10. bölüm · Bir Oyuncuya Aşığım
9. Bölüm
Bir anlık sesle irkildim yerimden. Bu ses annemden başka kimseye ait olamazdı.
“Deniz!”
Ve tabii ki yanılmamıştım. Bu annemin sesiydi. Artık kadının saçının tekini ezbere biliyordum, yani buna çokta şaşırmamak lazımdı.
Dün ki yorgunlukla gözlerimi açamadığım için sersem halimle odama gitmek yerine kendimi direkt oturma odaındaki koltuğa atmıştım. Ne yalan söyleyim burası kendi yatağımdan daha konforluydu. Hatta canım annem izin verse kendi yatağımla koltuğu değiştirebilirdim. O denli bir rahatlığı vardı koltuğun.
Açamadığım gözlerimle umursamaz bie şekilde doğruldum yerimden. “Efendim anne?”
“Hani konuşacaktın sen bu çocukla? Dün setteymişsin”
“Bunu sana kim söyledi?”
“Çocuk oyuncu kızım. Nefes alsa magazine çıkıyor. Seninde çocuktan aşağı kalır yanın kalmadı artık”
Gözlerimi yavaşça avuşturup hiçbir şey olmamış gibi daha da doğruldum yattığım yerden. Bu huyum için kendi kendimi boğabilirdim. Çünkü, maalesef ki bu huy bana babamdan geçmişti. “RAHATLIK”
“Anne” dedim aynı rahatlıkla. “Dün ben gidip çocukla konuştum”
“E ne diye magazinlerinlerin dilindesiniz o zaman Deniz?”
“Ya anneciğim ben dün Esmer ile konuşmaya gittim. Hayranları artık bizi sevgili zannettiği için herkese ilişkimiz var gibi gösteriyoruz”
Yavaş yavaş yaklaştı Sultan Hanım. “He birde yalan mı söylediniz millete!”
“Anne çocuk çaresizdi. Hem oyuncuların dünyasını bilirsin. Bir iki ay ilişkileri olur ayrılırlar zaten. Yani evlenmeleri nadir oluyor”
“Çıldırtma beni Deniz! Magazinlerde sesiniz yankılanıyor, sen gelmişsin bir iki aya ayrılırız diyorsun. Kolay mı bu konu senin gözünde!”
“Anne çocukta zaten benimle evlenecek göz yok ki”
“Bir anda iş ciddiye binerse ne olacak? Evlendikten bir iki ay sonra boşanacak mısın?”
“Adam oyuncu anne, oyuncu! Benimle nasıl ciddi düşünecek Allah aşkına ya!”
Saçlarını düzeltip mutfağa doğru gitti. “Umarım öyle olur Deniz”
Annemin arkasından mal mal bakarken telefonumdan yine bir bildirim sesi geldi. Nasıl olsa bizim kızlardır deyip rastgele bildirimin üstüne bastığımda Esmer’in mesajını gördüm. Ve evet, görüldü attığım için yazmam lazımdı. Bana göre birine görüldü atmak ayıp olurdu. O yüzden çok vakit kaybetmeden yazmaya başladım.
Esmer: Neredesin?
Ben: Evdeyim.
Esmer: Kahvaltı yaptın mı?
Ben: Sanane?
Esmer: Deniz, yaptın mı yapmadın mı?
Ben: Tekrar söylüyorum. Sanane.
Esmer: Anlaşılan her zaman ki gibi ters tarafından kalkmışsın.
Ben: Bu da seni ilgilendirmiyor.
Esmer: Sen insanı çıldırtırsın Deniz.
Ben: Biliyorum😊
Esmer’i sinir etmeyi seviyordum. Ve onunla didişirken istemsizce içim kıpır kıpır oluyordu. Bu Esmer’in fazla hoşuna gitmiyordu ama bana bir şey demiyordu. Ya da kıyamıyordu.
Esmer: Neyse. Kahvaltını yaptıysan beş dakika sonra aşağıya in, seninle set yemeğine gideceğiz. Kahvaltı yapmadıysan önce kahvaltı yapar, sonra sete gideriz.
Ben: Kuyruk muyum ben?
Esmer: Kuyruğum değilsin ama sevgilimsin Deniz Hanım.
Ben: Sen bu işe fazla kaptırdın kendini.
Esmer: Oyunda olsa sevgililik görevimizi yerine getiriyoruz.
Ben: Esir de gelecek mi?
Esmer: Evet. Partneriz sonuçta.
Ben: E ne güzel partnerin var işte yanında.
Esmer: Deniz. Bak güzelim. O benim dizideki partnerim, sen benim gerçek sevgilimsin.
Ben: Yavaş gel be ukala. Ayrıca ben nereden senin güzelin oluyorum?
Esmer: Hoşuna gitmediyse söylemem Deniz Hanım.
Ben: Mümkünse.
Esmer: Geliyor musun?
Ben: Sen sevgililik görevini yerine getiriyorsan, bende altta kalmam. Ben sözünün eri bir insanım.
Esmer: Sen bu lafları akşama bırak. Şimdi hazırlan.
Ben: Bana ne yapacağımı öğretme.
Esmer: Üstüne düzgün şeyler giy.
Ben: İnadına kırmızı elbise ve kırmızı topuklu ayakkabı giyeceğim.
Esmer: Abartılı makyaj yapma. Çillerin belli olmuyor.
Ben: Yüzüme bolca allık sürüp, dudağıma en koyu kırmızı ruju süreceğim.
Esmer: Saçlarına elleme. Doğal halinle çok daha güzelsin.
Ben: Saçımı senin inadına en yüksek ayarda düzleştireceğim.
Esmer: Akşama görüşürüz güzelim.
Ben: Geç gelebilirim.
Esmer: Benim arabam varken seni yürütmemi aklından bile geçirme.
Ben: Görüşürüz Oyuncu Bey.
Esmer’e yazarken yüzümdeki salak ve anlamsız sırıtışı annem görmüştü sanırım. Hatta sanırım değil, tepemde dikilmiş mesajları okuyordu. Enseme doğru nefes alıp verince hissettim ki arkamda annem belirmişti. Selena gibiydi şakasız. Her yerden çıkabiliyordu ve başkalarının ruhu bile duymuyordu.
Küçük olan baş parmağımı damağıma getirdim o an ki korkuyla. “Anne oha ama ya!”
“Anneye oha denmez. Ayrıca, konuştuğum kişi Esmer miydi?”
Gözlerimi kaçırdım ki anlamıştı. Hatta ben bir şey gizlediğim zaman dudaklarımı bir sağa bir sola kıvırıyordum. Bunu görünce anladı tabii.
“Gördüm gördüm. Akşama seni sete davet etti”
“Sen gerçekten mesajları mı okudun?” dedim yüzümü ekşiterek.
“Göz misafiri oldum”
“Bilerek baktın anne. Yanlışlıkla bakan insan kafasını çevirir. Sen düpedüz telefonun içine girmişsin”
“Anneyim ben Deniz”
“Bu arkadaşlarımla mesajlarımı okuman anlamına gelmiyor”
“Neyse seninle tartışmayacağım. Ben bugün arkadaşlarımla kahvaltıyı dışarıda yapacağım. Sende oradan atıştır bir şeyler”
Göz devirdim bu cümlesine.
“Ben kaçtım” diyerek evden çıktı.
Hemen yanımda duran telefonumu elime alıp kızlarla olan grubumuza girip mesaj atmaya başladım. Şaşırtıcı olmamıştı ki hepsi aktifti.
Ben: Kızlaaar. Müsait misiniz?
İlk bakan Alin oldu.
Alin: Sınav stresi yaşıyorum ve hiç iyi değilim.
İkinci bakan Elara oldu.
Elara: Gerçektende öyle.
Ben: O kadar kötü mü geçti sınav ya?
Alin: Hemde ne kötü…
Son bakan Cansu oldu.
Cansu: Kızlar, eğer sınavı kazanamazsam yurtdışına çıkacağım.
Alin: Bu da kafayı yedi. Bu şekilde nereye gidecekse artık.
Ben: Ya siz şimdi boşverin sınavı falan. Bize gelin, hem annemde yok. Azıcık konuşuruz birbirimizle. Hem özledim sizi🥹
Elara: Vaay. Birileri bizi özlemiş.
Ben: Gerçekten trip mi atacaksınız bana?
Alin: Hayır kızçem. Sen kahveleri hazırla. Birkaç saate oradayız.
Cansu: Hay hay!
Elara: Aa bensiz mi?
Ben: Sensiz olur mu sence?
Alin: Let’s go girls!
Mesajlaşmanın ardından telefonu heyecanla her zaman yaptığım gibi tekli koltuğa savurdum. Önce ayağa kalkıp mutfağa doğru gittim ve dolapların içinden defile gibi kahve aramaya çıktım ki birkaç tane kalmıştı, ve bu beni idare edebilirdi.
Hemen sonra kahveleri yaptım. Bizimkiler sıcak kahve sevmezlerdi. Genelde soğuk kahve içerlerdi, tabii benim tercihimde soğuk kahveden yanaydı. Yaz geldiğinde ya evde soğuk kahve yapar içerdik, ya da dışarıya çıkar bir kafeye gider buz gibi kahve sipariş verip içerdik. Fakat bu yaz kızların sınavı olduğu için eskisi gibi boş zamanları kısıtlıydı. Telefonlarını bile doğru düzgün almıyorlardı ellerine. Onlar için oldukça yorucu bir sene olacaklardı.
Beni soracak olursanız, kendini aşka kaptırmış ve sınava girmeye niyeti olmayan biri olmuştum. Hayatımda ilk defa birine bu kadar sevgi barındırmıştım içimde, ilk defa kalbim birini gördüğünde zangır zangır titriyordu. Aklım her ne kadar bir şey yok dese de bedenim Esmer’i görümce yanıp tutuşuyordu. Ve bu durumda asla aklımı dinlemiyor, sadece kalbimin sesine odaklanıyordum. Çünkü bana göre bedenim daha mantıklıydı.
Soğuk kahveler hazırdı artık. Her yaz ben tarafından soğuk kahve yapıldığı için elim alışmış, iki veya üç dakikada hazır oluyordu. Buzluktan buzları çıkardıktan sonra son dokunuş olarakta şemsiyeli pipet takıp, üstüne birkaç figür ekledim. Bu Elara’nın hoşuna giden en çok şeyden biriydi. Aynısı Alin içinde geçerliydi.
Ben bardakları hazırlarken kapının tıkladığına dair ses duydum. Büyük ihtimalle Alin, Elara ve Cansu’ydu. Çok geçmeden apar topar kapıya doğru ilerleyip yavaşça kapıyı açtım. Ve tamda tahmin ettiğim kişiler. Favori üçlüm. Ne bir eksik ne bir fazla.
“Bak, sana neler getirdim!” diyerek elindeki poşeti yukarıya kaldırdı Alin.
“Ya niye zahmet ettin be kızım?” dedim bıkkın şekilde.
“Saçmalama Deniz. Sadece para harcadım. Bir şey yapmadım yani” deyip kolumdan tuttu. Ofladım bu hareketine.
“Hadi” dedi gülümseyerek. “Zaten çok kalamayacağız. Biliyorsun, sınavlarımız var”
“Doğru söylüyor Deniz” dedi Elara. “Emin ol, sınavlarımız olmasaydı seni bir saniye bile boş bırakmaya niyetim olmazdı.”
“İkisinede katılıyorum” diyerek Cansu da bize katıldı. “Aranıza yerini katılmış olsamda… bende sizden sayılırım değil mi?” dedi dudağını büzüp kafasını omzuna eğerek.
Alin gülerek Cansu’nun omzuna hafifçe vurdu. “Saçmalama Cansu. Sayılmazsın, direkt bizdensin. Ayrıca aramıza yeni katılman kardeşimiz olmadığın anlamına gelmiyor”
Cansu dayanamadı, hemen Alin’e sarıldı. Çok geçmeden bende minik bir kedi gibi aralarına girdim. Ardından Elara… Gerçekten bir kardeşim yoktu ama bu kızlar kardeşimin yokluğumu hissettirmiyorlardı. Kaç yıldır beraberdik ve asla aramızda dışlanma veya küsme yoktu. Cansu’dan önce de iyiydik Cansu geldikten sonrada. Her şekilde birbirimize bağlıydık. Derdimizle evlerimize gidip derman bularak kendi evlerimize dağılıyorduk. Bazen sabahlıyorduk, bazen toplaşıp kahvaltı yapıyorduk. Yaz gelince anında buluşup AVM’ye gidip kendimize bikini alıyorduk. Hatta tatillere de beraber gidiyorduk. Anlayacağınız ayrı ayrı birşeyler yapmıyorduk. Ölümede beraber gidebilirdik.
“Ne oldu aşk bebekleri? Bakıyorum da sıkı sıkı kenetlenmişsiniz” dedi Elara gülerek.
“Sanki hiç sarılmıyoruz birbirimize” dedim yalandan sitem ederek.
“Eskisi gibi sarılmıyoruz ki”
“Artık sarılıyoruz canımın içi” deyip Elara’nın alnına minik bir öpücük kondurdum.
“Şimdi ben anlamadım” diyerek bu sefer Cansu araya girdi. “Hangimiz büyüğüz?”
“Ben yirmi üç yaşındayım. Alin yirmi. Elara on dokuz” dedim parmağımla onları işaret ederek.
“En küçüğünüz benim o zaman” dedi Cansu oflayarak.
“Kaç yaşındasın?” diye sordu Alin.
“On yedi”
“Oy çen çınava mı hacırlanıyocun çen” dedi Elara dalga geçerek.
Göz devirdi Cansu. “Ya bi yürü git”
“Çok ayıp Cansu. Ablaya öyle denmez”
“Ya tamam Elara kızla dalga geçme” deyip Elara’yı durdurdu Alin.
“Neyse neyse” dedim heyecanla yerimde hoplayıp. “Size bir haberim var”
“Ne haberi kız?” dedi Elara.
“Beeen” dedim ve durdum “bugüüün” tekrar durdum “Esmer’in dizisi için Esmer ile buluşacağım”
“Neden ki?” dedi Alin.
“Hazırsanız söylüyorum” dedim ve tekrardan heyecandan zıpladım.
“Söyle artık çatladık” dedi Elara.
“Hadi” dedi Alin.
“Tamam tamam söylüyorum. Sevgilisi olarak”
“Ne!” dedi Alin.
“Oha!” dedi Elara.
“Şaka mı!” dedi Cansu.
“Bende rüyadayım sandım ama konuşulan diyaloglar gayette gerçekti”
“Partneri yanında olmayacak mı?” dedi Cansu.
“Beni ilgilendirmiyor.”
“Ya olay çıkarsa?” dedi Elara.
“Olay çıkarsa” deyip elimle saçımı yana savurdum. “Devam ettiririz”
“Sen çok fenasın” dedi Alin gözlerini kısıp baş parmağını bana sallayarak.
“Zamanında çok şey öğrendim sayende” dedim Alin’e sarılarak.
“Ay tamam” deyip ayağa kalktı Elara. “Yeter bu kadar drama. Soğuk kahvelerimiz nerede Deniz Hanım?”
“Mutfakta birtanem” dedim mutfağı işaret ederek.
“Gel Cansucuğum” deyip Cansu’nun elinden tuttu Elara. “Biz gidelim kahvemizi içelim”
“Hay hay” dedi Cansu.
Ardından arkalarından Alin ile beraber bizde gittik.
🎥🎥
“Anlamıyor musun Esir? Deniz benim sevgilim!”
“Gelmeyecek o kız Esmer!”
“Esir. Sabrımı sınama”
“Ben anlamam. O kız gelmeyecek. Sevgilin değil, karın bile olsa bizim ortamımızda bulunmayacak!”
“Kız sevgilim olduğu için davet ettim ve gelecek Esir. İstemiyorsan sen gelmeyebilirsin.”
Kaşlarını çattı Esir. “Gerçekten o kızı mı tercih ediyorsun?”
“Bir partner mi yakın, bir sevgili mi sence?”
“Kendin söylüyorsun Esmer. Partneriz biz. Biz kalıcıyız. O geçici”
“Saçmalamayı kes Esir! Geçici olarak bahsettiğiniz kız benim kız arkadaşım. O yüzden bu gece o da bizimle olacak”
Esir, Esmer’e yavaşça yaklaştı. “Bu gece sizi pişman edeceğim”
“Elinden geleni ardına koyma” dedi Esmer ciddi şekilde bakarak.
Esir, Esmer’in bu cümlesinden sonra arkasını dönüp kapıyı hızlıca çekip gitti. Esmer ise hazırlıklarına devam etti.
🎥🎥
Soğuk kahvelerimizi yudumlarken bir yandan da gece için neler yapacağımız adlı konuyla ilgileniyorduk. Tabii bu konunun patronu Alin’di.
“Kızçeler. Ben akşam için ne giyeceğim?”
Alin hiç düşünmedi. “Kırmızı elbise”
“Baloya mı gidiyorlar Alin?” dedi Elara.
“Dikkat çekmesi gerekiyor kızım. Bir oyuncunun sevgilisi olarak gidecek geceye. Parlaması lazım” dedi Alin ağzına minik bir kurabiye atarak.
“İyide çok ağır durmaz mı üstünde? Babaanne gibi” dedi Cansu.
“Kalkız kız” dedi Alin bana. “Git en güzel kırımızı elbiseni getir!”
“Baş üstüne Alin Öner!” deyip odama gidip kıyafet dolabımdan kırmızı ve ihtişamlı bir elbise alıp kızların yanına gittim. “Nasıl?”
“Üf be!” dedi Alin gülerek.
“Çok mu kötü?” dedim kaşlarımı çatarak.
“Saçmalama kızım. Mükemmel ötesi”
“Sade kırmızı ama güzel” dedi Cansu.
“Benim arkadaşımın asaleti yeter” dedi Alin ağır ağır.
“Saçlarını nasıl yapacaksın?” dedi Elara.
“Düzleştirelim” dedim heyecanla.
Alin birkaç saniye bana bakıp düşündü. “Evet. Mantıklı”
“O zaman düzleştiriciyi getiriyorum” deyip bu seferde lavaboya doğru gittim ve hemen kızların yanında bittim.
“Bakıyorumda, gece için fazla heyecanlısın” dedi Alin gülerek.
“Alin. Rica ediyorum dalga geçme. Heyecandan altıma yapacağım” dedim kaşlarımı çatarak.
“Alış bunlara Denizciğim” dedi Elara imalı bir bakış atarak. “Evlendikten sonra daha çok davetlere gideceksin”
“Sende mi Elara?” dedim bıkkın bir şekilde.
“Ne?” dedi Cansu hemen. “Evlenmeyecek misiniz?”
“Esmer ile evlenmek ve ben” dedi göz devirerek. “Daha sevgili rolü bile oynayamıyoruz”
“Valla çok güzel oynuyorsunuz. Hatta bayağı yakışıyorsunuz” dedi Elara.
“Sahte sevgili olduğumuz ortaya çıksa herkesin hayalleri çöp” dedim kafamı hafifçe iki yana sallayarak.
“Merak etme. Sahte sevgilikten evliliğe kadar gidersiniz siz. Bak yemin ederim Esmer sana aşık” dedi Alin.
“Aşık olsa belli olurdu” dedim ve anında aklıma ‘güzelim’ dediği aklıma geldi.
“Ne o Deniz?” dedi Alin.
“Deniz!” dedi Cansu.
“DENİZ!” diyerek son noktayı attı Elara. Tabii bu bağırışından sonra kendime gelmemek mümkün değildi.
“Hı?” dedim gözlerimi hızlıca açıp kapattım.
“Bir daldın gittin sanki?” dedi Cansu göz kırpıp gülerek.
“Ne dalması be?” dedim yüzümü ekşiterek.
“Bilemem artık” dedi Elara çapkın şekilde gülerek.
Tam göz deviriyordum ki gözlerim bir anlığına saatin hizasında durdu. Geç kalacağımı farkedince aniden bağırdım istemsizce.
“Hiiii” dedim iç çekerek.
“Ne oldu?” dedi Alin.
“Saat!” dedim saati işaret ederek.
“Aaaaa!” diyerek kalktı Alin oturduğu yerden. “Çabuk hazırlayın kızı. Çabuk, çabuk!”
Hemen hepsi ayrı ayrı yerlere koştu. Cansu düzleştirici aldı, Elara makyaj malzemelerini getirdi Alin de kırmızı elbiseyi kafamdan aşağıya giydirmeye çalıştı.
Her ne kadar saçlarım yolunacak gibi hissetsemde asla sesimi çıkartmıyordum. Çünkü sesimi çıkartırsam Alin “Azıcık vaktimiz var!” deyip azarlardı. İnanılmaz sinir küpü bir kızdı, ve nerede ne zaman sinirleneceği belli olmazdı.
Kırmızı elbiseyi giydim, makyajımı yaptık, sırada saçlarımı düzleştirmekte kalmıştı. Dört kişi olduğumuz için işlerimiz çabuk bitmişti.
Alin süzdü beni. “Wohhow!”
“Gerçekten güzel mi oldum ya?” dedim kaşlarımı çatarak.
“Mükemmelsin” dedi Elara.
“Şahanesin” dedi Cansu.
Aynaya bakmaya gittim ve gerçektende güzel olmuştum. Kırmızı elbise dekoltesiyle bağırıyordu. Makyajımdaki allık aşırı belli oluyordu ve kıvırcık saçlarım dümdüzdü. Tamda Esmer’e zıt gittiğim gibi olmuştum. Ne bir eksik ne bir fazla. Tam kıvamındaydım.
“Allığı neden bu kadar sürdünüz?” deyip kızara doğru döndüm.
“Parlamak sadece elbiseye mahsus mu birtanem?” dedi Alin icon gülümsemesiyle.
“Sizden korkulur ya” dediğimde dudağımda yarım bir gülüş belirdi.
“Hadi ya. Çıkalım artık. Saate bakın!” dedi Elara aceleyle.
Elara’nın acele etmesi kadar vardı. Tam tamına sadece beş dakika vardı çıkmamıza. Tam kapıya çıkarken telefonumun çalma sesi evi doldurdu.
Arayan kişi yabancı değildi. Esmer’di.
“Efendim?” dedim nazik şekilde.
“Çıktın mı?” dedi kalın sesiyle.
“Çıkıyorum”
“Aşağıdayım ben arabayla”
“Ben istemiyorum”
“Ben istiyorum”
“Ama ben istemiyorum”
“İkiletme Deniz. İn diyorsam in. Hadi”
“Aman be. Tamam” dedim sitem ederek.
“Bekliyorum”
“Bekle” deyip telefonu kapattım.
“Kimdi?” dedi Cansu hemen.
“Ben tahmin edebiliyorum” deyip güldü Elara. “Esmer”
“Gerçekten mi kız?” dedi Alin.
Başımı onaylayarak salladım. “Evet”
“Ee ne dedi?” diye sordu Cansu.
“Arabayla-“ diyecektim ki cümlemi korna sesi bozdu.
Elara önce cama bakmak için kısa bir süreliğine arkadına dönüp sonra yönünü bize doğru çevirdi.
“Arabayla mı geldi?” dedi Elara.
“Hıhım” dedim gülerek.
“Ayy. Çok heyecanlandım” diyerek önümüzden yürüdü Elara.
“Nereye?” dedi Alin.
“Arabaya binmeyecek miyiz?”
“Biz değil. Deniz binecek”
“Bende onlarla gideyim. Ne olur ki?”
“Saçmalama Elara”
“Ya gerçekten arabayı merak ettim. İçi nasıl? Rengi nasıl?”
“Deniz anlatır bize gel sen şuraya” deyip Elara’nın kolundan ısrarla tuttu Alin.
“Ya of!”
“Bu hareketi Cansu yapar diye düşündüm” dedi Alin bıkkın şekilde.
“Aşk olsun ama ya!” dedi Cansu sitem ederek.
“Şaka yaptım be. Hemen alındın mı?”
“Ya başlarım küsmenize triplerinize. Kız gidecek gidemedi bir türlü. Hadi Deniz”
Son dokunuş olarak elbisemi düzeltip saçlarımı kontrol ederken Cansu ile göz göze geldik.
“Çok güzel oldun Deniz. Hadi kızım!”
“Ay tamam ya gidiyorum” deyip evden çıktım. Topuklarımın çıkardığı ses bütün sokağı inletiyordu. Sadece Esmer’in kafası bana doğru dönük değildi. Israrla bakmıyordu galiba.
Beyaz arabanın kapağını açıp, geldiğime dair haber verdim. “Ben geldim”
Önce baştan aşağı süzdü Esmer beni. Daha sonra “Bu elbise niye bu kadar dar?” diyerek kaşlarını çattı.
“Ne varmış elbisemde? Gayette güzel durdu bende”
“Güzelliğine lafım yokta, çok fazla belli oluyor”
“Belli olan ne?”
“Güzelliğin”
Durdum bir anda. Önceden direksiyonda olan eli hiç oradan ayrılmadı. Ama kafası bana doğru dönük, gözleri gözlerimdeydi.
“Çillerin…” diyerek elini yüzüme doğru götürdü. “Sürdüğün şey yüzünden belli olmuyor”
“Allık o” dedim sessizce.
“Her ne boksa” dedi ve yutkundu. “Sürme bir daha”
“Seni ne ilgilendiriyor?” dedim aynı sessizlikte.
“Seninle ilgili olan her şey beni ilgilendiriyor, kızılcık”
“Sen kimsin ki benimle olan şeyler seni ilgilendiriyor?”
“Sevgilim değil misin?”
“O rol icabı” dedim gözlerimi kısarak.
“Rol deği-“ derken yine aynı sahneyi yaşadık. Arkamızda bir ton araba iki dakikada birikmiş ve bizim yolda devam etmemiz için kornaya basıyorlardı.
Hemen kendimizi geri çektik. Esmer tekrar direksiyona, bende camdan bakmaya devam ettim.
Kaç gündür dilime dolanan ‘Bi Dakika’ şarkısını telefonumdan açıp, çantamda bulundurduğum ve bana hep yol arkadaşlığı eden kulaklığımı taktım. Fakat kulaklığımı takmadan önce Esmer’in sorduğu soruyla kafamı ona çevirdim.
“Ne dinliyorsun?”
“Neden sordun?”
“Merak ettim”
“Etme”
“Ediyorum ama”
Oflayarak yanıt vermek zorunda kaldım. Yoksa bozuk plak gibi tekrar edecekti.
“Aynur Aydın’ın ‘Bi Dakika’ şarkısını dinliyorum”
“Hımm” dedi alt dudağını bükerek.
“Ne öyle? Alay mı ediyorsun sen benimle?”
“Yoo” dedi gülerek. “Ne tesadüf. Benim şarkı listemde de aynı şarkı var”
“Yani?” dedim ters bir sesle. “Seninle aynı şarkıyı dinliyorum diye sana aşık mı olmuş oluyorum?”
“Yok yani. Şarkı listeme bakıp şarkı dinlemen ayrı bir garip”
“Neyden bahsediyorsun ya? Açık açık konuş”
“Diyorum ki. Son zamanlarda şarkı listeme çok giriyorsun. Üstelik o bahsettiğin şarkıyı şu iki gündür aralıksız dinliyorum. Pardon, düzeltiyorum dinliyoruz”
Bi anlık sinirle kulaklığımı çıkarttım. “He sen harbiden sana aşık olduğumu düşünüyorsun”
“Asla” dedi çapkın gülüşle. “Sen öyle düşünüyorsun”
“Ukala” dedim göz devirerek.
“Kızılcık” dedi gülerek.
“Gerizekalı” dedim omzuna bir tane yapıştırarak. Tabii buna karşılık arsızca güldü.
“Asi Kızılcık” dedi gözlerini hiç yoldan ayırmadan.
“Aptal” dedim önüme dönüp cama doğru bakarak.
“Yalnız” dedi gözlerini yoldan ayırmadan. “Gerçektende dediğin gibi giyinmişsin. Helal olsun”
“Sana önceden de söyledim” dedim. “Ben sözünün eri bir insanım”
“Ondan şüphem kalmadı artık” diyerek sırıtmaya başladı.
“Sen beni delirtmekten zevk mi alıyorsun?” dedim kaşlarımı çatarak.
“Asla” dedi dalga geçer gibi. “Sadece doğruları söylüyorum”
“Ağzın çalışacağına elin çalışsın. Geç kalacağız davete”
“Geldik zaten”
“Kısa sürdü?”
“Uzun mu sürmesi gerekiyordu?”
“Davet yerleri uzak olurdu genelde”
“Sen ben öncede davetlere gidiyor muydun?”
“Hayır”
“O zaman neden davet yerleri uzak olurdu diyorsun?”
“Doğum günü partilerinden bahsediyorum”
“Onlar parti. Biz ciddi bir iş için gidiyoruz” takılı olan kemerini çıkarttı. “Ve geldik”
Tam elim kapıya gidecekken durdurdu beni. “Sevgilimize kapısını açmayacaksak adımız ayıya çıksın hatun”
Bayağı şaşırmıştım bu cümlesine. Resmen açık kalan ağzımı kapatmak için direniyordum.
“Ne o?” dedi gülerek. “Ağzın açık kaldı”
“Asla” dedim onun tonunda.
“Ağzının suyu aktı. Benim gözümden kaçmaz”
“Yanlış görmüşsün” dedim sitem ederek.
“Umarım yanlış görmemişimdir” deyip kolumu koluna giydirmem için kolunu bana uzattı. “Hadi Deniz Seren. Bu gece ikimizin”
Güldüm ve hiç itiraz etmeden koluna girdim. Anlaşılan o ki, onunda hoşuna gitmişti. Ben kırmızı elbisem ve kırmızı topuklu ayakkabımla, o da gece siyahı olan takım elbisesiyle bu geceyi şenlendirmek adına mekana girmek adına ağır ağır adımlar attık.
