Bölümler 6Şu an: BÖLÜM 5
- 1 BÖLÜM 11.369 kelime
- 2 BÖLÜM 2633 kelime
- 3 BÖLÜM 31.415 kelime
- 4 BÖLÜM 4774 kelime
- 5 BÖLÜM 51.393 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 BÖLÜM 61.727 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Deren Uyum
Elimde tuttuğum su şişesinden bir yudum daha aldım ve okulun bahçesine girdim. Etraftan gelen seslerin kalabalığı başımı ağrıtıyordu. Okulun bahçesinde bir kaç adım gitmiştim ki tam yanımdan hızla bir motor geçti. Korkuyla kenara sıçrarken bu motorun sabinin kim olduğunu anladım. Park yerine gidip motorunu bıraktı ve kaskını çıkardı.
Baran.
Sinirle ona bakarken birden birisi koluma girdi. “Günaydınn!” Ceren neşeyle koluma girince bugün daha iyi olduğunu görüp bende sevindim. “Günaydın.”
Gözlerimi takip edip öfkeyle baktığım yere doğru baktı. “ ne oldu?” Bir şey olmadığını söyledim. Birlikte okul binasına doğru yürüdük. Telefonlarımızı bırakıp yukarıya, sınıfa çıktık.
Ceren’e artık lavaboda şahit olduğum olayı anlatmaya karar verdim ama çok yanlış bir karar olduğunu maalesef sonradan anladım.
“NE?” Evet, yine..
Herkesin bakışları bu defa bize döndü demek isterdim ama bu defa kapıya döndü. Fizikçi gelmişti.
“Hocam kusura bakmayın, iki dakikanızı alacağım.” Dersimiz Edebiyattı. Deniz hoca kafasını sallayıp gülümsedi. “Buyrun hocam.”
Hikmet hoca konuşmaya başladı. “Gençler dün sizden çok memnun kaldık, bundan sonra her Salı günü bunu tekrarlamaya karar verdik.” Herkes oylamaya başladı. Ceren de dahil. Ve bende. Tek sorunum baranla çalışacak olmamdı, ki dünden bu yana ona hala çok öfkeliydim.
Hoca oflamaları duymadan sınıftan gülerek ayrıldı. Allah’ım sen bana sabır ver..
Edebiyat hocamız Deniz hoca çok tatlı bir kadındı. Dersleri hep çok güzel anlatırdı. Ben bunları düşünürken bu sırada yanımdaki Ceren beni dürtmeye başladı. “Kanka devam et.”
Bende anlatmaya devam ettim. “Dün akşam kız bana istek attı, sonra bir ara arda yazdı. Bir baktım kız isteği geri çekmiş.”
Ceren bir şeyden şüpheleniyor gibi düşünmeye başladı, ama bana bir şey söylemedi. “ kanka bu kim acaba ya?” Ceren okulda çoğu kişiyi tanırdı. Ama bu kızı o da tanımıyordu.
Birlikte kafa kafaya verip düşünsek de hiç bir sonuca ulaşamadık. Zil çalınca spor salonuna doğru yürümeye başladık. Dersimiz bedendi. Soyunma odasındaki kabinlerden birine girdim ve üzerimi değiştirdim. Altıma siyah bir eşofman, üstüme ize beyaz bir tişört giymiştim.
Ceren de siyah bir eşofman, beyaz bir tişört giymişti.
Nilüfer ise lacivert eşofman, siyah bir tişört giydi. Üçümüz de üstümüzü değiştirdik ve birlikte spor salonuna girdik. Okulumuzun en güzel özelliği spor salonunun büyük olmasıydı. Ayrıca okulumuz yüzme yarışmalarına öğrenci gönderdiği için okulda bir havuz da vardı. Kocaman bir havuzdu.
Bütün sınıf bir aradayken birden 12/C sınıfı spor salonuna girdi. “Çocuklar, geçen hafta 12/C sınıfının beden dersini, yağmur yağdığı için yapamadık. Bu yüzden bu hafta birlikte yapacağız.
Arda bana göz kırpınca gülümsedim.
Hoca bizi serbest bırakmıştı ama erkekler futbol oyunuyordu.
Karşı sınıf bizim sınıfa karşı oynuyordu. Biz de Nilüfer, Ceren ve ben kenara oturup izlemeye başladık. Daha sonra yanımıza Melis ve Azra da geldi. Birlikte gülerek sohbet edip oturuyorduk.
Bizim sınıfta Ömer,Kaan, Baran, Ege, Ayaz, Güney, Poyraz bir takımken karşı takımda Arda, Enes, Mehmet, Pars, Yusuf, Ali bir takımdı.
Arda topu almış koşarken Baran arkadan koşarak Ardayı itince Arda birden yere düştü. Çok sert düşmediği için endişelenmedim. Arda da hemen kalktı ve oynamaya devam etti. Bu arada Baran aldığı topla gol atmıştı.
Bu defa Arda Baranı arkadan itti ama Baran oralı olmadı. Kaan ayağına gelen topu füze gibi kaleye attığı için top mecbur kaleye girdi. Gol olunca bizim sınıftakiler sevinmeye başladı. Bende tabii.
Yirmi dakika boyunca oynadılar, bizim sınıf üç gol atmıştı, karşı sınıf ise iki gol. Enes oyundan çıktı. Biz de Ceren ile havuzun olduğu tarafa geldik. Ceren havuzlardan pek hoşlanmazdı ama küpesini düşürdüğünü söylediği için onu arıyorduk.
Yerlere ne kadar baksam da asla göremiyordum. Bize doğru yaklaşan biri olduğunu görünce gelene baktım. Enes geliyordu!
“ ne arıyorsunuz bakalım?” Ceren’in yanına doğru giderken ceren onu umursamıyordu bile. Ben cevap verdim. “Hiç.”
Enes bozulsa da gitmiyordu. Kalmaya kararlıydı anlaşılan. “Sanırım bunu arıyorsunuz.” Elinde tuttuğu minik küpeyi gösterdi. Ceren sevinçle yanıma gidip küpeyi alacakken Enes elini havaya kaldırdı. “Öyle kolay değil.” Ceren’in sinirlendiği belli oluyordu.
“ Ne saçmalıyorsun Enes, ver kızın küpesini.” Enes beni takmamıştı bile, elini havaya kaldırıyor ve Ceren’in küpeyi almasını engelliyordu.
“Ver şunu.” Tam havuzun dibinde olduğumuzdan korkmaya başlamıştım.
Ceren’in kolundan tutup kenara çektim. “Enes, şımarma.” Enes hâla vermiyordu. Ceren öfkeyle öne atılıp Enesin yukardaki eline uzanmak için zıplayınca koluyla Enes’i de itti ve birlikte şak diye havuza düştüler. Ellerim şokla ağzıma gitti. Ceren havuzun tam ortasında çırpınırken Nilüfer koşarak yanıma geldi. “ Ceren mi düştü?” Başımı salladım. Yüzme bilmiyordum ve havuza atlayamıyordum.
Nilüfer atlamaya hazırlanıyordu ki birden suya hiç beklemediğim birisi, Ömer atladı. Hızla yüzerek Ceren’in olduğu yere gitti ve Ceren’i tek koluyla suyun altından çıkardı. Zırla nefes alan Ceren, elleriyle Ömer’in kolunu tuttu. Ömer Ceren’i tuttu ve havuzun kenarına doğru getirdi. Ceren’i kucağına alıp dışarı çıkardı. Ceren kenara oturunca hemen yanına eğildim. Ceren hünür hüngür ağlıyor ve hâla zorlukla nefes alıyordu. Enes ise sudan çıkmaya çalışıyordu. Ömer Ceren’in yanına çöktü ve yerde duran hırkasını etrafına sardı. İki eliyle yüzünü tuttu, “tamam, geçti.”
Ceren durmaksızın ağlıyordu, Nilüfer arkadan sarılmış sakinleştirmeye çalışıyor, ama bir türlü işe yaramıyordu.
Ömer’in bakışları bu defa çok farklı bir yere, enese kaydı. Sudan çıkmış kenarda oturuyordu. Ömer hızla enesin yanına gidip herkesin şok olacağı bir şey yaptı ve yüzüne bir tane yumruğu geçirdi. Kaan ve Baran Ömer’i tutmaya çalışıyordu, ama kimse ayıramıyordu. Enesin suratına bir yumruk daha geçirirken bağıra bağıra küfür ediyordu. “ a@ına kodumun şerefsizi seni.”
Ceren oraya bakmıyordu bile. Baran sonunda Ömer’i ayırdığında biz Ceren’i kaldırdık ve soyunma odasına götürdük. Ceren çok kötü durumdaydı. Nilüfer ve ben kapıyı kilitlerken bir yandan da yedek kıyafet arıyorduk. Ben hemen üstündekileri çıkarıp okul kıyafetimi giydim. Tişörtümü ve eşofmanı tir tir titreyen Ceren’e giydirdik. Üzerine de Ömer’in az önce üstüne örttüğü hırkayı giydirdik ve fermuarını kapattık. Nilüfer cerenle konuşmaya çalışıyordu ama tek kelime etmiyordu.
“Hadi eve gidelim.” Nilüfer’in söylediği bu söze Ceren hemen iki yana kafasını salladı. “İstemıyorum.”
Daha fazla ısrar etmedik. Ceren panik atak geçirir gibi hem titriyor hem de öne arkaya sallanıyordu.”
Ellerini tuttum ve sarıldım. Burası çok havasızdı bu yüzden revire götürme fikirini ortaya attım ama Ceren bunu da istemedi. Sınıfa gitmek istiyordu.
Ona fazlasıyla bol olan hırkanın kapişonunu kapattım. Nilüfer de üstünü değiştirince eşyalarımızı alıp soyunma odasından çıktık. Kapının önünde bekleyen kızlara iyi olduğunu söyledik.
Ceren baygın gözlerle zar zor yürürken spor salonundan çıktık ve okula doğru yürüdük. Henüz zil çakmadığı için bahçede kimse yoktu. Okula girip direkt asansöre bindik ve üst kata çıktık. Sınıfta kimse yoktu. Ceren’i sıramıza oturttuk ve Nilüfer de yanına oturdu. Ben de Nilüfer’in yerine oturdum.
Nilüfer çok sinirliydi, olanları Ceren’in yanında anlatamıyordum ama enesin ne yaptığını görmüştü.
Ceren Nilüfer’in omzuna yaslandı. Kız sadece yere bakıyor, hiç konuşmuyordu.
Kendimi suçlu hissediyordum. Orda ben de atlamaylıydım ama yüzme bilmiyordum.
Oflayarak önüme dönerken zil çaldı. Herkes dışarı çıkarken bizimkiler sınıfa giriyordu. Sonunda Ömerler de sınıfa girmeye başladı. Ömer ilk olarak Ceren’e baktı. Sanki iyi olup olmadığına bakıyordu.
Ömer’in ellerindeki eklem boğumları yara olmuştu, anlaşılan Enes’i fena dövmüştü. Ömer Enes’i dövmüştü.
Herkes yerine geçip oturunca müdür sınıftan içeri girdi. “ Ömer , gel evladım.” Ömer kalkıp hocanın arkasından sınıftan ayrıldı.
Yaklaşık on dakika sonra tekrar sınıfa geldi. Dersimiz kimyaydı ama hoca test çözmemizi söyledi ve boş bıraktı. Nilüfer Ceren’in saçlarını okşuyor ve ellerini tutuyordu. Ceren ise hâla aynıydı. Teneffüs zili çalınca hızla yerimden kalkıp sınıftan çıktım ve Ardaların sınıfına doğru gittim.
Enes sınıfta güle güle konuşuyordu. Yüzü mosmordu. “Disiplin yedi mal.” Sanırım Ömer’den bahsediyordu. Arda da yanında öylece duruyor ve bir şey demiyordu. Bunu görünce sanki içimde bir şeyler kopmuştu. Enes’in yanında gidip önünde durdum.
“Ya sen nasıl bir insansın? Gerizekalı. Bir de geçmiş burda anlatıyosun ya.”
“Deren tamam sakin ol, yanlışlıkla olmuş.” Arda kolumu tutunca hemen çektim. “Sende kes .”
Enes’e kızmıştım ama Arda bı tepkimi beklemiyor olacak ki şaşırdı.
“Ne diyorsun Deren sen?” Sinirle ona baktım. Kız şimdi sınıfta ne hâldeydş bunlar burda geçmiş gülerek sohbet ediyordu. “Bitti tamam mı, bana bir daha sakın yaklaşma.” Arda arkamdan geliyordu ama daha da hızlı yürüdüm. Kolumdan tutup kenara çekince “ne diyorsun kızım sen?” Dedi.
“Duydun, ben seni adam sanıyordum. Kız havuza düştü siz burda geçmiş gülüyorsunuz Arda.”
“Tamam da bu kolay kolay mı bitirmek? Ben Enese kızdım zaten.”
“Öyle mi? Ama sınıfa girince ikiniz de gayet keyifliydiniz. “
Gözlerini kaçırdı. Kaç yıllık arkadaşım orda acı çekecek ben buna göz mü yumacağım?
“Arda, iğrenç birisin.”
Arkamı dönüp sınıfa doğru yürümeye başladım. Bu sırada yanımdan geçen biri omzunu omzuma sertçe çarptım. Kim olduğuna bakmak için arkamı donunce adının Dilara olduğunu öğrendiğim o kız olduğunu anladım.
Ama uğraşacak hâlim yoktu. Sınıfa girince Ceren’i hâla aynı şekilde görmek içimi acıttı.
Öğle arası zili çalınca herkes evlere dağıldı. Öğleden sonra üçümüz de gelmemeye karar verdik.
Eve gidince Arda üst üste pek çok mesaj atsa da hiç birine bakmadım.
Bölüm etkileşimi
