Bölümler 8Şu an: BÖLÜM 8
Deren Uyum
Size ne dediğimi hatırlıyor musunuz? Ben Deren diye başlamıştım hani cümleye… hayatı ne kadar sevdiğimden bahsetmiştim. Hatırladınız mı?
Peki sizi siz yapanlar gittiyse hayatınızda size ne kalıyordu?
~
Okul koridorlarında boş, isteksiz adımlarla yürüdüm ve öğretmenler odasına girdim. Dolapların olduğu tarafa gidip Fizikçinin dolabını bulana kadar baktım.
Hikmet ÖZCÜ
Dolabını açıp içindeki yaprak testleri aldım ve dolabı kapatıp tekrar üst kara çıktım ve sınıfa geldim.
Hoca testleri dağıtmaya başladı.
Ben de önüme gelen testteki soruları çözmeye başladım.
Elime aldığım kalemi sallarken hoca birden önüme bir test daha koydu. “Deren, sen baranla komşuydun bunu verirsin kızım.”
“Tamam hocam.” Elimde tuttuğum kalemi bıraktım ve baranın testini dosyama koydum.
“Nasıl vereceksin ki?” Ceren bana doğru eğildi. “Çıkışta belki uğrarım.”
Geçen hafta baranla yaşadığımız olayı Ceren’e anlatmıştım.
Abarttığım düşünülebilirdi ama elimden telefonumu çekmesi sinirimi bozmuştu.
Zaten dün attığım mesaja da henüz bakmamıştı. Ömerler sınıftaydı ama bir tek Baran yoktu.
Baranla ben hiç anlaşamazdık. Onuncu sınıfta baran bir çocukla kavga etmişti, bende iyi misin diye sormuştum ve beni çok kötü azarlamıştı. Hatırladığım anı ile kendime kızdım.
2 yıl önce
Ceren ile kantinden aldığımız tostları yiyerek üst kata çıkıyorduk. Elimde çalkaladığım ayranı sallamayı bırakıp basamakları çıkmaya devam ettim.
Bu sırada önümüzden hızla Selim adındaki çocuk geçti. Okulda herekese kurulan o çocuk işte bu çocuktu.
Yanımdan geçti ve üst kata yani bizim kata doğru çıktı.
Bizde peşinden gelmiştik zaten.
Ceren be ben farklı sınıflardaydık. Ceren’in sınıfa doğru gitmeye başladık. Selim de hemen bizden önce girdi. Birini arıyor gibiydi.
“Baran nerde lan?”
Baran sınıfta yoktu.
Ama arkasındaydı.
“Burdayım.” Ellerini eşofmanının cebine atmış keko gibi dolaşıyordu. Biz Ceren’in sırasına geçip oturduk.
Bu sırada Ömer, Kaan ve Ege de arkadan geldi.
“Lan oğlum-“ selim birden yumruğu Baranın suratına vurunca baran sarsıldı. Herkes susarken baran elini dudağının kenarından akan kana bastırdı.
Ama beklemedi ve bir tane de o vurdu. Sonra selim tam vuracakken bir tane daha vurdu. Artık Ömerler onu tutmaya çalışıyordu ama pek başarılı olamıyorlardı. Biz Ceren’le hâla oturmuş izliyorduk.
Etrafta bir kalabalık oluştu. Ve ne yazık ki bugün hocaların çoğu seminerdeydi.
Baran bir kere daha vuracaktı. Zil çaldığı için yavaştan kalktım ve kenardan gitmeye başladım. Ama şansıma selim ayaklandı ve baranı itince bende geriye doğru gittim. Baran arkasına bakınca beni gördü.
Geri dönüp bir yumruk daha atınca ben olayın şokuyla hemen duvarın kenarına geçtim. En sonunda Fahri hoca geldi.
“Ayrılın! Dallamalar sizi!” En sonunda herkes ayrılınca hoca selimi yakasından tuttuğu gibi aldı. Bu sırada Baran da dışarı çıktı ve beni gördü.
“İyi misin?” Korkuyla sordum.
“Sanane, senin ne işin var orda. “ öyle bir bağırdı ki bağırınca bende sinirlendim.
“Sanane be.” Bana öfkeyle baktı . Koşarak kendi sınıfma geldim.
Hatırladığım anının saçmalığı karşısında durakladım. Birincisi ben neden kavga varken çıkmaya çalışıyordum? İkincisi neden baran beni azarlıyordu sırf iyi misin dedim diye.
Zil çalınca sonunda okul bitti ve eve doğru yürümeye başladım. Hiç yürümeye hevesim olmadığı için yolun yarısında durakta otobüse bindim.
Eve gelince derslerimin başına oturdum ve annemler gelene kadar ders çalıştım. Annem gelince odama girdi. “Kızım, hadi hazırlan.” Dedi.
“Neden?”
“Canan teyzenin oğlu motorla kaza yapmış, bir geçmiş olsuna gidelim. Hem sen de gel.” Aslında iyi fikirdi çünkü barana ödevini verecektim.
Üzerime beyaz bir kazak, altına da mavi bir pantolon giydim ve çantamı alıp salona çıktım.
“Hadi Demet.” Babam anneme seslendi ve hep birlikte aşağıya inip arabaya bindik.
“Nasılsın kızım?”
Bir yıllık ilişkim bitti, çocuk bana iğrenç imada bulundu ve ben hâla anormal bir şekilde ağlamadım. Eski neşemi kaybettim, ne konuşuyorum ne de başka bir şey.
“İyiyim baba, sen nasılsın?” Yol boyunca babam bizimle sohbet etti. Son zamanlarda çok görüşemiyorduk.
Annem tatlı almak için yolun kenarında bir yere uğradı. Ve ben bu sırada bir şey gördüm. Dilara ve Arda, yan yana yürüyorlardı. Yan yana.
Arkadaşlar mıydı? Ama arda hiç böyle bir şeyden bahsetmedi.
Neden umursıyordum ki.
İçime atarak beklemeye devam ettim. Annem gelince arabaya bindi ve yola devam ettik.
Sonunda geldiğimizde apartmana girip asansöre bindik ve üst kata çıktık. İkinci kata geldik ve asansörden indik. Kapıyı annem çaldı. Kapının önünde de bir ton ayakkabı vardı.
Barana gıcık olsam da-çünkü o zaman yaptığı hareket onurumu kırmıştı- tabii ki geçmiş olsuna gelecektim. Canan teyze kapıyı açtı.
“Hoşgeldiniz.” Gülerek anneme sarıldı. Bende içeri geçtim. “Deren hoşgeldin kızım.” Önüme terlik koyunca giydim.
“Hoş buldum Canan teyze.” İçeriden o kadar çok ses geliyordu ki anlatamazdım.
“Sen istersen direkt baranların yanına git kızım. Ömerler de orda.”
Kararsız kalmıştım. “yardım edecek bir şey var mı Canan teyze?”
“Yok kızım.”
Elimdeki çanta ile baranın Canan teyzelerin ikinci oturma odasına doğru yürüdüm. İçeriden Ömer, Ege ve baranın gülme sesleri geliyordu.
Kapı aralıktı. Hafifçe ittim ve içeriye baktım. “İyi akşamlar.”
Hepsi bir anda bana baktı. “Deren?” Ömer konuşunca bende ona baktım. Baran da şaşkınlıkla bana bakıyordu. Ben girince yatıyordu ama şimdi doğrulmuştu.
“Hoşgeldin.” Başımı salladım. “Canan teyze sen öbür odaya geç deyince-“
Ege ayaklandı. “Tabii gel otur.” Yana kaydı. Gidip yanına oturdum.
Herkes susunca ortam gerildi.
“Cerenler de geldi mi?” Ömer’in sorusu ile başımı kaldırıp ona baktım. “Hayır.”
Başını anladım der gibi salladı.
“Nasılsın Baran?” Birden kafam eskiye gitti. Allah’tan bu defa terslemedi.
“İyi, sağol.” Başımı salladım.
Aklıma gelenle yanımdaki çantamı açtım ve içinden dosyamı çıkardım. Baranın ödevini alıp ona uzattım. “Fizik ödevi.”
Sinirle güldü. “Salak Hikmet, kaza yaptık hâla ödev gönderiyor.”
Tı tı tı dedim onaylamaz bir şekilde, hocaya ne diyordu.
Ege ve Ömer bana güldüler.
“Ömer’in disiplini iptal edilmiş, sizin parmağınız mı var bu işte?” Ege bana bakarak sordu soruyu.
“Yoo, haberim yok.” Aslında Ceren iptal ettirmişti ama sıkı sıkı kimseye söyleme diye tembihlemişti de.
“Demet teyze geldi mi?”
Baran sormuştu.
“Evet.”
Ayağa kalktı. Ayağının üzerinde topallaya topallaya dışarı çıktı. Anneme hoş geldin demeye gidiyordu herhalde. Anneme çok değer verirdi. Ben hatırlamıyordum ama çok küçükken Canan teyze kaza yapmıştı. Eşi de yurt dışındaydı. Baran da çok küçüktü ve annem Canan teyze iyileşene kadar barana bakmıştı. Bu yüzden anneme bağlıydı.
Baran çıkınca Ege ve Ömer bana bakıyordu. “Ne oldu? Ne bakıyorsunuz?”
“Siz hâla küs müsünüz?” Ege’nin sorduğu soruya omzumu silktim.
Ben başlatmadım.
Ömer kumandaya uzanıp televizyonu açtı. Televizyonda kanalları değiştirip maç açtı.
“Lan oğlum, bugün maç vardı ya la.”
Ege’nin futbol bağlantısı beni benden ediyordu. Kapı tekrar aralandı ve Baran içeri geldi.
Bana bakmadan yerine geçti ve sakat olan ayağını uzattı. Bacağı hep sargıdaydı hem de topallıyordu. Kaşının yanı da yarılmıştı. Elleri ve kollarında da yer yer yara izleri vardı. Ona baktığımı fark etmesin diye televizyona bakmaya başladım.
Beşiktaş ve Trabzonspor’un maçı vardı. Ege ve Ömer Fenerbahçeliydi. Baran Galatasaraylıydı.
Ben Beşiktaşlıydım ama öyle ilgim yoktu. Sadece uzaktan takip ediyordum.
Odanın soğuk olduğunu fark edince ellerimi birbirine sürttüm ve ısıtmaya başladım. Bu hareketim ses çıkardığından Baran anlık bana baktı ama hemen önüne döndü.
“Lan!” Ege ve Ömer maçı heyecanla izliyorlardı.
Ben ise sıkıntıdan patlamamak için telefonumu açtım ve Cerenlerle olan gruba girdim.
CERENİ
üyeler: Nilüm, Cerenni, Siz
Siz: Baranlara gelin.
Ceren hemen mesajı gördü.
Cerenni: Ömerler orda mı
Bu ikisi niye birbirini soruyordu??
Siz: Evet
Cerenni: İmkanı yok o zaman
Siz:Pls😭🙏
Nilüm: geliyoruz deren, babam gelmiyor ama Nesrin geliyor.
Siz:🫰
Grubu kapattım ve telefonumu yanıma koydum. Gülümsemeye devam ediyordum. Bu sırada baranla göz göze geldik. Yüzümdeki gülümseme soldu.
Odaya Canan teyze girdi. Elinde tepsi vardı. Çay getirmişti. Ayağa kalktım ve Canan teyzenin elinden aldım.
O odadan çıkınca elimdeki tespiyi orta sehpaya koyup yerime oturdum. Onlar da ordan alsındı.
Ömer’le Ege kalkıp çaylarını aldılar. Baran onlara baktı. “Oğlum.” Ayağa kalkamadığından çay alamıyordu. Bu mallar da vermiyordu.
Sinirle ayağa kalktım. İstemesem de gidip çay bardağını aldım ve barana uzattım. Ama bardak elimde sallandığından baranın üzerine sıcak çay şak diye dökülmüştü. Baran hızla doğruldu.
Bense elimdeki bardağı sehpaya bırakıp şok içinde kaldım. Çocuğun bir yanmadığı kalmıştı, o da benim sayemde olmuştu. Ömer’le Ege de şok içinde kalmıştı.
“Lan Deren!” Alt dudağımı suçlulukla kemirip utanarak etrafa baktım. “Şey yap, tişörtünü çıkar çabuk.” Elimle tişörtünü gösterdim.
Eliyle tişörtünü tutup çıkarınca hemen arkamı döndüm.
“Canan teyzeye çağırayım.” Egeyi durdurdum. “Olmaz, valla.” Canan teyze bir de yandığını duyarsa kalp krizinden giderdi Allah korusun. “Ben halledicem.” Acele ile ne yapacağımı düşünürken kafamı kapıdan çıkarıp etrafı kolaçan ettim.
Kimse yoktu.
Barana bakmadan seslendim. “Baran gel.” Baran zorla ayağa kalktı ve Ömer’in koluna tutundu. Kapıyı açıp çıkmalarını bekledim. Hemen karşıdaki banyonun kapısını da açtım ve içeri girdiler. Ömer baranı tutuyordu. Ben de hemen gidip duşakabinin soğuk suyunu açtım. Başlığı Ömer’in eline tutuşturdum ve dışarı çıktım.
Ege bekliyordu. Ben çıkınca hemen içeri girdi. Ben de beklemeye başladım.
Kapı çalınca Canan teyze kapıyı açtı. Cerenler gelmişti. “Hoşgeldiniz.” Ceren ve Nilüfer içeri girip beni görünce yanıma geldiler. “Ne oldu dana, Baranlar nerde?”
Utançla onlara baktım. “Baran yandı.”
NE!” Ceren birden bağırınca ağzını kapattım. “Kızım sus.”
Nilüfer bana baktı. “Nasıl yandı?”
“Çay döktüm üzerine, şimdi Ömerler sı tutuyor.
Ceren kahkaha atınca ben de güldüm.
Banyodan gülme sesleri ve baranın konuşma sesleri duyuluyordu. “Lan Ömer, düzgün tut şu suyu.”
Ömer gülmeye devam edince Baran da kızmaya devam ediyordu. “Lan şimdi si- lan çık şurdan.”
“Ne yapıyor bunlar?” Nilüfer sorunca bende omuz silktim. İçeriye geçmeye karar verip oturduk. Allahtan bütün çay baranın üzerine gelmişti de koltuğa dökülmemişti. Yaklaşık on dakika sonra baran Ömer ve Ege’nin omuzlarına tutuna tutuna üstünü de değiştirmiş bir şekilde odaya geldi.
Biz de yan yana oturmuştuk bir koltuğa.
Baran Nilüfer ve Ceren’i görünce başıyla selam verdi önce. “Hoş geldiniz.”
“Tekrar geçmiş olsun Baran.” Baran sinirle başını çevirdi.
“Allah razı olsun.”
Mahcup bir şekilde bakmadan konuştum. “Kusura bakma, yanlışlıkla oldu.”
Ömer sussa şaşardım. “Seni bilmesem garezinden yaptın sanardım.” Ege oturmuş maç izliyordu.
Nilüfer de barana geçmiş olsun dedi. Bir süre kimse konuşmadı ama daha sonra okul ve sınıf hakkında konuşmaya başladık. Nilüfer de sohbete katıldığı için herkes mutluydu. Nilüfer hiç sohbet etmez, hatta buraya bile gelmezdi.
Herkes sohbet ediyordu ama ben çok katılmıyordum. Hâla yaptığım seyın mahcubiueti içindeydim. Saat geç olunca hepimiz ayaklandık. Çantamı aldım ve Ceren’in peşinden odadan çıkacakken barana döndüm. “Tekrar kusura bakma.”
“Sorun değil. “ başımı salladım ve odadan çıkmak için adım attım.
Arkamdan bir şey dedi sandım ama sadece sandım. “Konu sensen hiç sorun değil.” Ama Baran asla öyle bir şey demezdi.
Cerenlerle vedalaşıp arabaya bindim. Eve gelince de direkt uyudum.
Bölüm etkileşimi
