🌷
Yeni bölüme hoş geldiniz. Umarım beğenirsiniz. Bölümü okuduktan sonra yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın. 💗
Keyifli okumalar. ✨🐺
~~~
Alarm sesi hâlâ kulaklarımda çınlıyor.
"Ankara Dosyası çalındı."
O cümle, üssün üzerine çöken sessizlikten daha ağır geliyor.
Kimse konuşmuyor.
Herkes birbirine bakıyor.
Çünkü hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz.
Dosya dışarıdan biri tarafından çalınmadı.
İçeriden yardım almadan bunun yapılması imkânsız.
Demek ki...
İçimizde biri var.
Operasyon odasının kapısı sertçe açılıyor.
Albay içeri girerken hepimiz ayağa kalkıyoruz.
"Rahat."
Elindeki kumandayı masaya bırakıyor. Ardından büyük ekranda bir harita beliriyor.
Haritanın ortasında kırmızı bir nokta yanıp sönüyor.
"Bir saat önce istihbarat geldi."
Sesi her zamanki gibi sakindi.
"Aktarıcılardan biri yakalandı."
Hepimiz dikkat kesiliyoruz.
"Eğer şanslıysak Ankara Dosyası'nın nereye götürüldüğünü biliyor."
Turan öne doğru eğiliyor.
"Konum?"
Albay haritadaki noktayı büyütüyor.
"Eski bir maden ocağı."
Odanın içi sessizliğe gömülüyor.
Ben haritaya bakarken içimde garip bir his oluşuyor.
Bu iş fazla kolay görünüyordu.
Ve kolay görünen görevler...
Genellikle en zor olanlardı.
"Timler belli."
Albay tek tek isimleri okumaya başlıyor.
"Yüzbaşı Turan Karaca."
"Buradayım komutanım."
"Üsteğmen Eda Aslaova."
"Buradayım."
"Başçavuş Kerem Aydın."
"Emredersiniz."
"Astsubay Emir Demir."
Emir sadece başını sallıyor.
"Teğmen Aybüke Arıkan."
"Hazırım komutanım."
"Uzman Çavuş Mert Kaan."
Kapı açılıyor.
İlk kez gördüğüm biri içeri giriyor.
Uzun boylu.
Esmer.
Keskin bakışlı.
Diğerleri gibi konuşmuyor.
Sadece selam verip en arkaya geçiyor.
Kerem bana eğiliyor.
"Korkma."
"İlk bakışta herkesi korkutuyor."
"Sonra alışıyorsun."
Mert hiç tepki vermiyor.
Sanki duymamış gibi.
Yarım saat sonra araçtayız.
Motor sesi dışında hiçbir şey duyulmuyor.
Herkes görevine odaklanmış durumda.
Kerem sessizliği bozuyor.
"Eda."
Başımı çeviriyorum.
"Ankara'daki ilk gerçek operasyonun değil mi?"
"Hı hı."
"Bizim timde küçük bir gelenek var."
"Ne geleneği?"
"İlk operasyondan sonra kebap."
İstemsizce gülüyorum.
"Önce sağ salim dönelim."
Kerem eliyle tahtaya vurur gibi yapıyor.
"İşte bunu duymak istemiyordum."
Araçta hafif bir gülüş yayılıyor.
Turan dikiz aynasından bize bakıyor.
"Kerem."
"Komutanım?"
"Bir dakika boyunca konuşmazsan madalya takacağım."
Kerem derin bir iç çekiyor.
"Hayat gerçekten zor..."
Maden ocağına vardığımızda güneş batmak üzere.
Gökyüzü turuncuya dönmüş.
Rüzgâr, kuru toprağı savuruyor.
Turan elindeki dürbünle çevreyi inceliyor.
"İki giriş."
"Bir kuzeyde."
"Diğeri doğuda."
Emir haritaya bakıyor.
"Patlayıcı izi yok."
Mert diz çöküp toprağı inceliyor.
Sonra başını kaldırıyor.
"Yeni araç izleri."
İlk cümlesi.
Sesi beklediğimden daha kalın.
Turan başını sallıyor.
"Güzel."
Sonra bize dönüyor.
"Üsteğmenim."
"Evet?"
"Sen benimle geliyorsun."
Kalbim nedense bir an hızlanıyor.
"Neden ben?"
"İstihbarat sensin."
Haklı.
Kulaklığımdan Aybüke'nin sesi geliyor.
"Termal görüntü aldım."
"İçeride sekiz kişi var."
Sekiz.
Biz altı kişiyiz.
Sayılar eşit değil.
Ama bu ilk kez olmuyor.
Turan yumruğunu kaldırıyor.
Bu...
Başlama işareti.
Sessizce içeri giriyoruz.
Terk edilmiş tüneller nem kokuyor.
Her adımımız yankılanıyor.
Elim silahımın kabzasında.
Nefesimi bile kontrollü alıyorum.
Tam köşeyi dönecekken...
Bir ses.
"Dur!"
Ardından...
Tak!
İlk kurşun duvara saplanıyor.
"Pusu!"
Turan bağırıyor.
"Herkes siper!"
Bir anda maden ocağı cehenneme dönüyor.
Kurşunlar havada uçuşuyor.
Kerem yüksek bir kayanın arkasına geçip art arda ateş ediyor.
"Sağ taraf temiz!"
Emir karşı koridora sis bombası atıyor.
Patlayan bombayla görüş tamamen kapanıyor.
"Mert!"
"Sol taraftan dolanıyorum."
Mert hiç beklemeden karanlığın içine dalıyor.
Ben önümdeki kayaya yaslanıp ateş ediyorum.
Tam o sırada...
Bir hareket görüyorum.
Turan'ın arkasındaki dar geçitte biri beliriyor.
Elindeki silah doğrudan Turan'a doğrulmuş.
"Komutan!"
Sesim yankılanıyor.
Hiç düşünmeden koşuyorum.
Turan'a bütün gücümle çarpıyorum.
Tam o anda...
Bang!
Omzumun içinde yakıcı bir acı hissediyorum.
Sanki biri kızgın demiri etime bastırmış gibi.
Dizlerimin bağı çözülüyor.
Yere düşüyorum.
Kulaklarım uğuldamaya başlıyor.
Silah elimden kayıyor.
Gözüm bulanıklaşıyor.
Tek duyduğum şey...
Turan'ın sesi.
"Eda!"
...
Devam edecek...
~~~~
Yorumlarınızı unutmayın. 💗💬
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. 🌷🐺📖✨
