6. bölüm · Bilmem Anlatabiliyor Muyum?

5.Bölüm:Sevmek ve sevilmek

Kitaplarveben D

Sevmek ve sevilmek aynı şey mi?Hayır,değil.Sevmek, birisine ilgi duymak.Ben bunu daha yeni öğrenmiştim.Sevilmek, birisinin size duyduğu ilgilidir.Ben bunu da daha yeni öğrenmiştim.

Hayatım boyunca yalanlarla yaşamıştım.Sanki hayatımı 28 yıl sonra gerçeklerle beraber tekrar yaşıyordum.Efsun,Aras'a 'Hamileyim' dediğinde boğazım düğümlenmişti.O benim peşimden geldiğinde ona bağıramamıştım,acımı çıkaramamıştım.

Tuvaletten çıktım ve elimi yüzümü yıkadım.Aynada yüzüme baktım,gözlerimdeki ihanet,nefret hâlâ geçmemişti.Yine yıkadım,yine geçmedi.Belki geçerse yine bir kırıntı kalırdı.

Dışarı çıktım ve koridorda yürümeye başladım.Fakat köşeye döndüğümde sert bir şeye çarptım.Geri çekildim.Aras'dı.

Sadece gözlerine baktım nefretle,onun gözlerinde nefret ve özlem vardı.Neden nefret vardı?

Ondan kaçtığım için mi?

Sessiz kaldığım için mi?

Onu dinlemediğim için mi?

Yoksa ona nefretle baktığım için mi?

Soğuk sesiyle konuştu.Sanki o yarım saate kadar tanıdığım adam değildi.O Zümrüt gözlü değildi.O Yüzbaşı Aras Karen Demirhan'dı.

"Üsteğmen Yüce"dedi.

"Yüzbaşı Demirhan,müüsadenizle."dedim.

Sertçe yutkundu ve geri çekildi."Müüsade senin"

Yanından geçip gittim.Kaybolmuştum sanki kalbim ve aklım arasında.Fakat kaybolmak böyle olmazdı,kalbi dinlemek isteyip aklı dinlemek gibi olmazdı.

Zümrüt Timi bahçede değildi.Ben de odalarına gitmiştim.İçeri girdiğimde hepsi bana baktı.Ben birşey demeden oturdum.Bir gariplik seziyordum,birşeyler oluyordu belkide.

O an Defne'yi hiç aramadığım geldi aklıma.Tam telefonumu alıp arıyordum ki Emir'in telsizinden sesler gelmeye başladı.

"Teğmen Defne Karabulut.Kaçırıldı..."gerisini dinleyemedim.Aniden ayağa kalkıp Emir'in telsizini elime aldım ve bağırdım.

"Koordinat ver hemen!"dedim.İçim yanıyordu bu olaylar benim için fazlaydı,çok fazlaydı.Beni seviyor diye düşündüğüm adam yalan söylemişti.Hem sözleriyle hem de gözleriyle.Kardeşim dediğim kadın kaçırılıyordu.

Nasıl dayanabilirdim."Bir ormana doğru gidiyorlar.Teğmen Defne'den şuan bir ipucu alamıyoruz fakat o arabadan şüpheleniyoruz.Konumu paylaşıyorum"dedi.

Konuma baktım.Evet,bir ormandı biraz uzağında kulübeler olduğu belliydi.Hepsine baktım"Defne buraya gelecek canlı ya da cansız olsa bile!"dedim.Sesim çaresizlikle ve öfkeyle doluydu.

Ben kapıdan çıktığımda hepsinin beni takip ettiğini biliyordum.Tam o an tekrar aynı koridordan geçerken,Aras'ı tekrar görmüştüm.Yanından geçtik.

Şimdi ise Defne'yi bulacaktık.Ya canlı olacaktı ya da cansız.Benim tercihim her zaman 1.seçenek olacaktı.

...

Ormanın sessizliğinde ilerliyorduk,arabaya yakınlaşmıştık.En sonunda arabanın biraz uzağında durduk.Araba beyazdı.Gece yarısı bunu fark etmek bayağı zordu.

Zümrüt Timi'ne işaret verdim ve hepimiz silahlarımızı arabaya doğru tuttuk ve ateş ettik.Kuzey'de yanımızdaydı.Yanıma doğru yaklaştı."Komutanım,emin misiniz burada olduğuna."dedi.

Sadece kafamı salladım.O an konuşurken,arabadan birisinin inip kaçtığını fark ettim.Tam o tarafa doğru ilerlerken Kuzey kolumdan tuttu.

Telaşla konuştu,"Komutanım arabada bir adam var.Belki Defne'nin nerede olduğunu ondan öğrenebiliriz"dedi.Bu yaptığını anlamamıştım.Kaçan adamın olduğu yere baktım.Gözden kaybolmuştu.Kafamı çevirdim ve hemen arabanın olduğu yere doğru koştum.

O sırada arabadaki adam kapıyı açmıştı.Beni karşısında gördüğünde kapıyı geri kapatacaktı.Ben izin vermedim.Ensesinden tutup onu yere yapıştırdım.Boğazına silahımı dayamıştım.

"Defne nerede?"

Adam kendi kendine güldü."Çok geç komutan.O öldü"dedi.Yere daha sert bastırdım.Elim tetikteydi."Defne,nerede dedim sana!"diye bağırdım.

Adamın gözleri açıldı.Gözleri anlamsızca Kuzey'e kaydı.Kuzey hemen boğazını temizledi.Adam konuştu,"O kulübede"dedi arkada bir yeri gösterirken.Arkaya baktım evet bir kulübe vardı.

Hiç tereddüt etmeden boğazına sıktım.Kan sıçradı kamuflajıma.Umursamadım.Kulübeye doğru koşmaya başladım bu sefer.Kardeşim ölüyordu benim,duracak halim mi vardı?

Fakat öldürdüğüm adamın telsizinden ses geldiği için durmak zorunda kaldım.Konuşan kişi Baran Demirhan'dı.

"Bu iş burada bitmedi"diyordu.Kulübeye bakarken dona kaldım.Konuşamadım,hareket edemedim,arkama dönüp bakamadım.O Aras'ın babasıydı.Şimdi ben o adamı rahat bırakır mıydım?

Aras'a olan nefretim azalır mıydı?

Bırakmazdım.Azalmazdı.Kulübeden gelen bağırma sesiyle geri gerçeklere döndüm.Bu kez Defne'nin sesiydi.Geri koşmaya başladım.İçeri girdiğimde,4 tane oda karşılamıştı beni.Birisine girdim,sadece dökülmüş duvarlar vardı.

2. olan odaya gittim.Boştu.3.olana girdiğimde aşağıya doğru giden bir merdiven görmüştüm.Merdivene yönelip hızla indim.

Karşımda bir görüntü vardı.Defne...

Yüzünde derin bıçak izleri.Üstü parçalanmıştı.Umarım düşündüğüm şey yapılmamıştı.Hâlâ pijamalarıyla duruyordu.Demek ki Baran Demirhan,bunu da planlamıştı.Onu yenmek zordu.

Yanında hemen başka bir asker duruyordu ve su içiyordu.Elinde şok cihazı vardı.Defne ne zaman kaçırılmıştı?Hemen nasıl böyle şeyler olmuş olabilir di?

O askeri tam boğazından vurdum.Ben askerleri genellikle boğazından vururdum.Bu benim travmatik bir anımı yansıtıyordu.

Defne'ye doğru hızlıca yürüdüm.Gözyaşlarım hızlıca gelmişti gözlerime."Defne..."dedim mırıldanarak.Başı önüne düşmüştü."Defne... Yalvarırım bana bak.Gözlerini aç,konuş.Yalvarırım"dedim çaresizce.

Onun adı hep dudaklarımdan çıktığında neşeyle çıkardı.Fakat bu sıralar çaresizlikle ve umutsuzca çıkıyordu.Hepsi ben kaçırıldıktan sonra olmuştu.

Kafasını kaldırıp omzuma koydum.O sırada Kuzey ellerini açıyordu.Ağlamam daha da şiddetlendi.Kuzey ise ellerini açmıştı.Hemen kucağıma aldım.

Elif'e baktım."Sağlık ekiplerine haber ver çabuk.Lütfen hızlı ol!"diye bağırdım.O sırada Defne'nin üstüne örtmeye çalışıyordum.Bedeni çok soğuktu,fazla soğuktu.

Sağlık ekipleri geldiğinde direkt hastaneye gitmiştik.Defne şuan ameliyattaydı.Kül Timi'de gelmişti.Ben ise bir koltuğa oturmuş,duvara boş bakışlar atıyordum.

Derya bana doğru yürüdü.Boğazını temizledi."Komutanım."dedi.Yüzüne bakmadım.Konuşmadım.

"Komutanım.Geçmiş olsun..."dedi Can.Onun geldiğini fark edememiştim.Sadece kafamı salladım.Şuan konuşamazdım.Konuşursam nefret kusardım.

Başımı ellerimin arasına aldım ve dirseklerimi dizlerime yasladım.Öylece durdum.Belki saatler geçti,belki de dakikalar.Ama ben orada,öyle kaldım.

En sonunda bir kapının açıldığını duydum ve kafamı kaldırdım.Doktor çıkmıştı.Hızla ayağa kalktım ve doktorun yanına gittim.Arkamda Kül ve Zümrüt Timi'nin varlığını hissedebiliyordum.

Yutkundum."Defne iyi mi?İyi olacak mı?"dedim korkuyla.İlk defa birşeye korkuyordum.Hayatımda hiç bir zaman korkmamıştım.Babam ölürken bile.

Güven böyle bir şeydi demek ki.Ben Defne'ye güvenmiştim.Şimdi ona birşey olacak diye korkuyordum.

Doktor başını salladı."Evet, Defne iyi.Fakat hayati riski var.Fazla darbe almış."dedi.

"Peki görebilir miyiz"dedi Okan.

"Görebilirsiniz.Fakat fazla yormayın"

Defne'nin odasına gitmişlerdi.Ben gitmemiştim.Çünkü Aras gelmişti.Hızla yanıma geldi ve konuşmaya başladı.

"Liva,kim kaçırdı Defne'yi?Neden kaçırdı-". Sözünü yarıda kestim."Senin baban kaçırdı"dedim acımasızca.

Aras yüzüme bakakaldı."Senin baban yaptı.Öldü bildiğin adam yaptı"diye devam ettim.Aras sanki yerine mıhlanmıştı.Hareket etmiyordu.

Ben ise arkamı döndüm,nasıl bir hayal kırıklığı bıraktığımı bilemeden.Defne'nin odasına girdim.Kül Timi Aras hariç ve Zümrüt Timi buradaydı.

Defne uyanmıştı.Başında ise Zeynep ve Selin duruyordu.Emir konuştu."Ağrıların var mı?"dedi Defne'ye bakarken.Odaya girdiğimden beri birşey fark etmiştim.

Derya ve Emir birbirlerinden uzak duruyorlardı.Hatta göz göze bile gelmiyorlardı.Onların bir geçmişi olduğunu biliyordum.Derya ve Emir aslında eskiden sevgiliydi fakat Derya'nın babası yüzünden ayrılmışlardı.Birbirlerini hâlâ sevdiklerini,göz göze geldiklerinde gözlerinden anlayabiliyordum.

Derya gülümsedi."Ağrı mı?Vücudumu hissetmiyorum."dedi.

Can sorgulayan bakışlarla Defne'ye baktı."Yani ölüme yaklaşmışsın fakat hâlâ gülüyorsun"dedi.

"Bu ağrılar hiç bile,"dedi.Sonraki söylediği cümle bazılarının derin bir nefes almasına, bazılarının benim gibi bir noktaya dalmasına sebep oldu.Aras'da kapı eşiğinde durmuştu."Biz bu yolda ölmek için yaşıyoruz."diye devam etti.

Bir cümle bu kadar ağır olabilirdi.Haklıydı Defne.Biz askerler ölmek için yaşıyorduk.Vatanımız için canımızı feda etmek için yaşıyorduk.

Sonra hepsi ortamdaki hüznü dağıtmak için havadan sudan konuşmaya başladılar.Ama gözlerindeki fedakarlık asla gitmiyordu.Aras içeri geçmiş ve Yiğit'in yanına oturmuştu.

O sırada doktoru görmüştüm.Kapının oradaydı.Herkes benimle birlikte kapıya bakmıştı zaten.Doktor Defne'ye bakarak konuşmaya başladı."Defne,aileni arayabilir miyiz?Konuşmam gerek."dedi.

Defne"den cevap gecikmedi."Yok benim ailem.Eğer çok konuşmak isterseniz Liva ile konuşun.Ablam sayılır."dedi.

Doktor bu cevabı beklemiyordu.Ben de beklemiyordum fakat yadırgamadım.Ayağa kalktım.Yanımdaki Kuzey'in "Değişik"diye mırıldandığını duydum.Umursamadım ve doktora doğru yürüdüm.

Doktorla bir odaya gitmiştik.Gittiğimiz gibi konuşmaya başlamıştı."Defne'nin göğsünde bir erkeğe ait dna bulduk."dedi.Adımlarım yere çakıldı.Hareket edemedim,tepki veremedim.Sadece "Ne?"diyebildim.

Baran Demirhan...O olabilir miydi.Ama o kadar da vicdansız değildir değil mi?Peki,o adam olabilir mi?

Defne'ye dokunmuşlardı.Hayır,hayır baştan al.

Defne benim yüzümden intikam için kaçırılmıştı ve ona dokunulmuştu.Herşey benim yüzümdendi.O an farketmemiştim fakat sanki kendi canım acımış gibi yüzüm buruşmuştu ve ağlıyordum

Doktor bana doğru yaklaştı."İyi misin?"dedi.Hızla kafamı iki yana salladım.Gözyaşlarımı geri göndermeye çalışmıştım.Başarmıştım da.

İyi değildim.

"İyiyim".

'Kendini küçük düşürme Liva.Yapma bunu bize,yapma bunu küçük Liva'ya' dedi bir tarafım.

Diğer taraf ise onu onayladı.'Kendini küçük düşürme en azından bunu küçük Liva'ya yapma' dedi.

İkiside haklıydı,bende onları dinledim.Kendimi küçük düşürmedim,küçük Liva'ya ihanet etmedim."Başka diyeceğiniz birşey var mı?"dedim doktora bakarken.Doktor başını iki yana salladı.

Bende hızla odadan çıktım ve Defne'nin odasına doğru adımladım.Ne kadar kendimi tutsamda gözlerim doluyordu.Odaya girdiğimde Defne hariç herkes gitmişti.Defne'nin gözlerine baktım.Gözlerimdeki çaresizliği ve öğrendiklerimi bilmesi için.

Daha 25 yaşındaydı o nasıl dayanırdı?

"Defne..."dedim dolan gözlerimle.Defne gülümsedi.Acısına rağmen gülümsedi."Liva,öğrendin değil mi?,"dedi.Sonradan gülümsemesi silindi ve çenesi titremeye başladı.Ağlıyordu."Nasıl dayanayım ben?Nasıl onu hafızamdan sileyim?Yardım et Liva,n'olursun yardım et"dedi.

Yardım edemedim,sadece sıkıca sarılabildim Defne'ye."Benim yüzümden özür dilerim.Çok özür dilerim."dedim.Daha sıkı sarıldım,sanki herşeyi düzeltebilirmişim gibi...

Sonra ayağa kalktım.Defne'ye baktım."Kendini yorma olur mu?Biliyorum bunlar senin için çok ağır.Biliyorum bunları unutmak kolay değil.Fakat kendini yorma,yıpratma olur mu?"dedim.O sırada bizi dinleyen Can'ı fark etmemiştim.

Defne başını tamam anlamında salladı."Yıpratmam,merak etme."dedi.Fakat çok ta inandırıcı değildi.Kapıya doğru adımladım.

Dışarı çıktığımda hemen arkamdan Defne'nin odasına giren Can'dan habersizdim.

Can Eryılmaz&Defne Karabulut;

Defne Can odaya girdiğinde irkilmişti.Can konuştu,"Sakin ol Defne,ben Can"dedi.Defne'nin korkusu az olsa da geçmişti.

"Herşeyi duydun değil mi?"diye sordu Defne.

"Duydum."

"Benden tiksineceksin değil mi?"

"Ben senden tiksinmem,tiksinemem Defne.Deme böyle."

Defne ağlamasına rağmen güldü."İnanayım mı?"dedi.

Can tereddüt etti ama yine de günlerdir aklından geçeni söyledi."İnan.Kimseye inanmasan bile bana İnan.Ben senden tiksinmem,insan günler önce görüp rüyalarına bile giren kadından tiksinir mı?"dedi.

Can Defne'yi ilk gördüğünde kalbinde bir sancı hissetmişti.Can ilk,doğru ve tek aşkını bulmuştu.Hiç hissetmediği şeyleri Defne ona hissettirmişti.Ne yaparsa yapsın aklından çıkaramamıştı.

Can herşeyi görmesi için Defne'nin gözlerine dikkatle baktı.Çaresizliğini,aşkını görmesi için baktı.Defne'nin boğazı düğümlendi resmen.Konuşamadı.Can'ın gözlerine bakmak yerine yere baktı.Hiçbirşey görmemek için.

Sonra cesareti toplayıp yüzüne baktı Can'ın.Bakmasa daha iyiydi.Can'ın çaresizliği kalbini çürütmüştü.Aşkına inanmamıştı.

"Bu bir aşk ilanı mıydı?"diye sordu Defne.Genzi yanıyordu,genzi neden yanıyordu?Kalbi ağrıyordu,kalbi neden ağrıyordu?

Can hafifçe gülümsedi."Öyle"dedi.Defne cevap veremedi.Öylece kaldı.Defne'yi kimse sevmemişti,sevmek ne demek onu bile bilmiyordu,sevilmek ne demek onu bile bilmiyordu.

Can tekrar konuştu,"Biliyorum senin için zordu bunlar.Herşey üst üste geldi.Günler önce gördüğün adama inanamıyorsun.Fakat o günlerde ben ilk defa sevmeyi öğrendim.Eğer istemiyorsan söyle gideyim."dedi içi acısa bile Defne rahatsız oluyorsa devam edemezdi.

Defne sadece "Git"diyebildi."Rahatsız oluyorum git.Günler önce gördüğüm adama inanamam"dedi acımasızca.Can'a bakmıştı o sırada.Fakat Can en az 198 boyunda olduğu için başını kaldırmak zorunda kalmıştı.Defne Can'ın siyah gözlerine bakarken ilk defa kalbinde yoğun bir ağrı hissetmişti.

Can çaresizce baktı.Kafasını salladı."Peki"dedi.Arkasını dönüp odadan çıktı.

Can gitti...

Aşkından geceleri uyuyamasına rağmen sevdiği kadının iyi olması için gitti.

Defne hıçkırıklara boğuldu.Bunları söylediği için kendinden nefret ediyordu.Yaşadıklarından sonra kimseye güvenemezdi.Zaten herkese güvendiğinden bôyle olmuştu.

Belki de Can bir daha gelmemek üzere gitmişti...

Defne kaçırıldığı zaman;

Hayatında bir sürü zorluk görmüştü ama böylesini ilk defa görüyordu.Eve bir anda adamlar girmişti.Defne hiçbir şey yapamamıştı.

Pijamaları vardı üstünde.Arabaya bindirmişlerdi zorla.Yanında bir adam vardı Aras yüzbaşına benziyordu.Defne'yi umursamadan direkt yerde sürüyerek bir duvara bağlamışlardı.

Hiç düşünmeden üst kısmındaki kazağı yırtmıştı Aras yüzbaşına benziyor dediği adam.Sonra kelimelere dökemeceği şeyler yaptı.Bağırdı,çığlık attı,çırpındı ama kurtulamadı.

Zaman aktıkça kendini halsiz hissetti.Zaten adam da işi bittikten sonra gitmişti.Başka bir adam gelmişti.Göğsündeki sıvıya baktı,midesi bulandı.Hatta o kadar bulandı ki başını yana çevirerek kustu.

Başka bir adam ona elektronik şok cihazını kullanarak işkence etmişti.Defne tam bayılıyordu ki etraftan silah sesleri gelmişti.

Sonra ise ona elektrik şok cihazı ile işkence adam tam boğazından vurulmuştu,kan üstüne sıçramıştı.Öylece durdu.Canı yandı ama ses etmedi.Konuşmadı.Sarı saçları kırmızı olmuştu.

Birisinin gelip onu kurtarmasını bekledi.Her zaman yaptığı gibi...

Bölüm sonu...
Bir dahaki bölüm ne zaman
gelir bilemem.Görüşürüz!