Bir Nefes Kadar kitap kapağı

1. bölüm / 6

Bir Nefes Kadar

1.Bölüm;Gökyüzü Yeryüzüne Çarptğında

Vaveyla Yazarı: Balli_turtam66 Bal

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: 1.Bölüm;Gökyüzü Yeryüzüne Çarptğında

Selam canlarım size kitanımın ilk bölümünü buraya bırakıyorum Yorum ve Oy atın lütfen

İlk önce alıntıyı okuyun canlarrrr

🦅ve🐺'un hikayesiydi

Biri gökyüzünün sahibiydi

Diğeri ise yeryüzünün sahibiydi

İkisi de kendi dünyasında yenilmezdi.

yolları kesişene kadar…

İkisi de birbirinin varlığından habersizdi.

Ta ki bir gün gökyüzü yere,

yeryüzü göğe çarpana kadar…

kaderin en tehlikeli oyunuydu

Ve o gün, iki ayrı dünyanın yolu kesiştiğinde,

hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmayacaktı...

Gökyüzü bu sabah her zamankinden daha soğuktu Kasım ayının son günleriydi. Kış, Eskişehir`in kapısını henüz çalmamıştı ama ayaz çoktan şehrin sokaklarına yerleşmişti. Gökyüzü, kurşuni bulutlarla örtülüydü; güneş ise o bulutların arasından kendini göstermeye çalışan silik bir ışık gibiydi.

Hava üssünün beton pistinde esen keskin rüzgâr, yüzüme çarpıyor; park hâlindeki savaş uçaklarının metal gövdelerine dokunup ıslık çalar gibi geçiyordu. Birkaç dakika sonra havalanacak F-16`ların motor sesleri üssün sessizliğini derinden sarsıyor, gökyüzünü ince bir çizgi gibi yararak uzaklaşıyordu.

Burası, tam iki yıldır ikinci evimdi.

İki yıl boyunca sayısız eğitim uçuşuna çıkmış, gece gündüz demeden görev yapmış, ülkemin semalarında defalarca ölümle burun buruna gelmiştim. Kokpitin içinde geçen saatler bana yalnızca uçmayı değil; korkuyu bastırmayı, doğru anda doğru kararı vermeyi ve gerektiğinde vatan için gözünü kırpmadan canını ortaya koymayı öğretmişti.

Eskişehir`in dondurucu rüzgârına artık alışmıştım.

Bu kadar sene içinde bir timin komutanı olarak çalışmaya başlamıştım ismi Kartal Timi hepsi vatan aşkı ile yaşıyordu ben gibi ben vatanıma bağlı bir askerdim Atatürk gibi gözlerüm vardı babam beni `Atatürk gözlüm' diye severdi ben Atatürk sözleri olan

`İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar`

sözleri duyduğum beri gökyüzüne ayrı bir duygu besliyordum sanki gökyüzüne bakmassam yaşayamazdım babam bu sözü sekiz yaşındayken bana söylemişti o gün "Ben savaş pilotu olucam" diye kendime söz vermiştim ve 8 yaşındaki Hafsa bu sözü tutmuştu ve şuan istediğim meslekte istediğim rütbedeydim yirmi sene önce deselerdi inamazdım ama şuan hayalini kurduğum mesleği yapıyordum. Ve kendimle gurur duyuyordum. Buralara gelmek için bir çok engel çıkmıştı karşıma ama hiç yılmadan o engelleri yıkıp gemiçtim içimdeki vatan aşkı daha çok baskın gelmişti Kim neder diye umursamamamıştım eğer umursasaydım bu mesleği yapamazdım. Bazı akrabalarım "O erkek işi Hafsa , Kadın dediğin öğretmen doktor olur ama bizim ki pilot olcakmış yazık yazık valla yazık" gibi bir çok laf yemiştim fakat hiçbiri de içimdeki vatan aşkını söndüremememişti daha da harlamışlardı O yüzden onlara teşekkür amacıyla onlar lokum dağıtmıştım hepsi kıskançlıkla bana bakmıştı. Akrabalarımın kızları genelde ya kocasının işten gelmesini bekliyordu ya da evkurdan işe giriyolardı kimse benim gibi üniverste okuyup uzak şehirlere gidip yerleşmememişti bütün kuzenlerim beni gördükleri gibi yön değiştirirlerdi çünkü babaannem beni överdi ve hepsi bana kıskançlıkla bana bakardı ama babaannme var diye laf diyemezkerdi aslında babaannem ve dedem tek beni överdi çünkü tek ben okumuştum ve koca peşinde koşmamamıştım. Kim olduğumu merak ediyormusunuz?

Ben Yüzbaşı Hafsa Betül Aykora. Namı-değer Anka.Kartal Timinin komutanı gökyüzünün tek sahibi

Herkesin öldü sandığı zaman küllerinden doğan O Ankaydım ben düşmanlarım öyle bilirdi beni....

⚡️🦅

Elimdeki çayı içerken sahadaki uçakları izliyordum ki yanıma biri gelmişti kafamı çevridiğim de "Komutanım" derken baya yorulmuş gibi bakıyordu tek kaşım kalktı "Hayırdır Asker" karşımdaki asker soluklanmak için bir kaç kez nefes alıp verdi "Acil görev olduğu söylendi" dudaklarımı ıslattım "Tamam asker, Kartal timine söyle Brifing odasında toplansın bende şimdi geliyorum" Asker "Emredersiniz komutanım" diyerek arkasını dönüp hızlı adımşarla uzaklaştı.

Her görev duyurusunu duyduğumda sanki ilk kez uçacakmışım gibi heyecanlanıyordum. Kalbim hızlanıyor, zihnimde binlerce ihtimal aynı anda beliriyordu. Ama bu heyecan hiçbir zaman korku değildi. Ben korkuyla uçmayı öğrenmemiştim.

Ben gökyüzüne güvenmeyi öğrenmiştim.Çay bardağımı masanın üzerine bıraktım ve üzerimdeki montu düzelterek brifing odasına doğru yürümeye başladım.

Koridor boyunca ilerlerken botlarımın çıkardığı sesler boş duvarlarda yankılanıyordu. Hava üssünün içi her zamanki gibi hareketliydi. Bir tarafta göreve hazırlanan personeller, diğer tarafta ellerindeki dosyalarla acele eden askerler...

Burası benim dünyamdı.Ve ben bu dünyayı seviyordum. Brifing odasının kapısını açtığımda üç çift göz aynı anda bana döndü. İşte benim ekibim...

Gökyüzünün Kartalları. Kartal timiydi peki Kartal Timi kimdi?

Kartal timi Kimmiydi?

Yüzbaşı Hafsa Betül Aykora.

Üsteğemen Kayra Tanör. Artçı kendisi benim bir adım arkamdadır kod adı;Ufuk

Üsteğemen. Arven Koralp. Sağ wingman da yer alıyor benim hep sağım yer alırdı korkusuz bir şekilde emirlerime itaat ederdi kod adı;Kasırga

Üsteğemen İlkim İlbay sol wingman da yer alıyor benim hep solumda yer alırdı kod adı; Reaper

Onlar gökyüzünün kartallarıydı herkesin umudu bittiğinde ortaya çıkan, karanlığın ortasında gökyüzünü kanat sesleriydi onlar geldiğinde düşman kaçacak yer, dost ise korkucak bir şey bulamazdı. Kartal timi dostta güven düşmana korku salardı onlar gökyüzünün sahibi olarak bilinirdi...

Gözlerim timimdeki kişiler bakmaya başlamıştı en başta Kayra`nın simsiyah gözleri vardı tıpkı kartal gibi ve saçları koyu kahverengiydi timin en gevşek kişisiydi fakat görevlerde ise en ciddi kişi o olabiliyordu yanında Arven vardı gözleri elaydı fakat gökyüzüne uçtuğunda gözleri koyu yeşile dönerdi saçları kıvırcıktı, saçları sarıydı timin en uzunu oydu, Arven ağırbaşlı biriydi fakat tek İlkim`e baktığında o gözleri ışıldardı ve son bir yılda fark etmiştim ki Arven`in gönlü İlkim`e kaymıştı İlkim bunu daha fark etmememişti Arven ise sessiz bir şekilde onu sevmeye devam ediyordu ve son olarak İlkim İklim gibiydi bi bakmışsın yaz gibi sıcak bi bakmışsın kış gibi soğuk o yüzden çok konuşmazdı İlkim ama konuşsursa iyi konuşurdu bunu en iyi Kayra bilirdi çünkü ikisi beraber aynı hava harp okulundan mezun olmuştu Ama Kayray`la hiç anlaşamıyor gibi dursada en iyi sırdaşı oydu İlkim`in gözleri kahverengiydi ve saçları açık kahverengiydi ona güzellik katıyordu. Timin en kısası oydu benden sonra..

Hepsine göz gezdirmiştim ardında ise masaya doğru ilerledim masada bir kordinat ve haritalar vardı beni gördüklerinde ayağa kalkmışlardı "Oturun" diyerek bende oturmuştum İlkim söze başladı "Gideceğimiz yer oldukça dağlık bir alan komutanım " Kayra devam etti "Kurt timi oldukça sıkışmış konum mühimatları bitti biticek" Kurt timi ismi oldukça anlamlı gelmişti kafamı salladım Arven otoriteli bir sesle "Yapacağımız taaruzdan etkilenebilirler " dediğinde "O zaman Asker arkadaşlarımızı kurtamaya gitmek farz olmuştur bize Kartal timi" diyerel Operasyon hakkında kordinat ve taktikler hakında konuşmuştuk.

Time baktım ve alayla "Açmısınız Kartal Timi?" Kayra 32 diş sırıttı "Hem de ne biçim açız komutanım" ellerimi çırptım "Ee o zaman avlanmaya gidelim" diyerek ayağa kalktım ve ciddileştimiştim. "5 dakika sonra uçuyoruz" o sıra Kartal timide ayaklandı "Emredersiniz komutanım" seri adımlarla odadan çıktım ve hazılanmak için odaya ilerdim.

Uçağımın başına geldiğinde elimle dokundum "Oğlum bugün de beni haksız çıkarma" diyerek okşadım arkamı geri döndüğümde üç kişi bana doğru geliyordu kartal timi hepsinin gözünde sadece vatanına göz diken insanları yok etmek istercesine yürüyorlardı gözleri asiydi dudağımın kenarı kıvırıldı fakat hemen söndü Kayra "Lan Arvo geçen ki yere gidelim ordaki işkembe çorba içelim bir de ciğer gömelim nedersin ha? Valla canım çekti" yüzümü buruşturdum kendisi tam bir Diyabakırlıydı İlkim "İçimi bulandırdın lan uzak dur benden" diyerek adımları hızlandırdı Kayra kınar şekilde "Lan nimet o nediye için bulandı " İlkim "Konuştu hayatı boyunca hiç namaz kılmayan" Kayra kaşları çatıldı "Lan ne yalan söylüyon kılmıştım" Arven merakla "Ne zaman lan hiç anlatmadın" Kayra gururlu bir şekilde göğsünü kabarttı "Ben 7 yaşındayken bir kızdan hoşlanmıştım ama kızın babası imamdı ve bizim köyünün camisinde bende babasını etkilemek için camiye cuma namazını kılmaya gitmiştim" Arven tek kaşı kalktı "Ee.." Kayra yüzünü buruşturdu "Ee si ben öne geçtim babasına şov yapmak için sonra bi secdeye gittim arkamda bir amca vardı kafası bacaklarımın arasındaymış ben ayağa kalktığımda oda kalkmıştı bir anda kendimi adamın omzunda buldum ve dengemi sağlayamadığım için yere düşüp kolumu kırmıştım o zamandan beri travmam oldu o amca geçen sene cenazesi oldu bende Cenazede hakkımı helal etmedim" dediğinde Arven güldü "Lan gülme" diyerek kafasına bir tane sille çaktı "O gün babasına rezil oldum bir de kokumu kırdım annemde o akşamında beni güzel bir dövmüştü zaten bir daha kızın yüzüne bakmadım bakamadım çünkü herkes gülmüştü imamda yani kızın babası nazmadan sonra kahakalar atarak güldü ve benle dalga geçti" Arven elini boynuna attı "Lan gevşek ne diye vuruyon" diyerek tam vuracağı sırada bana baktı ve benim ciddiyetimi gördüğü an eli geri aşağı inmişti.

Uçaklarımaza binmiştik telsizden kuleye seslendim "Kartal-1 konuşuyor uçma izni istiyorum " Kule "İzin verildi Kartal-1 pençeniz keskin olsun" kafamı sertçe salladım "Sağolun" diyerek F-16 havalandırmaya başladım arkamdan ise kartal timinin üyeleri havalanmıştı 35 dakika içinde Kurt timin olduğu bölgeye varmıştık telsizden hava üssüne bağladım "Kartal-1 konuşuyor bölgeye intikal edildi Kurt Timine bağlanmak istiyorum" Karşımdaki asker "Anlaşıldı sizi bağlıyorum" bir kaç cızırtılı ses geldi Karşıdaki asker "Bağlandınız" dediğinde derin nefes aldım çünkü boğazım yanıyordu Eskişehir`in soğuğu bana vurmuştu üç gündür burnum akıyordu akşamlarıda ateşleniyordum bi de sesim borazan gibi çıkıyordu o yüzden çok konuşmayıp boğazımı dinlendiriyordum öksürdüm "Anka konuşuyor. Duyuyor musunuz? " Bu kez cızırtının ardından bir erkek sesi geldi. "Anka, Kurt Timi. Seni duyuyoruz." Ses sakin ama temkinliydi. Ben de aynı sakinlikle " Durumunuz?" Kısa bir sessizlik oldu. Ardından o ses yeniden geldi "Kontrol bizde. Desteğe ihtiyacımız var." Sesin sahibinin kim olduğunu bilmiyordum. O da benim kim olduğumu bilmiyordu. Ve sesimin kalınlığı yüzünden karşı tarafta büyük ihtimalle beni erkek bir pilot sanıyorlardı. Ama bunu düzeltmek gibi bir niyetim yoktu.

"Anlaşıldı Kurt Timi. Konumunuzu koruyun." Telsizden " Anlaşıldı Anka." dendi. Dudaklarımın kenarı belli belirsiz kıvrıldı.

Anka

Kim olduğumu bilmeden bana böyle sesleniyorlardı. Ve o sırada telsizden aynı adamın sesi bir kez daha geldi "Anka, desteğin için teşekkürler." Cevabım kısa oldu. "Teşekkürü sonra edersiniz. Şimdi sadece kendiniz koruyun" Ardından görev başlamıştı Gökyüzünde kısa süre sonra parlak bir ışık yükseldi. Uzakta yankılanan patlamanın ardından telsiz birkaç saniyeliğine sessizleşti. Ben ise gözlerimi görev bölgesinden ayırmadan yalnızca şunu söyledim "Kartal timi avlanmaya başla" dediğimde herkes emri almıştı ve füzelerini atmaya başlamışlardı gururlar yere baktım bomba sesleir susunca geri konultum "Kurt timi?" Ses gelmedi kalbim ağzımda atmaya başladı "Olumlu" dediğinde derin nefes aldım Kurt timi "Ben veba" dediğinde yutkundum Vebanın anlamı bulaşıcı ölüm demekti ve istenmeyen kişi dudaklarımı birbirine bastırdım "Umut bittiğinde gökyüzüne bakın. Çünkü Kartallar hâlâ oradadır. Kurt timi eğer bir daha da dara düşerseniz gökyüzüne bakın çünkü elbet orda Kartal timi vardır" diyerek alçaldığım yerden yükseldim Kartal timide benimle birlikle ve Kurt Timi arkamızda kalmıştı fakat ben şuan bilmiyordum
Veba benim hayatıma gelip herşeyi değiştiricekti ilerleyen zamanlarda

3 üç gün sonra

Hakkari`ye gelmiştim bir kaç günlüğüne ve karagah için otelde hazırlanmıltım üstümde beyaz bir boğazlı bir kaza giymiştim çünkü dahada hasta olmak istemiyordum altımdada kot pantolunumu giymiştim kazağımın üstünede bir kahverengide bir ceket giymiştim ardında karagah için yola çıkmıştım

Karagaha geldiğimde kapıdaki askerler beni süzmüşlerdi "Kimsiniz?" Sesim otoriteli bir sesle "Binbaşı Hamza ile görüşmeye geldim kendisi geleciğimden haber var" asker kafasını salladı "1 dakika lütfen" onu bekleyemezdim o yüzden askeri kimliğimi gösterdim gösterdiğim an hemen hazır ola geçti "Buyrun komutanım" dediğinde nizamiyeden içeri girdim karşı bankta 8 kişi vardı ve hepsi birbirinden cüsseliydi hepsine göz gezdirmiştim onlarda bana merakla bakıyordu fakat umursamadan yanlarından ilerliyordum ki arkamdanbiri "Ştt baksana bi" diyen gence bakarken yürürken birine çarpmıştım göğsümün yandığını hissetmiştim Çartptığım kişi "Siktir" demişti kafamı hızlıca ona çevirdiğimde bir çeşit ela gözle aynı konuma düşmüştüm saç koyu kahverengiydi ve benden oldukça uzundu boyu 2 metre vardı. Ve yakışıklı gibiydi

Gibiydi derken? adam yunan tanrısı gibi Betüş..

Ne yunan tanrısı ya adam sokak köpeği gibi tipi var zaten göğsüm yanıyor bi de ne düşünüyorum ya.

Adamın kaşları çatılmıştı fakat benim de çatılmıştı çünkü göğsüm yanıyordu mecazi anlamda değil cidden yanıyordum çünkü üstüme kahve dökülmüştü ve üstümdeki beyaz şey kahverengine dönmüşgü sinirle "Aynen siktir" diyerek tersledim ve geri çekildim çünkü göğüslerimiz birbirine değiyordu ve nefes alışlarımızı hissediyordum "Önüne baksana" diyerek beni tersledi "Asıl sen önüne bak bi de asker olmuş " diyerek vücudum yanıyordu "Senin yüzünden yandım" diyerek konuşmuştum "Bu saatte sivillin içeri girmesi yasak bayan" dediği an yüzüne yumruk yedi "Bayan değil kadın bayan tuvallette yazar öküz" arkadaki askerler hepsi şaşkınlıkla ses çıkarmışlardı karşımdaki asker bir kaç adım geriledi ve çenesini tutmuştu bir kaç saniye sonra kafasını kaldırğında beni öldürcekmiş gibi bakıyor ve ela gözleri yeşil renge dönmüştü omuz silktim "Demek istediğimi anlamışsındır umarım asker" Asker bir anda benim üstümüme yürümeye başlamıştı "Sen kimsinde bana vuruyorsun ha kimsin sen" sesi oldukça sert çıkmıştı gözlerimi kıstım "Kim miyim ben" sesim tıslar gibi çıkmıştı ardından ise ona daha da yaklaştım benden uzun olduğu için kafamı dahada kaldırdım "Bu seni hiç ilgilendirmez" diyerek tısladım ve ardıdan omzunda ittirdim adamın yüzü kasıldı nedense falat geri hemen toparlandı "Şimdi çekil önümden" karşımdaki asker çekilmedi "Sen aklım sıraca bana racon mu kestin ha ?" Gözlerimi devirdim "Sen nasıl anlamak istersen şimdi çekil yoksa bir daha yumruk yiyeceksin" arkamdaki askerler "İsmini Söyledi mi lan?" Bir ses daha "Lan o bizim komutana racon mu kesti yoksa ben mi yanlış gördüm" karşımdaki asker tek kaşını alayla kaldırdı "Öyle bir şey bir daha olamaz" dediğinde elimi yumruk yapıp kaldırdığımda tam yumruk atacağım sırada yumruğumu elini içine alıp çevirdi acıyla ağzımdan inilti koptu elim benim için çok önemliydi "Bırak elimi" elimi dahada çevirdi "Dedim sana bir daha öyle bir şey olmaz olamaz bri daha izin vermem" sinirle kendimi sıkıyordum "Bırak artık" dedim dinlemedi ve daha çevirdi ve ardında elimi bırakıp beni ittirdi bir kaç adım geriye gittim elim acıyla ağrıyordu dişlerimi sıkıyordum "Eğer elime bir şey olursa kendine saklanacak bir yer bul asler yoksa seni bu dünyandan silerim " diyerek elimi kurtarıp ona omuz atarak geçtim giderken arkam dönükken "Sığır bozuntusu" diyerek yürümeye devam ettim belki duymuştu fakat duyduğuna emindim çünkü bilerek öksürmüştü bozuntaya vermeden içeri girdim etrafa bakarken Bir tane Kadın teğmen görmüştüm elimle gel işareti yaptım kadın hzılı adımlarla bana doğru geldi karşıma geçti "Buyrun?" Boğazımı temizledim "Temiz kıyafetin var mı?" Dediğimde kadının tek kaşı kalktı "Ne için acaba" "Giyeceğum ula ne uzattun valla bugün herkes biu değuşuk" Sesim oldukça karedeniz havasında çıkmıltı çünkü 7 yedi göbek Rize`liydim.

Kadın şaşkınca bana baktı bende en sonunda kimliğimi çıkarıp gösterdim "Yüzbaşı Hafsa, Teğmen ve bu bir emirdir bana temiz kıyafet bul yoksa o çıranı yakarım" dediğinde kadın hemen hazır ola geçti "Afferdersiniz komuranım sizi sivil görünce anlayamadım" kafamı sertçe salladım "Bir daha emrimi ikiletme" dediğim an "Emredersiniz komutanım" dediğinde "Hadi hadi 5 dakikan var daha çok işim var benim" Kadın koşarak yanımdan gitti ben ise etrafta göz gezdirmiştim en son 3 sene önce buraya gelmiştim.

Saattime baktığımda tam 5 saniye vardı 5 dakikanın dolmasına "3..2..1" kadın koşarak karışıma gelmişti elindemn siyah bir düz tişört vardı elinden aldım "Sağol asker" diyerek ilerleyicektim ki "revir nerde?" Kadın bir kaç saniye sustu "Bu koridorun sonunda sol tarafında komutanım" dediğinde anladığımı işaret edip yürümeye başladım zaten binbaşını bekletiyordum kesinlikle bana kızıcaktı fakat canım yanarken karşısına çıkamazdın revirin önüne gelince kapı yarım aralıktı içeri girdiğimde bir tane kadın doktor vardı büyük ihitimalle erkek askerleri etkilemek için böyle giyinmişti çünkü üstünde kırmızı bir kazak vardı altında siyah bir uzun etek vardı fakat kalaçalarına yapışmıştı ayakkabı olarak düz bir spor ayakkabı giymişti o da beni incelemişti "Buyrun hanımefendi?" Derken sesi sorgulamıştı sanki senin burda ne işin var gibi konuşmuştu
Gel bunun bi yüzünüde yunan tanrısı dağıttığın gibi dağıtalım valla içimin yağları erir...
Bugün yetrince maceremi doldurdum şuan tek yanık yerlerimin tedavi edilemsini istiyorum fakat bu kadına güvenemedim şimdi.
"Üstüme kahve döküldü ve bileğimde ağrıyor doktor hanın beni tedavi edersiniz değil mi?" Kaşları kalktı fakat ses etmeden sedyeye otur der gibi eliyle gösterdi yavaş adımlarla koltuğa oturdum kadında da eline eldiven geçirdi "Üstünüzü çıkarırmısınız" kafamı salladım ve üstümü çıkarıp yanıma koydum şuan üstümde sadece beyaz bir sütyen vardı ve göğüslerim taşıyordu sütyenden ve ne yazık ki o da kahveden dolayı kahverengiye dönmüştü.

kadın yanan yere bir dakika baktı ardındanda "2. Derece yanık hanımefendi " dilimi ıssırdım salak adam diyerek içimden geçirmiştim ki bir anda içeri biri girmişti kafamı kaldırğımda karşımda biraz önce çarpıştım adamı görmeyi beklemiyordum
Hah iyi adamda lafın üstüne gelirmiş...

Neyi iyi bu adamın tam bir gerizekalı

göz göze gelince yutkundumuştum ben refleskle göğüslerimi kapatmaya çalıştığımda yanan yer acıdı ve ağzımdam initli koptu "Salak adam senin yüzünden ne haldeyim" diyerek kızdım doktor ise hayranlıkla Ela gözlü adama bakıyordu ve sonra cilveyle "Buyrun komutanım siz hiç buralara uğramazdınız noldu da geldiniz" derken oldukça Karşısındaki adamı süzüyordu içim bulandı

Kız şimdi yiyip bitiricek oğlanı ya dahil olda bize da kalsın sonuçta çok yakışıklı

Gözlerimi devirdim fakat rahatsız olmuştum bilerek öksürdüm Ve doktara döndüm "Doktor doktorluğunu yap" irkildi çünkü sesim o kadar sert çıkmıştı ki bana korkuyla bana baktı ardında yutkundu gözlerim geri o adama çevrildi bana sen kimsin gibi bakıyordu umursamadım "Eğer 3 saniye içinde çıkmassan sapık var diye bağırrım görürsün" dediğim de Adam alayla kaşları kalktı "Senle işim yok bayan " kaşlarım çatıldı "Bayan derken?" Adam göz devirdi "Hande bizim timin dosyasını versene" beni umursamıyordu işte bu beni delirttirdi ve doktorun isminide öğrenmiş oldum onu kesinlikle şikayet edicektim Hande benden korkmalıydı bir daha kendime dikkat çekmek için "Kulaklarda da mı sorun var?" Dediğim sesim çok alaycı çıkmıştı Yüzbaşı sabır dilerek bana baktı "Ay yazık vah vah bu yaşta mı diyecem senin yaşta geçmiş" Adam bana öyle bi böyle baktı ki yutkunamadım bile Hande denen kadın ise bize merakla bakıyordu ona bakmadan dik dik bir şekilde sonra ise yanımdaki kazağı alıp adamın yüzüne fırlattım "Al bunu yıkat sonuçta sen kirlettin sen temizlemek zorundasın" diyerek ayağa kalktım ve Handaye döndüm "Sende hiç bir halta yaramadın bana ordan bir tane yanık kremi ver ve sargı bezi" o sıra bakışlarım O adama döndü "Sen cidden sapıkmısın ya ne bekliyon orda çıksana dırşarı " adam sinirle "Sana çok meraklı değilim zaten fakat o dosyayı almadan çıkmayacam" Göz devirdim "Çıkıcaksın senden önce ben vardım" adam "Sen kimsinde ben senden emir alıcakmışım?" Alayla baktım ve onun üzerine doğru adımlar attım "Çok mu merak ediyorsun beni" eğer o benim damarıma basıyorsa bende onunkine basardım Adam bana ayak uydurup "Ne kadar çok merak ettiğimi tahmin bile edemezsin" kafamı salladım "Şuan çok etkilendim şimdi napmam lazım boynuna mı sarılmam gerek" dediğimde adam da bana bir adım attı "Sarılmak az kalır bence beni öpmelisin" dediği an omuz silktim "Bence o da olmaz ben seni en iyisi yatağa atayım ne dersin?" Adam omuz silkti "Bir bayan tarafında yatağa atılmak çok aşağılıyacı geldi bana" dudağımı büktüm "Napmamamız lazım o zaman şimdi " Hande bir anda öksürdü bakışlarımız aynı anda Hande`ye döndü Hande bize siz ne yaşıyorsunuz der gibi bakıyordu omuz silktim "Flörtleşiyoruz canım" ağzıma hiç bu kelime yakışmamamıştı biz şuan flört etmiyorduk birbirimize yapabileğimiz işkenceleri anlatıyorduk mesala yatağa atmak derken öldürücesine yumruklamak demekti öpmek ise dişlerinin hepsini kırar eline veririm demekti ve son olarak sarılmakta senin o boynunu kırarım demekti İkimizin aynı anda bakışları geri döndü fakat bakışımı kaçırmak zorunda kalmıştı ve kendime bu yüzden çok kızmıştım Hande eline aldığı dosyayı ona uzattı "Buyrun" adamın üniformasına baktığımda soyadı Akıncı`ydı rütbesine baktığımda Yüzbaşı olduğunu anlamıştım ama o benim kim olduğumu bilmiyordu odadan çıkarken bir elinde benim kazağım öbür elinde de Dosya vardı bana bakmadan yanımda geçti benden üstüme tişörttü geçirdim "Kolay gelsin doktor Hanım" diyerek odadan çıktım o adamın yüzünden Binbaşı Hamza`nın yanına geç kalmıştım sonunda odasına gelmiştim derin nefes alıp tıklattım gür bir sesle geldi "Gel" kapıyı açıp girdim içeri girdiğimde koltuğunda oturuyordu beni görünce gülümsedi ve hemen ayaklandı yani rütbe dışı olduğunu anladım ve ona bir kaç adım attım "Naber binbaşı" Hamza karşıma geçti ve beni kendine çekti "Seni çok özledim" bende sarıldım "Anca işlerimi ayarladım abi" Evet kendisi Binbaşı Hamza Ali Aykora kendisi büyük abim olurdu ve bir abim daha vardı Deniz Kuvetlerinden Binbaşı Hazar Alp`di biz üç kardeştik ve en küçükleri bendim abilerimin göz bebeğiydim abilerim benim aksime Koyu kahverengi gözlü ve kahverengi saçlılardı ailede ben ve annem tek mavi gözlüydük babam ise Bal renginde gözleri vardı.

Gülümsedim ve abime daha sıkıca sarıldım fakat canım yanınca ağzımdan acı dolu inilti koptu abim hemen geri çekildi "Betül?" Ailem genelde Betül derdi o yüzden ben işimde sadece Hafsaydı ama aileimin yanında Betül`düm dudaklarımı ıslattım "Üstüme Kahve döküldü o yüzden?" Abimin tek kaşı kalktı "O yüzden mi geç kaldın " kafamı salladım "Evet, revire gittum da Hande denen kari var ya, o asker peşinde koşmaktan başka bi şey bilmeyii. Ben de kendi yaramı kendum sardum abi. Ha bi de o Hande denen kari için dilekçemi yazup göndereceğum" sonlara doğru sesim oldukça öfkeli çıkmıştı abim güldü ben ise gözlerimi kısmış ona bakıyordum "Ne gülüyon ya harbi gıcık oldum kadına karagahta olmasak onu döverdim neyse bir ara döverimde bana çay söylermisin fakat bir tane Akıncı denen adam getirsin" abim kaşı kalktı "Yüzbaşı Akıncı mı?" Kafamı salladım "Evet abi o getirsin" Abim "Burası karagah abicim öyle şeyler olmaz ve O benim arkadaşım onu ayağıma çağıramam" omuz silktim ve çocukça bir şekilde "Ama kız kardeşin taa nerden gelmiş ve senden küçük bir ricada bulunmuş ve sen onu kırıyorsun üzüldüm şimdi" Abim burnuma dokundu "Manipülasyon mu yapıyorsun sen yoksa bana mı öyle geldi " güldüm "Tövbe haşa abi ne alakası var sadece olayı özetledim ha ne diyon çağırcan mı?" Abim biraz düşünür gibi yaptı "İyi peki" diyerek masasındaki telefonundan bir kaç tuşa bastı ardında da birini aradı "İki çay ve bir kahve getir Ramazan ve Yüzbaşı Akıncı`yıda söyle Odama gelsin" neden bir tane kahve söylemişti o an aklıma dank etti sabahta kahve içicekti fakat bana çarpınca dökülmüştü demek ki çay sevmiyordu.

kaşlarım kalktı hayır ya ben bundan bahsetmememiştim abime baktım o ise sırıtıyordu öfkeyle soludum ve önüme döndüm abim geri kendi koltuğuna oturdu ben ise odasını inceliyordum masanın kenarında küçüklük fotoğrafımı görünce gülümsemeden edemedim o fotoğrafta oldukça küçüktü 8 veya 9 aylıktım abime geri söndüğümde kaşlarım çatıktı "En çirkin fotoğrafımı koymuşsun abi ya" abim omuz silkti "Ben onu çekene canım çıkmıştı biliyormusun, sen küçükken hiç yerinde durmuyordun ki" omuz silktim "İyi tamam" oturduğum yerden kıpırdandım bileğim morarmıştı ve sızlıyordu

kapı çalması ile resmiyete geçmiştim Abimde aynı şekilde odaya ilk yüzbaşı denen herif girmişti beni görünce kaşları kalkmıştı ardındanda nefretle bakmaya başlamıştı bende aynı şekilde ona karşılık vermiştim ardında Yüzbaşı Abime bakmıştı "Komutanım?" Derken sorgulayıcıydı "Geç otur şuraya" deyince emri ikiletmeden karşıma oturmuştu ben ona ters ters bakarken o ise öfkeyle bakıyordu onu tek ben anlayabiliyordum abim öksürdüğünde bakışlarımız ona döndü "Akıncı Nasılsın?" Demek istediği kardeşime neden bakıyorsun du fakat o anlamamamıştı çünkü kız kardeşi olduğumu bilmiyordu "İyiyiydim bu ana kadar" kınar şekilde ona yandan bakış attım ardında da "Sana çok meraklıyım sanki" yüzbaşının bakışları bana "Bir şey mi dedin ?" Göz devirmemek için zor durdum ve hızla önüme döndüm yoksa o ela gözlerini çıkarıcaktım abim siz hayırdır der gibi bakıyordu omuz silktim ve çayımdan yudum aldım yüzbaşı bana dik dik bakıyordu ben ise öldürücek gibi bakıyordum abim öksürdüğünde bakışlarım ona döndü abimin kaşları çatıktı dudaklarımı birbirine bastırdım ve susmayı tercih ettim abimin odasındaki telefonu çaldı abim cevaplamıştı "Ben Binbaşı Aykora" karşıdaki insanın dediklerini dinlemişti "Anlaşıldı" ve geri telefonu kapattı o sıra yan gözle yüzbaşına baktığımda saatine bakıyordu abim bana bakıp "Okan Albay seninle görüşmek istiyor yüzbaşım" bakışlarım hemen ona dönmüştü ismini duymuştum falat hiç karşı karşıya gelmememiştik abime merakla baktım "Konu neymiş?" Abim arkasına yaslandı ve gururla "Son operasyonundaki başarını tebrik etmek istiyormuş" gülümsemek istedim hemde otuz iki diş fakat yanımda yüzbaşı bozuntusu varken böyle bir şey yapamazdım.

Kafamı salladım ve ayaklanmıştım yüzbaşıda ayaklanmıştı "İznizle" Abimin tek kaşı kalktı "Son operasyonu analiz etmem gerek" abim kafasını salladı "O zaman yüzbaşına da Albayın odasını gösterirsin" yüzbaşı yan gözle beni süzdü ve gıcıkça gülümseyip "Memnuniyetle" yumruğumu sıkmış bulundum çünkü yoksa gene bir yumruk vakası yaşanıcaktı abim gülümsedi ve bana baktı "Yüzbaşı sana odayı göstericek yüzbaşım" memmun kalmamamış gibi baktım fakat ses etmedim ve ayağa kalktım "En yakın zamanda görüşürüz komutanım" diyerek kapıya doğru ilerledim yüzbaşıda arkamdan geliyordu kapıdan çıkmıştım fakat umursamdan yüzbaşının yüzüne doğru ittirmiştim fakat o bir eliyle tutmuştu koridorda bilmeden yürüyordum ki "O yöne değil bayan" sinirle ona döndüm "Bayan deyip durma bana" Yüzbaşı rahat bir tavırla "O zaman ismini söyle" alayla kaşlarım kalktı "Sana adımı söylemeyeceğim" diyerek gittiğim yöne devam edicektim ki "Yanlış yöne gidiyorsun bayan" dediği an bir tane yumruk çakabilirdim yüzüne oflayarak arkamı döndüm yüzbaşının dibimde bulmayı beklemiyordum göğüslerimiz birbirine değiyordu benden fazlaca uzun olduğu için kafamı kaldırıp bakmam gerekiyordu o an fark etmiştim yüzünde fazlaca çil vardı fakat uzaktan görmek ve anlamak çok zordu yüzbaşıda bana bakıyordu yüzümü inceliyordu ki onu ittirdim.

Sinirle ona baktım "Ne diye dibime giriyorsun ?" Yüzbaşının kaşları çatıldı "az daha bağırda komple Hakkari duysun nedersin ha?" Deyince elimi yumruk yaptım "Senin yüzünden bende rezil oluyorum beyfendi" o bana bayan diyorsa bende ona beyfendi derdim bu hayatta herşey karşılıklı olmalıydı.

Yaniii Betüş bu yakışıklı mı yakışıklı adam bizi öpse karşılık mı vericeksin?

Hayır tabi kide ona karşılık vereceğimi kim söyledi bi kere hem ben bunla öyle yaklaşımla bulunmam.

Etrafta ki askerler bize dik dik bakıyordu çünkü bem karşımdaki ayı gibi olan adama kafa tutuyordum herkesin gözünde çıtı pıtı bir kişileğe sahiptim biliyordum fakat ben çıtı pıtı kızlardan değildim ben harbi kızlarındandım.

Yüzbaşı kaşları kalktı "Beyfendi?" Omuz silktim "Kulaklarda sorun mu var neden herşeyi iki kere tekrar ediyorsun?" Yüzbaşı derin bir nefes alıp verdi "Yürü hadi benimde işim gücüm var zaten bi de senle uğraşıyorum" gözlerimi devirdim "Uğraşma uğraş diyende yok zaten" yüzbaşı "Bunu çok isterdim fakat emir verdiler yapmam gerek şimdi yürü artık" beni küçümser gibi bakıyordu "Bana emir veremezsin yüzbaşı bozuntusu herif" yüzbaşı sabır dileyerek "Yürümem için ne demem gerek" omzu silktim "Bir şey demen gerekmiyor sadece biraz sus " yüzbaşı alayla "Bunu diyen senmisin?" Umursamadan yürüdüm "Nerde bu albayın odası?" "Dümdüz yürümeye devam et" o da benim arkamdan geliyordu.

Yüzbaşının otoriteli bir sesle "Sağ tarafta" deyince sağ tarafmı dönmüştüm ki beni depo yazan bir kapıyla göz göze gelmeyi beklemiyordum yüzbaşının gülme sesi kulaklarımı doldurmuştu beni kandırmıştı işte şimdi kimse bu adamı elimden alamazdı ben bu adamın eceli olucaktım görücekti beni kandırmak neymiş

Dişlerimi sıkıyordum arkamı döndüğüm gibi üstüne yürüdüm "Sen kimsin de benle maytap geçiyorsun?" Yüzbaşı geri ciddileşti "her insanın dediğine inanma dostun olsa bile" kaşım kalktı "Sen kimsin peki dost mu düşman mı?" Yüzbaşı gözlerini kıstı "Hangisi olmamamı isterdin?" Güldüm hemde sinirden "Düşmanım bile olamanı istemezdim o kadar yani anladın?" Yizbaşı bocalamıştı "Şimdi çekil önümden " diyerek ona omuz atark yürümeye başladım "Bir daha o küçük aklınla bana oyun oynamaya kalkışma " diyerek yürümeye devam ettim o ise arkamda kalmıştı.

"Bu kadar birbirinden nefret eden iki insanın yolları bundan sonra nasıl kesişecekti ki?"

İlk bölüm nasıldı

Karekterleriz beğendiniz mi?

Kitap hakkında yorumlanızı merak ediyorum.

okunmaya değen bir bölümmüydü

Kısamıydı bölüm

İleryen bölümlerde ne olur sizce?

Yüzbaşı Akıncı'nın yaptığı doğeu bir şeymiydi?

Sizce Yüzbaşı Akıncı'nın ismi ne?

[Görsel: https://cdn.kitappad.com/image/user-file/567547/img/foto-1784064902.jpg]

Bu kanala destek olun aşklarım...

Sizi seviyoreeee

Öptümmm💋

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

122okunma 28beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.