6. bölüm · BİPOLAR AŞK - RÜYA TASARLAMA UYGULAMASI
4. Bölüm – İlk Adım
Kendimi yeniden bulmuştum. Ya da öyle sandığım bir halimi.
Aynadaki kadın baştan çıkarıcıydı. Gözleri ateşliydi. Yalpalayan bir yıldız gibiydi.
Ama bu defa ben, ateş olmak istiyordum.
Ve yanmak isteyen biri varsa…
Buyursun gelsin.
Saçlarımı savurdum. Siyah rujumu sürdüm.
Siyah, delilik kadar çekiciydi.
Ve ben artık deliliği utanmadan taşıyordum.
⸻
Kafeye geri döndüm.
Aynı masa. Aynı sandalye.
Ve evet…
Aynı adam.
Yalnız oturuyordu. Bir kitap… ve içine gömülmüş bir yüz.
Rüzgar.
Ayakkabılarımın topuk sesi yerde yankılandı.
O başını kaldırdı.
Ve ben, hiç sormadan karşısına oturdum.
“Gözlerim mi, yoksa sen misin?” dedim.
Dudaklarım gülümsedi.
Kalbimse çoktan savaşa girmişti.
“Sen… Ada’sın, değil mi?”
İsmi biliyordu. Demek duymuştu. Demek dikkat etmişti.
Bu bile yetti bana.
Rüzgar bile farkında olmadan beni sulamıştı.
⸻
Eğildim.
“Eğer bu evren seninle beni birden fazla kez buluşturuyorsa… ya kaderiz… ya felaket,” dedim.
“Ben her ikisini de severim,” diye fısıldadım.
O yutkundu.
Kafasını eğdi.
Ve ben gördüm…
Kalbinde ilk çatlağı açmıştım.
Sandalye sessizce gıcırdadı.
Ben öne eğildikçe, Rüzgar’ın sesi daha da içime kaçtı.
O uzak durmaya çalışıyordu.
Ama benden değil…
Kendinden korkuyordu.
Göz göze geldik.
Yalnızlığım göz bebeklerime taşınmıştı.
Onunki ise sanki annesinin gölgesinde büyümüş bir çocuğun ürkekliğiyle bakıyordu bana.
Ama içimde bir şey onu istiyordu.
Aklım değil.
Akıl burada sadece izleyiciydi.
⸻
“Hadi gel,” dedim.
Ne ses tonumda tereddüt vardı, ne gözlerimde boşluk.
Göz göze gelince susarsın ya hani, çünkü dilin yalan söyleyemez olur…
O sustu.
Ve ben bir adım daha attım.
“Benimle yürür müsün?”
Yalnızca bu soruda değil, gecede de yürüsün istedim. Bende yürüsün. Benim içimde, sınırlarımda, uçurum kenarımda…
“Nereye?” dedi.
O kadar masum, o kadar ihtiyatlı.
“Bilmiyorum,” dedim. “Ama gidecek bir yerimiz var gibi hissediyorum.”
Çünkü içimde yer açıldı sana, dedim içimden. Ve sen hâlâ farkında değilsin.
⸻
Ayağa kalktı.
Gözlerinde “Evet” vardı ama dudaklarında hâlâ direnç.
O yürümeye başladığında ben önden yürüdüm.
Kadın olmanın, bir fırtına gibi olmanın tüm cüretini omuzlarımda taşıyarak.
Şehre karıştık.
Işıklar üzerimize düştü.
Yoldaki taşlar, adımlarımıza yer açtı sanki.
Ve ben durdum bir anda,
Rüzgar’la yüz yüze geldim.
⸻
“Sana bir şey göstermek istiyorum,” dedim.
“Bazen sadece gözlerimi kapattığımda açılıyor bu yer.”
Kapattım gözlerimi.
Ve fısıldadım:
“Şimdi gözlerini kapa…”
O an büyü başladı.
O an ben bir kadın değil, yıldızlarla titreşen bir varlıktım.
Ve o bir adam değil, benim ruhuma izin veren bir boşluktu.
⸻
“Bana dokunsan, yanarsın,” dedim.
“Ama bazen yanmak, donmaktan iyidir.”
Ve Rüzgar…
Gözlerini hiç kapatmadı.
Sadece baktı.
Ben de o bakışın ortasında, en büyük dansımı başlattım.
