7. bölüm · Bir Oyuncuya Aşığım

6. Bölüm

noirella book

“Gerçekten lunaparka mı gideceğiz?” dedim arabaya bindiğimde.

“Evet” dedi soru sorar gibi bakarak. “İstersen evine bırakabilirim”

“İstiyorsun galiba” dedim imalı bir sesle.

“Ben değil. Sen istiyorsun”

“Hayır yani, restoranda gittik lunaparka neden gidiyoruz onu anlamadım”

“Seninle reklam çekimi yapacağız” dedi bir anda.

“Şaka yapıyorsun sen, değil mi?” dedim kaşlarımı çatarak.

“Hayır. Gayette ciddiyim kızılcık” dedi yola bakmaya devam edip ardından büyük bir kahkaha patlatarak.

“Sen benden izin aldın mı?” dedim üstünlük taslayarak.

“Almamın gerektirdiği bir durum olmadığını düşünüyorum. Kızılcık” diyerek kolunu araba koltuğunun yanındaki kola koydu, ve parmaklarını dudağında gezdirdi.

“Söz konusu reklam ve işbirliği ise sorman gerektiğini düşünüyorum”

“Benim olduğum yerde senin kabul etmemen mümkün mü sence?” dedi büyük bir keyifle aramayı sürmeye devam ederek.

“Durdur arabayı” dedim fakat beni takmadı.

“Durdur şu arabayı!” dedim tüm ses tellerimi zorlayıp bağırarak.

“Neden kızılcık. Zoruna mı gitti?” derken dudaklarının arasından güçlükle bir kahkaha daha attı.

“Kes sesini, ukala!” derken arabanın kapısını açmaya çalıştım, ama her ne kadar zorlasamda açamadım.

“Daha çok zorla, kapının kolu kırılsında mahsur kalalım” dedi sırıtarak.

“Bilerek mi yapıyorsun?” dedim ona dönerek.

Alt dudağını büküp, iki kolunuda havaya kaldırdı.

“Aç şu kapıyı! Yoksa yemin ederim camdan bağırırım imdat diye” yapamazdım ama bir anlık cesaretle ağzımdan çıktı.

“Açmıyorum kızılcık” dedi ellerini tekrar direksiyona koyarak.

“Ne yapıyorsun sen?” dedim yüzümü ekşiterek.

“Yolumuza devam ediyoruz” dedi az önce sanki hiç bir şey yaşanmamış gibi.

“Aptal mısın sen? Zorla mı götüreceksin beni çekime?” dedim bu sefer kaşlarımı çatarak.

“Zorla götürmek mi? Güldürme beni Deniz. Sende istiyorsun, hatta seni bıraksam topuklarını götüne vura vura koşup gidersin” derken dudağının bir ucu kıvrıldı.

“Yalancısın” dedim ama dünyanın en inandırıcı olmayan bir ses tonuyla.

Anlamıştı, o kadar da salak değildi. “Ne o? Ses tonun bile değişti” dedi alaycı bir tavırla ve pis pis sırıtarak.

“Salak gibi sırıtma. Bak yoluna” derken önüme dökülen kızıl saçlarımı kollarımla beraber arkaya attım. Ardından üstte olan aynayı aşağıya indirip kendime baktım.

“Orada makyaj yaparlar sana” dedi sırıtarak. “

“Çok biliyorsun sen” diyerek fondötenin kapağını Esmer’e fırlattım, tam isabet olmuştu, sevinmiştim bu duruma.

“Çirkef kızılcık” dedi gözlerini kısarak.

“Aptal siyahi!” dedim koluna bir şamar atarak.

“Aptal siyahi mi?” dedi kahkaha atarak.

“Evet” dedim omurlarımı silkerek.

“Çok tuhaf ve saçma bir lakap” dedi ona attığım fondöten kapağını attığım yerden alarak. “Al bakalım. Buda benden sana hediye olsun kızılcık” dedi tekrardan pis pis sırıtarak.

“Ağzına sıçayım senin!” dedim fondöten kapağını elinden alıp, tekrar ona fırlatarak.

Kafasını diğer yana eğdi, ama yine arsız şekilde sırıtmaya devam etti.

“Ama böyle olmuyor kızılcık. Çok gereksiz sinirlisin” dedi bir eliyle fondoten kapağını alırken.

“Adam ol o zaman” dedim artist şekilde.

“Valla şu saatten sonra adam olmazsam o fondöteni gel benim götüme sok” dedi en ciddi ifadesiyle.

“Hiç acımam bak. Sokarım” dedim ters bakışlarla.

“Emrinizdeyim hanımefendi” dedi kollarını birleştirerek. “Eğer bir şey yapacak olursanız, ellerim fazlalık gelebilir”

“Esmer” diyerek duraksadım. “Gerçekten ağzına değil, tam ortasına sıçarım”

“Tamam” diyerek eliyle ağzını fermuarladı. “Sustum. Bir şey yok”

Ardından yolumuza devam ettik. Tabii Esmer yol boyunca ciddiyetsiz takıldı ama ben oldukça heyecanlıydım. Reklam çekimine gideceğimiz haberini gruptaki kızlara söylemem lazımdı. Telefonumu çıkartıp kızlarla olan grubumuza girip yazmaya başladım.

Ben: Kızlaar! Olaylar olaylar!

Grubun bi alt kısmına baktığımda hiç biri aktif değildi, muhtemelen gece ya da ertesi sabah görürlerdi. Ama neyse ki benim sorunum bu değildi. REKLAM ÇEKİMİNE GİTMEKTİ!

“Dudağındaki o saçma parlaklığı sildin, değil mi?” dedi uzun sessizliği kalın sesiyle kesen Esmer.

“Sen nereden biliyorsun benim parlak gloss sürdüğümü?” deyip mala bakar gibi baktım.

“Arabada disko ışığı gibi parlayan tek şey senin dudakların olabilir mi?”

“Parlaması gayet normal. Ayrıca o saçna parlaklık falan değil canım, lip gloss” dedim manalı bir sesle.

“Neyse ne” dedi boşvermişlikle. “Dediğim gibi, makyaj yapma şimdi oraya gidince ilk seni oturturum”

“Yok canım ne münasebet? Reklamın başrol oyuncusu sensin. Benim ne haddime” dedim kaşlarımı çatarak.

Güldü, gerçekten bıyık altından sırıttı bildiğiniz. “Reklamda başrol oyuncusu yoktur kızılcık. O dizi ve filmler için kullanılan bie unvan”

“Olabilir” dedim yalancı bilmişlikle. “Sonuçta oyuncu olarak sen ön plandasın. Ben sıradan bir insanoğluyum”

“Ben mi ön plandayım?” dedi hiç sırıtmasını bozmadan. “İnan bana, sette en son hazırlanan kişi benim. Başrol olmama rağmen”

“Nasıl yani? Asıl senin ilk başta hazırlamaları lazım” dedim kaşlarımı çatarak.

“O işler öyle olmuyor maalesef kızılcık. Her gün başka bir oyuncu ön plana geçiyor. Bizim sette durumlar böyle”

“Ben ne hayaller kurmuştum oysaki” dedim parmaklarımın ucunu alnıma götürerek.

“Bazen bazı şeyler hayal dışındadır” dedi bir anda.

Bu sözünden sonra kalbimde bir sızı hissettim ama asla belli etmedim. Benim gibi dokunsan ağlayacak kız, şuan göz yaşlarını içine çekiyordu. İnanması güç, ama yaşanması kolay olan bir duyguydu.

“Git git bu yolda bi bitmedi” dedim sitemli bir sesle.

“Çünkü Anlara’ya gidiyoruz” dedi Esmer.

Ben şurada bayılabilir miyim müsaadenizle?

“Ne!” dedim ona bakarak.

“Basbayağı” dedi ciddiyetle.

“Benim niye haberim yok?”

“Söylesem gelecek miydin sanki?”

“Sen gerçekten tam ağza sıçılmalık bi herifsin!”

“Bende bunu söylemeni bekliyordum kızılcık. Teşekkürler” dedi o ihtişamlı sırıtışını atarak.

Bu herif beni gerçekten delirtmek istiyordu. Reklam çekimi için Ankara’ya mı gidilir be adam? Hadi onu geçtim, keşke zahmet edip şu sıçılmalığa layık olan ağzını bir yorsaydın favori siyahim. Çok kısa zamanda tanımış olsamda insanların sabırlarıyla oyuncak oynar misali oynuyordu, ve bunu yaparken o kadar zevk alıyordu ki anlatamam size.

Her şeyi geçtim, birde oldukça yakışıklı bir adamdı boyu devrilmeyesi. Kaslı kolları, yapılı vücudu ve baklava dolu gövdesiyle insanları tahrik ediyordu. Kolundaki dünya şeklinde olan dövmeside kolunu bir hayli süslüyordu. Zaten ateşli bakışlarını asla anlatmıyorum bile. Güneş tonlarında olan gözleri pek çekiciydi. Kaşlarının siyahlığı beni benden alıyordu. Kısacası bu adama düşmeyen çöpe falan düşmeliydi ki düşmeyen bir fanını bile görmedim.