Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 1
- 1 BÖLÜM 11.369 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 BÖLÜM 2633 kelime
- 3 BÖLÜM 31.415 kelime
- 4 BÖLÜM 4774 kelime
- 5 BÖLÜM 51.393 kelime
- 6 BÖLÜM 61.727 kelime
- 7 BÖLÜM 71.642 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“NE!”
Bütün sınıf sustu ve herkesin bakışları cam kenarı üçüncü sıraya döndü. Yani bize.
Dersi anlatmayı bırakıp yanımıza yaklaşan biricik Tarih öğretmenimiz Hayrettin Hoca, fırtına öncesi sessizliği andırıyordu.
“Evladım, ben size kaç defa sessiz olun dedim?”
Mahcup mahcup kafamı öne eğince Ceren de beni taklit etti.
“Bu son uyarım.”
Gülesim gelse de kendimi tutup gülmedim ve önüme döndüm. Hoca derse devam ederken biz sessizliğe gömüldük. Dersin bittiğinin habercisi olan zil çalmaya başladığında herkes rahat bir nefes almıştı. Hayrettin hoca bize en sert bakışlarını yollayarak sınıftan ayrıldı. Ceren’e döndüm ve onu azarlamaya hazırlandım.
“Kanka valla özür dilerim ya.”
Ceren’e derslerde bir şeyler anlatırken tepkisini koruyamazdı, biz de neredeyse her ders azar işitirdik.
Teneffüs zili çaldığı için Ceren’le bahçeye inmeye karar verdik. Önce kantine uğrayıp yemeklerimizi aldık. Ceren her sabah açma ve kahve içerdi, bende simit ve çay.
Elimizin yanmaması için dua ede ede dışarı çıkarken bana doğru koşarak gelen bir çocuğu görünce aklım çıktı. Ceren de gördüğü ıcın kulaklarımın zarını patlatacak sekılde bağırdı.
“ÇEKİL!” Çocuk yerinden sıçrayıp yavaşça önümüzden geçti.
Bahçeye indik ve her zaman oturduğumuz banka gecıp kahvaltımızı yapmaya başladık. Uzaktan bana doğru gelen Ardayı gördüğümde dudaklarım kulaklarıma varacaktı.
“Günaydın sevgilim.”
Yanıma gelip banka oturdu ve elini omzuma attı.
“Günaydınn.”
Tabii yanında bir de Enes vardı. Enes uzun zamandır Ceren’den hoşlanıyordu ve bu durum Ceren’i artık rahatsız etmeye başladı. Rahatsız olduğu hoşlanması değil, Ceren nereye gitse onu takip etmesiydi. Arda ne zaman yanıma gelse, Enes de onunla beraber geliyordu. Bu durumu ardaya söylemiştim ama demek ki önemsememişti.
Ceren artık dayanamamış olacak ki ”Ben sınıfa gidiyorum.” Diyip ayaklandı. “İstersen seninle geleyim Ceren.” Enes konuştuğunda öfkeyle ona bakan Ceren rahatsız olduğunu fazlası ile belli edıyordu. “Yoo, gerek yok.” Bende hemen kalkıp Ceren’in yanında durdum.
“Görüşürüz.” Bende ardaya cevap verdim ve onlara arkamızı dönüp okula doğru yürümeye başladık.
“Yemin ediyorum elimden bir kaza çıkacak.”
Ceren’e gülerek karşılık verdim. “Haklısın, Ardayla tekrar konuşacağım.” Ceren beni onayladı ve üst kata doğru bacaklarımız ağrıya ağrıya çıkmaya başladık.
Ha bu arada;
Ben Deren, Deren Uyum
Ardayla bir yıldır sevgiliydik. Onu çok sevıyordum. O da beni çok seviyordu. Birbirimizi hiç kırmazdık ve çok iyi anlaşırdık. Ama bugün Enes’i de yanında getirdiği için biraz tartışacak gibi duruyorduk.
Cerenle sınıfa girince, zil de çalmıştı. Birlikte sıramıza doğru yürüdük. Elimizdeki paketleri çöpe attık ve yerimize geçtik.
Ceren ve ben yan yana cam kenarı üçüncü sırada oturuyorduk. Nilü ise hemen önümüzdeki sırada oturuyordu. Nilü yani Nilüfer Ceren’in ikiziydi. Nilü yalnız oturuyordu. Sınıftaki kızlar ondan biraz çekiniyor, pek fazla konuşmuyorlardı. Zaten Nilü de pek fazla kimseyle konuşmazdı. Hep derslerine çalışırdı, onun bir kere bile Ceren ve benimle dışarı çıktığına dahi şahit değildim. Ceren de bu durumdan oldukça şikayetçiydi. Bu arada Ceren, Nilü’nün tam tersiydi. Derslerine bazen son dakika, hatta hiç çalışmazdı. Bende onun bu durumundan şikayetçiydim.
Nilüfer ve Ceren hem çok benzerler hem de hiç benzemezlerdi.
Ceren çok neşeli, konuşkan ve geveze bir kızdı. Fakat Nilüfer derslerde her şeyi bilse de-ki hocalar da her şeyi bildiğini bilirlerdi- parmak kaldırıp cevap da vermezdi. Yani Nilüfer suskun, içine dönük bir kızdı. Teneffüste dahi ders çalışırdı. Ama bir derdin olsa ilk o koşardı. Gelir yanıma sorar, iyi olduğuma emin olunca ancak giderdi.
Hayattaki en büyük iki şansım Ceren ve Nilü ile tanışmaktı.
Hoca sınıfa girince Ceren bağcığını bağlamayı bırakıp ayağa kalktı. Ceren cam tarafında oturuyordu bu yüzden onun geçesini bekledim.
“Oturun çocuklar, sınıf başkanı yoklamayı al.”
Dersimiz Fizik olduğundan mutluydum. En sevdiğim dersti.
Sınıf başkanı Melis hocanın yanına gidip sınıf listesini eline aldı ve sırayla yoklama almaya başladı.
“Azra”
“Burda”
“Kaan”
“Burda”
…
Fizik dersinde hoca quiz yapacağını söylemişti. Dersin sonunda kâğıtlar toplanırken Ömer bizim olduğumuz sıraya doğru geliyordu. Nilüfer’ in olduğu sıranın yanında durdu.
“Nilü, Tarih notun var mı?”
Nilüfer hiç konuşmadan çantasından dosyasını çıkarıp içindeki notları Ömer’e uzattı. “Yarın getirirsin.”
Ömer yanımda oturan Ceren’e bir bakış attı ve gitmeden “eyvallah” diyip yerine doğru yürüdü.
Ceren ve ben de birlikte soruları konuşuyorduk. Ceren çok yanlışı olduğunu fark edip kriz gecırse de Nilüfer’in Fizik notlarını istedi ve çalışmaya başladı. Bende tyt matematik çözüyordum.
Fizikçi kâğıtları okurken yüzünü buruşturuyordu. Bu durumu bir tek ben gördüğüm için bir tek bana komik geliyordu, bu yüzden gülerken salak gibi duruyordum. Başımı çevirip etrafa bakarken Baranla göz göze geldim. Bana bakıyordu. Gözlerimi çektim.
Önüme dönüp derse devam ederken fizikçinin sesiyle tekrar ona döndük. Bütün sınıf pür dikkat hocayı dinliyordu.
“Beril,60” Beril üzgün üzgün önünde döndü.
“Nilüfer,100”
Herkes şaşkın şaşkın ağzını açmış Nilüfer’e bakıyordu.
“Aferin kızım.” Fizikçi gülerek Nilü’ye baktı.
“Deren, 80” gülümsedim. Ceren çak yaptı ve ellerimizi birbirine çarptık.
“Ceren, 50” bu defa herkes gülüyordu. Komik olan Nilü ve Ceren ikizdi ve Nilü 100 alırken Ceren 50 almıştı.
Ömer oturdugu yerden konuşmaya başladı “ Hocam bence Ceren’i karıştırmışlar.”
Ceren sinirle ona baktı. Ömer’den nefret ediyordu.
“Komik mi?” Ömer Ceren’e dönüp “komik “ deyince yanımda oturan arkadaşım daha da sinirlendi. Burnundan soluyarak önüne döndü.
“Sessizlik.” Hoca elindeki kalemle dikkatleri toplamak için sıraya bir kaç defa vurdu. Herkes tekrar hocaya döndü.
“Kaan, 30” Kaan zaten uyuduğu için sonucunu da duymamıştı. Hoca bir bakış atıp kafasını olumsuz anlamda salladı.
“Ömer, 90” Ömer gururla saçını düzeltti. Ceren de oflayarak başını sıraya gömdü.
Bütün kâğıtları okumayı bitirince herkes önüne dönecekken hoca tekrar konuşmaya başladı.
“Bu sonuçlar gösteriyor ki bazılarınız çok iyiyken bazılarınız ise berbat durumda. Bu yüzden bir karar verdim.”
Herkes merakla hocayı dinliyor, ne söyleyeceğini bekliyordu.
“Bir çalışma kampı düzenleyeceğiz. Haftanın bir günü okul çıkışı sınıfta iki saat boyunca ders çalışacaksınız.”
“Çalışacaksınız derken hocam, nasıl yani?”
Hoca gözlüğünü çıkarıp elinde tuttu ve sınıfı işaret etti.”Yani mesela Deren, Baran’ı çalıştıracak.” Hızla hocaya döndüm.
“Hocam!”
Hoca itiraz istemediğini belli ederek tekrar konuşmaya devam etti.
“Ceren, seni Ömer-“
“NE? Hocam olmaz, beni Nilü çalıştırır lütfen.”
Ceren iki elini birleştirmiş (🙏) hocaya yalvarıyordu. “Hocam ya.”
Hoca Ceren’e kızmaya hazırlandı. “Kızım, sus bakalım.” Ceren işe yaramayacağını anlayınca kulağıma eğildi.
“Onunla çalışacağıma kampa gelmem.” Omzumun üstünden Ömer’e en kötü bakışlarını yolladı. Ömer hiç oralı değildi. Bense onların bu hâllerini gülümseyerek izledim.
“Melis ve Ege, Beril ile Nazlı, Meral ile Azra , Ayaz ile Güney, Nilüfer sen de Kaan’la eşleşeceksiniz.”
Nilüfer hiç sesini çıkarmadı. Ama Kaan kendi adını duyunca başını kaldırıp Nilü’nün olduğu tarafa baktı.
Ders bitince herkes eşyalarını toplamaya başladı. Öğle arasıydı. Ceren ve ben öğle arası okulda kalacaktık. Bu yüzden gidip marketten kendimize bir şeyler aldık. Ceren hâla Ömer’le asla çalışmayacağını, onunla çalışacağına 0 alacağını söyleyip duruyordu. Bende ona abartmaması gerektiğini söyleyip duruyordum.
Ceren ve Ömer birbirini hiç sevmezdi. Geçen yıl Ceren üst sınıflardan bir çocuktan hoşlanıp ona not yazmıştı, Ömer ise gidip çocuğa notu yazanın Ceren olduğunu söylediği zaman Ceren’in nefreti başladı.
Birlikte sınıfa girdik ve sıramıza geçip oturduk.
Ceren yıllıklara ne yazacağını düşünüp duruyordu.
“Beraber çok güzel anılar geçirdik, yolun açık olsun.”
“Ya bu yıllıklar neden erkenden hazırlanıyor ki, daha çok vakit var.”
Ceren’in sözlerine gülümsedim.
“ Bir ay sonra ilk mezuniyet olacak, bence böylesi daha iyi.”
Ceren yine kendi bildiğine sinirlendi. Ona göre yıllıklarımız erkenden hazırlanmıştı. Aslında, biraz haklıydı ama yine de böylesi daha iyiydi. Ceren ne yazacağını düşünürken bende masada duran çubuk krakerden bir tane alıp ağzıma attım. Gelen bildirim sesiyle telefona tekrar baktım.
🤍:Aşkım öğleden sonra yokum.
Gelen mesajın kimden olduğunu görünce ister istemez gülümsedim. Parmaklarım klavyede dolaşmaya başladı.
Siz: Tamamm aşkım.
Ardayla yaklaşık bir senedir beraberdik ve çok mutluyduk. Lise hayatımda onunla olmak beni çok mutlu ediyordu. Öğleden sonra ise doktor randevusu olduğu için gelmeyecekti.
Yanımda oturan Ceren’in bıkkın bir nefes vermesi ile bakışlarım ona döndü.
(Bilmeyenler için yıllık, Öğrencilerin fotoğraflarının, sınıf anılarının ve arkadaşlarının birbirine yazdığı yazıların bulunduğu, lise yıllarını hatırlamak için hazırlanan kitap)
Devam…
Öğle arası bittiği için Ceren ve ben yıllıkları yazmayı bırakıp, sınıftan ayrıldık. Okulun bahçesindeki güvenlik kulübesine doğru; Ceren’in ikizi Nilü’nün yanına gidiyorduk.
“Babam dün bana bir yığın test kitabı almış, oysa Nilüfer’in tableti var Deren. varsa yoksa ayrımcılık”
Ceren Nilü ile ikisinin aynı şartlarda olmadığını söyleyip duruyordu. Buna çoğu zaman gülüyorum çünkü Ceren’in de bir tableti vardı ama okulda yakalattı ve bir haftadır almaya çalışıyor.
“ Ceren-“
“Tamam, tamam sus biliyorum, tabletimi yakalattım.”
Ceren’e gülerken ve güvenlik kulübesine tam on adım kalmışken telefonum çalmaya başladı. Annem arıyordu.
Ben annemle konuşurken Ceren kulübeye doğru gitmeye başladı. Konuşmam biraz uzun sürmüştü, kulübeye gidip baktım ama Ceren ve Nilü yoktu. Bende tekrar okula girdim ve ilk katta bulunan telefon odasına gidip kendi sınıfımın bulunduğu dolabı açtım. Dolabın içindeki kutuda kocaman 12/A yazıyordu.
Kutunun içine telefonumu koyup sınıfa doğru çıkmaya başladım.
Bölüm etkileşimi
