Bölümler 7Şu an: BÖLÜM 2
- 1 BÖLÜM 11.369 kelime
- 2 BÖLÜM 2633 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 BÖLÜM 31.415 kelime
- 4 BÖLÜM 4774 kelime
- 5 BÖLÜM 51.393 kelime
- 6 BÖLÜM 61.727 kelime
- 7 BÖLÜM 71.642 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hafsa Nilüfer Senay
Çantamı yatağın üzerine bırakıp hemen kitaplıktan öğleden sonraki derslerin kitaplarını aldım ve çantama koydum. Çalışma masamın üzerinde duran, dün gece yaptığım ödevlerimi de dosyama koyup çantamın fermuarını çektim ve aşağıya indim.
Sırt çantamı kenara bırakıp yemek masasına doğru yürümeye başladım. Babam masadaki yerini çoktan almış, tabağındaki etini bıçakla kesiyordu. Bende her zamanki yani babamın sağ tarafındaki yerimi aldım.
“Afiyet olsun.” Babam hiç istifini bozmadan kesmiş olduğu bir parça eti ağzına götürürken konuştu.
“Geç kaldın.”
Sandalyemde gerildim. Elimdeki çatalı çoktn sıkmaya başladığımın farkında değildim.
“Çantamı hazırladım.”
“Ceren nerede? O yemek saatlerini bilmiyor mu?”
Daha da gerildim ve bu defa ayaklarımı sıkmaya başladım.
“Ceren öğle arası okulda kaldı baba.” Sinirle çatalını tabağa fırlatınca yerimden sıçradım.
“Ne demek okulda kalmak, bu evde yemek yenecek. Öyle okula gidilecek. “
Bağırması artık benim için sorun değildi ama akşam Ceren’e kızacak olması benim için sorundu. Bu yüzden olayı toparlamaya çalışacaktım.
“Proje ödevi var baba, Derenle birlikte onu yapıyorlar.”
Babam bana sertçe bakarken burnundan soluyordu.
“Bıktım bu kızın şımarık hareketlerinden, bıktım!”
Arkadan gelen ayak sesleri ile kendimi saldım. Babam ayağa kalktı ve ağzını sildiği mendili sertçe masaya fırlattı. “Akşam görüşeceğiz.”
“Hikmet, lütfen-“
Evet , bu da ailemizin onurlu üyesi, biricik üvey annemiz Nesrin!
Babam ona da tabii cevabı geciktirmedi:
“Sen kes sesini.”
Kapının kapanma sesi gelince derin bir nefes alıp elimdeki çatalı sonunda serbest bıraktım. Ayağa kalktım ve sandalyemi biraz geri ittim. Nesrin durmuş üzgün üzgün bana bakıyordu.
“Nilüfer,hadi yemeğini ye.”
Zaten babamla yeni tartıştığım için bir de Nesrin ile tartışamazdım. Onun yerine az önce çantamı koyduğum yerden tekrar çantamı omzuma alıp adımlarımı kapıya doğru çevirdim.
“Çıkıyor musun kızım.” Filiz’in sesini duyunca ona döndüm. Filiz abla, bizim evimizde çalışandı. Yemekleri yapar, evi düzenlerdi.
“Evet Filiz abla.” Gelip yanağıma bir öpücük kondurunca gülümsedim. Bende onun yanağına bir öpücük kondurdum ve kapıdan çıktım. Oktay abi beni arabanın önünde bekliyordu. Beni görünce kapımı açtı, bende arabanın arka koltuğuna oturdum ve okula gitmek için beklemeye başladım. Bu sırada Ceren’e mesaj attım.
Siz: Güvenlik kulübesine gel.
Oktay abi de ön koltuğa binince araba hareket etmeye başladı. Yaklaşık on dakika sonra okulun önünde durdu, tam inecekken onu durdurdum.
“Ben inerim abi, sağol.” Kapımı açtım ve aşağı indim. Arkamdan gelen tekerlek sesiyle Oktay abinin gittiğini anladım. Okulun kapısından içeri girip güvenlik kulübesinin önünde beklemeye başladım. Ceren ve Deren bana doğru gelirken Ceren yine bir şeylerden şikayet ediyor gibi görünüyordu. Bu hâline gülümsedim. Muhtemelen yine benimle ilgili bir şeyi Deren’e şikayet ediyordu.
Ama bir anda durdular. Çünkü Deren’in kafasına kocaman bir su balonu inmişti. Etrafa biraz bakınca balonu atanın Baran olduğunu anladım. Tam bu sırada Ceren’in kafasına da bir tane inince ister istemez gülümsedim.
“Gülüyor musun sen?” Arkamdan ama hemen dibimden gelen sesle irkildim ve hemen sesin geldiği tarafa baktım. Kaan.
Ayakta durmuş öylece bana ve az önce silik bir gülüşün olduğu ama artık eser kalmayan dudaklarıma bakıyordu. Boğazını temizleyip gözlerini gözlerime çevirdi. Tam bu sırada arkamdan Ceren’in sesini duydum. “Nilü, noldu?” Ceren arkamdaki Kaan’ı görünce duraksar gibi olsa da yanıma geldi. “Bir şeyi mi böldüm?”
Öfkeyle Ceren’e bakıp hiç bir şey demeden elinden tuttum ve yürümeye zorladım. Kaan arkamızdan bakarken ben Ceren’i güvenlik kulübesinin arkasındaki banka götürdüm ve oturttum.
Ceren ise meraklı bakışlarla bana bakıyordu. “Ne konuşuyordunuz?”
“Onu boşver şimdi, babam seni sordu. Bende proje ödevi yaptığınızı söyledim. Akşam sorarsa ki soracak, sakın bozma.” Ceren’in yüzü babamın sözünün geçtiğini duyar duymaz soldu.
“Tamam, başka?” Hemen gitmek istediği belli oluyordu.
Sınıfta söyleyemeyeceğim için burda söylemiştim.
“Başka bir şey yok. Hadi sınıfa gidelim.”
Elini tutmaya çalıştım ama elini çekti. Kırgın bakışlarını bana çevirmeden okula doğru yürümeye başladı. Kırgındı..babama,bana ama en çok da babama.
Gözlerim dolduğu için hırkamla sildim ve yine maskemi takıp okula doğru yürümeye başladım. Kafam yere dönük sadece yerdeki taşlara bakarak okula doğru yürüyordum. Okul merdivenleri tırmanıp kapısından içeri girdim ve telefonlarımızı bıraktığımız dolapların olduğu odaya girip telefonumu bıraktım.
Ve sınıfıma doğru çıkmaya başladım.
Bölüm etkileşimi
