BİZDEN SONRA kitap kapağı

7. bölüm / 7

BÖLÜM 7

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 7

Deren Uyum

1 hafta sonra

“Kızım, saklama kabını unutma, öğle arası okulda kal ben yokum.” Annemin sesini duyunca kapıya uzandım ve kapıyı açtım.

“Tamam anne!” Son nefesle bağırdığım için duymasını umut ettim. Çünkü sesim kısıktı.
Bir haftadır feci derecede hastaydım. Sesim kısılmıştı ve boğazım acıyordu. Annem duymamış olacak ki odama geldi. “Tamam mı?” Diye sordu onay almak ister gibi.

Bende başımı salladım. Gelip yanağımdan öptü ve odadan çıktı. Makyajım bitince şaçımı sleek bun yaptım ve siyah sweatimi üstüme geçirdim. Artık havalar soğumaya başladığı için pantolon giyiyordum.
Siyah İspanyol paça pantolonumu giydim ve çantama mutfaktaki saklama kabımı koyup evden çıktım.

Koşa koşa durağa gittim ve otobüs beklemeye başladım. Montumu almayı unutmuşum ve geri dönüp almaya vaktim yoktu. Soğuktan dona dona otobüsü beklemeye devam ettim.

Otobüs durunca bindim, kartımı bastım ve boş yerlerden bir yere geçtim. Kablolu kulaklığımı çantamdan çıkarıp telefonuma bağladıktan sonra çalma listemden bir şarkı açtım.

İntizar- Elmira Rehimova

Kulaklığımda çalan şarkı beni düşüncelere itti. Ardayla ayrılalı bir haftadan fazla olmuştu. Tamam, ayrılmam gerekiyordu ama şimdi bir boşluğa düşmüştüm, günlerim kötü geçiyordu. İşin garibi hiç ağlamamıştım. Hemde hiç.

Ama artık düşünmüyordum da. Arda beni defalarca aramış, okulda konuşmak istemişti ama ben istememiştim. Hep terslemiştim. Kendimi bu konuyu düşünürken hiç iyi hissetmiyordum. Bugün günlerden Salıydı. Yani yine kamp vardı.

Otobüs durakta durunca beklemeden indim ve okula doğru yürümeye başladım.
Dün yağmur yağdığından yerler su doluydu. Titreye titreye ellerimi cebime koydum.

Zaten hasta olup bir de havanın soğukluğu beni çok kötü yapıyordu. Yanımdan geçen bir motor suyu sıçratmadan yanından geçti. Bende şükür ettim.

Hızlıca okul kapısından içeriye girdim ve bahçede kalabalık olduğunu gördüm. Yine her sabah sıra olmaya başlamıştık. Bence bu her sabah gerekli değildi.

İstemeye istemeye sıraya girdim. Ceren ve Nilüfer en önde yan yana duruyorlardı. Bende onların arkasına geçtim.

“Günaydın.” Onlar da karşılık verdi. Müdürümüz konuşma ve uyarı yapıyordu. Kulaklığımı çıkarıp çantama koydum ve müdürü dinlemeye başladım.

“Evladım, burayı dinle evladım.”
Herkes sustu.

“Evet, bir kaç uyarımız var. Öncelikle, sınav haftası yaklaşıyor. Yani sınavlarınıza sıkı çalışın. İkinci uyarımız, dün dokuzuncu sınıflar lavabonun tavanını kırmışlar. Oğlum, ben sizi kaç defa daha uyaracağım yav!”

Müdür böyle konuşmaya devam ederken bende önüme döndüm. Başım çok ağrıyordu ve çok hastaydım. Başımı etrafa bakmak için çevirince Ardayla göz göze geldim. Hemen gözlerimi çektim. Bir zamanlar uzun uzun bakardım ama şimdi öyle değildi. Eğilip önüme baktım.

Sonunda içeri girdik ve sınıfa çıktık. Ceren dün kek yapmaya çalıştığını anlatıp duruyordu. Bize de getirmişti.

Bizde onu dinliyorduk daha doğrusu dinlemeye çalışıyordum. Başım o kadar ağrıyordu ki artık dayanamıyordum. Sırama oturdum ve çantamın suluk kısmından termosumu çıkarıp kapağını açtım ve kahvemi yudumlamaya başladım. Sanırım en iyi gelen şeydi.

Montumu unuttuğum için Ceren montunu vermişti. Sınıf soğuk olduğundan giymiştim.

“Ondan sonra Filiz abla da bana kızdı, Nilüfer de odasına kaçtı.” Ceren’in söylediğine gülerken ağzımdaki kahveyi püskürttüm. Bide buna gülerken sıcak kahve dilimi yakmıştı. Ceren de bana gülüyordu.

Öksürmeye başladım. Ceren sırtıma bir kaç defa vurdu.

Zaten sesim oldukça kısıktı bir de öksürüyordum. Peçete ile ağzımı sildim ve peçeteyi çöpe atmak için kalktım. Bu sırada Baran da sınıfa giriyordu. Yanımdan geçip sırasına oturdu.

Peçeteyi atıp yerime oturdum.
Yerime geçince çantamdan test kitabımı çıkardım ve çözmeye başladım. Ceren de bu ara çok sık çözüyordu ve bu iyi bir şeydi. Ceren’i böyle neşeli görmek de çok güzeldi. Son bir haftadır yaşamış olduğu şey kolay değildi.

Termosumdan kahvemi içmeye devam ettim. Hasta olunca sürekli gözlerim doluyor ve ellerim üşüyordu. Bu yüzden sürekli ellerimi birbirine sürterek ısıtırdım ve bu çok sık yaptığım bir şeydi.

Aç karna kahve içmek güzel degıldı ama yemek yemek de istemiyordum açıkçası.

Ellerimi bir daha birbirine sürterken bir iç güdü ile duvar kenarına baktım. Baran tam bu sırada bana ve ellerime bakıyordu. Büyük ihtimalle neden sürekli ellerimi böyle yaptığımı merak ediyor olabilirdi. Bakışlarımı çektim.

Ceren yaptığı keki çıkarıp ortaya koydu. “Çok iç açıcı görünmüyor ama..” Ceren gülmeye başladı.
Bir dilim aldım ve ağzıma attım. Kek tatlı olacağına acı olmuştu. Ama güzeldi.

Ceren tepkimi bekler gibi bana bakıyordu. “Çok güzel olmuş, biraz acı ama bence hâla güzel.”

Gülümsedi.

Melisler de gelip birer dilim aldılar.

Gün böyle geçiyordu, açıkçası biraz sıkılmıştım. Son teneffüs bütün sınıf dışarı çıktık. Ceren ve ben bir banka geçip oturduk.

Bize doğru Ardanın geldiğini görünce sinirlerim bozuldu.

Tam önümde durdu. “ Biraz konuşalım.” Başımı iki yana salladım. “Deren, hadi.”

“İstemiyorum” Allah’tan sesim yavaş yavaş gelmişti de rezil olmamıştım.

“İstemiyor kız, daha ne zorluyorsun.” Arda Ceren’e bakmadı. En sonunda konuşup bu işi tamamen bitirmeye karar verdim. Anlaşılan arda konuşmakta kararlıydı.

Birlikte kamelyaya geldik ve oturduk.

“Deren kaç gündür arıyorum, yazıyorum?” Derin bir nefes aldım.

“Bak, arda sen beni ciddiye almadın sanırım ama benim kararım kesin tamam mı.”

Gözlerinde hiç bir duydu kırıntısı yoktu. “Bu tek başına alabileceğin bir karar değil tamam mı. Öyle kolayca kesip atamazsın. “

“Kolayca mı, sen arkadaşının ne yaptığının farkındasın değil mi? Orda onu azarlayıp yaptığının yanlış olduğunu söylemen gerekirken geçmiş yanında duruyorsun. Sence kolayca mı olmuş.”

“Çocuk bilmiyormuş.”

“Arda, bu yeni olan bir şey değildi. Ceren zaten Enes’ten rahatsız oluyordu ve ben bunu sana defalarca söyledim. Sen beni dinlemedin, en sonunda Ceren bu çocuk yüzünden havuza düştü. Bu basit bir olay mı?”

Arda sinirle bir nefes aldı. “Ben napabilirim?”

“En azından yaptığının yanlış olduğunu söyleyebilirdin.”

“Senin aklını biri mi karıştırdı Deren, başka biri mi var?”
Ona anlamayan bakışlar attım, gerçekten bu muydu? Bir yıldır hayatımı paylaştığım insan bu muydu.

“İğrençsin. Ben konuşmak istediğini sanıyordum.” Hemen karşısından kalktım ve son bir kez arkama baktım. “Bir daha ne yaz ne de ara, defol git.” Benim ona olan sevgimi görüp de sorguluyorsa artık yapabilecek hiçbir şey yoktu. En azından özür diler sanıyordum ama, dilemedi bile.

Ceren beni görünce yanıma geldi. “İyi misin?” Ona kafamı salladım.

“İyiyim canım.” Aslında hiç iyi değildim ama, bazen yaşamış olduğunuz acılar size insanların gerçek yüzünü gösteriyor derler ya, gerçekten öyleydi. Bazen yaşadığınız acılar sizi büyütüyordu. Aynı hataya düşmeyin diyordu size. Bu yüzden yaşadığım acılar benim için çok değerliydi. Dediğim gibi hiç ağlamamıştım ama, bazen insan ağzına kadar doluyor ama ağlayamıyordu ya, işte o ağlamasından daha kötüydü.

Ceren ile birlikte sınıfa çıktık. Son derse girdikten sonra öğle arası oldu. Herkes gitti ama ben sınıfta kalıyordum. Çantamdan saklama kabını çıkardım ama maalesef canım hiç yemek yemek istemiyordu. Hemen geri koydum.

Ders çalışmak isterdim ama kendimi o kadar kötü hissediyordum ki o da içimden gelmediğinden kafamı sıraya koydum uyumaya başladım. Bir ara uyuyamadım sandım ama dalmıştım bile. Yaklaşık yirmi dakika uyuduktan sonra uyandım ve çantamdan arveles çıkarıp bir tane içtim. Başımın ağrısı katlanılmazdı.

Lavaboya gittim ve üzerimi düzeltip burnumu sildim. Hasta olmak o kadar berbat bir şeydi ki.

Lavabodan çıkıp sınıfa doğru giderken hemen yan sınıftan gelen bir kaç tanıdık kahkaha sesi ile ayaklarım ister istemez oraya yöneldi.

Sınıfın kapısı açık olduğu için direkt kafamı uzatıp içeri bakınca, Arda ile Dilara adındaki kızı yan yana sırada oturmuş bir şekilde gördüm. İkisi de gülerek birbiriyle konuşuyorlardı.
Aslında, arkadaş olabilirlerdi ama Arda hiç bu kızdan bahsetmedi. Yani arkadaşı değildi, sevgililer miydi? Neydi?
Onlar beni görmeden kafamı çektim ama kahkaha sesleri hâla peşimden geliyordu.

Neyden korkuyordum? Başka biriyle sevgili olmasından mı? Beni unutmuş olması ihtimalinden mi?

Sınıfa girdim. İster istemez moralim bozulmuştu ama bir yandan kalbim çok rahattı.

Sırama oturdum ve öğle arasının geçmesini bekledim.
Sınıfa ilk Ege geldi. “Naber Deren?” Ege çok sessiz sakin bir çocuktu. Annesiyle birlikte yaşıyordu , babası gemiciydi ve uzun yıllar olmadığı oluyordu. Ege ise başarılı bir çocuktu ama futbolla daha çok ilgileniyordu.
Hatta hayatta ilgilendiği tek şey falandı. Bizim okulda bir kız kardeşi de vardı. İsmi Ece ve on birinci sınıf. Kısaca Ege iyi bir insandı.

Acelesi var gibiydi. “İyi , senden naber?” Aceleyle Baranın sırasına gitti ve baranın çantasını aldı.
“İyidir. Baran kaza yapmış, onun yanına gidiyorum.”

Sınıftan çıktı. Bir şey diyemedim ama endişelendim. Baran kaza mı yapmıştı?

Aslında Baranı her ne kadar sevmesem de tabii ki kaza yapmış olması çok kötüydü. Gördüğüm kadarıyla motoru hep hızlı sürüyordu. Bu yüzden kaza yapmış olması normaldi.

Zil çalınca yavaş yavaş herkes sınıfa gelmeye başladı. Cerenler de gelince hoca gelmişti. Ama Kaan, Ege, Ömer ve Baran yoktu. Yoklukları baya hissediliyordu.

“Melis, yoklamayı alır mısın kızım?” Dersimiz Edebiyattı. Başka bir şansım olsa edebiyatla ilgilenmek isterdim. Ama hayallerim çok başkaydı.

Ben fizyoloji ile ilhilenöek istiyordum. Sebebini çok düşünsem de hiç belli bir sebep bulamadım ama gönlümden hep bu meslek geçiyordu.

“Hocam sadece Ömer, Ege, Kaan ve Baran yok.” Hoca Melis’e baktı.

“Neden gelmediler? Bileniniz var mı çocuklar?”

Herkes kafasını iki yana salladı. Ben biliyordum ama söyleyip söylememekte kararsızdım. Benim yerime Poyraz soyledı. “Hocam, Baran kaza yapmış.”

Herkes şaşırmıştı. Hoca da dahil. Biraz bu konuyu konuştular. Bende bu sırada test çözüyordum. Ceren ve Nilüfer yan yana oturmuştu, Nilüfer Ceren’e ders anlatıyordu.

Tahtadan şarkı açtılar.

Shape of my heart şarkısı sınıfta yankılanırken düşüncelere daldım.

Öğlen arası gördüğüm manzarayı düşünüyordum ama bir yandan da düşünmek istemiyordum.

Dersler bitmişti ve çıkışta kamp vardı ama benim eşim Baran yoktu. Yine de kaldım. Ceren ve Nilünün de eşleri yoktu. Hep birlikte yaklaşan sınavlara hazırlandık. Ben Tarih çalışıyordum.

Ceren Matematik ve Nilüfer de Matematik çalışıyordu.

Diğerleri de eşleriyle çalışıyordu. Bugün kısa tutup bir buçuk saat çalıştık ve evlere gitmeye karar verdik çünkü hava kararmaya başlamıştı. Ceren üşümesin diye montunu verdim. Bana beni de arabayla bırakmak istediklerini söylediler ama ben yürümek istediğimi söyledim. Üşüyecektim ama biraz hava almak istiyordum.

Deren…

Yürümeye başladım ama kararımı sorguluyordum çünkü hava oldukça soguktu. Elimi sweatin cebine atınca elime bir şey geldi. Neydi bu?

Cebimden bir tane el ısıtıcı çıkmıştı ama benim böyle bir şeyim yoktu. Acaba annem alıp mı koymuştu? Bu ihtimale inanarak ısıtıcıyı açtım. Soğuk havada ellerimin ısınıyor olması beni mutlu etmişti. Eve doğru yürümeye devam ettim.

Eve gidip duşa girdim ve sıcak yatağımın içine girdim. Hayat buydu.

Elimde tuttuğum telefona bildirim sesi gelince baktım. Hocalar mezuniyet hakkında bilgi veriyordu. Grup bilgilerine tıkladım. Parmağım ekranı aşağıya doğru indirdi. Baranın numarasını bulunca üstüne tıkladım ve mesaja girdim. Daha önce hiç konuşmamıştık.

Siz: Baran, kaza yapmışsın. Geçmiş olsun.

Mesajı gönderdim. Ne olursa olsun iki yıldır aynı sınıftaydık ve geçmiş olsun demem gerekirdi. Telefonu yandaki komodinin üzerine bıraktım ve ışığı kapatıp uykuya daldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…