BİZDEN SONRA kitap kapağı

6. bölüm / 6

BÖLÜM 6

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 6

Bölüme geçmeden önce açıklama!!
Arkadaşlar bölümleri bazen farkli karakterlerin ağzından yazıyorum, eğer bu şekli beğenmezseniz söyleyebilirsiniz…

Bölüm

Ceren Senay…

Nilüfer ve ben eve yürüyerek gidiyorduk. Nilüfer elimi sıkı sıkı tutmuştu ve bırakmıyordu.

Sabahtan beri tek kelime etmemiştim. O da beni konuşmam için zorlamıyor, yaşadığım bu şeyi atlatmamı bekliyordu.

Yaşadığım bu şey…

Enes’le havuza düşüşüm ve az kalsın boğulacak olmam. Gerisini zaten hatırlamıyordum. Ellerim üşüdüğü için üzerimdeki hırkanın içine soktum. Bir saniye, bu hırka kimindi?

Üzerime bir kaç saniye baktım ama anlayamadım. Nilüfer’e döndüm. “Bu hırka kimin?”
Nilüfer önce konuştuğum için şaşırsa da daha sonra hemen cevap verdi. “Ömer’in hırkası.”
Ömer’in hırkası mı? Ömer bana hırkasını mı verdi?
Beynim karıncalandı. Yaşadığım şeyi daha yeni yeni algılıyordum.

“Bana ne oldu Hafsa?” Nilüfer uzun zaman sonra ona Hafsa dediğim için bana uzun uzun baktı. Annem öleli ona hiç Hafsa dememiştim. Annem ona hep bu ismiyle seslenirdi. Gözleri doldu ama benden ustaca sakladı. “Şimdi konuşmayalım, zaten yaşadığın şey çok zor.”

Evet yaşadığım şey zordu ama bana ne olduğunu da öğrenmek istiyordum. “anlatır mısın lütfen?” Nilüfer beni yol kenarındaki boş bir banka çekti. Yan yana geçip oturduk. Ellerimi tuttu ve kendini anlatmaya hazırladı.

“Sen..küpeni arıyordun, hatırlıyor musun?” Evet, hatırlıyordum. Başımı onaylar gibi salladım. “İşte sonra..” devam etmeye tereddüt ediyor gibiydi.
“Sonra Enes senin küpeni buldu, sen de almaya çalışıyordun ama vermiyordu. Sonra işte, sen almak için zorlarken yanlışlıkla Enes’i itince birlikte havuza düştünüz. Sonra…”

Hâla tereddütlüydü. “Evet?”

“Sonra Ömer havuza atlayıp seni kurtardı.” Ömer ? Havuza? Yaşadığım şok baya bir ağırdı. Ömer’in havuza atlamasına mı şaşırsam, yoksa havuza beni kurtarmak için atladığına mı bilemedim. “Peki sonra.” Dedim devam etmesi için.

“İşte sonra Ömer sana hırkasını verdi, sen tabi o zaman algılayamıyorsun. Sonra-“ tam devam edecekken Nilüfer’in telefonu çaldı.

Babam arıyordu. Nilüfer kalkıp yanımdan gitti ve babamla konuştu. Bense soğuktan titreyerek üzerimdeki hırkaya daha da sarıldım. Nilüfer geldiğinde Oktay abinin bizi almaya geleceğini söyledi. Oktay abi de hemen gelmişti zaten.

Nilüfer ile eve gelince Filiz abla bizi karşıladı. Anlaşılan olaylar duyulmuştu. Üst kata geçip hiç hâlim olmasa da duşa girdim ve uzun bir süre sıcak suyun altında kaldım. Yaşadığım şeyin bana çok ağır geldiğini hatırlıyor olsam da ne olduğunu hâla hatırlatamıyordum.

Duştan çıkınca yatağın üzerine bıraktığım kıyafetleri göremedim. Koşarak aşağı inecektim fakat Filiz abla çamaşır odasından çıkıyordu. “Filiz abla yatağın üz-“

“Kıyafetlerini mi soruyorsun kuzum?”

Başımı salladım hızla.”neredeler?”

“Yıkadım kuzum, bir saate odanda olur.”

Başımı salladım ve odama geçtim. Beş dakika sonra Filiz abla ve Nilüfer odama gelmiş, bana zorla yemek yediriyorlardı. En sonunda odamdan kovmayı başarmıştım. Bu sırada Filiz abla da kıyafeti getirmişti. Ömer’in hırkasını aldım ve bir karton poşete koyup çalışma masamın üzerine bıraktım.

Yatağa uzanıp elimi telefona uzatınca ekranda gördüğüm bildirim ile feleğim şaştı.

Ömer: nasılsın?

Ömer bana nasılsın yazmıştı. Şaka gibi bir gündü.

Siz: iyiyim
Tereddüt etsem de bir şey daha yazmaya karar verdim.
Siz:bu arada teşekkür ederim
Ömer: ne için?
Siz: hırka için.

Başka ne için teşekkür edecektim ki?

Ömer: yarın getir hırkamı

Sinirle göz devirdim. Bir de teşekkür ediyordum.

Siz:..

Yazmayacaktım ya, vazgeçtim.

yazıyor…
çevrimiçi.
yazıyor…
çevrimiçi.

Ömer: şaka

Görüldü atıp uzandım. Yorucu bir gündü, hemde çok. Tam uyuyacakken Deren aradı ve onunla uzun uzun konuştuk ama hiç bugünden söz etmedi. Bende sormadım. Telefonu kapayıp tekrar uyku pozisyonuma döndüm.

~~~

Sabah uyanır uyanmaz elimi yüzümü yıkayıp dişerimi fırçaladım. Okul üniformamı giyip üzerime siyah bir sweat geçirdim ve altıma da Filiz ablanın ütüleyip dolabıma astığı eteği giydim. Saçlarımı da doğal yani hafif kıvırcık hâlinde bıraktım. Genelde yapmadığım bir şeyi yapıp çantamı da hazırladım.

Az kalsın çalışma masamdaki paketi unutacaktım. Gidip masanın üzerindeki paketi aldım ve odamdan çıktım. Nilüfer ile aynı anda odamızdan çıkmıştık. “Günaydın, okula gelecek misin?” Bu evde Nilüsüz yalnız kalacak halim yoktu. Kafamı salladım. Birlikte aşağı indik. Nilüfer evde kahvaltı falan yapmıyordu, hep gittiği bir yulafçı vardı. Bugün benim de canım bir şey istemiyordu. “Günaydın kuzularım, hadi kahvaltıya.” Filiz abla bize kızacaktı ama ona kahvaltı yapmayacağımızı söyledik. “Görüşürüz Filiz abla.” Evden koşarak çıktık. Saat daha çok erkendi.

“Oktay abi biz yürüyerek gideceğiz.” Dedi Nilüfer. Oktay abi ise bize onaylamayan bakışlar attı.

“Maalesef Nilüfer hanım, hikmet beyin kesin emri var. Kızları okula bırak dedi.”

Nilüfer bana baktı, onay ister gibi. Kafamı salladım ve arabaya bindik. Yol üstündeki, Nilüfer’in sürekli gitttiği yulafçıya geldik ve Nilü bana en sevdiğinden ısmarladı. “Keşke derene de haber verseydik.”

Nilüfer deyince benim de aklıma ancak gelmişti ama Deren çok geç uyanırdı. O yüzden şu an arasam bile muhtemelen çok geç hazırlanırdı. Nilüfer masadaki paketi gösterip sordu. “Bu ne?”

“Ömer’in hırkası.” Başını salladı. Kahvaltımızı yaptık ve arabaya bindik tekrardan. Oktay abi bizi okula bıraktı. Arabadan inip okulu görünce içim daralmış gibi hissetmiştim. Adımlarım geri geri gidiyordu ama Nilüfer elimi tutunca kendimi daha iyi hissetmiştim.

Okula doğru adımlarımızı attık.

Okula, hatta sınıfa girene kadar gerginlikten bacaklarım titremişti. Merdivenleri hızla çıkarak sınıfa gelmiştik. Deren sınıfta cam tarafına geçmiş uyuyordu. Gidip yanına oturdum. Daha sonra elimdeki paket aklıma gelince duvar kenarına gittim. Ömer’in sırasına yani en arka sıraya paketi bıraktım. Yerime geçip oturunca Derenin omzuna dokundum. “Dereen.”
Nilüfer bana doğru baktı.

“Bırak uyusun, biraz morali bozuk.” Yüzüm düştü.

“Neden?” Nilüfer başta söylemese de daha sonra derin bir nefes aldı.

“Arda ile ayrıldılar.” Duyduklarıma inanamadım. Deren ve Arda..ayrılmış mıydı.

Ama nasıl ayrılmışlardı. İnanamıyordum çünkü Deren ve Arda birbirine değer veriyordu. Neden ayrılmışlardı? Nilüfer daha sonra anlatacağım diyip önüne döndü. Melis de yanıma geldi. “Nasılsın canım?” Gülümsedim. “İyiyim Melis, teşekkür ederim.” Biraz konuştuktan sonra Melis yerine geçti.

Bu sırada sınıfa Ömerler gelmişti. Bunlar da kabile gibi her yere birlikte gidiyorlardı. Ömer’in tepkisine bakmak için uyuyormuş gibi yapıp gizlice o tarafa bakmaya başladım. Paketi görünce başta anlamadı ama sonra içine baktı ve hırkayı çıkardı. Benim olduğum tarafa bakıp hırkayı tekrar pakete koydu.

Ben gözlerimi kapattım, bir dakika sonra kulağımın dibine biri eğilmiş, konuşuyordu. “Utanmıyor musun beni gizlice izlemeye?”

Hemen başımı kaldırıp tepemdeki Ömer’e baktım. Yakalanmış bir küçük çocuk gibi hissediyordum. “Ne diyorsun be?”

Salağa yatma der gibi bakınca daha da sinirlendim. “Ne gizlice izleyeceğim seni, normal baktım.” Bakışlarımı çevirirken gözlerim ellerine takıldı. Ömer’in ellerinin her yeri yara içindeydi. Tam daha yakından bakmak için biraz daha eğilecekken eline baktığımı anladı ve elini çekti.

Beklemedi ve gitti. Sınıfa hoca girince hepimiz yerimize oturduk. Ömer’e tekrar istemsizce baktım ama ellerine sweatinin kollarını çekmişti. Bende biraz daha baksam da önüme döndüm. Deren uyuyunca bende uyumaya karar verdim.

İki ders boyunca uyumuştum. Uyandığımda Deren çoktan uyanmış soru çözüyordu. “Günaydın.” Dedi. Anormal bir şekilde neşeliydi.

“Günaydın.” Dedim bende. “ Nasılsın?” Aynı anda birbirimize sorduk ve buna güldük. İlk ben cevap verdim ve İyi olduğumu söyledim. “Sen nasılsın Deren?”

“İyiyim canım, neden?” Ah garibim, bilmediğimi sanıyordu.

“Deren. Ardayla ayrılmışsınız, hiç söylemedin dün akşam.”

Derin bir nefes aldı. “Bak nolduysa doğru düzgün söyle.”

Tam kız anlatacakken zil çaldı. Deren lavaboya gideceğini söyledi. Nilüfer de yanıma oturdu. “Kızı zorlayıp durma. Dün Enes’i azarlamaya onların sınıfına gitti. Enes de saçma sapan konuşup duruyormuş ve arda buna bişey demiyormuş. Deren de sinirlenmiş, kavga etmişler.”

Ağzım açık kalmıştı. Deren benim için bir yıllık ilişkisini mi bitirmişti?

Bende Deren için aynısını yapardım ama kendimi çok kötü hissettim. Her şey benim yüzümden olmuştu.
Deren sınıfa gelince konuyu kapattık ve bir daha açmadım. Bunun yerine neşesini yerine getirmeye çalışıyordum. Başarmıştım da.

~~~

Çıkışta Nilü, Deren ve ben kol kola girmiş okuldan çıkarken biri arkamdan seslendi. “Ceren!”

Arkamı dönüp baktığımda Enes’i görünce kalbim hızla çarpmaya başladı. Koşarak yanımıza geldi. Bunun suratına ne olmuştu böyle. Elmacık kemikleri ve bir gözünün kenarı mosmordu. Beni ilgilendirmiyordı tabii, Allah’ın adaleti.Bahçenin kenarında duruyorduk. “Ne var?”

Yanımdakileri gösterdi. “Bir baş başa konuşabilir miyiz?” Hemen kafamı iki yana salladım. “Lütfen.”
Sonunda Nilüfer ve Derene tamam gidin desem de onlar yine de çok uzaklaşmadılar.

“Ceren kusura bakma, ben bilmiyordum. Yani..”

“Bak Enes, seni affettim falan demicem. Ama sende şunu o kafana sok. Birdaha seni etrafımda görmeyeceğim, tamam mı?” Başını salladı.

Tam arkamı dönmüş giderken tekrar seslendi. “Ceren!” Dönüp baktım.

“O çocuk senin neyin oluyor?” Ne diyordu bu be? Kimden bahsediyordu?

“Ne? Kim?”

“Ömer senin neyin oluyor?”

Ömer mi? Ne için soruyordu, benim kurtardığı için mi ?

“Hiç bir şeyim, ne alaka?”

“Senin bişeyin değilse neden beni dövmekten disipline gitti o zaman?”

Duyduklarımla ağzım bir karış açılmıştı. Ömer Enes’i dövüp bir de disipline mi gitmişti?

Enes bana hâla cevap bekler gibi bakarken ben şaşkınlıktan ne yapacağımı şaşırmıştım.

Ona cevap vermeden önüme döndüm. Nilüfer ve Derenin yanına gittim. “Ömer, Enes’i mi dövdü?” Artık onlar da saklamadan söyledikler.

Olanları anlattıklarında bende canım sıkkın bir şekilde eve geldim. Akşam eve gelince düşünmek istemediğim için ders çalışmayı bile denedim. Ama hâla Ömer ve yaptığı şey aklımdaydı.

~~~

Sabah olunca havanın güneşli olduğunu gördüm ve saçımı düzleştirdim. Üzerime mavi kot ceket alıp çantamı da hazırladım ve koşa koşa aşağıya indim.

Dışarı çıkıp aracın başında bekleyen Oktay abinin yanına geldim ve beni okula bırakmasını rica ettim.

Okula gelir gelmez hemen üst kata, müdürün odasına geldim. Kapıyı tıklattım.” Gel”

Kapısın açıp içeri girdim. “Buyur kızım.” Müdüre geçen gün olanların hepsini, Ömer’in beni korumak için havuza atladığını anlattım.

Hoca beni dikkatle dinledikten sonra bana hak verdi ve Ömer’in disiplinini zaten henüz imzalanmadığı için geri çekti. Enes konusunda da bir şeyler yapacağını söyleyince bende teşekkür ettim ve sınıfa çıktım.

Artık yavaş yavaş herkes sınıfa geliyordu. Zil çalıp hoca sınıfa geldiğinde dersin yarısına doğru Ömer lavaboya gitmek için izin istedi. Bende ondan üç dakika sonra izin istedim. Adımlarımı kızlar tuvaletine doğru değil erkekler tuvaletine çevirdim.
İçeri girdiğimde Ömer elini yıkıyordu. Ellerinin yarasını görünce içim yandı. Kimin geldiğine bakmak için kafasını çevirip de beni görünce şok oldu. Ellerini lavabodan çekip hızla peçete aldı ve kuruladı. Sonra bana döndü.

“Kızım, senin ne işin var burda?”

Cebimdeki minik kutuyu çıkardım ve elini elime alıp kutuyu içine koydum. “Elindeki yaralara sür.”

“Ne?” Sinirle ona baktım.

“Salağa yatma, biliyorum Enes’le kavga ettiğini.” Gözleri sinirle bana döndü. Tam bir şey söyleyecekti ki buraya doğru gelen adım sesleri duyduk. Hızla bileğimden tuttu ve beni temizlik malzemelerinin olduğu odaya çekti. Kapıyı da kilitledi. Fakat şöyle bir sorun vardı. Evet, oda küçücüktü.

“Ne ya-“ eliyle hemen ağzımı kapattı. Lavabonun kapısı açıldı ve biri içeri girdi. Korkmuş gözlerle Ömer’e baktım. Bir şey yok der gibi gözünü kapattı. Eli hâla ağzımı kapatırken elimle elini çektim. Çocuk Allah’tan sadece elini yıkıyordu. Elini yıkadı ama daha bekliyordu.
Ömer dibimde olduğu için rahatsız oluyordum.
Bakışlarım ister istemez tekrar Ömer’in eline gitti. Parmak boğumları yara olmuştu. Baktıgım yeri anlayınca çekti. Bakışlarım gözlerine döndü. “Bir şey yok.”

Elini kastediyordu. Çocuk sonunda çıkınca hemen kilidi açtım ve lavabodan çıktım. Koşa koşa sınıfa gittim. Ömer de benden üç dakika sonra geldi.

Kimseye hiç bir şey söylemedim.

Bu Ömer’le benim aramda ufak bir sırdı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

2okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…