2. bölüm · BİR YER NE ZAMAN GERÇEKTEN EV OLUR
Kapısı Kapanan Ev
Sabah erkenden babam odama gelmişti. Kahvaltı bile yapmadan evden ayrıldım. Babam ve ben arabaya bindik. Arabada çıt çıkmıyordu. Babam bir kahvehanenin önünde durdu ve bana bir tost yaptırdı, sonra bana uzattı. İstemeye istemeye aldım çünkü açtım. Gözyaşlarımla birlikte mideme gitmişti o tost. Daha yaşım çok küçüktü ve yetimhanenin ne olduğunu bilmiyordum.
Gittiğimde çok şaşırdım. Okul gibi bir yerdi. Babam beni oraya bıraktı.
“Kızım, kendine iyi bak.” deyip gitti. Arkasından koştum.
“Baba, gitme! Beni burada bırakma.” dedim.
Babam, “Ece, buraya alışmalısın. İçeri git.” dedi ve arkasını döndü, gitti.
Koştum ancak yetişemedim. Yurdun güvenliği beni tuttu. Babam arabaya bindi ve gitti.
Ağlaya ağlaya yurda girdim. Yurt görevlisi beni odama götürdü. Odada dört çocuk vardı. Bana yatağımı gösterdiler. Yatağıma koştum, kafama yorganı çekip ağlamaya başladım.
Yemek saatinde diğer kızlar beni kaldırdılar yataktan. Lavaboya götürdüler. Elimi yüzümü yıkadım. Yemeğe indim. Babamsız ilk kez akşam yemeği yiyecektim. Çok zor olmuştu. Evde olsam çeşit çeşit yemek olurdu, burada iki çeşit yemek vardı. Boğazımdan zor geçiyordu. “Babam beni almaya gelir mi acaba?” diye düşünüyordum.
Aylar birbirini kovaladı. Babam beni ziyarete bile gelmemişti. Artık buraya alışmıştım. Hatta arkadaş bile edinmiştim.
