3. bölüm · Bozkırın kızı(Tamamlandı)

3. Bölüm-Dosyadaki yüz

Sessizokur yazar12

Günün ikinci bölümü ayayayaay böyle ilerlerse bır aya bitirim inşallah fazla uzatmayayım beğeni ve yorum lütfennn 🌸🫶🏻

~
Toplantı bitiyor.
Herkes sırayla odadan çıkarken ben hâlâ ekrana bakıyorum.
Fotoğraf çoktan kapanmış olmasına rağmen o yüz gözlerimin önünden gitmiyor.
On altı yıl.
Tam on altı yıldır o yüzü unutmaya çalışıyorum.
Ama bazı insanlar unutulmaz.
Özellikle de sizden her şeyi alanlar.
"Eda."
İsmimi duyunca düşüncelerim dağılıyor.
Başımı kaldırdığımda Turan'ın kapının yanında durduğunu görüyorum.
Odadaki son iki kişi biziz.
"Toplantı bitti."
Ses tonu her zamanki kadar ciddi.
Dosyalarımı toparlıyorum.
"Fark ettim."
Birlikte koridora çıkıyoruz.
Bir süre sessizce yürüyoruz.
Tam kurtulduğumu düşünürken Turan konuşuyor.
"Toplantıda bir şey oldu."
Kaşlarımı kaldırıyorum.
"Ne gibi?"
"Dalgındın."
İçimden lanet ediyorum.
Demek fark etmiş.
"Yorgunum."
"Yalan."
Adımlarım yavaşlıyor.
"Ne?"
Bu kez bana dönüyor.
"Bir fotoğraf gördükten sonra yüz ifaden değişti."
Sinirlenmeye başlıyorum.
"Benim yüz ifadelerimi mi takip ediyorsunuz?"
"Bu benim görevim."
Gözlerimi deviriyorum.
"Hayır Yüzbaşı. Bu sizin merakınız."
Birkaç saniye birbirimize bakıyoruz.
Sonunda ben yürümeye devam ediyorum.
Bu konuşmayı uzatmaya hiç niyetim yok.
Çünkü gerçeği öğrenmesine izin veremem.
Henüz değil.
Bana ayrılan oda tesisin üçüncü katında.
Kapıyı açar açmaz içeri giriyorum.
Ve sonunda yalnız kalıyorum.
Sessizlik.
İhtiyacım olan tek şey bu.
Çantamı yatağın üzerine bırakıp derin bir nefes alıyorum.
Sonra cebimden eski bir fotoğraf çıkarıyorum.
Yıllardır yanımdan ayırmadığım fotoğraf.
Annem.
Babam.
Ve ben.
O gün çekildiğinde sekiz yaşındayım.
Dünyanın en mutlu çocuğu olduğumu sanıyorum.
Ne kadar yanıldığımı bilmiyorum.
Parmağımla annemin yüzünü takip ediyorum.
Sonra babamın.
Kalbimde tanıdık bir sızı beliriyor.
"Size söz vermiştim."
Fısıltım odada kayboluyor.
"Sizi unutmayacağım demiştim."
Fotoğrafı tekrar masaya bırakıyorum.
Tam o sırada telefonum titriyor.
Mesaj.
Numaraya bakınca kaşlarım çatılıyor.
Gönderen yok.
Sadece bilinmeyen hat.
Mesajı açıyorum.
Ve nefesim kesiliyor.
"Türkiye'ye hoş geldin Bozkırın Kızı."
Bir anda doğruluyorum.
Kalbim hızlanıyor.
Mesajın devamı geliyor.
"On altı yıl sonra hâlâ onları arıyorsun."
Boğazım kuruyor.
Kim bu?
Telefonu sıkıca tutuyorum.
Üçüncü mesaj geliyor.
"Ama bu kez avcı sen değilsin."
İçimde buz gibi bir his yayılıyor.
Çünkü bu kişi kim olduğumu biliyor.
Geçmişimi biliyor.
Burada olduğumu biliyor.
Ve en kötüsü...
Beni izliyor.
Ertesi sabah saat altıda alarm çalıyor.
Uyuyamadığım için zaten ayaktayım.
Spor sahasına indiğimde hava hâlâ serin.
Koşu parkurunda birkaç asker antrenman yapıyor.
Kulaklıklarımı takıp koşmaya başlıyorum.
Düşünmek istemiyorum.
Mesajları düşünmek istemiyorum.
Fotoğraftaki adamı düşünmek istemiyorum.
Ama beynim beni dinlemiyor.
Üçüncü turumu atarken önümde biri beliriyor.
Turan.
Elinde kahveyle parkurun kenarında durmuş beni izliyor.
Duruyorum.
"Neden beni izliyorsunuz?"
"Çünkü üç saattir uyumamış gibisin."
Şaşkınlıkla ona bakıyorum.
"Onu nereden çıkardınız?"
"Kendimi bildim bileli askerim."
Omuz silkiyor.
"Yorgun insanları tanırım."
İlk kez sesinde sertlikten başka bir şey hissediyorum.
Bu garip.
Çünkü şimdiye kadar onun tamamen duygusuz biri olduğunu düşünmüştüm.
"Kahve ister misin?"
Bir an donup kalıyorum.
Turan Karaca bana kahve mi teklif etti?
Sanırım dünya gerçekten değişiyor.
Gülümsüyorum.
"Bu bir barış teklifi mi?"
"Daha çok ateşkes."
İstemeden gülüyorum.
Ve şaşırtıcı şekilde o da hafifçe gülümsüyor.
Çok kısa sürüyor.
Ama görüyorum.
İşte o an fark ediyorum.
Belki de Yüzbaşı Karaca göründüğü kadar soğuk biri değildir.
Ama aynı anda içimde başka bir düşünce beliriyor.
Birisi beni izliyor.
Birisi geçmişimi biliyor.
Ve o kişi çok yakında tekrar harekete geçecek.
Çünkü hislerim beni nadiren yanıltır.
Ve şu an içimde yaklaşan bir fırtınanın sesi var.

Yeni bölümde buluşalımmmm... 🐺📖✨